Ö*

 

 TAŞER YARAR

  Kitaplarım Yazılarım
.  
 

 

 

 

 

 

 

ŞİİR

Ne zaman ki en sevdikleriniz yanıltır sizi,

Ne zaman ki birer birer düşürür herkes maskesini,

Ne zaman ki yalnızlıktaki o muhteşem gücü keşfedersiniz,

İşte o zaman başlarsınız gerçekten yaşamaya. 

C.HENRY

 

 

BAŞARMAK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

İyi savaşçı değildi,

Yine de Arena da,

Favori bir rakibi geride bırakıp zirveye çıkmayı bilmişti,

 

Bunun gibi pek çok örnek hatırlarım,

İş aleminden,

Dörtnala giderken hiç olmayacak bir anda tökezleyip son dönemeçte düşen,

Zirveyi üçüncü sınıf birilerine bırakan,

 

Elbette bu yenilgilerin hatırda kalmasına neden olan şey,

Favorilerin kendilerini asla yerleri doldurulamayacak kahramanlar olarak görmeleriydi,

Beceriklilik ve fedakarlıklarına biçtikleri değer de inanılmazdı,

 

Fakat insan her ne kadar kendini bir konu da usta olarak görse de,

Bir şekilde, bir yerlerde, biri tarafından,

Dönemin ruhu gereği,

Ya da her hangi bir sebeple,

Yenilgiye uğratılabileceğini, talihsizliklere veya haksızlıklara kurban gidebileceğini de hesaba katması gerekir,

 

  

 

ZAFER

Sabah saatın 08inde,

Polisin kapıyı çalıp kod adı  “  Misakı Milli  ”  operasyonunda adı geçtiği için kodese atılacağı  kaygısı,

Çöpü atmayı unutacağı kaygısı,

Tansiyon ilaçlarını almazsa öleceği kaygısı,

Akıl sağğının yerinde olup olmadığı kaygısı,

Acının hiç bitmeyeceği kaygısı,,

Televizyonda, gazetelerde aynı tasarım kabak tadı veren ablak yüzleri yine görüp tiksineceği kaygısı,

Eski karısının yüreğinde taşındığı intikam duygusunun ebedi olduğu kaygısı,

Nadiren de olsa aradığın şeyi bulma, bulunca da nefret ettiği rolü oynama kaygısı,

İnsani değerleri savunanların akıbetinin aynı olacağı, er geç  sosyopat olarak  tanınacakları  kaygısı,

Yürüyüş bandında koşarken kalp krizi geçireceği kaygısı,

Akşam ne yiyeceği kaygısı,

Hayatın dur deyip kenara çektiği ve gar otoparkına gönderdiği bir kara tren misali, asla yeniden raylara döneme kaygısı,

Aptal adamlarla karşılaşıp bayat sezgilerini tekrar tekrar dinleme kaygısı,

Küçük kızının onu sevmeyeceği kaygısı,

Geçmişte olduğu gibi gelecekte de zibidi dünyanın, beni ardından iğreneceğim insanlara saygı duymak bırakacağı kaygısı, 

Gidip senelerce reisten torpilli olduğunu bildiği gazetede köşe yazıp üstüne bir de  hin oğlu hince,  sahip olup oyalanabileceği minicik işi için "Atatürk'ün askeriyim, SAĞLIKLI :))) özgür basının neferiyim , dokunulmayanları elleyebilirim" deyip ( devletin imkanlarından - araç, konut vs - geberinceye kadar nemalanıp ne mutlu türküm diyenler gibi) asıl zehir, asıl sinsi, asıl aşağılık, asıl karanlık, asıl duruşu olmayan, asıl sahtekar,asıl dümenci kendisi değilmiş gibi dürüstlük taslayan cennet cehennem kaygısı olmayan, kan kusacıca zıpçıktının biri , şimdi kalkmış, kendini kandırdığı gibi yine kendi  ve derin güçlerin pis çıkarları için "sağlığımızla oynuyorlar , tıp aleminin hazin öyküsü "diye utanmadan, ahlaksızca kitaplar yazıp Nagehan alçının ve benzerlerinin demirbaş olduğu tv kanallarında pazarlamasını yaptığını görüp, sistemin böyle HASTA ZİHİNLİ parazit adamlarca iyice pisliğe dönüştürüldüğü, kitlelerin de böyle boş kendisiyle yüzleşemeyen adamların peşinden sürüklendiği kaygısı,

 

Profesyonel şükürsüz aynı ahlaksız sistemin ürünü, her dönemin birbirlerinden beslenen, bir birlerine eğilen, sözde İslamcısı, Atatürkçüsü p.çlerinden yıllar önce çözülmenin başlamasıyla birlikte, belki saatler, aylar ya da senelerce tozlu bir oda da, bir başına, üzerinde bol konserve barbunya lekeli eşofmanın, kafanda bir tutam saç, önünde k.çından üç kat  daha büyük göbek ve bulanık gözlerle oturup ; anaokulu bebeleri gibi şiir yazarak ya da duvarındaki lekeyi seyrederek eriyip gitme kaygısı,

Ne zaman hasta olsa öleceğini düşünme kaygısı,

Gözüne perde ininceye kadar, başkalarını yok sayma üzerine hayatlarını idame ettiren Emre kongar denen dayıyı ve benzerlerini gazetelerin baş köşelerinde görecek olma ve böyle tonla gurupçu bireysellikten uzak adamlar sayesinde normalde olması gerekenlerin olmayacağı, hiç bir şeyin değişmeyeceği, yaşananların beklenen sonuçları getirmeyeceği , böyle gelmiş böyle gideceği, akp nin yine on yılda bir  yüzde elli oy alacağı kaygısı,

Son yirmi yıldır "ülkeye  İslam üzerinden çağdaşlık getireceğiz"  deyip haklı olduklarını düşünerek  çalıp çırpma derdine düşen, devleti soyup soğana çevirip eş ve veletlerine ve dostlarına ve kendi altlarına son model cip çeken, onları ihya eden, Eskişehir yolunu lüks araç cennetine çeviren, nefretten ve egemenlerin desteğinden doğan güçle her şeye ve her yere saldırıp sahip oldukça mutsuzlukları artan, zamanı geldiğin de Azrail'in bile almak için hiç bir şey bulamadığı erkeğin erkeğe kadının kadına benzemediği, Türk halkı ile köprüleri atmış,  aşağılık  kin ve nefret küpü , amerikan malı; sürekli zenginleşen, talancı fetöşçü ve doymak bilmeyen birlikte yürüyen sözde İslamcı yandaşları ve öteki tarafta oynayan, şatafatını geberinceye kadar sürdürmek isteyen, güya Atatürkçü gözüken, her dönem, (özellikle fetö ve ılımlı  İslamcılar döneminde, bire beş kazanıp, hep birlikte ensest bir ilişki yaşayan) her kriz ortamında genişleyip büyüyen, israfçı, lanet, teşhirci, vatan kurtarmaktan ziyade vatana zarar veren O.çocuklarının uğrattığı zararın karşılığı, duble dolaylı vergilerle ve zamlarla, hep savunmadaki, hep ezilen, hep mağdur ve trajik yaşamı olduğundan mağduriyeti ve dramı sürekli yükselen, hep hayal kırıklığı yaşayan, hep kötürüm, itliğe uyum sağlamayan, zekayı, kapasiteyi, bilgiyi kendi çıkarları için kullanmayı reddeden, günlük hayatın içinde çırpınıp duran ben ve benim gibilerin sırtından çıkarılacağı ve  bu, insanca  yaşamak, başarı ve önemsenmek ve ölçüsüz zenginleşmek için PİÇ olmak gerektiği pompalanan korunmalı, arkası karanlık adamlara , direnmek ve içimizde biriken tepkiyi üzerlerine kusmak çok zor olduğundan yaşam standardımızın daha da düşeceği, çaresiz, kaderimizin daha da kahpeleşeceği, sefaletimizin ve yalnızlığımızın ve dışlanmışlığımızın katlanarak artacağı kaygısı ,

Haysiyetsiz, şerefsiz, onursuz insanların, haysiyetli, şerefli onurlu insanlara, haysiyetsiz şerefsiz omursuz demeye devam edecekleri kaygısı,

Adil bir toplumda olması gerekenin " zengininin az olduğu, yoksulunun ise hiç olmadığı "  asla bu ülkede gerçekleşmeyeceği kaygısı,

Kafa karıştırıp prim yapan ufak adamların gündemden hiç düşmeyeceği kaygısı,

Posta kutusundan yeni bir mahkeme celp yazısının çıkacağı kaygısı,

Evden dışarı çıkarken komşunun tekini görüp merhaba demek zorunda olacağı kaygısı,

Yanlış bayrakların dalgalanıyor olma ihtimali kaygısı, 

Geberinceye kadar sistemi dişleyen, Müslüman taklidi yapan özel,  hayatları tamamen farklı takiyeci, çok önceden gün, gün planlanan sivil darbenin figüran cingözlerinin oyunu bırakmayacağı kaygısı, 

Bazı amaçlar için yasaların çiğnenebileceği, suçun cezasız kalabileceği kaygısı,

Güçlünün üstüne vatoz gibi yapışıp onunla birlikte yaşamaya çalışan parazitlerin ülkeyi bir kanser gibi sardığı kaygısı,

Kötülüğün kol gezdiği, eşitsizliğin kanıksandığı, gençlerin ve ezilenlerin görmezden gelinip ğsoykırıma neden olunduğu,  hainliğin ufuk açtığı , itlik yapmanın kutsal olduğu ülkede : insanların, kendi kişilikleri yok olduğundan guruplaşmadan, bela kesilmeden, maraza çıkarmadan, başkasını yok saymadan ve devamlı rant peşinde koşan nefret dolu ağzı çabuk, kendi birinciliğini ilan etmek için üstüne vazife olmayan her b.ka müdahale eden lanet  bir görünür O. çocuğu olmadan varlıklarını kanıtlama ve istikrarlı bir biçimde idame ettirme imkanlarının neredeyse mümkün olmadığı kaygısı,

Sahiplerimizin sahipli olabileceği kaygısı,

Genç insanların yaşamlarının sona ermesine aracılık eden, yaşama haklarını yok eden hatta terörden, gdo lu ürünlerden, trafik kazalarından daha fazla onlara zarar veren, onların enerjilerini emip, aşağılayıp, yok sayıp, alay edip hayatta kalmaya çalışan  her sektördeki olağan üstü eğitimli :)))))) sadece alçaklık yapmak için bir biriyle rekabet halindeki, lanet olası asalak GENÇLİK DÜŞMANI it takımı,  kravatlı  o küçük geveze namussuz kuralsız kara düzenin vesayetçilerinin konumlarından taviz vermeye güç kullanılmadıkça asla yanaşmayacakları kaygısı,

İntihar etse bile cehenneme nakil olduğunda yine aynı aptal bu dünyadaki tıpa tıp hayatına devam edeceği kaygısı,

Yüzüne oturtacak bir hatun bulamayıp gözlerini araladığında bakmaya doyamadığı  o harikulade   cenneti  tekrar  göremeyeceği  kaygısı , 

Ülkesinin atmosferin en güçlü devleti bile olsa  “sözde mesleğini hakkıyla yapıyor işinin ehli “ denilip  yanar döner duygulu, sadece fayda sağlamayı düşündüklerine cana yakın davranan, sürü içgüdüsüne sahip hırsız, y.vşak, sahtekar insanların yıllarca zirvelerde eskisi gibi fink attırılacağı kremayı yine aynı iç karartıcı niyetli yılışık güç simsarları sürüngenlerin yiyeceği kaygısı,  

Başının hasardan hiç kurtulamayacağı kaygısı,

Neden tuzu kuru adi lanet olası adamların  Allah vatan bayrak kutsal deyip koltuklarına yapışmalarını, köşeye çekilmemelerini sorgulamayıp ezberini sürdüren toplumun, böyle geldiğinden böyle gideceği kaygısı,

Olanı olgunlukla kabul edeceğine sürekli intikam peşinde koşma kaygısı,

Yitik doğduğu gibi yitik öleceği kaygısı, 

 

Ve akşamı edemeyeceği kaygısıyla,

Ve dünyadaki çoğu erkek gibi başarısızlığın asıl sebebinin k.ç yalamayı reddettiği için başkalarında, kahpe kader de ve Tanrı da  arama kaygısıyla,

Halının ortasına boylu boyunca uzanmış elleri başının arkasında kirli tavana bakıyordu…….,  

 

     

 

HAYATA KATLANMAK ÜZERİNE 

Tunalıdayım,

Önümde tişört ve taytlı bir hatun yürüyor,

Kadının vücudu inanılmaz,

Arada bir değişiklik olsun diye Doğa, Tanrı yada Birileri böyle kusursuz bir beden yaratır,

Seyrediyorum,

Birbirinin aynısı iki daire ve onların ritmik momenti, Tanrım!  Ne sihir,

Kıyak akan nadir anlardan biri daha,

Mütemadiyen bakarak zafer düşleri kuruyorum,

 

Kadın işini iyi yapıyor ve buna da gereksinim duyduğu aşikar,

Genç, arzulu, giyimi tarz,

Tek arzusu vicdansızca, her kadın gibi erkek cinsini delirtmek,

Schopenauer haklı, gerçeklik payı var söylediklerin de,

 

Bir kadının kıçı kadar büyülü bir şey yoktur hayatta,

Yaşam enerjisi,

Cinselliğin tetikleyicisi,

 

Ne 15 Temmuz, ne engin ardıç, ne Akp, ne eğitim var aklımda,

Ne de intihar,

O kayıtsız kıvırtışı izlerken,

O taytın sıkılığı,

Kalçaların  görülmemiş bir  oynaklıkla o düzenli ritmi,

O çalkalanış..,

Ne şov ama,

 

Bir erkeğin, önceden böyle birkaç gövdeyle temas etmişliği olsa bile,

Yetmiyor şüphesiz,

Evet, sırf bir kez daha (one more tıme) umuduyla, yaşamalı insan,

 

Dünya adamları bu kadar bokun içinde hayata tutunmanız için işte size çok önemli bir sebep...

 

  

 

İNSAN KUMAŞI ÜZERİNE BİR ANEKDOT

Sabah 11, dışarıda korna sesleri, yüzüm de bir sinek geziyor,

Rahatsız oluyor uyanıyorum, elimi komedinin üstüne atıyorum,

Yarı uykulu,

Nafile sigara paketi boş,

Kalkıp üstümü giyiniyor dışarı çıkıyorum,

 

Tek derdimiz oyalanmak, bu doğru,

Bina sakinleri, nefret ettikleri işlerindeler bu saat de,

Ben ve apartman görevlisi dışın da ortalıkta kimse yok,

 

Çağdaş markete doğru yürürken,

Pencereler de birkaç yaşlı kadın perdelerin arasından beni dikizliyor,

İçlerinden, muhtemelen “ İşsiz hergele “ deyip sinirleniyorlar,  onlara balenli sütyen almak   ve güç  için bir çarkın başında aptalca işler yapıp çoktan ölmüş olan kocaları gibi davranmadığım için,

 

Bir kaç çocuk takılıyor peşime,

Bağırıyorlar,

“Hey amcaaaaa, ayakkabının bağcıkları çırpınıyor,”

“Ağzın da sakız mı var? Yoksa kendi kendine mi konuşuyorsun?”,

“Niye dik  yürümüyorsun?,”

Bir köpek de yanıma sokuluyor bu arada,

Eh,  bana da müşfik davranan birileri var diye düşünüyor,

İçeri giriyorum,

Çocuklar ve köpek dışarı da beni bekliyorlar,

Sigara, bal aromalı plastik kemik ve gofret alıyorum,

Dağıtıyorum onları,

Ve sigaramı yakıyorum,

Çil yavrusu gibi dağılıyorlar,

 

Hep böyle olur,

Beslediklerimizdir BİZİ ilk tek edenler,

Uzaklaşıyorum oradan…...,

 

 

 

NE YAPAYIM BÖYLEYİM İŞTE

Öyle sevimsiz bir adamım ki,

Sokak köpeği olarak gelmeliymişim dünyaya,

Yâda bira bardağının etrafında vızıldayan karasinek,

 

Hiçbir şeye uyum sağlayamıyorum,

Bu gün hatunun biri aradı spor kulübünden,

Bir hastaneyle anlaşmışlar,

Sağlık kontrolünü uygun fiyatla yaptırmayı ister misin mealinde bir şeyler geveledi,

Ben de ona hazır konuşacak kadın bulmuşken, kendimce gülünç bulduğum, ama konuyla bağlantısı olmayan havalı bir şeyler söylemeye kalktım,

Ama o gülünç bulmadı ve telefonu yüzüme kapattı,

 

Yine bu gün, saatlerce tost makinesinin vidasıyla nalbur nalbur gezdim,

Ona uygun alyan bulup eve geldiğimde,

Bu sefer cüzdanımın içine koyduğum salak şeyi bulamadım,

Kendimden başka her şeyi kaybetmede üstüme yoktur,

 

Camide de uyumsuzum,

Herkes safta namaz kılarken,

Ben tek başıma ibadetimi yapmayı tercih ederim,

Cemaat beni eliyle ikaz edip yanımıza gel dememeleri içinde gözüm hep secde de olur,

 

İnsanların aktif olduğu gündüz saatlerini de ben yatak ta geçirmeyi tercih ederim,

Ya da insanlar akşam yemeğine oturacağı saatler benim için uyku vaktidir,

Herkes deliksiz uykudayken de ben oturur televizyon seyrederim,

Bu yüzden insan ilişkilerim zayıftır,

 

Bir zamanlar İş yaşamında da kaçmaktan zevk alırdım,

Aptal Bir toplantı esnasında ilk yaptığım şey,

Hastaneye gitmekti,

Doktor sırası beklerken de ne kadar akıllı olduğumu düşünür, kimi zaman da hafifçe geğirip kendimle gurur duyardım,

 

Acıklıdır ama bir konuştuğum adamla bir daha konuşmak beni sıkar,

Zaten tanışıp ta haz ettiğim insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez, o da bir süre için……….

 

Kadınlar içinde durum aynıdır,

Hepsi karbon kopyadır,

Yaydıkları sıradanlık dalgasını hissedebilirsin,

Yarım saat zevk için ,

Saatlerce çene çalıp sürekli masraf yapmak demektir ,

Hiç birinin tuvalet kağıdı kadar değeri yoktur nazarımda,

 

Aslında insanlarda ne gibi bir özellik aradığımı bende bilemem,

 

Medya ile de uyumsuzum,

Fokların havlama oyunu işte,

Aynı çiğ yüzleri yıllarca görmekten bıktım,

Tam kurtuldum dediğim anda başka patronların projelerinde kullanılmak üzere başka bir delikten  çıkarıveriyorlar  o iğrenç lanet olası başkaların da sisteme girme hakkını görmezden gelen özverisiz, köle, adi kafataslarını,

 

Yakınan köşe yazarları, güldüren küçük kızlar, ıskartaya çıktığının farkında olan ama çaresizlikten sabah programları yapan teyzeler, gelecekten haber veren medyumlar, belki az daha görünür  olurum  diye  neredeyse çıplak poz veren şarkıcı ve Yeşilçam eskileri sıkıyor beni. Hacivat ve Karagözü bu insanların hepsine yeğleyebilirim,

 

Kriz durumlarında orta yolu bulamam,

Apışıp kalırım,

Diyelim karımla sürtüştüm ki bu onun gelecek düşleriyle ortaya  koyduğu sabır nedeniyle çok nadirdir, 22 yılda üçü geçmedi,

Ya bu işin yürümeyeceğine karar verip evi terk etti,

Yada deli olmadığımı kanıtlayan bir rapor istedi, psikolog da seans başına yüzlerce paramı alıp, beni hasta etmeyi başarmasına rağmen  yine de toplumsal dengesizliğin paralı bir kandırıkçısı olarak  “ uyumlu”  raporu verdi. Karım  bu son şansın deyip beni bir kerelik affetti,  

Ve Son tartışmamızda da nihayet beni boşamak için mahkemeye verdi ve boşandık,

 

Oysa karşı komşumun kavgalarından geceleri hiç uyuyamama rağmen onlar gül gibi geçinip gidiyorlar yıllardır,

Aslında en ideal evliliği onlar yürütüyor kanımca,  sabah kalktıklarında  hiç  bir şey olmamış gibi davranıp devam ediyorlar, evlilik bence bu,

 

 

Neyse, yalnız kalmayı hak eden ben,

Yalnızlığıma eşlik edecek bir arkadaş bulamamanın huzuruyla,

Kendimle de ne yapacağıma da karar veremiyorum ne yazık ki,

 

Şişme bebek belki uyum sağlayabilir bana, 

Sahicileri kadar müşfik olmasalar da Akmaz, kokmaz, şikayet etmez, kurnazlık bilmez, yalan söylemez, vatan elden gidiyor deyip güce çöreklenen, eşitsizliği, adaletsizliği kendi başlarına gelmeden asla idrak edemeyen kalifiye o. çocuğu eğitimli deyyuslara imrenip onlar için beni terk etmez, saldırmaz, acı çektirmez, kolay unutulabilir MOLped kullanmaz ,

Bana katlanabilecek, benimde bu cehennemde avunabileceğim  tek zırıltı bu olabilir,

Evet olabilir ……,

Yinede bilmiyorum,

Bileceğimi de zannetmiyorum,

Umurum da  değil zaten,

 

  

  

Özyıkım

Bir cehennem yaratığı gibi, olmaktan haz duyduğum tek yer  olan mutfak taburesine yalnızlığımın gölgesinde oturmuş  istek dışı kayıtsızlıkla  bir yandan cır cır böceklerini dinliyor bir yandan da güneye bakan penceremden Eskişehir yolunda gidip gelen araçları  seyrediyorum,

Dün yine tokatlandım bir kancık tarafından,

4 yıldır yalnız yaşıyormuş bu süre zarfında hayatına sadece bir erkek girmiş,

O da iki yıl sürmüş,

Adam psikopatmış,

Her kadının terk ettiği erkek için arkasına sığındığı sihirli sözcüktür,

Psikopat,

 

Ben telefonda bu palavraları dinlerken,

Kadının sesi kesiliverdi bir anda,

Üstelik kolum kalçasına dolanmış, parmaklarım göbeğinin üzerinde gezindiğini hayal ederken,

Kalakaldım ta.klarımla bir başıma,

Kadın benle konuşurken sanal alemde benden daha paralı ve güçlü bir keriz buldu sanırım,

 

Böyledir kadınlar,

İşine geldikleriyle yola devam ederler,

 

Kadınları iş adamına benzetirim ben,

İkisi de verdiğinden daha fazlasını almak için mücadele eder,

 

Neyse deneyimliyim artık,

Birkaç yanıktan sonra acıyı hissetmezsin,

 

Bu arada kazanamayacağıma da karar verdim,

Doğru da yapsam, hareketsiz de kalsam, hata da yapsam kazanamayacağımı hep sona kalan olacağımı biliyorum artık,

Pusu kurmayı beceremediğim,  yalanlarla yoğrulmadığım, eylemlerimle baş belası olamadığım için  de bu böyle devam edecek. Özüm bu olduğu için ben onlara hiçbir şey yapamayacak, onlar bana çok şey yapabilecek, yapmaya da devam edecekler,

 

 

Harbiliğin gözü kör olsun,

Önemli görünen her konuda kaybedeceğim,

Kasvetli bir yolda yürürken sık sık kaybolacak aldanacak ve tuzağa düşeceğim,

 

Ya da montaj hattı üzerinde sadece d.züşmek ve çıkarına olan her şeye / canlıya biat etmek olan, iki şey için üretilmiş iblis bir balık kafa araya girip yolumu kesecek,

 

O yola devam ederken,

Ben her zamanki gibi kendime yıkıcı acıma duygumla, ağrılarım ve yalnızlığımla ve kabullenilmiş bir teslimiyetle zağar gibi mutfakta kös kös oturup kalın ensemi kaşıyacak, sinek kovacak, farkında olmadan, öylesine cır cır böceklerini dinleyip pencereden Eskişehir yolunda seyir halindeki kamyonetleri seyretmeye devam edeceğim,

Ve elbette masada süs işlevi gören elinde asa sakallı bir güruh heykelciği, hayatın yenilgilerine katlanmak zorun da olan ve ruhunu hiçliğe banıp duran BENDENİZE bakıp duracak.

 

  

 

GİZLİ KAHKAHA

Muhteşem ülkemin amcaları, sefil işlerinin başında hiçlik dolu kafalarıyla ne kadar değerli olduklarını insanlığın yüzüne kusarken,

 

Ben havuz kenarında yaşlı iri bir dosta la birlikteyim,

Çevrede neredeyse çok az insan var,

 

Önümüzdeki şezlongda iki hatun yüz üstü güneşleniyor,

Yansımaları çok hoş,

 

İhtiyar fil şapkasının altından sürekli dikizliyor çıtırları,

Daha fazlasını görmek için,

 

“Burada her akşam yemek düzenleniyor” diyor ihtiyar,

“Biz de gelebilir miyiz,?” Diye soruyorum,

“Hayır,”

“Neden,”

“Patron işine yarayan güçlü adamları ağırlıyor burada, özellikle siyaset arenasından,  Cemil Çiçekgillerden ”

“Anladım,  beslemeden, beslenemezsin,”

“Aynen öyle, barındırmazlar adamı, tek başına ancak istifa dilekçeni verebilirsin,”

 

O an barmen yanımıza gelip bir şeyler içer misiniz diye soruyor,

İki bira söylüyoruz,

 

Hatunlar sıkıldılar, biri kalkıp havuza doğru gidiyor,

Diğeri telefona sarılıyor,

 

İçkilerimizi dipliyoruz,

Bu arada, kocaları korkunç işlere bakan birkaç çocuklu genç kadın ellerinde pusetlerle açık havuz alanına girip şezlonglara doğru ilerliyor,

 

Sonra ihtiyar,  çoğu erkek gibi,  karısının onu terk etmesinden korkup yoğun iş temposunun sonucu kansere yakalanan gazeteci akrabasını hastanede ziyaret etmek için benden müsaade isteyip ayrılıyor,

 

Bende birazdan bekar evime topuklarım, Gün fena geçmedi sayılır,

 

Eski karımın ebedi arzusunu gerçekleştirecek göz var mı bende.  12.12.2012

 

 

HATIRLIYOR MUSUN

Behçet Nacar evlimiydi,

Erol Taş sigara yüzünden bacaklarından mı olmuştu,

Fatma Girik'in şişli belediye başkanlığı yaptığı dönemleri,

Sokaklarda akşamları boza diye bağıran adamları hatırlıyor musun,

Anneni merdaneli çamaşır makinesinin başında saatlerce çamaşır kuruturken gördüğün günleri,

Erkeklerin giydiği topuklu ayakkabıları,

Ya naylon yandan çıtçıtlı pabuçlarla top çevirip, peşinde koşturmalarını,

Jartiyeri hatırlıyor musun,

Açık hava sinemalarını,

Bakkaldan kazı kazan oyunu alıp mahalleliye şans  talih kader kısmet beş kuruşa diye bağırarak satmaya çalıştığın yetmişli yılların başlarını,

Gazoz kapağı ,sigara kutusu yada çikletten çıkan sporcu resimleri biriktirdiğin günleri,

İlk mastürbasyonunu,

ilk karşı cinsle yaşadığın cinsel deneyimini,

Kocatepe camisinin inşaatında futbol turnuvaları düzenlendiğini,

Misketinle sıkı kondik çakıp üçgende çocukları üttüğünü,

Seyyar satıcıdan dalında taze nohut satın aldığını,

Yakan top oynadığın zamanları,

Sel gibi inen, durmak bilmeyen yağmurları ve kiremit çatılarda ve tahliye borularında çıkardığı o sesi, akan tavan altlarına konan leğenleri,

Marizlediğin ilk çocuğu,

Barış Manço'yu öldüren şeyi,

Evinin bahçesinde kirpiye rastladığın zamanları,

Orta okulda hocanın, yanağına indirdiği şaplağı,

Zagoru,

Yüzbaşı volkanı,

Kaptan swıngi,

İsmet İnönü'yü radyodan dinlediğin günleri,

Babanla mahalle pazarından satın aldığınız sebze ve bakliyatı Hamala taşıtmanızı, 

Havalı, geniş yakalı kruvaze ceketleri,

İspanyol paça kot pantolonları,

Evin bahçesindeki duvara oturup annenin hazırladığı üzeri yağlı ve toz şekerli ekmeği afiyetle yediğini,

Evinize misafirliğe gelen annenin taş gibi arkadaşlarını,

Demirel'in elinde melon şapka ile dünyayı ben kurtarırım diye böbürlendiği yılları,

Mahalle Bakkalıyla, kapıcıların kapışmalarını,

Pamuk helva satın alması için babana yalvardığın günleri, 

 

 

 

HATIRLIYORMUSUN

 

Behçet Nacar evlimiydi,

Erol taş sigara yüzünden bacaklarından mı olmuştu,

Fatma girik şişli belediye başkanlığı yaptığı dönemde nerdeydin,

Sokaklarda akşamları  boza diye bağıran adamları hatırlıyormusun,

Anneni merdaneli çamaşır makinasının başında saatlerce çamaşır kuruttuğu günleri

erkeklerin giydiği topuklu ayakkabıları,

naylon pabuçları,

jartiyeri hatırlıyormusun,

ya açık hava sinemalarını,

hiç sanş talih kader beş kuruşa sattınmı ,

gazoz kapağı ,sigara kutusu yada cikletten çıkan sporcu resimleri biriktirdinmi,

Kocatepe camisinin inşaatında hiç futbol oynadınmı,

Misketle iyi kondik çakıp  üçgende çocukları üttünmü,

Seyyar satıcıdan dalında taze nohut satın aldınmı,

Yakan top oynadınmı,

Evinin  bahçesinde hiç kirpiye ratladınmı,

Hocanın yanağına indirdiği şaplağı,

Zagoru,

Yüzbaşı volkanı,

Kaptan swıng i,

İsmet inenüyü radyodan hiç dinledimi,

Pazardan aldığın sebze ve bakliyatı çocuklar  tahta torna arabalarla hiç evinize taşıdımı,

 

Havalı geniş yakalı kravüze ceketleri,

İspanyol paça pantolonları,

Evin bahçesindeki duvara oturup annenin hazırladığı yağlı şekerli ekmeği

Evinize gelen annenin taş gibi arkadaşlarını,

Demirelin elinde melon şapka ile dünyayı ben kurtarırım diye böbürlenmesini,

Bakkalla ,kapıcıların kapışmalarını,

Mahallenin dar sokaklarında top çevirmeleri,

Pamuk helva alması  için babana yalvardığın  günleri,

 

 

 

 

 

  

 

 

Bu şiiri " lanet sistemi ayakta tutan kilit taşları güç ve konum söz konusu ise gerisi teferruattır" diyen ülkenin dertleri para değil başka bir şey olan, doyumsuz, fiyakalı, güç bağımlısı,kitleleri kolayca kandırabildiklerini gördükçe iyice azan, bu ülkede kendileri ve yakınları dışında başkalarının da yaşadığından habersiz, kendi menfaatlerini ülkenin kaderiymiş gibi sunan, tek icraatları gevezelik olan, karaya vuran sahipsizliğe işsizliğe yalnızlığa eşitsizliğe edepsizce umarsız ve acımasız, hantal, pörsümüş, sanrılı, ülkenin vatandaşlarının dünyasına değer katamayan, en üst mertebeli hacılarına, hocalarına, topçularına, tüccarlarına, particilerine, kravatlı entellerine ve emekliliklerinde de saltanata devam eden paşalarına ithaf ediyorum, 

 

  

 

Görkemli  hayat  

Bazı günler,

Rutinimi değiştir,

Gün boyu yaptıklarıma tersinden başlarım,

 

Yapmak zorunda olduğum ya da yapmak istediklerim, aynı  şeyler olmasına rağmen,

Değişik saatlerde yaparak,

Sıradanlıktan bir nebze de olsa kurtulurum,

 

Ne mi yaparım,

Sabah spora gitmek yerine,

Hiç bilmediğim yabancı mahallerin,

Yabancı sokaklarında ,

Bir aşağı bir yukarı ,

Araba sürerim,

Birkaç saat,

 

Sonra Volks'umu park eder,

Bir markete girerim,

Annem yaşında kadınlarla birlikte,

Alış veriş arabasını sürerek gezinir,

(Çok şey alacakmışım gibi)

Sonrada sporda içmek için l.5 litrelik su alır,

Marketten çıkarım,

 

Ardından bir kafeye girer,

Kahve içerim,

Çevremde oturan ,

Kendilerini karşısındakine  beğendirmekle meşgul,

Sevgililerin sıkıcı konuşmalarını dinlerim,

Bazen de birkaç bitirim amcanın, tekne,villa, genç kadın muhabbetlerine  ya da hayata yabancılaşmış bu sebeple de  ağzı bozuk ve dilleri uzun olan ne yapacağını bilemeyen,işsiz ya da yok sayılıp  mesleğini icra edemeyen, gelecek için kaygılanamayacak kadar ümitsiz olan ve  kendilerini değersiz hisseden üç beş hergelenin, şu anda sistemde olan koşullardan hiç etkilenmemiş bebek yüzlü 55 + pek çok haysiyetli olduklarını düşünen, ilgi bağımlısı, torun torbalı, zıvanadan çıkmış,sözde geçinme telaşında, tuzu kuru, aslında bir üflemelik canları olan, işkenceci şahsiyetin ve bu edepsizlerin yollarını asfaltlayan kamyon dolusu hanım evladı cahilin, sistemi tıkayan,fırsat eşitliğinin ve rekabet gücünün ırzına geçen, çıkar ilişkisi içinde bulunduğu insanları görmezden gelen,hileyi hurdayı fırıldaklığı zeka sanan, hep şikayet eden ama fedakarlıktan zerre haz etmeyen, başka insanlar umurlarında olmayan,ülkenin gençliğine darbe yapan,ülkenin gençliğine ahlaksız bir ortam hazırlayıp bırakmak için ellerinden geleni yapan, onlara ihanet eden,onları ezen,onları yok sayan, onları daha rahat hayatlar sürmek için ( trilyonluk arabalara sahip olurken nefesi kokanları yardım etmeyi düşünmezler )çıkışsız, kaygılı ve  eylemsiz bırakarak azar azar katleden ve bundan beslenen,onları saatli bombaya çeviren,onlara arsızca akıl hocalığı yaparken lütfedip aynaya bakmayan, fazlasını hep daha fazlasını hırsla isteyip omuzlarını bastırıp çökertecek ağır yük altına giren, onların devam etmelerini hayat kurmalarını fedakarlık yapmayarak engelleyen, kin ve nefrete çanak tutan,kendi kişisel gelişimlerini dert edinmemiş, eşitsizliği derinleştiren, kifayetsiz, geveze, trol,çift cinsiyetli, gurupçu,şirketçi,akımcı, uçkuruna düşkün,her şeyi biz biliriz geri kalan boktur görünümlü, fırsat eşitliğine saygı duymayan, asker düşmanı, ikide bir utanmazca birlik ve beraberliğimize sahip çıkalım nutukları atan,anlam ve fırsat eksikliğinin baş sorumlusu,kalpsiz, haz peşinde koşup insanları perişan ve sefil bırakan ve zerre utanmayan, başkalarını jurnalleyip hayatlarıyla oynamanın da gizlenmenin en iyi yöntemi olduğunu düşünen, özverisiz, kimse önemsemediği için kendini önemli hissetme ihtiyacı hisseden hastalıklı, süzme ihtilalci, ülkenin en büyük sorunu, orospu çocukları olduklarını ve bu kene adamlardan ancak turşu kurulabileceğini,  bu edepsizleri vatanın bekası için, kötülerin, bencillerin cezası bu dünyada verilmeli ilkesine de sadık kalmak için, üniversitelilerin hayallerini çaldıkları için  kulaklarından tutup dışarıya attıktan sonra içeriye zorla girmeye çalışmanın da ahlaksızlık olmayacağını,böyle yapmadıkça da seslerini duyurup hak ettikleri işlerde çalışamayacaklarını ve bunun böyle vurdumduymaz adamlardan kurtulmanın ve işsizliği önlemenin olmazsa olmaz şartı olduğunu düşündükleri tartışmalarına tanık olurum,

 

Sonra arabama dönüp ,

Hamburgerciden aldığım ucuz bileti değerlendirir,

Sinemaya giderim,

Özellikle en uzun metrajlı filmi tercih ederim,

Zaman harcanmak içindir .

Ve senin kontrolündedir,

Ne yol göstericiye  ne de her hangi bir ilahi güce ihtiyaç vardır

 

 

Neyse, sinema çıkışı günün finali için,

Spora giderim,

 

Kimseyle iletişim kurmadan

Ve içime kasvet çökmeden,

VE elbette yorulmadan, insan ilişkileri yorucudur çünkü,

 

Akşam olur,

Evime giderken,

Yarım asrın  yalnızlığı ,mutluluğu ve dengesi de bana eşlik eder,

 

Kapıdan içeri girince de ,

Bir günü daha  yara almadan bitirdiğim için ,

Kendimle gurur duyarım,

 

Ya,ne yapmıyorsam onu yapınca mutlu olacakmışım gibi yaptığım her iş bana cehennem gelse de, çıkan sonucun beni tatmin ettiğini ve devam etmeme katkıda  bulunduğunu düşündüğümden yazarcılık oynarım,

 

Veya,  İnternette kadınlarla sohbet etmeye başlarım, bu da devam etmeme katkı yapar,

Ama onlarla dışarıda göşmem,

Bedelleri çok yüksektir,

İlişki bitince gerçekten düzülmüş hissedersin kendini,

Hem bu saatten sonra onlara dokunmak için haftalar harcayamam,

Böyle iyidir,

İnsanların bana zarar vermesine, bunalıma sokmasına asla müsaade etmem,

Özellikle kadınların,

Bir kadınla beraber olan acı çekmeyi de göze almalıdır,

çük kaçamakların  bile bedeli vardır,

Hayat felsefem acı çekmeyerek, yaşamı katlanılabilir kılmaktır,bu da kanımca devam etmek için yeterli nedendir,  çarmıhlarında İsa yapıp acı çektirmeye kalkan patavatsızları da susarak tahammül etmek yerine  hiç zaman kaybetmeden k.,larına tekmeyi basarak kendimden uzaklaştırırım. Prensibim, kendine  iyi davranmayan ve değer vermeyen, başkalarına da iyi davranmaz.......... Ayrıca bu ülkenin insanına nezaket göstermeye de gelmez hemen zaaf olarak görüp gırtlağına yapışırlar insanın.....,

Şimdi evde ve internetin başındayım ve yine muhtemelen sonu karşılıklı sövmeyle bitecek olan kısmetlerimle koyu bir sohbet beni bekliyor,

Ha ha haaa,

Müsaadenizle, 

 

 

 

 Ülke acı çekiyorsa elbet bir nedeni vardır

Altmışlık, yetmişlik, tek görevleri fikir üretmekten ziyade, holdingci kodaman patroncuklarının meşruiyetine kanıt yada bahanelerle katkı yapmak olan, bir birleriyle yayınlanma yarışındaki, gurupçu, sorumsuz, korunmalı, yakınmacı, tek arzuları başkalarının ne dediğini umursamadan kendilerini okutmak olan yaşlı yılanların aynaya bakmadan, gazetelerindeki köşelerinde ülkede artan işsizlikten, işsizlik cehenneminden öykünmelerini ibretle ve tiksinerek okuyorken yazdım bunu, 

Kendini olduğu gibi sergileyen insanların  değersizleşeceğini dillendiren,  pis zihinli, gerçeklerle yüzleşmekten korkan, kendinden nefret eden,  bir kez bile  hayata sadık kalarak sözcükleri kağıda dizme cesaretini  kendinde bulamamış yine de t.c kimlikli yüzlerce aptalın her sabah köşesini ibadet eder gibi ziyaret ettiği,  tosun bir karafatma sütuncuyu okurken yazdım ,

Karaman Ermemekteki maden faciasında hayatını kaybeden Tezcan gökçenin ana babasına 140 tl yoksulluk yardımı bağlandığını,  uçamadan ölen kuş misali, atanamayan zavallı bir İngilizce öğretmeninin de sisteme girememenin çaresizliğinden bağ evinde intihar ederek yaşamına son verdiğini  öğrendiğimde  aklıma geldi bu şiir, 

Yalnız bırakılmamak için, onurunu hiçe sayanlar için,  kariyer ve seksle kafayı sıyıranlar için yazdım, insan kalmamak için ellerinden geleni yapanlar için, sürekli kalabalıkları arayan marazi portreler için, öğle yemeği niyetine  güçlülerin bokunu yiyenler için, tek başına  hiç olan vebalar  için yazdım, 

Bu şiiri, öfke ve tiksinmemin başrol oynadığı entrikacı iş dünyasına uzaktan bakarken yazdım, 

Sosyal demokrat devletin yokluğundan istifade edip,  durmadan yakınan, durmadan isteyen, durmadan mazlumların üzerinden güç inşa eden,  Türkiye'nin nefret duyması gereken, her dönemin para sıkıntısı çekmemelerine rağmen işlerine takıntılı, tatminsiz,  zararlı, bağımlı ve kalıplar halinde yaşadıklarından özgürlüğü, bireyselliği hastalık, yabanilik olarak düşünen, çok ciddi yetinme sorunları olan, toplum yararından ziyade kendi koltuklarını savunan, felç geçirseler de koltuktan kalkmayan, başkalarının ıstırabını kalplerinde hissetmeyen, kendilerinden sonrakileri düşünmeyen, onların canına okuyan, başkalarının can çekişmesinden beslenen KURALSIZ, külhan beyi, sömürü düzeni sakini ülkenin yüzde birlik kesimini oluşturan KAYMAK, EGEMEN TABAKANIN  insanları, mevki ve imtiyaz sahibi sözüm ona eğitimli! Tek bir uluslararası başarıya bile imza atamamış,  karanlık, kaşar, neredeyse geberinceye kadar  - emekliliklerinde bile -  bedelini dahi ödemeden ( işsizliği düşürmek gerçek büyüme ve istihdam ve yatırım  artışına kaynak yaratmak ve  az da olsa, bu  yaptıkları işe saplantılı, gurupçu efendilerin kötücül ihtiraslarına gem vurmak ve yine  bir parça da olsa normal zamanlarda ayrıcalıklar içinde yaşayan bu efendilerin   ülkenin  dar zamanlarında  da fedakarlık yapmalarını sağlayarak VATAN SEVGİSİ aşılamak  adına  yapısal reforma gidilerek --  üretimin artışı için bu adamların işlerine bağımlılıkları SERMAYE  ( Musul ve Kerkük petrollerinden daha büyük ve verimli milli geliri zıplatacak doğal kaynak ve doğrudan yeni gelir olanağı ) olarak görülüp -- yüksek oranlı caydırıcı servet vergisi tahsil edilmedensistemden çıkmayan, BİREYSEL YAŞAYAMAYAN sürekli kalabalık arayan telafisi imkansız sorunlara yol açan,  saltanat yaşayan, ülkenin  milli gelirinin neredeyse tamamını birlikte paylaşan, gücü elinde bulunduran, çözüm değil sorun üreten ve toplumun adil ve eşit şartlarda huzur içinde yaşayabilmelerine katkı için fedakarlık ve iyilik peşinde koşacaklarına sonsuza dek kendilerini gerçekleştirme ve hırs peşinde koşan, konu eşitsizlik oldu mu çıtları çıkmayan yüzyıldır oynanan kirli oyunun ebedi baş aktörleri, küçülen ekonominin yükselen enflasyonun baş sorumlusu hep banacı muteberleri,  aynı yöne bakanları, karbon kopyaları,  aralarında kabul görmüş bir umarsızlıkla gençliğini kemiren, israf eden, hırpalayan,  ihtiras peşinde koşan ve  omuzlarını bastırıp çökerten genç çocukların canlılığını çaldıkları  ağır tinsel yükü  Günahtır demeden  taşımaktan gocunmayan hayatla aralarına girip hainlik eden,  toplumdan uzak, birbirlerinden beslenen,  her şey olan ama asla utanmayan, ayrıcalığa, pohpohlanmaya, zevk ve şaşa ya hakkı olduklarını düşünüp kendilerinin şansını ve kaderini güzelleştirirken ülkenin şansını ve kaderini kahpeleştiren , mevcut adi çarkın dönmesine katkıda bulunan adliyecileri, sıhhiyecileri, köşecileri, generalleri, üst düzey bürokratları,  bunların emeklileri, avukatları, üniversite hocaları, mesleği milletvekili olan ahlaksızları, belediyecileri, ihalecileri, topçuları, danışmanları, başkanları, holdingcileri, vakıfçıları  ve  kravatlı pazarlayıcı, sermayeci, sömürge,  geleneksel top çevirici, cehennemi çoktan hak etmiş  benzerleri SİVİL DARBECİLERİ  gördükçe kasılmış halde yarattım bu şiiri, 

Park banklarında bir elleri çenesinde hiçbir şeyin hayalini kuramadan hiçliğe bakan ihtiyarlar için, DEVLETİN VE KAYBETMEKTEN İT GİBİ KORKAN, K.ÇLARININ KONFORUNDAN VAZGEÇMEYEN, ELLERİNDEKİ MADDİ GÜCÜN KATKISININ AZLIĞINI AÇ GÖZLÜ OLDUKLARINDAN HER DAİM HİSSEDEN YA DA YETERİ KADARINA SAHİP OLDUĞUNUN FARKINDA OLMAYAN,  MİSKİN, HALA HIRSLI, LANET, YAVAN, KENDİ BEKALARININ DERDİNE DÜŞMÜŞ HAMAM BÖCEĞİ RUHLU, BECERİKSİZ  ÜST DÜZEY TUZU KURU İNSAN BOZUNTULARIN İHANETİNE UĞRAMIŞ, İNTİHARLARI VATAN HAİNLERİNCE GÖRMEZDEN GELİNMİŞ,  BİR İNSANIN İÇİNE ATILABİLECEĞİ EN  MERHAMETSİZ ZİNDANA ATILIP HAPSEDİLMİŞ, KAZIKLANMIŞ, TERK EDİLMİŞ,  DARBE ÜZERİNE DARBE YEMİŞ, HAKLARI İHLAL EDİLMİŞ, GELECEK PALANI YAPAMAYAN, SABAHLARI NEYE UYANACAKLARINI BİLEMEYEN, TÜKENMİŞ, YALNIZLAŞTIRILMIŞ, ARKADAN HANÇERLENMİŞ, SAHİPSİZ, HASARLI ASOSYAL MAHVOLMUŞ GENÇLER için,

Gelecekten, kendi ve çocukları için umudu kesen bu yok oluşun içinde var olmaya çabalayan ana babalar için yazdım, 

Kendi geleceklerini ülkenin kaderiymiş gibi gösterip koltuğa kilitlenen, kumpas davalarını haysiyetsizce savunan, ülkenin en fedakar insanları Silahlı Kuvvetler personeline ---- ki  onlar ülkedeki pek çok lanet, lağım çukuru, fahişe, i.ne tuzu kuru hain adam gibi sistemi geberinceye kadar dişlemez yaşlı denmeyecek yaşta köşelerine çekilir yeni nesle yer açarlar ------- en galiz ifadelerle saldıran ve bu adamlara destek olup  koruyup kollayan, arsız pislik şarlatan yavşakları gördükçe yazdım,

Bir çok hesaba ek olarak hep banacılık olmaz vitrin değişikliği şart deyip üç beş belediyeyi chp lilerin önüne yemlik diye atan saltanatçı ılımlı asker düşmanı akplileri gördükçe yazdım,

Mesleklerini,  onların kanlarına musallat olup önlerini tıkayan, hayatlarını cehennemi zorluklara sürükleyen, şükürsüz, neye el atarlarsa değersizleştiren Allah sever, Atatürk sever, Kürt sever, Türk sever yetinmeyi bilmeyen pislik, pusucu, hileci, kumpasçı, alavereci, darbelere ölüm diye uluyan  ibiş  amcaları dedelerinin koltuk sevdası yüzünden  uygulayamayan bu sebeple de Nizamiye önlerinde  polis ya da uzman erbaş olabilmek için uzun kuyruklar oluşturan, gençlerin içler acısı hallerini gördükçe,  Ahlaksız  amcaları, dayıları ve  teyzeleriyle sistemden   eşit   pay alamadıkları için onlardan  nefret eden, onların yok sayılmasının ancak Amerika'nın izniyle olabileceğini düşünen  yeni neslin sokaklarda aylakça dolaşıp durduklarına şahit oldukça  içim sızlayarak yazdım,  

Oynak beylerin direktifleriyle, Hababam çalışıp kendilerini gebertmeye zorlanan vasıfsız işçilerin yorgun ve sefil içler acısı halini görünce yazdım bu şiiri, 

Daha yirmili yaşlarını yaşayan somurtkan bir delikanlının Ferrari marka son model arabasını kapalı garaja park edip panoramik asansörle rezidansına çıkarken apartman yönetiminin talep ettiği  100 tl lik  ek aidatı dile getirerek  “soyuyorlar bizi “sözünü hayretler içinde işittiğim gün aklıma geldi bu şiir, 

Öğrencisinin emrine proje memuru olarak görevlendirildiği gün, omurgasız adamın, öğretmeninin! yüzüne bakıp - arkasında bozuk düzenin gücü - gururla  sırıtarak " üç yıl sonra senle çarpışacağız ya sen gideceksin  buradan ya da ben" diye hırladığını işittiğimde karın boşluğumda hissettiğim nefretle tiksinip kusarken yarattım bu şiiri, 

Kızlar ağasının haremi savunduğu gibi, gücün önünde eğilmeyi meziyet sanan bir sersemin, kendini ezen, hiçliğe mahkum edenleri çok sıkı savunurken, hayranlık duyarken gördüğümde yazdım,  

Kaldırım beyefendilerinin, köşe başı berberlerinin, mağaza reyon sorumlularının hayata dair bir profesörden, bir BMW li akp li proje iş adamından, bir üst düzey  kullanışlı siyasetçiden daha çok şey bildiğini ibretle idrak ettiğimde yazdım, 

Kendilerini daha yükseklere taşımak , daha konforlu, daha majör hayatlar yaşamak hesabıyla  vatan, Atatürk, s400 , ümmet diye bağırıp zıplayan kaşar, gurupçu, organik cin biberi kravatlı p.çleri gördükçe yazdım,

Fırsat eşitliği sağlayan vergi uygulamalarının olmadığı sömürü sistemini ibretle izlerken yazdım,

Özveri sahibi bir insanın da eğer istenirse  hırslı  bir p.çden  daha mutlu ve kazançlığı çıkabileceği bir düzenin olanaklı olabileceğini düşlerken yazdım,

Dürüst olduklarından hayatlarını Rablerine sığınarak yaşamış ve bunun  gerekli olduğuna inanmış  insanların, bu zor zamanlarda  onun yardımına şiddetle  ihtiyaç duyduklarını gördüğümde  yazdım,

Kimsesizlerin kimsesi yeni devrimin adamlarının, gücün hazzıyla ve karşı çıkacak bir Türkiye'nin yokluğuyla yedikleri naneleri ibretle izlerken yarattım,   

Sürekli başkalarını eğitmeye çalışan " eğitim de eğitim " diye k.çını yırtan ama kendini eğitmek için hiç zaman bulamayan sistemdeki sözde entelektüel baş belalarını okudukça yazdım,

Kendilerini yüzüstü bırakan sistemin içinde,  üç kuruşluk emeklilikleriyle pazarlarda ucuz  meyve sebze için dolanıp duran, hayatta kalmayı  zafere dönüştüren  ihtiyar adamlar ve kadınlar için yazdım,

Ülke de kadın cinsinin,   pek çok erkeğin içinde uyuyan o. çocuğunu güç savaşları için uyandırıp kalıba dökerken yazdım,

Güç el değiştirse bile her şeyin aynı tas aynı hamam olduğunu hiç bir şeyin değişmediğini, zihniyet değişmeden de gerçek anlamda dönüşümün olmayacağını, kimsenin gücünü bir başkasına bırakmak istemediğini ve sanırım tanrının her şeyi - şansın bile kime verileceğini - planladığını hayal kırıklıkları içinde tahlil edince yazdım,  

Eğitimsizlerin, yoksulların, işsizlerin , doğa ve yapay afetlerin ve terör belasının esas darbesini yiyen garibanların, yaşadığı felaketleri kendi ve ailesinin hiç başına gelmeyecekmiş gibi seyredenleri, haz edenleri, eğlenenleri gördükçe yazdım,

Zirveye bir başkasının yardımıyla çıkmış ya da orada doğmuş insanların, tarihin ışığında yere çakılışlarını izlerken yukarılara çıkmaya yatkın ama hayata karşı bildiklerinden ve insanlıklarını gözlemleyerek tahkim ettiklerinden dolayı çıkmayan gerçek bilgeleri hatırladıkça yazdım bunları……..,

Saltanatlarından zerre ödün vermedikleri halde, geleceği ve gençliği kurtarmaya soyunan, onların eylemsizliğinden beslenen, Eğitim Eğitim diye cap cup edip gençleri acımasız bir yarışın içine sokan, beyin s.ken ve hala rant - ÇIKAR- kendilerini bir yerlere taşıyabilme  peşindeki her sınıftan ideolojiden, platformdan, ucuzcu, şuursuz, verimsiz, acınası, idrakten uzak, sürüler halinde yaşayan, hiç oldukların olduklarından guruplaşan ve  daha derin bir hiçlik oluşturan,  kendini beğenmiş KÖPEK DÖLLERİYLE karşılaştıkça  aklıma geldi bu şiir,

Zabitler kadar şerefli olamayıp elli yaşında köşelerine çekilmeyen ya da bedel ödemeyen SAF ANADOLU ÇOCUKLARININ KANINI İÇEREK YAŞAYAN  OKUMUŞ şerefsizler aklıma geldikçe yazdım,

Toplumdaki olumsuzlukları, yutturmacaları , saçmalıkları gördükçe, hangi yana dönsem her dönem revaçta eşek, kendini  sıra dışı gören - ki bilime göre insan ırkının ancak yüzde beşi  sıra dışıdır - gururlu, ruhunu şeytana satan tatminsizlerle karşılaşıp tiksindikçe, aptallaştırılmış halkın daha da dibe vuruşunu gördükçe, tanık oldukça, bu p.çlere duyduğum kinle beslenen şiddetimin dozu arttıkça, yaralar aldıkça, umursadıklarımı kimsenin gerçekten umursamamasını utanç içinde sezip acı çektikçe, acının yüzümde donması çoğaldıkça, tek çıkış yolu görüp, ülkenin çivisini çıkaranlar ve arsızlar  ve şükürsüzler ve işlerinden nefret ettikleri halde getirisi var deyip yaptıklarına dört elle sarılanlar ve birbirlerinden beslenen kötüler ordusu  yumuşaklar ve uyduruklar için intikam andı içip durdukça ve her sabah uyandığımda pek çok insan gibi benim de tiksindiğim, ha bire gençliğin kafasına vuran, gençliği katleden, ülkeyi işsizler cehennemine çeviren, nefretimin şiddetini artıran bir devlet düzeniyle karşılaştıkça, rahatsız oldukça  yazdım evet.......,

 

 

 

ESKİŞEHİR YOLU

Başkent Ankara da iş çıkışı kara yolu işkenceden farksız,

İnsanlar nefret ettikleri işlerinden çıkıp,

Özgür olmayı ümit ederken,

Başka bir kafese giriyorlar sanki,

Tampon tampona sürülüyor araçlar, vites önce bire sonra ikiye atıp duruluyor,

Arap saçına dönüyor kavşaklar,

Bir birlerine nezaket göstermeyen, kurallara uymayan,

Uyarıldıklarında da el kol hareketleriyle ya da sopa veya demir çubukla karşılık vererek davranış bozuklukları sergileyen sürücülerle dolu trafik,

Hafifçe biri elini kaldırsa ya da selektör yapsa kavga çıkıyor,

Pek çoğu da bunu bekliyor, arzu edenler bile var,

 

Hayatları istedikleri gibi gitmeyenlerin,

Başarısızlıklarını, can sıkıntılarını, yenilgilerini telafi edecekleri ve öfkelerini atıp rahatlayabilecekleri, olay çıkarma arzularının  tavan yaptığı en iyi yerlerdir otobanlar,

 

 

Eve ulaştıklarında da yine yaptıklarını yapıp bir şeyler atıştıracak eğer yorgun değillerse, yatakta yaptıkları iki şeyden biri olan biraz aşna fişne ve sabah tekrar  ofis denen kafeslerine dönmek ve mesainin bitmesini beklemek için hoop uyku faslı,

 

Neyse,

Her şer de bir hayır var derler ya,

Bu doğru,

İnsanlar sürme nezaketini öğrenmeye başladı biraz ,

Kim ister ki  ölümden dönüp elinde üç diş, yumurta büyüklüğün de şiş bir kafayla veya kırık burun ve morarmış gözlerle karısının karşısına çıkmayı,

 

Ben mesela çok kibarım,

Trafik cezası alma pahasına emniyet şeridinden saatte 50 km hızla gidiyorum, yine de arkamda araç varsa durup beni geçmesini bekliyorum,

Böylece hem kimseyle dalaşmıyorum,

Hem de çıtır sevgilime yatakta daha cazip görünüyorum.

Kofti  trafik canavarı dangalaklara duyurulur, BÖÖÖÖÖÖ….

 

 

 

TAHMİN EDİN KİM ?

Simitçide gördüm onu,

Her daim askerin haksızlığa uğradığından,

İktidarın yaptığı hatalardan,

Ülkenin refah seviyesinin düşğünden,

Böyle giderse üniter yapımızın da zarar göreceğinden yakınan,

Arada, lanet ruhunun aynası, gerçeğe sadık masal komplo kitaplar yazan,

Sütü ve kurabiyesi önünden hiç eksik olmamış her şeyi kolay ve erken elde etmiş,

Düzenden geçinen,

şesinde, kokuşmuş beyninin hoş yalanlarıyla, bol gübreli dolgun klişe deli saçmalıkları yazan,

Kanser olmasına rağmen hala kafayı bir yerlere sokmakla meşgul, tek başına hayatla mücadele etmekten ölümden korkar gibi korkan,

Kendisine ahlaksızlığı mubah görüp başkasına erdem  üzerine öğütler veren,

Yumuşak kıçlı, patronların her şeyi gazetecilerden işte.

Bilirsiniz, fikir üretmekten, yaratıcı olmaktan ziyade eğlendirici olmaya, aldatmacaya, anlaşılmamaya, sahte duygusallıkla bezenmiş masal diyarı inşa etmeye özen gösteren. Farklı olmanın suçlu olmakla eş anlamlı olduğunu düşünüp aynı b.k çukurundaki ölü benzerleriyle birlikte yaşayan. Yazdığı gazete veya sosyal medya deliğinden kendi gibilerin tanıtımlarını yapıp onları yıldızlaştıran. El ele tutuştuğu kitlelerin poposunu yalamasına bayılan. Yüzsüz. Ahlaksız. Altından fırıldağı alınınca götleşen. Çocuksu. Düzenbaz, " ülkenin çürümesine gazete köşelerinden durmadan yalan yazarak katkı yapanlar " denilmesinden utanma duyguları olmadığı için utanmayan. önce vatan diye haykırırken yanındakinin pantolon cebininden tebessümler saçarak cüzdanını aşırabilen, Kapıdan kovsan bacadan giren aşağılık lak lakçı tiplerden..........,

 

Arkadaşlarıyla oturmuş sohbet ediyordu,

Neşeliydi, altmışlarının üzerinde olmasına rağmen hayli dinç görünüyordu hayatında hiç terk edilmemiş, kadınsız kalkmamış, bir kez bile hayatı anlamsız bulup intiharı düşünmemiş, nafakalarla cebelleşmemiş, icra takibi nedir bilmeyen , ölümü hiç düşünmemiş, parasız kalmamış, boşta gezmemiş ve hayatın dehşetinden hiç etkilenmemiş, dünya üzerinde sahip olmak istedikleri tek güç "hükmetme gücü " olan, koltuğa dadanmış, koşullardan zerre etkilenmemiş, sistem gediklileri, genç öğütücü fatih Terim, hayrettin Uzun, kürşad Tüzmen, Ümit Özdağ  giller gibi pürüzsüzdü suratı,

 

Yüksek sesle konuşması beni rahatsız etti ,

Söyledikleri beni çok fazla ilgilendirmese de mecburen kulak misafiri oldum,

Sohbetin konusu kendisine ait olan üçüncü üç katlı villanın iç dekorasyonuydu , 

Jean marie, Paolo piva, Carlo colombo gibi çağdaş tasarım duayenlerinin imzasını taşıyan ikonik mobilyaların  kullanılmasını tercih ediyordu,

Heyecanı arttıkça ses tonu  daha  da yükseliyordu,

 

Daha fazla dayanamayıp hesabı ödedim ve çıktım mekandan,

Sessizlik  harikuladeydi ,

Kendime gelir gibi olunca düşündüm,

Hakkında atıp tuttuğu sistemi korumakla görevli güç sahipleri,

Eğer isteseler bir gün bile sistemde tutmazlardı bu göt yazar müsveddesini,

Kendi işlerine geldiği için ona ve benzerlerine tolerans gösteriyorlardı,

Çünkü o ve onun gibiler yazdıkça muktedirler daha çok güçleniyorlardı,

Acaba o bunun idraki içinde değil miydi?

Sanırım, geri zekalı olduğu için kendi dışındaki herkesin geri zekalı olduğunu, böyle niyetlerinin olamayacağı sanıyordu,

 

Elbette ,  

Villada oturmak,

Bir tane daha satın almak,

İtibar görmek,

Süt yudumlamaya ve kapalı havuzlarda yüzmeye devam etmek,

Gençlikten, ünden , kadınlardan daha çok taptığı işinden olmamak ,

Pet köpeğiyle park caddesinde herkese müşfik, " her şey ne kadar güzel, ne kadar güzel" diye düşünerek dolanmak,

Kız arkadaşınca emilmeye devam etmek ve onun yarattığı hazzı sürdürmek,

Ve minnettar, sevecen Karısının saygınlığını kaybetmemek de istiyordu,

Onur, Bayrak, Tanrı, Gençlik akranı şükürsüz, pislik yapmaya hazır görünümlü çapsız güç kancıkları gibi onunda umurun da değildi …,

 

Ve elbette, diğer her sektördeki geberesi gurupçu, takımcı, tarafçı,  çukurcu, holdingci, örgütçü birbirlerinin g.tünü yalayan, birbirlerinden beslenen, hep kendilerine çalışan, hayatlarını hırs kıskançlık aptallık ve başkalarının acıları üzerine kuran yılan, çakal, kaşar, yalak, yüreksiz elli yaş üstü ruhu satılmış en iyi ben bilirim kafallı GÜÇ VESAYETÇİSİ tuzu kuru şükürsüz, lanet, ihtişamlı büyük evlerde, malikanelerde Lüks araçlarda senelerce çürümüşlüğün tepesindeki üst düzey zirve görevlerde sürekli zenginleşip sürekli saltanat yaşarak garibanların temiz, saf duygularını, vatana olan mutlak bağlılıklarını suiistimal edip onları sağıp sömüren, onları sürekli çarmıhta isteyen, bedel ödemeden gençlik öğüten, gençliğin kanından beslenen, öldüremedikleri köleleştiren, krema tabakası ve bu aşağılık nitelikli köpeklerin gökdelenlerde gariban kızları s.kip ardından pencereden fırlatıp attıkları p.ç çocuklarıyla birlikte, bu zavallı, iğrenç, kendilerine odaklanmadan yaşayıp anlamayı reddederek bilerek harcanmış hayatlar yaratan, sahte köhne laf ebesi lanet köpeklerin de hiçliğe dönüşecekleri, lanetle anılacakları, tarihin sayfalarına hain olarak geçecekleri günler gelecekti......, elbette su yolunu bulacaktı...,  rezil olacaklardı........, korkudan ödleri b.k larına karışacaktı.........,

Kimse sonsuza dek saklanamazdı,

Ve ben yer altından çıkıp, bu kapsam dışı kalıp kendiyle yüzleşmekten korkan aşağılık hırs hastası, hazcı ahlaksız ülkenin en büyük teröristleri o.çocuklarının bir yandan gözlerinin içine bakıp, yoksulluğu, gençliği, işsizliği , fırsat eşitsizliğini, hastane kuyruklarını, adamı olmadığı için yıllarca adalet peşinde koşturanları, kimsesizleri, trafik ışıklarında dilenen açlık çeken yaşlı kadınları ve cipleriyle sigara üfleyip küfrederek yanlarından çamur sıçratarak hızla gazlayan, benzin alırken benle aynı vergiyi veren, güçlü ve huzursuz, mutsuz p.ç leri, karısıyla tartıştıktan sonra hızla kapıyı çarpıp evden çıkan ve zengin destekli bir üniversitenin iletişim bölümüne gidip ders veren cehennemden çıkma donuk bakışlı yetmişlik kel profesörleri, hastalarını taciz eden karanlık, katil psikiyatrları, cuma namazlarını "rabbim cennet kapıları bizim için açsın" diye kaçırmayan vergi hırsızı esnafları, kredi kartı borçları yüzünden kirası ödenememiş kombili evleri, berduşları, Atatürkçüleri baş aşağı astıkları için, siyasetçilerce kahraman ilan edilen, hukukçularca da vatanseverlere yapılanların yerinde olduğu hükmüne varılarak onurlandırılan ve şimdiler de ödülleri, takdirler ve dolgun maaşlarla yurtdışların da saltanat süren fetöcüleri, iş adamı kılıklı bedensel ve ruhsal etkileşimi sıfır nevrotik bereketli fırıldaklara veren ve işlerini bitirdikten sonra onları  kanalizasyona yollayan kurnaz Türkiyeli kadınları, bakıcıya ihtiyaç duyan bu yüzden de karılarını anneleri gibi kullanmaya devam etmek ve yalnız kalıp intihar etmemek için liderlerinin sözünden çıkmayan onlardan it gibi korkan teneke sülük siyasileri düşünecek, öte yandan da  Yüce Tanrının varlığına ve inandırıcılığına ve hesap gününe kanıt olarak ortalığa fırlatılıp atılan bu şeytanların suratlarında Koca Oğlanı! gezdire gezdire boşalacaktım. Sonsuza dek, sonsuza dek, sonsuza dek ............,

 

 

AYŞEN

Seni kırdığım yerden kırdılar beni de,

Haklısın,

Ahını aldım,

Evladın, haz kadar acı da getirebileceğini düşünemedim,

Her kötülük cezasını bulur,

İlahi adalet,

 

Affet,

 

ARKADAŞIM 

Televizyon da İsmail hakkı pekin kahramanı izlerken,

Cep telefonum çalıyor,

Koştura koştura mutfağa gidip masadan telefonu elime alıyorum,

Samsundan bir tip,

Arada yoklar böyle,

Boşandıktan sonra hayatımda neler değiştiğini, yazdığım kitap yüzünden kaç kişiyle papaz olup mahkemelik olduğumu ya da yandaş medyadan övgüler alıp almadığımı öğrenmek istiyor,

Ona yaşamım da hiçbir değişiklik olmadığını şu ana kadar da sülalem dışında kimseyle mahkemelik olmadığımı söylüyorum,

İnanmıyor ama, sakin bir hayatımın olabileceğini ihtimal vermiyor, bir şeyleri gizlediğimi düşünüyor,

Umarım gizliyorumdur,

 

 

 

TRALALA…….. 

Üç katlı villası, altında bmw’ si, kolunda rolex’ i olan yaşlı bir düzen şeytanı fırlama, ön yargılarından yola çıkarak devletin enerji ekonomi konularında yaptıklarından yakınıp, uygulamaları cehalet olarak nitelendiriyor, koşullar değişirse kendi altın çekmecesini hızla kaybetmesine neden olabilecek her şeyin ne kadar yanlış olduğunu kıçındaki basur patlayıncaya kadar haykırıyor, 

Usta araştırmacı sözünün eri medyanın vesayetçi yarım asırlık, birbirlerini okuyan holdingci yam yam yazar takımı bütün tamahkarlıklarıyla bencillikleriyle kötülükleriyle plazalarında klimalı odalarda sarışın hatunların arasında askerin nasılda mağdur edildiğini hak etmediği halde zulme uğradığını yada bunların haklı nedenlerle kodese tıkıldıklarını  kaleme alıyor trajediyi  patronajı doğrultusunda kullanıp bu işten namertçe para kazanıyor, 

Bonzai torbacıları, duble yol mühendisleri, çarpık lüks konut proje mimarları, rezidans sahipleri, steakhause patronları, pornocu ağabeyler, yaltaklanan gözlerle bakıp devletten ihale alan yandaşlar, milletin a... koyanlar, Allah'tan Atatürk'ten  Reis' ten beslenen düzen döküntüsü sütuncular, fuhuş sektörü sakinleri, otuz birci komedyenler, alnı secdeden kalkmayan, tarihin ışığında ülkenin üzerine yansıyan ideolojileri dertleri talan olduğundan babalarının malları gibi sahiplenen sosyal statülü,hastalıklı ultra fırıldaklar ülkenin gidişatını öve öve bitiremiyor,

Emekli olduktan sonra bile birbirlerinden lojmanlarda, ordu evlerinde, Silahlı Kuvvetlerin vakıflarında, savunma sanayinin şirketlerinde danışmanlıklarda, üniversitelerde, düğünlerde, derneklerde  hiç ayrılmayan saygın vatan kurtarıcı generallerin bütünlüklerini koruma! azmi halk tarafından taktirle karşılanıyor alkışlanıyor, 

70 yaşlarında,  saçları boyalı, kravatlı, kendini beğenmiş, uzun yaşayıp dışkılarıyla çevreyi kirletmekle kalmayıp, paraya ihtiyacı olmadığı halde, makam koltuğuna yazlık ,kışlık villalara, yurt dışı gezilere, ciplere, çıtır yalamaya "ekmek parası " deyip, bir kovuğun içinde sistemden çıkmayarak da iş  hayatını, gençliğin yaşam alanını cıvık b.k içinde bırakan, lanet güç tarikatına üye, bir  i.ne sivrisinek ,  Allahın, bayrağın yardımına muhtaç hakikatle yüz yüze  çarmıhtaki  çileli dilenciye kendisinden fırsat varmış gibi pis elini kaldırıp “Neden çalışmıyorsun?” diye tıslıyor,

Başarılı olabilmek için akp ye ihtiyaç duyan eski mahsul melek sütuncu  bir yandan  akp karşıtı dır dır edip gazete  köşesini  koruyor diğer yandan popüler Atatürk kitapları yazıp, bir şey ne kadar  klasik, dayanıklı, eski ve emniyetliyse ( Bülent Arınç ad ve soyadlı adamın , ülkenin tüm kontrolünü eline alılp tam 15  uzun yıl iktidara dayanan bir partinin sıkıcı  olabileceğini bilmesine rağmen  güvenli diye ondan  beslendi diye, kazançlı çıktı diye  akp ye, inanıyormuş gibi yapıp sıkı sıkı  sarıldığı gibi...) ona vantuz gibi yapışan, klasik olanı kutsal kitap gibi bağırlarına basan ve  tarikatçılar, dokunulmaz akp liler gibi düşünce sistemlerine saldıranlara tahammül edemeyen, her şeyin sonsuza kadar aynı olmasını isteyen melek dallamalara yediriyor, satışlarla da meleklerine duacı......,

Belki şimdi de Şeyma Şubaşına yurt dışı seyahatlerine ve gezip gördüklerine! dair kitap yazdırma hayalleri kuran, fırsatçı tacir yayıncısıyla birlikte - sen Atatürk kitapları yazsan bu abidik gubidik basiretli yayıncı senden ödünler almadan kitaplarını asla basmaz (ama  o herif b.k üzerine bile öykü kaleme alsa hemen yayınlar ya! Niye! kazan kazan - sömür sömür - para para.............. ) - gül gibi geçinip gidiyor öte yandan da  ileride  Kemalist düşünce sistemi iktidara gelirse  sahneden inme korkusuyla ne iş yapacağını düşünüp kaygılanıyor ,  

Bir başka  bireyselliğini kaybetmiş,  salak gurupçu ,  itibar göreyim diye el aleme laf sokuyor ama sokmaya çalıştığı laflar direk kendi g.tüne giriyor,

Güç bekçisinin biri, kendi hastalıklı ruh halini gizlemek için barınağından önüne gelene şerefsizler diye hırlıyor,   

Paraya muhtaç olmamasına rağmen birilerinin emri altında ofis boyluk yapan ve çalışmanın erdemlerinden bahseden kötülüklerin baş sorumlusu, sırtlan gülümsemeli sözde ünlü ve güçlü yaşlanmış bir sığır, aşçısı, bulaşıkçısı, ütücüsü, temizlikçisi, cinsel ihtiyaç gidericisi buruşuk karısının da kendisini çok sevdiğini söylüyor, 

Muzır, uydurukçu, yaşlılığından utanan kof bir adam ilginçtir genç kadınlarla ilgili kitaplar yazıyor, yurt dışlarına gidip çıtırların yüzüne boşalıyor, sonrada nitelikli! okuyucusuna güya gezip gördüğü tapınak abide şatoları yediriyor, Bir başka kahrolası adam çıkıyor ben kendimi nasıl ispat ettiysem sizde ispat edin diye şişinip duruyor sanki Atlantik ötesi   parlak ışık , anın çekiciliği  ona yansıtılmamış gibi,  proje adamı, tasarı adamı değilmiş gibi, 

Babası, halası, kayınçosu, çocukları da profesör, eğitimi şükretmeye yetmeyen, şoförsüz dışarı adım atmayan sakallı, fularlı cahil, bir piyasa Profesörü haz manyağı kaşar kahin, sığındığı gazete köşesinden --daha sığındığı bir çok vakıf, tv var--- terörün işsizliğin yolsuzluğun adaletsizliğin çürümüşğün umut söndürücünün esas sorumlusun çağdaş, dürüst, destekçisi olmayan gençlerin önünü tıkayıp layık oldukları yerlere gelmesine engel teşkil edeni, onların zayi edeni, Görünenin ardında gizlediği acı gerçeği,  kendi ahlaki ( koltuk sevdalısı i.ne) yansımasında, yalnız bırakılmaktan it gibi ürken pis zihninde  görmeyip, yıllardır bir arpa boyu yol alamamamızın sebebini eksik demokrasimizde hukuk ta arıyor,    

Olduğundan fazlaymış gibi görünmeye çalışan bir tepeden inme  "vatansever" maskeli puşt, kimse görevini yapmıyor diyerek havadan kaptığı yeri garantilemeye çalışıyor,  

Baldır bacağı yerinde bir kadın mızmızlanıp artık ortak noktamız yok mazeretiyle madik atıp tükenmiş kocasının servetine konma hayalleri ile yanıp tutuşuyor,  

 

Hayata uyum sağladıkça şeytanlaşan y.şaklar, 

Hep eksik olduklarından tutunacak dal olmadan hayatlarına devam edemeyen köleler, 

Durmak bilmeyen ağızlar,

Her sözde pis niyetler, korkunç çıkarcı oyunlar, 

Çene çene çene, 

Vır vır vır vır, 

Ağızlarını tıkama da nerelerini tıkarsan tıka! 

Doğruları kendi çıkarı için çarptıran,

Hayatlarını kul hakkı yemeyen bir insan olamamalarına mazeretler aramakla geçiren,

Görünür olmak için kaosa hayranlık duyan,

Kafa s..ip,  kum sineği gibi topuğa bulaşş zift gibi can sıkıp, evham ve önyargılarıyla başkalarına işkence eden ne çok kibirli ve tiksinç, tatminsizliği yücelten, cerahatli beyin, haysiyetsiz yurtsever   yaratık var bu memlekette be, 

Küçük ağızlar durmadan çalışıyor, 

Gözler nefretten yuvalarından fırlıyor,  

Savaşta olmadığımız için bir üniformaları eksik,

Allahtan halkın hatırı sayılır çoğunluğu bunların ne mal olduğunu anlayacak kadar talihli değil, yoksa...., neyse...,

 

Ama yakındır, bu nefret edenlere, bu ahlaksız Türkiye'nin  bu Allahtan korkmaz kuldan utanmaz ahlaksızlarına, nefretten kusacakları gerçek bir şeyi verecek ve verdikleri şeyden de kendilerini asla suçlu hissetmeyecek gerçek birileri çıkacaktır elbet, 

 

İyi insanlar sabrediyor, sessizlik kürleriyle her türlü kirlilikten uzak durmaya çalışıyor,  ama kafaları bozulup oyuna girerlerse fırlattıkları falsolu toplar karşısında, hiç biri  o..bir bile çekemez bu adi şerefsizlerin,

 

 

 

   

 

TUHAF 

Spor salonların da şu sırım gibi gençler, ne işleri var orada !

Sabahın erken saatin de kulübe gelirler, kapanışa kadar oradalar,

 

Bronzlaşmış iri  kaslı vücutlarıyla  bokunu tutmaya çalışan maymunlar gibi dolanırlar ortalıkta, büyük bir saygıyla aynalara sırıtarak....,

Bunların kasıntılı yürüyüşleri ve kendine güvenleri bizim paşalarda, ak partililerde bile yok,

 

Çoğunun altında son model arabalar,

Askere gitmemiş,

Zorluk nedir bilmeyen,

Geçimlerini babalarının verdiği dolarlarla sürdüren,

Gelecekleri ailesi tarafından sigortalı,

Talihli gürbüz kaslı azmanlar,

 

 

Aslın da spor kulüplerine gelmelerinin nedeni daha çok, cinsel arayış ve sosyal nedenler,

 

Kadının erkeğin kaslarına bakmadığını,

Nüfuzuna baktığını,

Çevrelerin de ki meteliksiz, sıradan o aptal protein tozlarıyla genetiği değiştirilmiş spor hocalarının Abazalığına bakıp hemen anlayabilirler bunu,

 

Ben onların yerin de olsam, yetenek sahibi kullanışlı karafatma babamın siyaset destekli parsellediği holdinginde görev alır,

Sosyalleşmeyi de cinselliği de bizzat yaşayarak öğrenirim,

Bu kadar kendilerini yormaya da gerek kalmaz,

 

Şimdi buhar odasına  gireceğim,

Sonra da uzanıp dinleneceğim,

 

 

 

KARDEŞLERİMİ İNCELİYORUM

Dolanırım etrafta,

Kafelerde,

Sinema salonlarında,

Caddelerde,

Parklarda,

Süper marketlerde,

Ve benzeri yerlerde,

Sahte yüzlere bakarım,

Yanındakilere bakarım,

Herkesin kendine uygun kişilerle temas kurduğunu,

Şık elbiseler giyen kadınların yanında özenle giyinmiş erkekler olduğunu gözlemlerim,

Nerdeyse insanların kıyafetlerinden arabasının modelini tahmin ederim,

Telefon konuşmalarını,

Etrafa bakışlarını,

Acı çekseler de, özlerine kadar yanmış olsalar da suçlu oldukları sanılmasın, dalga geçilmesin diye utandıklarından mutlu görünmek için nasıl da çaba sarf ettiklerini seyrederim,

Birbirlerinin sırtlarına abanmalarından, sabırsızlıklarından, ufacık menfaat sağlamak için üçkâğıda başvurmalarından, öfkelerinden, mutsuzluklarını hissederim,

Olması gerektiği gibi olamayan,

Tanımadığı herkesi potansiyel sahtekâr olarak görüp,

En yakınlarının hain çıkmasıyla hayal kırıklığına uğrayanları, ekşi ve buruşuk suratları hemen fark ederim,(DENEYİM)

Bazen, yaşamları katlanılabilir bir cehennemden farksız, ayakta duramayacak kadar yaşlı, yorgun, üstü başı dökülen insanlar görürüm Pazar yerlerinde. Emeklilikleriyle, bir ömür boyu monoton işlerde çalışıp ellerindeki küçük  bir poşeti bile dolduramayan, görmeyi reddedip verilenle yetinmiş harcanmış hayatlar …… Ama gıkları çıkmaz. Güçlünün kölesi olmak zorunda oldukları ve kurulu sistemle bireysel mücadelenin bedelinin çok ağır olacağı YALANI türlü yollarla öğretilmiş önceden,

Baş kaldırıp ellerindeki güvenli birkaç kuruşu da kaybetmekten korkarlar,

Bazen de, en büyük meziyetleri öz çıkarları için davranışlarını gizleyen, benden büyük yok diye böbürlenerek arkasına DERİN gücün gölgesini alıp efelenen, bunu da inkar edip kendi doğal yeteneği ile tepeye yerleştiğini dile getiren, adına Demokrasi deyip zirvelere siper kazan, arka pantolon ceplerindeki şişkin cüzdanları, sığ kelime,hazneleri, asla değişmeyen korkunç önyargıları ve tiksinç hırslarıyla, herkesin işsiz ve yoksulluk içinde olmasının mutluluğu içinde kıçlarını kıvırta kıvırta tepeleme doldurdukları alış veriş arabalarını sürüyen, gözlerine baktığınız da da sorunlu oldukları hemen fark edilen, etrafına öfke saçan ve bütün bunların devamı için de garibanı harcayıp, sıradan vatandaşı hiçbir şey anlamaz hale getirmekte usta! Aşağılık tiran görünümlü, konumlarını ve ithal edilmiş zekalarını dinden imandan vatandan daha çok seven, yaptıkları işler nedeniyle ruhları paramparça olmuş, bedenleri ceset kokan KAZANANLARI görürüm aynı mekanlarda(uff çok uzun olmuş cümle özür) ve hayatın ZÜPPELERİN OYUNU olduğunu idrak ederim. Nihayetin de onursuzca yaşadıklarından, pişmanlıklarıyla yok olup gitseler de …….

Yine, otobüs duraklarında, market kasalarında, mahkeme salonlarında, hastane koridorlarında uzun kuyruklarda saatlerce beklerken, öksüren, gülen, gevezelik eden, söven,yapacak bir şey olmadığı için dudaklarını hareket ettirerek mırıl mırıl dua eden insanlar görüp ne kadar da dayanıklı olduklarını keşfederim,

Ve hepimizin var olmak için elimizden ne geliyorsa yapmaya çalışmasının ne anlama geldiğini düşünüp, anlamsızlığını bildiğim halde sebebi ne diye yine de sorarım kendime, 

Sonra da arkamı dönüp, çok değil biraz iyi hissederek sessizce uzaklaşırım yanlarından,

Hepsine merhamet duyarak,

Bazıları beni tiksindirse de……   

 

 

 

EVRİLMEK 

Tuhaf şey yaş almak,

Kendini gençlerden saklayan şeyleri görebiliyor insan,

Bir zamanlar hayatın ışığını kadınlarda, alkolde arar,

Kendimi tehlikeli durumlara sokar, mücadele ederdim hemcinslerimle,,

Beni besleyen şeylerdi bunlar,

Bir o kadarda yıpratan,

 

Şimdi bunların hepsi geride kaldı,

Her şeyden uzak,

Daha önce nefret ettiğim işlerle oyalanıyorum artık ,

Bir şeyler karalıyor, bol bol spor yapıyorum,

Ne güzel, dünya nerde olduğumu bilmiyor, o ayrı takılıyor, ben ayrı,

Keşke diyorum kendi kendime, bedenimi ve ruhumu gençken de bunlara adayabilseydim,

Keşke kendimi bokun içinden erken çıkarıp şimdiki gibi huzurlu olabilseydim,

Keşke sürekli hayal kırıklığı yaşamamak için bozgunlara korkmadan göğüs gerebilseydim,

 

Artık uzaktan izliyorum insanları,

Her zaman,  sahte, hırs küpü olan ve ticari kabul gören,  konuşurken gördüğüm  s.tirici  adamlar yine konuşuyorlar,

Her zaman, sahte, hırs küpü olan ve ticari kabul gören, köşe yazarken gördüğüm s.tirici insanlar yine köşe yazıyorlar,

Her zaman, sahte, hırs küpü olan ve ticari kabul gören, televizyon ekranının  s.tirici vazgeçilmezleri yine ekranda,

Her zamanki, sahte, hırs küpü olan ve ticari kabul gören s.tirici topçu yine topçu ,

Her zamanki, sahte, hırs küpü olan ve ticari kabul gören s.tirici medya doktorları yine medyada,

Her zamanki, sahte, hırs küpüü  dünyaya bakışları bencilce olan ve ticari kabul gören, tatminsiz, her kalıba uyan, hayatı çıgınca eğlenmek, rezidans, Cruise, ithal araba, banka hesapları, abrakadabra sergiler, hopbidik dernekler, TV dizileri ve anı yaşayıp önüne gelenle yatmak olarak gören şeytanın bile yanlarına yaklaşmaktan korkacağı yüzlerce aynı b.k semirmiş ahlak ve kuralların kendilerine geçmediği iblis, atom bombasından daha tehlikeli, yalancı, iftiracı, zararlı, hep banacı, tatminsiz, adam harcadıkça, yakıp yıktıkça orgazm olan aynı s.tirici , aynı b.kun soyu amcalar ve teyzeler yine her yerde,

Her zamanki gibi ender yâda ilginç ya da bağımsız yararlı birileri çok az .

  

Sarf ettikleri sözlere, tavırlarına, tanrı ayaklarına yatıp ahkâm kesmelerine,

Dehşet verici ölü, boş, öfke dolu yüzlerine yine tanık oluyorum,

 

Onlar nehirlerden yıldızlardan çok başarılı olduklarından söz ederken ben kadınsız, işsiz, parasız, ıstırap bağımlısı, fırsat yoksunu ve umutsuz genç ve uyuşturucudan helak olmuş yorgun yüzleri düşünüyorum. Bu insanlarında en az bu oburlar kadar bu ülkenin imkanlarından faydalanması gerektiğini hayal ederek,

 

Umursamıyorum ama,

Şikayet edeceğim kimse yok,

Bu yalak düzenden ne köy ne de kasaba olmayacağını biliyorum,

Adalet ve mantık da aramıyorum,

 

 

Ta ki, gençlere kendilerini gerçekleştirme  ve ilerleme olanağı yaratabilmek için, hizmet yapıyoruz palavralarıyla kapitalizmin egemen olduğu, yasaların bile hırs küpü ticari kabul gören teneke insanların avantajları doğrultusunda yapıldığı, kayırmacı adi sistemi pisletmeye devam eden koltuğuna yapışş tuzu kuru şizofren portreli elli yaş üstü s.tirici s.ktiğimin suçlu acımasız utanmaz psikopat zararlı,  vatanı dini, imanı, bayrağı manipülasyon aracı olarak kullanan, sömürü düzenin baş aktörlerinin, ufacık çıkarları için yapmayacakları pislik olmayan teşhirci, saltanatçı,hep aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar bekleyen lanet olası, makamve mevki yalaıcısı güç sahiplerinin kulağından tutup bir köşeye koyacak,  onuru diktatörler, imamlar, adliyeciler, profesörler, komutanlar veya azizler de arayacağına bütünün hayrına kendini feda eden, acı çekmesini bilen, fedakar azınlıkta arayacak onları kutsayacak onlarla gurur duyacak ve bu insanlara katılmamıza katkı yapacak olan hiç bir şeye kayıtsız kalmayacak, hukuki kuralları olan, cennet cehennem kaygısı olan, duygudaş, ahlaklı, hayata sadık bir yönetim tarzı bu topraklarda yeşerinceye kadar da sadece tiksineceğim...,

 

 

 

KADIN KORKUSU…..  

Aylardır  sanal alemdesin,

Ne yaparsın sen,

Hiç mi bulamadın bir kadın,

Bak istersen ne kadar derin ve anlamlı  konuşuyorsun, bir kadının duygularını harekete geçirmeyi biliyorsun, stilin hoş,

Filozoflar gibi buram buram şefkat kokuyor sözlerin,

Ne mezunusun  sanırım ODTÜ, insan uzmanıyım ben yanılmam ,

Yatağın da iyidir senin , lanet sezgilerim işte …. ,  bak beni iyi dinle, siz  erkekler nasıl yatakta soğuk kadın istemezseniz, biz kadınlar da ereksiyonu harikulade olan erkeği düzmeyi severiz, hatta onları kaybetme korkusundan üzerlerinde uyuruz. Bazen  SEKS birinci sınıfsa, adamın dahiliği, efendiliği, Atatürkçülüğü, Allah peygamber sevgisi, kim olduğu, uğraşları, sosyal pozisyonu, gücü, yaşı, terörist, meteliksiz ya da beyni dumura uğrayıp uğramadığı hiç ama hiç önemli değildir, çöp kadar değeri yoktur. AŞK devam eder  anladın mı? Tencere kapak yani! Biri varsa öteki de var ya da tam tersi. Ve seksi  iyi bilen ve bu işe kendini tamamen adayan bir erkek ortalama kırk erkekte bir tane çıkar, sen işte o birler arasındasın sanki şeker…..   , hem bak sana ne diyeceğim, şarkıcı müsveddesi adı ŞEYMA  olan bir  tanıdığım var, yeni  kocası ünlü ve nüfuzlu olmasına rağmen  solucan şeyli ve zayıf ritimli çıkınca  " yüreğime dokunamadın, beni besleyemedin, yaşam enerjimi emdin, yüzümde güller açtıramadın"  deyip  yapmadığı işkence kalmadı adama  ve  eskisine o biricik ilk göz ağrısı kocacığına  hak ettiği değeri vermediğini düşünüp geri dönme kararı aldı dediğine göre adam beş para etmez, aşağılık daldan dala atlayan, çapkın, işsiz, itin teki olmasına rağmen, pala gibiymiş aleti, sihir yani. Tanrım,  testosteronla yüklü güllelerin arasında bir samuray hançer! Tahayyül edebiliyor musun? Klas diye buna derim.  Bence, karşısında  varlığı ve görünümünden etkilenmeyip önünde diz çökmeyecek tek bir dişi bile düşünemiyorum. Hem pek çok cinsi gibi dertlenip, doymama gibi bir sorunu da olamaz lanet şeyin :).  Ebedi DUYGU,  diye buna derim ben .  Ay bak ıslandım şimdi. Neyse,  Kadınlara cazip görünmek gibi bir kaygısı yok herifçioğlunun, tıpkı güzel hatunların akıllı olmaları gerekmediği gibi . Üstelik gücünü! karşı cinse, kötüye kullanmayan hatta oldukça hayrına kullanan hatta tek cinsel birleşmede döneminde her kadın gibi çoklu orgazm olabilen bir eril performansınsa, bir erkeklik biçimine sahip! Adamın her şeyine katlanmayı göze aldı kadın ha ha haaaa,  ……. Haklı elbet aynı adamla en az otuz yıl  sıkıntıdan patlamamak ancak böyle bir aletle mümkün......., hem bir kadın başka ne ister ki:(((((((((........?  Bilirsin evliliğin hep aynı heyecanla devam etmesi imkansızdır:)))

Ah, farkında değilsin belki, buradaki taklacı, mızmız, düzüşebildiğini sanan kendini patlıcan gibi gören, bir kadının üzerinde gidip gelmeyi seks sanan, çoğunlukla damacana ile iş gören,  ruhu solmuş yine de fetih düşleri kurup duran zevzeklerden daha akıllısın üstelik, beş çekersin hepsine,

Biliyor musun savcı kocam beni bir İranlıyla aldatıyor,  tek isteğim her kadın gibi, değer verdiğim  adamdan duygusal öç almak, bu iş için seni seçtim, sana  bir şans vermek istedim,

Hey cevap ver bana,  niye sustun,

Başkasıyla mı yazışıyorsun?,

Hadi bir şeyler söyle,

Seni  daha yakından tanımak istiyorum,

Telefon numaramı verdim niye aramıyorsun,

Bak sana ne diyeceğim ,

Geçen gün birisi aradı beni,

Ahmakça bir şeyler geveleyip durdu,  emeksiz  çimlenmeyi  umarak!

Adımla hitap etti, beni tanıdığını söyledi,

Senden şüpheleniyorum,

Sanki sana duyduğum güvene ihanet etmişsin gibi bir duygu var içimde ,

Yoksa o, hafiften,  az buçuk  geri zekalıya telefon  numaramı sen mi verdin şerefsiz,

Bak son kez söylüyorum,

Y.rığımın talibi çok,

Paşalara layık bir vücudum var,  göğüslerimde silikon değil inan ve çok tıkız,

Burada, sanalda bir ömür geçmez,

Niye normal erkekler gibi davranmıyorsun?,

Bir erkek,  güzel bir kadın üzerinde başat değilse  ne işe yarar ki o,  sex   insan oğlunun,  ölümsüzlüğünü  kanıtladığı tek mecra  değil mi, kadın dü.meyene adam mı denir  şapşal,

İş tutmayı mı bilmiyor musun yoksa? ,

Hiç mi bir kadın heyecanlandırmaz seni? ,  

Hiç mi fantezin yok?,

Hiç mi kadın kıçı tokatlamadın?,

Hiç mi sinemanın arka koltuğun da kadın parmaklamadın, hiç mi elleşmedin ?, 

Salak mısın nesin sen?,

Yoksa deneyimlerinle,  karşı cinse duyarsızlaştın mı ?  

Sanırım kadınlarla yazışmak sana yetiyor, yazdıklarımı mastürbasyon fantezilerini renklendirmek için malzeme olarak kullanırsın artık, mesajlaşmayı bilgisayarının hafızasına kaydetmeyi unutma ya da belleğine kazı, ha ha ha, o. birci şerefsiz seni!

Tanrım, çok da özel birisin aslında,

Eminim yatakta en az ben kadar iyisindir,

Ne çok kabarık kutulu abazan kadın sana sarkıyordur kim bilir,

Eski sevgilin senin bu halini bir bilse  var ya  “  Zaten hıyarın tekiydi, tam bir labirent. Kim olduğunu, var oluşunun neyi ifade ettiğini başkalarının sözlerine bakarak öğrenirdi  “ derdi Allah belamı versin .....,

 

Ama sen!

Konuşsana be adam,

Tadını çıkar, ıskalama hayatı,

Kocamış bir türkün en son ölen yerinin ç.kü olduğunu bilmiyor muyum sanıyorsun,

Heeey,dalga geçip durma benimle

Hoşlanmıyor musun karşı cinsten,

Yatağa atamam diye kuşku mu duyuyorsun yoksa? Negatif düşüncenin gücü! Dinle aptal, pek çok erkek  özgüven sahibi olmadığından, kendilerinden  şüphe ettiklerinden beceremeyecekleri sandıkları şeylerle sınırlıdırlar. 

Yoksa kuş ötmüyor mu artık ha?,

Senin k.ç deliği emdiğini düşünüyorum,

Yoksa kadınlardan mı korkuyorsun ? Başına mı kalırlar? Bir erkeğin karşı cinse ruhunu açması çok mu tehlikeli sence? Ruhunu o heyecan verici kallavi kancamsı aletinden emerim diye mi ürküyorsun ? Gardın düşerse kadınlar sana zarar mı verirler diye düşünüyorsun ? Ha ha haaaa. Kanca gibi olduğunu nerden biliyorum diye de  sorma bana, umut işte! Gerçi kadınların yüzde seksensekizi hayal kırıklığına uğruyor ya! Ah o aldatıcı hayaller:((((((( Düşünsene ergenlikten itibaren bilinç altında 20 cmlik kalın damarlı çirkin o. çocuğunun hayaliyle gerdek gecesini bekliyorsun ve o gece bahtına çıkan Alman kurdu:))))))) şaka şaka la , PARMAK SOSİS   !  Ne acı verici ! Bir dişinin başına gelebilecek en  kötü şey! Kadının o anda gözlerinden hissedebilirsin gerçek felaketi. Ne trajedi ama  yok yok komedi aslında :))))))) Sanırım dünyanın  bunalımlı zevceler gezegeni olmasının sebebi bu........., tüm suç erkeklerde ha haaaa ........., Kadınlar arasında bir söz vardır bilir misin bilmem " ilk gece büyülüyse, kadın sorun çıkarmamışsa evlilik bir on yıl garanti demektir" Görüntü önemlidir bizim için hem görmeyi severiz biz......... Neyse,

Bence canın sıkkın senin. Derin, derin düşünerek sorunu çözeceğini  sanıyorsun. Ah  keşke öyle olsa!  Şunu aklından çıkarma . Sen her şeyi umursayabilirsin ama kimse hiç bir şeyi umursamıyor tatlım, öğren. Etrafındaki zeki TC vatandaşları gözlemlesen, vasat yaşamlarındaki olasılık dahilindeki sorunları abartıp geberesiye düşünmek yerine neden düzüşmeyi tercih ettiklerini de anlardın! Hem ne diyor seks yazarı Ayşe teyze " Ne kadar seks o kadar mutluluk " anladın mı?

Heeey, orada mısın? ,

Senin olmak istiyorum, duyuyor musun?,

Hani,  bir kadında aradığın  yegane  özellik en fazla 45 olmasıydı?

İşte ben 42 yim daha ne ?,

Söz üstüne yemeğe de çıkarız hesap da benden okey mi,?

Hadi ver coşkuyu,

Bak beni hemcinslerimle bir tutma, adım kolay kadına çıkmasın, değerim düşmesin diye kaçma numarası yapıp seni yakalayacağımı sanıyorsan aldanıyorsun. Hem özlemini çektiğim, ağıma düşürdüğüm yakalanmış bir erkek değil. Kimin kimi götürdüğüne bakmam ben, arzularımı dile getirecek kadar cesurum  tamam mı, 

Kaç bakalım tırlak herif,

Bir kadını reddetmenin, ona kendini kötü hissettirmeye çalışmanın ne demek olduğunu, kadının gücünün ne menem bir şey olduğunu öğreteceğim sana görürsün!

Elbet  mıhlayacağım seni,

Şimdi s.tir git  ….., 

 

 

 

YOK DAHA İYİSİ

Başkalarının b.k çukuru diye nitelendirdiği bir yerde insanın kendini iyi hissediyor olması ne güzel,

Az parayla,

İşsiz,

Kimsesizken üstelik,

 

Nedeni,

Belki de o insanın başkalarına bağımlı olmadan bir hayat sürebilmesi,

Ya da sınırlıda olsa kendi özgür iradesiyle seçimi olabilmesi,

Ve ya zaman zaman yapmak istediğini yaparak ya da ruhunu besleyen insanlarla birlikte olarak, hayatına anlam katabilmesi olabilir,

 

Önceden konmuş kurallara itaat ederek değil de gerçekten arzu ettiğin şeyi yaparak,

Birilerinin, kendi çıkarları için konmuş yasakları benimsemeden,

Kendi hayatını istediğin gibi harcama hürriyetine sahip olmak, gerçekten mücadeleye değer bir olgudur,

 

Ve en önemlisi de tanrılardan da öte kendine güvenmek,

İstediğin takdirde yapamayacağın veya elde edemeyeceğin hiçbir şey olmadığının bilincinde olmak, bunun içinde doğru bir tavırla ve sabırla beklemeyi bilmek,

Kendi potansiyelinin idraki içinde olmak,

Gerçekleşmesini isteğin şeyin doğru bir tavır ve sabır  

Anın cazibesine kapılmadan,

Acele etmeden, 

Arzu ettiğin eylemleri gerçekleştirebilme gücünü kendinde bulabilmek,

Doğana uygun yaşayıp, dilediğin yöne yürüyebilmek,

Seçeneğin olmasını,  kapının aralık olmasını hissedebilmek,

Ve en önemlisi,  her şart ve koşulda insanı insan yapan iyilik damarını beslemeyi başarabilmek,   

 

 Budur belki de mutluğun, kendini iyi hissetmenin anahtarı,

 

 

 

HARCANMIŞ HAYATLAR  

Generallik hayalleri kurarken,

Bir başına bırakılan Ahmet’ i, Süleyman’ı, Murat’ı Kürşat’I düşünüyorum da,

Ne yapıyorlardır ki?

Elimde olmadan yüreğimi pençeleyen hüzünlü bir gülümseme yayılıveriyor suratıma,  

Komutanın en güvendiği kişi olma onuruna erişmek için nasıl da bütün görevlere üstlerine vazifeymiş atlarlardı nasıl da gözlerine girmek için onların duymaları gerekenleri değil de, duymak istediklerini ardı ardına sıralarlardı,

Çalışma alanlarıyla ilgili yenilikler keşfedip onları üstleriyle paylaşmak için nasılda yanıp tutuşurlardı,

Hafta sonları bile zorunlu olmadığı halde kendi istekleriyle mesaiye giderlerdi, ha,ha,haaa,

 

İşlerini bu kadar  sevmelerinin, bağımlısı olmalarının,  yaşamadan çalışmalarının nedeni işleri sayesinde kendilerine duyulan saygıydı elbette, 

Her şeye evet derlerdi,

Yapmaları istenilenleri yaparlardı,

Söylenmesi istenilenleri söylerlerdi  

Boyun eğerek hizmet etmenin değerli olacağına inanırlardı bu yüzden aslolan adanmışlık işe değil yöneticiye yönelikti,

Direnmezlerdi,

Ve hatalı bir şey yapmaktan ürkerlerdi çoğu zaman,

 

 

Beraber oldukları herkese nasılda kendi meziyetlerini anlata anlata bitiremezlerdi,

Her şey hükmetme mertebesine erişmek içindi birazda,

 

Bazen talihlerinin  yaver gittiği de olurdu. Özellikle gençlik yılların da pek çoğu dönem dönem zirveye çıkıp mesleki hazzı yaşardı,   

Ama şimdi, Ahmet  mesela evde hastalanmış zihniyle, üzerinde kalın çizgili pijaması darmadağın saçlarla gün boyu bira içip teneke kutuyu halıya fırlatırken  yaranamamanın, performans testinden geçememenin, yenilginin hıncını karısından mı çıkarıyordur, gerçekleşmediği hayalinden nefret mi ediyordur,

Veya Süleyman, gazeteleri okuyup sistemi hala dişleyen başka mesleklerden akranlarını gördükçe onlar gibi olamadığı için hayıflanıp hırsını sürekli bir şeyler tıkıştırarak mı alıyordur,

Ya da Murat, sabahtan akşama yürüyüş yapıp, bazen durup hareketsiz kalıyor, ziyan olmuş yılları ifşa eden nefret saçan gözlerle “neden ben? Neden ben?” Dedikten sonra hızla yürümeye devam mı ediyordur, 

Ya Kürşat, lekeli kot pantolonunun içindeki şişman gövdesiyle eksilen fırsatlar eşliğinde kendine uygun iş ilanları aradığı  internetin başından işemek için kalkıp, dönüyor ve elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi mızmızlanarak  bir bardak su  içerken içinden harcadılar beni diye mi geçiriyordur,  

Düzenli, yaşlanıncaya kadar işi olan, aşırı meşgul, tek başına hiç,  koltuk ve ün için takla üstüne takla atan sahte , yapay, çürük, lanet ve vasıfsız kendi türleri kadar şanslı değiller  tabi ki, - fetöşe bile reva görülmeyecek olan onlara görülüyor , yaşama karşı duyulan istekleri köreltiliyor -  ülkedeki en genç sistem atıkları askerlerdir. ZENCİ, afro türklerdir askerler.

Kötü talihlerini kıvırtkan vatan kurtarıcı, utanmaz akranlarına kıyasla --- aziz yıldırım 66 yaşından güçten düştü 43 lük hatun "aziz  dışarı çık "dedi! Mehmet metiner hala ortalıkta neyse......... ---   depremi, dışlanmışlığı, yeraltındaki hayatı, döşeme fayanslarının altındaki hayatı En az 15 yıl ---  artık gerekli olmadıklarına karar verildiklerinden ------ önceden yaşayıp ; hayatta kalma çabalarının anlamsız çıktığını düşünmek ya da başarma sevdasıyla; bir birlerinden nefret ederek , bir birlerinin gözünü çıkarmaya çalışarak başka insanlarla değersiz ilişkiler kurup bomboş bir hayat yaşadıklarını kavrayıp, kazandım derken arkada bıraktıkları gönül kırıklıkları enkazıyla nasıl pek çok şeyi kaybettiklerini hatırlamak ve evlerinin duvarlarını sükunetle beklemek zorundalar artık,

Kadın ya da erkek bir kez  ebelenip havaya uçtu mu toparlanması eğer ciğeri peş para etmezlerden değilse çok zor elbette. Özellikle Türkiye gibi ahbap çavuş ilişkileriyle yönetilen  bir ülke de insanların hayatında ikinci bir perde açılması mucizedir.......,

Ve bir şey dikkatimi çekiyor,

Bu öfkeli, feleğini şaşırmış, yüksek atmosfer  basıncından  aniden ayrılan dalgıç gibi vurgun yemiş, sıfırlanmış, güneş çarpmış, aynı çukurdaki yoldaşlarımla ne zaman karşılaşsam,

Geçirdikleri değişimi gözlerimle görebiliyorum,

Daha önce uyarılmadıkları için hayata karşı şaşkınlıktan kaynaklanan acınası bir isteksizlik var, sanki; gittikçe eksiliyorlar, önemsedikleri şeyler azaldı, geleceğin nasıl evrileceğinin artık onlar için pek önemi yok , 

Yüzlerinde, sanki başarısızlıklarının kendi yeteneksizliklerinden değil de başka güçlerin bir sonucu olduğuna inanmışlar gibi.

Sanırım, yıpranma belirtilerine, başarılı olamayıp nedenlerini dış güçlerde arayanlar da daha çok rastlanıyor,

 

Bir başlarına kalıverdiler şimdi,

Devam etmek için tutundukları dal kırıldı,

Üstelik ellili yaşların başında,

Hüzün verici aslında, aptalca yaşayıp ansızın ölmek gibi.......,

Şimdiler de onların ruh hallerini daha iyi anlamak için elimden düşürmediğim bir kitap var Aziz Nesin in zübüğü !,  ha ha ha , körle yatan şaşı kalkar derler ya Türkiye de toplumun yüzde doksanı da bunlara benzer aslında, 

Desteyi kader karıştırır bunlar da tasarladıkları plana göre oynar sonunda da kendilerini aptal gibi hissederler,

 

Yine de şükretmeliler ama, ülkenin değişen dünya düzenin de  talihleri yaver gidip paşa olsalardı şimdi kodesteydiler,

Her şer de bir hayır var,  

 

Evet, bir başına bırakılınca daha da ağrılı olur ölümü beklemek,

Ne olur  canlarına  yandıklarım yinede size bir şey olmasın,

Yoksa bende oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi bir başıma kalıveririm ortalıkta,

Siz benim yaşam enerjimsiniz,

Bu zavallı  boğulmuş hayatlarınız, alçalmış salt hüzünlü halleriniz beni gizliden gizliye sevindiriyor biliyor musunuz? Dostoyevski gerçekten haklıymış, başkasının derdinden zevklenmek gibisi yok . Lou Holtz da " herkes biraz alçaktır " demiş,  o da doğru demiş ha ha ha ,

Üstelik sizi gördükçe beterin de beteri olabileceğini keşfediyor insan,

 

 

Riske girmekten çekinip her adımını temkinli atanlar. Güvenlik çemberlerinden çıkmayı göze alamayanlar, Her denilene inanıp düşünme yeteneklerini kapıların da bekleştikleri güçlülere teslim edenler. Akşamları evlerinde sevgili eşleri saatlerce telefonda konuşarak bitmek bilmeyen ruhsal açlıklarını tatmin etmeye çalışırken, abajurun altında taraflarını tuttuğunu düşündükleri aptal gazetelerini okuyan, bulmacaları çözen ya da televizyonda bir futbol maçı izleyip işe dönmeyi bekleyenler. Yaptıkları her şeyden minnet duyulmasını isteyenler. Hiç  itiraz etmeyip her şeye baş üstüne diyenler. Zarların hep iyi geleceğini sananlar. Hayatın tek bir  soru ve cevaptan ibaret olduğunu düşünenler. Her koşulda terk etmeyeceği ilkeleri olmayanlar. Hayatlarını kıskançlık ve fesatlık üzerine kurup bir yerlere ulaşmayı düşünenler, kendine bile sahip olmaktan acizken bütüne hükmetme sevdalıları ve bu kötü meziyetleri ile onların başarılı olacaklarını sanıp destekleyen anneleri, eşleri ve yakınları........... Kendilerini dahi ve kutsal sanan bütün o sorunlu yaşlı delikanlılar. Hırsla başlayıp sonunda budananlar bütün bu olup bitenlere müstahaktırlar aslında………

 

 

 

 VATAN SEVER ÜZERİNE BİR NOT

Adam her gün personelini toplar 4 saat esir eder,

Terfisi için proje yaratmalarını isterdi,

Emri altındakilerden hep mucize beklerdi,

 

Sürekli hata peşindeydi, kimseye olumlu bakmazdı,

Olur olmaz yerlerde sudan nedenlerle fırçalamak için seçtiği adamın karşısına geçer,  bacaklarını sıçmak üzere olan köpek gibi hafiçe eğip  sol eli palaskasında sağ elinin işaret  parmağını  karşısındakinin gözüne dürter gibi  doğrultup demediğini bırakmazdı ,

Adamın ne kadar şerefsiz olduğ sözcükleri ifade edişinden kolayca anlaşılırdı,

Ona göre herkes namert, çalıp çırpan çapulcu takımındandı,

Kimseyi affetmeyecekti,

Bu iş yerine gönderilme sebebi de hırsız yakalamaktı kendince,

 

Birini yakaladı nihayet,

Devriye saatlerinin yer aldığı çizelgeyi imzalamamıştı sahtekâr,

Onun aptal mantığına göre çizelgeyi imzalamayan görev mahalline de gitmemiş, sorumluluk sahasını da kontrol etmemiş demekti,

Nasıl yakalamış şerefsizi ama,

Çok zekiydi ,çok,

 

Hepsinin işini bitirecekti,

En başarılı kendisiydi,

En entelektüel kendisiydi,

En namuslu kendisiydi,

En haklı kendisiydi,

Haksız olan hep emri altındaki insan harabeleriydi,

Ve terfi etmeye de o  layıktı,

 

Hemen sorumluluk sahasında o gece nöbet tutan görevlileri  makamına dizdi ,

Ama hepsi de, söz de sahtekarın devriye saatinde gelip kendilerini ve yapılan faaliyetleri yerinde Kontrol ettiğini söylediler maalesef,

Yapacak bir şey yoktu,

Nasıl olsa avlayacaktı bu itleri,

Menzilindeydi hergeleler nasıl olsa,

 

Günler ve aylar geçiyor enselemek  için yanıp tutuştuğu hırsızları  bir türlü keşfedememesi onu daha da azdırıyordu ,  

 

Sonra bir gün,  hiç umulmadık bir şey oldu, şimdiye kadar benzerleri gibi sorunsuz hayat yaşayıp hiç zedelenmemiş bu mutlu,  hep çok  yetenekli olduğu söylenip sırtı sıvazlanan ( insanlara   övgüler yağdırıldığında neye dönüştüklerini bilirsiniz )  sürekli  makamsal ereksi yon yaşayan,  kaşar, suratı kuru  köpek bokundan daha çirkin, her şeyin içine ederek devam eden hasta  o. çocuğunun kapısına polis dayanıp, tutuklanma emrini tebliğ etti,

  

Zorbalar da efendileriyle karşılaşıyorlardı bazen,

 

Polis eşliğinde mahkemeye giderken

Yol boyunca,  dostça ve sakin görünmeye özen gösteriyordu,

Havadan, kuşlardan, doğanın can alıcı renklerinden söz edip durdu ,

 

Hiç  de öyle vatan haini biri gibi  görünmüyordu kendine tapınmacı  Narsist  o. çocuğu ....,

 

 

 

AKIŞ

Mutluluk ve anlam arayışının maddi başarıyla eş değer olduğu sanrıları içinde yaşamıyorsan,

Elindekilerle yetinip zorlamalardan uzak içinden geldiği gibi yaşayarak da bu ikisine ulaşabilirsin,

Mesela,

Mutfakta tabureye oturup masanın üzerindeki ekmek kutusuna, tuzluğa bakar bunları kimin icat ettiğini düşünürsün ve keşfettikçe de o cisimleri daha anlamlı ve özel kılmaktan ötürü mutlu olursun,

Veya Yorganın altında ayak parmaklarını oynatıp dünyanın en güzel resmi olduğunu fark edersin, 

Ya da balkondan, çimleri biçmekte olan kapıcıyla sohbete tutuşursun,

 

Eskiden farkında olmadığın ya da bakıp göremediğin her şey önem kazanır, harika görünür,

Üstelik sürekli küçük bir avantaj için saldırılarına maruz kaldığın, sıçanları yeğlediğin insan yığınlarda yoktur etrafında,

Ülkede bunları yapabilen çok az kişi olduğunu düşünüp insanların neden yorgun, saldırgan, öfkeli ve nefret dolu olduğunu, sürekli zıvanadan çıktığını idrak edersin,

Hepsinin kaygısı sürü kaygısıdır, özgürlük hariç her şeye boyun eğer, ortak alışkanlıklara sığınırlar,

 

Sonra bilgisayarını açıp internette gazetelere göz gezdirirsin,

Bazen bir köşe yazısı dikkatini çeker okursun,

Adamın yazdıkları fazlasıyla soluk, sıkıcı, bulanık ve aldatmaya yöneliktir,

Yalan ve dubaraları hemen göze batar,

Savaş, kumar, kan,  mizah, coşku, duygu, edebi lezzet, meydan okumadan eser yoktur, bildik çorbayı kaynatıp durmaktadır,

Yazının asıl amacı, işinden iğrenen, köşesini kaybetmekten de korkan çarpık ruhlu bir adamın çığlıklarıdır,

Ama sorun değildir, aziz Türk gazete okurunun  yazılmış sayfalara hangi gözle baktığını bildiğinden, onların gereksinim duyduğu çiğ sahtelik ve cilayı sütununa yansıtmayı başarmıştır,

Türkiye de insanlar hakikatten haz etmezler, bir şey ne kadar değerini yitirmeden uzun yıllar ayakta kalmışsa o kadar makbuldür onlar için, bir de okunan her ne ise masalsı olmalı ve hoşlarına giden ucuz yalanlarla süslenmelidir ki arzu ettikleri hayal güçlerini canlı tutabilsinler,

Ayrıca itibarı, bakıcılık yaptırdığı yayvan göğüslü karısı yâda ilik gibi metresi, yaşadığı lüks hayatı hep bu minik aşağılık yazılarına bağlıdır,

Başaramazsa hiç olup cehennemi boylayacağını düşünür,

Senin için geçerli değildir bütün bunlar,

Devamlı bir şeyler kanıtlamak için uğraşıp didinme bittikçe içten büyüyüp dıştan küçülmenin en yüksek ruh hali olduğunu bilenlerden birisi olarak, 

Şükredip hiç olmak senin kendi tercihindir,

 

Artık öğlen olmak üzeredir,

Arabana atlar, gazlarsın oyun alanına,

Günün ilk yarısını katletmenin sevinciyle, en yakın dönercinin önünde park eder,

Helasında dün gece afiyetle yediğin bonfileyi bi güzel sıçarsın.,

Ardından da kalabalıkların içine dalarsın,

Bırak aksın güzelim zaman …..,

 

  

 

DOĞRU YOL  

Sevgili Babam bana hep söylerdi,

İyi, etrafına zarar vermeyen insanlar toplumda hep el üzerinde tutulurlar, hiç yalnız bırakılmazlar,

Sevilmek isteyen insan sever.........,

Başkalarının senle uyumlu olmasına katkı yap! Böylece sıradan bir ilişki ömür boyu sürecek bir dostluğa dönüşecek........., 

Ne kadar çok insan tanırsan mutluluğun o kadar artar,

Mutluluğu  sağlayan en önemli faktör insan ilişkileridir, 

Hayata bakış açın genişledikçe, insanlarla arana daha az mesafe koyacaksın,

Seni sahip olduğun sıfatlardan öte seven  yakınlarınla, arkadaşlarınla iyi geçin,

Haksızlıklara göğüs ger, güzelliklere hayranlıkla yaklaş,

Beraber çalıştığın, aynı fikir uğruna mücadele ettiğin pırlanta amirlerin o. çocuğu değillerdir, iffet sahibidirler, senin muzaffer olmanı isterler,

Onlara itaat et, saygılı ol, dertlerini aç,

Hileye başvurmadığın sürece başarı hep yanında olacaktır,

Tecrübe önemlidir, deneyime saygı göster,

Paranı kullanmayı öğren, o birleştiricidir, düşman yaratmaz,

Aslolan ailedir. Kara gününde senle üzülüp mutlu gününde senle sevinen, farkında olmadan koruyan, en kötü travmalarını bile atlatmanı sağlayacak olan, yaşlanma yoldaşın eşin, oğlun, annen ve kardeşin ve yeri geldiğinde arkadaşların en büyük zenginliğindir,

Onlar olduğu müddetçe  yalnızlık çekmeyeceksin,  mutluluğun sevdiklerinin elinde, onlar doktorundur, onlar şifadır, huzur haplarıdır, en güvenli siperdir,  ışıktır, aidiyettir. 0nlara güven,

 

Oldukça iyi bir öğüttü,

Ama öldüğünde cenazesine gelen arkadaşı ve çevresi bir elin parmakları kadardı,

Amirliğimi yapan eski öğrencim beni iteklemiş,

En büyük sermayem ve zenginliğim olan ve gün be gün onlara hizmet etmek benim kalan tek idealime dönüşen ve sevgi zenginliğine birlikte ulaştığımız beni koşulsuz seven, eşim ve oğlum beni mahkemeye vermiş,

Ve annem, babamın vasiyetini hiçe saymış olan kardeşime göz yummuş,

Herkes kı..ma tekmeyi yapıştırmıştı,

 

Şimdi mutfak masasında yapayalnız oturmuş, umutsuzluk ve anlamsızlıklara dolu g.t teki gibi bunları karalıyor,

Bir yandan, bir zamanlar söylenen her doğru sözün zamanla değerini yitirebileceğini düşünüyor, 

 

Bir yandan da babamı örnek almamın hüznünü yaşarken,

Bundan ders almam gerektiğini de düşünüyorum,

 

Evet, aslında hayatım boşa harcanmış falan değil,

Son gelmeden talihsiz olduğunu da düşünmemeli insan,

Hayat bana yüzde doksan acı verdiyse ben ona en az yüzde onunu geri verebilirim,

Daha ömrümün geri kalan dörtte birini iyi geçirebilirim,

Cingöz, akp liler gibi tecrübenin aptallığını kanıtlayan ve bilgiden ziyade muktedir olmanın önemini bilen ve o istikamette  önüne çıkanları --zamanın kötü ruhunu da arkasına alarak-- süngüleyip sistemin ırzına geçen ve branşında başladığı yerden paşa olan tombik herifi kendime örnek alabilir,

Bana tuzak kuran farfaracı biriyle birlikte olup, canımı almak için arkamdan hançerleyen yılışık, zombi,  piç arkadaşımı adam yerine koyabilir,

Öleceğim güne kadar giysileri, aklı, dünyası ve kutusu daracık hatunlarla d.züşebilir,

Yeni sevgilimi kendime içtenlikle bağlamak için tüm benliğimi ona adamak yerine  aşağılanmaktan hoşlanan her kadın gibi onu sömürebilir,

Ailemle ilişkilerimde her şeye, kusursuz kayıtsız görünerek arzu ettiklerimi elde edebilir,

Mümkün oldukça lanet, çıkarı olmadan arkadaş  bile olmayan insan ırkının boğazını sıkabilir,

Hiç olarak yok olup gitmektense, cesurca  sırf denemiş olmak adına, sırf hayatımı işlevsel kılmak adına  inandığım doğrular üzerine yoğunlaşıp zamanımı anlamlı kılabilir, 

Gözümü açıp, aşırı çalışmanın boşa harcanmış bir eylem olduğunun, şimdilerde bir ideal gibi görünen şeylerin de ileride çöp olabileceğinin  bilincinde, ülkemin ve bayrağımın ve en yakınlarımın ve kancıkların olmamı istediği beş para etmez, adi, purolu şerefsizler gibi, bol gıybetle güce domalarak, düşene gülerek, zarar vererek, zulüm ederek, acı çektirerek pozitif olarak zirveye çıkabilirim,   

Niyetliyim ama bu söylediklerimin hepsini yapabilir miyim bilmiyorum,

Bazen umutsuzluğa kapılmıyorum desem yalan olur,

Sonuçta dünyadan bi haber  öteki tarafa göçen babamla aynı kanı taşıyoruz, hayat izin vermez gibi geliyor,

 

  

 

AYNI FİLM

Rüyamda,

Mahkeme,

Benim bu topluma ayak uyduramadığım için,

Vatandaşlıktan çıkarılmama karar verdi,   

Başka bir gezegene sürgüne gönderildim,

 

Gezegen de,

Yalan söylemek, aldatmak, maskaralık yapmak, yemek, içmek, s.çmak, d.züşmek ve ölmek dışın da başka bir şeye kalkışmak yasaklanmıştı,

Herkes vatan kurtarıyor gözüküp hırsla pislik yaparak konumunu sağlamlaştırıyordu,

Bireysellikten it gibi korktuklarından sürekli bir arada oluyorlar yine de yalnızlıktan patlıyorlardı,

Sosyal adalete duyarsız kalmak, ezilenlere, hakkı yenenlere, genç işsizlere sahip çıkmamak, onlara bir darbe daha vurmak entelektüel bir başarı olarak görülüyor katkıda bulunanlar milletvekillikleri danışmanlık vb ballı işlerle ödüllendiriliyordu,

Düş ötesi, gülünç, saçmalık ötesi,

Karada, havada ve deniz de en kuyruklu yalanı kim söyleyecek diye yarışılıyordu,

Gerçek diye bir şey yok tu,

Kimse sonla ilgilenmiyordu,

Tatmin olmuş insana rastlamak mucizeydi,

Adrenalinli bir  ortam, stres ve heyecan ve belirsizlik hayatın vazgeçilmezleriydi,

Anormallik sıradanlaşmış , ahlak yok sayılmıştı,

Abazanlık yalnız seksle alakalı bir sözcük değildi, her şeyle abazanlık çekiliyordu,

YAŞLI ERKEK İKTİDARI ,Gerontokrasi, toplumun anasını sikiyordu,

Herkes, güçlünün köpeği olmak istiyordu, itibar, şan, şöhret ve makam ancak bir kalıp içine sızıp güçlünün köpeği olabilecek kıratta olabilmekle mümkündü,

Ayılık ve vasatlık prim yapıyordu,

Kim hangi din veya ideolojiden besleniyorsa  o din veya ideoloji  makbuldü, geri kalan dışlanmalıydı,

Girdiği ortamlara göre şekil alıp, rolünü iyi oynayan herkes, hangi meslek grubunda olursa olsun zirvedeydi ki bunların asıl uzmanlık alanı fahişelikti,  

Sahtelik ve çıkar birbirleriyle kol kolaydı,

Önce kim karşısındakinin bacağını doğrudan ısırırsa o kazanıyordu,

 

Saçmalama ve inanma çılgınlığı vatan sevgisini bile gölgede bırakıyordu,    

En büyük erdem itaat etmek, sinsice gözetlemek, kaos yaratmak ve  entrikalar çevirip ihtirasla ihanet ve döneklik etmekti,

Herkes bir başkasının başına gelen felaketlerden zevk alıyordu ancak böyle mutlu olabiliyorlardı, 

Gezegen sakinlerinin tek ihtiyacı öldürmekti, karşısındakinin ruhunu öldürmekten zevk alıyor ancak bu şekilde ayakta kalınacağına inanıyorlardı,

En dürüst ve en güçsüz olanlar en ağır bedelleri ödediğinden, İblis değilsen hayatta kalma şansın yoktu,

Herkes her türlü manyaklığa, kurtarıcıya- deccala hazırdı,

 

Uyandığımda,

Sanki bu rüyayı her gün yaşıyorum hissine kapıldım, 

 

 

 

SESSİZ ÇIĞLIK

Her gün spor yapmaya giderken, marketten su almak için arabamı park ettiğim  sokak artık işgal altında,

Metro yüzünden!

İnsan ırkı adım atmamak için elinden gelse arabasını da trene yükleyecek,

 

Tanrım, artık Vosvosumu park edip pet su almak için markete 20 dakika yürümek zorunda kalıyorum,

Eskiden 5 dakikaydı yürüyüş mesafesi,

 

Dün iş olsun diye farklı olarak marketin yanındaki cafeye de uğradım,

İşletme çalışanı güler yüzle karşıladı beni,

Ne istediğimi sordu,

Gülümseyerek “Filtre kahve” dedim “ bol sütlü ”,

Mutlu bir profil çizdiğimi görünce sohbeti ileriye götürüp,

“Nasıl işler, güçler inşallah bir sıkıntı yoktur? ” Diye sordu,

 

İşler güçler mi nasıl gidiyor?

Başım nikotin hapından ağrıyor,

Üzerimdeki eski Kot pantolonum bir yıldır yıkanmayı bekliyor,

Boşanma davama bakan Fetöcü, aslan parçası yargıtaycılar kıytırık beynimin kıvrımlı yollarında Tanrı konusundaki duyarlıklarını kanıtlamak istercesine ilahi takılıp, koşturuyor,

Avukat yine para istiyor,

Zamanı geçmiş faturalar düzenimi aksatıyor,

Cüce terfisi için beni yukarıya jurnallemeye devam ediyor,

Nafakalar boğazımı sıkıyor,

İçimdeki iblis o. çocuklarının anasını s.kmekten  ürküyor,

Yırtık bez spor ayakkabımdan uzun tırnaklı muhteşem sol ayak başparmağım gözüküyor, 

Temizliğe gelen kadın tecavüz etmemden korkuyor ikinci kez gelmiyor,

Donumu küçük beden almışım göbeğimi sıkıyor,

Her şey, her Allahın günü posamı çıkarıyor,

Reis, bütün bu olan biteni misakı milli düşleriyle saraydan izliyor,

 

Adice sırıtarak “ süper ” diye cevap verdim süper ve ekledim “ Ya senin işler güçler nasıl gidiyor? ”

 

Güzelim hayatım akıp giderken, ( 13. 04.2013)

 

 

 

BAŞARIYI KATLETMEK

Tatvan da üsteğmendim,

Çalıştığım İş yerinin ihtiyaçlarını ben karşılıyor,

Piyasadan mal ve hizmet tedarik ediyordum,

Kurmay başkanım bana güveniyor,

Ben de ona saygı duyuyor,

Hata yapmamaya özen gösteriyordum,

 

Bir hafta içi mesaiden sonra,

Tugay Komutan beni konutuna çağırdı,

Gittim,

Kapının önünde bekliyordu, asabi bir görünümü vardı,

Beni görünce vestiyerden bir çift terlik alıp önüme fırlattı,

“Şunları giy ve içeri gel,”

Postallarımı çıkarıp terlikleri giydim,

Ve odaya geçip elinin tersiyle gösterdiği yere oturdum,

Gözlerini kısıp, işaret parmağını yüzüme doğrultarak,

“Bak aslanım, amirin hakkında iyi şeyler duymuyorum,

Sen de ona alet oluyorsun,”

“Anlamadım” dedim,

“Amirinin paraya karşı zaafı var, seni de kullanıyor, bana güven kimse sana bir şey yapamaz,”

“Hayır, eğer bir problemle karşılaşmıyorsak onun dürüst yönetim tarzı sayesin de oluyor bütün bunlar” diye cevap verdim,

Sessiz kaldı, ,

“Ve o her zaman bizim arkamızda olmuştur ve desteklemiştir” diye devam ettim,

Bu kez ifadesiz bir yüzle,

Güzel bunu duyduğuma memnun oldum, pekâlâ gidebilirsin dedi,

 

Dışarı çıkıp yürümeye başladım,

Adam ağzımı arıyordu,

Beni korkutup,

Geleceği olan bir adamı hiç suçsuz yere damgalamak niyetindeydi,

İyi ki bu adam benim kurmay başkanım değil diye geçirdim içimden,

Karşıma o ara hırlayan bir köpek çıktı,

Tekmeyi yapıştırdım,

Gayet iyi hissettim kendimi,

Yine de tam değil, 

 

İtaat bir erdemdir elbette ama kendi öz değerlerin için karşı çıkmakta bir erdemdir.

 

  

 

DIŞSAL ETKİLER

Neden bazen insan kendini iyi hissetmez,

Gün boyu ruhunu kemiren sıkıntının nedenini bilemez,

 

Asıl sebebin kendinizden kaynaklanmadığı aşikardır,

Elektrik, su, gaz faturalarınızı zamanında ödersiniz,

Evinize ya da arabanıza ait banka kredisi borçları her ay düzenli olarak maaş hesabınızdan otomatik ödenmektedir,

Sorunlarınız öyle içinden çıkılamayacak şeyler de değildir,

 

Üstelik kendi çıkarınız için başkasına zarar vermezsiniz,

Sizi huzursuz eden kimse de yoktur çevrenizde,

Kendinizle sosyalleşmekten memnunsunuzdur hatta,

 

Ama,

Televizyonu ya da gazeteyi açtığınızda,

Lanet sistemin olanaklarıyla, varlıkları saygınlık uyandıran,

Birkaç basiretsiz, şahsi çıkarını halkın ve milletin önünde tutan, bulanık zihinli güç cariyesi, cadılar bayramı tasarımlarından daha çirkin suratlı dayanışma duygusu gelişmemiş siyasetçi,

Veya birkaç ukala dümbeleği materyalist kafa ,  nursuz bakışlı şovmen, yazar, sunucu,

Yeter de artar kalp ritminizin değişmesine,

Birbirine güç uğruna salyalı ağızlarla sallayan reyting uğruna tuhaf davranan,

İtibar için, nüfuz sahiplerine Allaha secde eder gibi secde eden, olmadık rezilliklere kalkışan bu ruhunu şeytana satmış, dünyayı sadece kendi merkezlerinde döndüren, mızmız insanlardır sizi yıpratan.............., 

Bağırsaklarınızdan kavrayıp gününüzü dümdüz eden, göğsünüzde bir ağırlık hissetmenize neden olan, sizde jiletle dilim dilim doğranıyorum düşüncesi uyandıran trajedinin asıl nedeni, sizin eksikliğiniz değil, diğerlerinin kullanılmaya müsait olup ortaya koydukları sahte, zorlama tavırlarıdır.

Sorun beyniniz de değil, ortak anlam ve dayanışma bulamadığınız dışsal etkilerde, çarpık sistemde demek istediğim,

 

 

 

AŞİKÂR AHALİ

Eğer bir gün itibarlı,  gücü elinde tutanlardan birisi olursam,

Ki bunu, güç şebeklerinin kimlerden beslendiklerini,  nasıl yaşadıklarını nelere düşkün olduklarını nelere metelik verdiklerini bildiğimden asla istemem. Gücün kötülük yapmanın ruhsatı olduğunu gayet iyi bilirim,

 

Neyse, diyelim ki oldum,

Siz kapıda benle görüşmek için can atarken,

Ben,

Hastanelerde can derdin de olup maddi imkânları olmayan kimsesiz insanların nasıl ihmal edildiklerini,

İtibarını kaybeden bir erkeğin bu ülkede sonunun hazin olduğunu,

Yeryüzünde suratına tükürülmeyi hak etmeyen çok fazla insan olmadığını,

Bir kadının âşık olacağı erkekte aradığı en önemli özelliğin fizyonomi ve kişilik değil mevki olduğunu bu yüzden de yılan balığı gibi adamların neslinin hiç tükenmeyip dünya da karmaşanın artarak devam ettiğini,

Değişen siyasetle birlikte cami kubbesinin kalkan, minarelerin kılıç’ a nasıl benzediğini,

Kedinin pireleri misali yoksulların en çok karşılaştıkları şeyin hor görülme olduğunu,

Bacak ve memelerinin her bir kıvrımına fiyat biçen kadınların hayata nasıl baktıklarını,

Varoluşu saçma bulan, endişeye, üzüntüye, hiçliğe, sahteliğe savaş açan kahramanları,

Üniversiteleri para kasası  gibi gören gençleri,

Düşünüyor,

 

Ve

Sizlerin benim ne kadar başarılı bir adam olduğumu söyleyip, arkadaşınız olduğumu ısrar ederek, sanki eskiden değilmişim gibi ne kadar dürüst olduğumu  cömertçe dile getirip övgülere boğarak, sırtınızı bana dayamak ve benim tehlikeli gücümde kök salmak istediğinizi dehşetle hissediyor olacağım,

Köşemden,

 

 

 

BENİ ES GEÇ

Her sokak başı sahtekar kaynıyor diye beni suçlama,

Neden onlardan biri  olmak zorunda kalıyorum, yetinmeyi bilmiyorum, başkalarına da iyi yaşama şansı tanımıyorum  diye beni suçlama,

Babanı  suçla,

Annenden emdiğin sütü suçla,

Ülkeyi  paşaların esaretinden kurtaracak, Allah korkusunu  günahkar Türkiye'nin  üzerine salacak , perişan ülkeye refahı, huzuru, kalkınmayı, medeniyeti, sevgiyi, merhameti,  adaleti getirecek, eskinin güçlü ve tatminsiz nevrotik soytarıları gibi yalnız çoluğunu, çocuğunu, damadını, bacanağını, arkadaşını, torununu, tonbalağını düşünmeyecek onlara ballı iş imkanı bulup, millet vekili yapmayacak, gazileri de düşünecek, şehit yakınlarını da meclise sokacak, para pulla kömürle beyaz eşyayla mutlu olunmayacağını bilip herkesi iş sahibi yapacak, her yıl sınava giren üç milyon gençten üç yüz binin iş bulabildiği lanet, rezil sistemden,  gençlikleri çalınmış hayatların, dibe vurmuş hayatların,  kayıp kuşakların hesabını  soracak  diye oy verdiğin belki bildikleri bir sır yüzünden dehşet rahat görünümlü, muhtemelen de  Allahın kudret elinde  özel yetilerle donatıldıklarından 2023'e kadar görevde yani iktidarda olacak olan" ülkeyi bizden başka kimse BÜYÜTEMEZ " deyip duran asil, bunca işsizlik adaletsizlik , atıl gençlik dururken döne döne saltanat yaşayıp, yandaşları ile yoldaşları ile birlikte neyin eksik olduğunu söyleyip duran ama bunun kaynağının  ne olduğunu  idrak edemeyen,  içinde torun tombalak yuvarlanacakları millet bahçeleri ve kek yiyip hoş beş edecekleri kıraathaneler projeleriyle övünen  sanki " siz yatın yuvarlanın, cebimizden harcayıp aldığımız top kekleri yiyin,  gününüze şükredip akp ye hamd edin, biz  de cuntacılardan beş on misli daha fazla hatta geberinceye kadar size yazlık saraylarla, kışlık saraylarla, uçan saraylarla hükmedelim, emredelim, görmezlikten gelelim,  acı çektirelim, ödüllendirelim, sansürleyelim, kodese atalım, ders verelim, had bildirelim, tazminatlara mahkum edelim, cezalandıralım, ensenize patlatalım,  liderlik edelim, gücümüzü sergileyelim, inletelim, üniversite okuma imkanlarınızı genişletelim tonlarca paralı okul açalım siz bol bol okuyun doktor olun olmadı üstüne hukuk okuyun olmadı üstüne mühendislik okuyun, geberinceye dek okuyun ama biz iktidar olmaya devam edelim siz de işsiz kalmaya devam edin, yola davaya devam etmek bizim işimiz olsun  " diyen esnaf babası,  ılımlı Müslüman Rabbimin özel insanları cennetlik  çarpık, marka inşaat ekonomisi mucitleri, tasarruf ve şeffaflıkta öncü, ülkeyi amerikanvari   yaklaşımlarla yönetmeye çalışan ama  din ve kültür  farklı olduğundan, başarılı olamayan, çarpık inşaat , çarpık eğitim,  çarpık insan mimarı ak partili adamları suçla,

Karşı cephede oynayan vakıfçı, ağıtçı ihtiyar manyakları suçla,

şe başı Camiyi suçla,

Allah'ın, Atatürk'ün  ardına gizlenenleri suçla,

Onur'u yozlaştıranları, yüksek kademelerde oturup kendi konumları için soysuzca Türk tarzı yaşam yaratan particileri, eğitimcileri, sıhhiyecileri, gazetecileri, sanat sevicilerini, eğlence dünyasını, sivil toplum kuruluşlarını ve onlara  destek olan kertenkele boklarını  suçla,

 

Neden aramıza katılmıyorsun diye beni suçlama,

 

Neden; torun tombalağı  ile janjanlı, harikalar aleminde yaşayan ulusal rekabet sorunu, fırsat eşitliğinin teröristleri, ülkenin kahinleri olmayı sürdüren  mekan basan kibirli sistem ölçütlerine aykırı yaşayıp çevre kirliliğe neden olan insanlık ayıbı başarısız italya macerasıyla göz dolduran Fatih Terimgiller şükür edip gençlere yer açmıyor, onları sömürerek semiriyor, varlıkları işsizliği besliyor,  para sorunları olmadıkları halde  koltuk sahibi olmak için yanıp tutuşuyor diye beni suçlama,

Kendi geleceklerinin çalındığından habersiz,  fatih efendigiller kazandıkça kendilerinin de kazandığını sanan. O, mavi turlara çıkıp denizin tadını doyasıya çıkarırken, saltanat içinde yüzerken,  onlarda denizin tadını çıkardığını sanan  ama o mavi tura o yat'a biz de dahil olalım dediklerinde ise  üçün birini alan, b.k kafalı  şaşkın taraftarı suçla,

Onlara şakşakçılık yapan eylemsizlikten uyuşturucu kullanan, ağzı kokan geri zekalı işsizleri suçla,

Çocuklarının istikballerini düşünmeyen, onların neden eylemsiz bırakıldıklarını, neden hak ettikleri yaşam tarzına ulaşamadıklarını  sorgulamayan, eleştirmeyen, tek başarıları  burjuvaları eğlendirmek olan böyle adamlara kayıtsız kalmayan, görmezlikten gelmeyen aynı tarz , aynı yüz , aynı ses  sığır, robot, aptal, insan oğlunun düşünmeden de yaşayabileceğinin ispatı, dünyadan ve piçleştirilmiş toplumdan kopuk, aforoz edildiklerinin farkında olmayan şaşkın YARGI YOKSUNU  okumayan, düşünmeyen, sorgulamayan, kendi kişisel cehennemlerini yaşamak zorunda kalan ana, babaları suçla, vesselam,

 

Vatan çöküyor, ülke paramparça oluyor  teraneleri ile güçlerine güç katıp, her zamanki gibi, bu ülkenin çocuklarının,  çökmesine paramparça olmasına atıl kalmasına neden olanları suçla,

 

15 - 20 - 25 -30 sene kuralsız standartlara aykırı demokrasinin, bir dine mensup, ahlaksız, imtiyazlı, torpilli, ölümü öngörerek yaşamaktan aciz adamlarının vatanı kurtarıyoruz güzellemesiyle zirvelerde olduğu, iktidara tebelleş olduğu sisteme demokrasi dendiği için beni suçlama,

 

İşsiz ve yoksul genç insanlar gün be gün artıyor diye beni suçlama,

Kendilerine tahammül edebilmek için sürekli dış dünyanın ilgisine ihtiyaç duyan, kaldıramayan,  eğitimli, kaypak,  ağzı lağım kokan, bu ülkenin, ilim irfandan ziyade  ahlaka, fedakarlığa ve güvene  ihtiyacı olduğunu görmezden gelen, domuz adamları suçla,

Onların karılarını suçla,

Kendini suçla,

Kendi karını suçla,

Kul hakkı yemekten zerrece korkmayan, en az iki kuşağı yok eden, yetinmeyi bilmeyen, içlerinde cennet, cehennem kaygısı olmayan, klasik olana tapan, itaatçi,  tuzu kuru, madara olmadan konumlarını terk etmeyen, altlarındaki fırıldakları uğruna k.çlarını feda etmeye hazır olan üfürükçü, insan- solucan, hastalıklı hayatlar yaşayan rezil darbeci kalıpçıları suçla,  asıl günah işlemenin yetinmeyi bilmemek olduğunun fakında olmayan sesi duyulmayanların sesi en büyük günahkarlar akp lileri suçla,  ülkede bunlar kadar zararlı hiç kimse olmadığını bildikleri halde " dur bakalım" demeyen  sosyal devlet anlayışının ne olduğunu bilmeyen hakça paylaşımdan habersiz,  çürük korkakları suçla,

İlk yalanı önce kim söyleyecek diye yarışanları suçla,

 

Günceli takip etmiyorum diye beni suçla,

Ama sen takip edipte neler döndüğünü keşfediyorsan suçlama,

 

Öğleden sonralarımı spor salonlarında geçirmek zorunda kaldığım için beni suçlama,

Neden gizlenmeye senden daha çok ihtiyaç duyuyorum diye beni suçlama,

 

Kalabalıkların kokuşmuşluğu, ruh sağğını tehdit ettiğin de beni suçlama,

 

Aslanlar kinleriyle kodeslere tıkıldıklarında beni suçlama,

Her idealin zamanla  değerini yitirip, seni hiç bir yere götüren,  bir zamanlar sana doğru diye öğretilen tarihi suçla,

Atalarını suçla,

 

Daha insan gücü planlaması dahi yapmaktan aciz devleti suçla,

 

Yalnızlığın  ve hesapsız kazanmayı amaçlamayan cesaretinle yok olup gideceksin diye suçla beni,

Ama kendini değil,

 

 

 

İTİBAR

Özel üniversite profesörü gaddar ve parlak gözlerle anlatıyor,

Devre arkadaşları da kıskançlık, kin ve hayranlık karışımı bir duyguyla dinliyorlar,

“Haftaya da Fransa’ya uçuyorum, konferansım var,

Bu yıl içerisinde gittiğim 6. yurtdışı geçici görev olacak,

Akademik personel olmanın getirdiği zorluklar bunlar, sürekli hareket halinde olmak zorundasın,”

“Ne güzel ”diyor emekli kurmay albay tertiplerinden biri " bizim gibi evde pineklemiyorsun,”

Gizliden gizliye Küçümseyerek, generallere yakışır bir üstünlük duygusuyla sevimli sevimli sırıtıp, harikulade enerjik cümlelerle sözcükleri zamanın zirzopları gibi uzata uzata şakımaya devam ediyor “haklısın ama iş yaşamının ne kadar yorucu olduğunu bilirsiniz hepiniz,”

Sürekli telefonu çalıyor, iş arkadaşları ile bilim insanlığının bünyelerine kattığı anlaşılmaz terminolojiyle konuşup, hazırladıkları makaleleri tartışıyor, inovasyon, public relations, süzme enstürüman gibi terimler kullanıyor, iş ahlakından yerel yönetimlerden söz ediyor, saraya, siyasete, ticarete, gazete deliklerine, devletten daha yüksek ücretli zengin destekli üniversitelere atlayan liberal, dini bütün, vatansever, a.mcık vücutları deforme olmuş, otoriteye uyumlu yaşlı profesörlerin isimlerini tekrarlıyor, bazen de önemli değillermiş gibi kısık ağızla küçük bilgelikler yumurtlayıp dehasını konuşturuyor, halinden memnun, arada ayaklarıyla döşemeyi dövüp bacaklarını tokatlayarak coşkulu kahkahalar atıyor, iyi vakit geçiriyor,

5 yayınlanmış kitabı var, hassa editörler ve ciddi para göz yayımcılar onun kitaplarını basmak için birbirleriyle yarışıyorlar,

Herkes dikkat kesilmiş profesörün ağzına bakıyor, yansımaları müşfik değil kıskançlık fışkırıyor yılgın ve donuk gözlerinde haklılar, yenilmişlik, harcanmışlık hissi var, kimse gülmüyor, yüzlerde mahmur bir ifade tam bir sessizlik hakim, kandırılmış gibi hissediyorlar kendilerini, hayata çok erken veda ediyorlar, yaşam alanları sivildeki vatan sever akranlarına göre çok  seneler önce kısıtlanmış, ordu evi değil de sanki düşkünler evi ya da cenaze evi, enerjileri tükenmiş, gelecekleri tükenmiş, hiçliğe dayanıp yararsızlık duygusuyla, ikinci sınıf vatandaşlık duygusuyla baş etmeye çalışıyorlar sanki orada sıkışıp kalmışlar,

Üzülüyorum aslında sivil akranlarından neredeyse on beş yıl önceden fişten çekilip kendi kişisel cehennemlerini yaşamaya mahkum ediliyorlar. Yaşam yakalarını bırakıyor. Çürüğe çıkarılıyorlar. Dışarıdaki hayat artık onların bildiği hayat olmuyor. Gereksinimlerini hissediyorum. Akp veya  paşalar veya  bir yığın  vesayetçi güç tarikatı üyesi gibi ileri doğru gidebilmeye, bir şeyler yapmaya, mücadele etmeye, insanlarla konuşmaya, kendileri gibi sıradan hayatlara ait sıradan haberleri işitmeye ihtiyaçları var. Düşsüz ve tatminsizler.  Yaralılar. Acı çekiyorlar bu yüzden sık sık bir araya gelip birbirlerini teselli ediyorlar,

Ben neden yanlarındayım bilmiyorum, konuşulanları dinlermiş gibi yapıp garson kızın fazla dik k.çını inceliyorum, Kitaplarımda, gezegenin konuşulmasını hak etmeyen insan müsveddeleri ile kaynadığını dillendirdiğim  ve ebedi insan düşmanı imajı yarattığım, için beni rahat bırakıyorlar Allahtan, ben de medeni davranıyorum, onları rahat bırakıyorum bulaşırlarsa başlarına ne geleceğini biliyorlar küçük de olsa gerçeklik kırıntısı var elbette, size bir tüyo, ortak sahte muhabbetlere katılmayı istemeyen birini görürseniz onu özgün ve sıra dışı bir kişilik olarak algılayabilirsiniz hem ne demiş Schopenhauer "asosyal biri demek, neredeyse büyük niteliklere sahip bir adam demekle aynı anlama gelir”  he he he .

Kısa bir süre sonra profesör işsiz, pek çoğu alay komutanlıkları yapmış kurmay arkadaşlarının yanından izin isteyip arabasıyla ikamet ettiği yerin dışında başka bir kentteki metruk üniversitenin yolunu tutuyor ve direksiyonda düşünüyor,

“Adamların tuzu kuru farkında değiller embesiller, bölüm başkanı da geçmişteki mesleğinin intikamını benden çıkarıyor sanki, şu yurt dışı görevlere bile keseden harcama yapıldığı ve kimse istekli olmadığı için ben görevlendiriliyorum, bütün angaryalar  bende, mübarek marabacı başı , lanet olsun, her şeye evet demesem bir gün tutmazlar beni bu sefil kampus de biliyorum, bıktım, BIKTIMMM…….,

Emekli maaşımla neredeyse aynı parayı almama rağmen kendi kendime yetemediğimden bu oyunu oynamak ve elime katlanmak zorundayım çare yok,

Ama bak nasıl da kıskanıyorlar beni. İşin iç yüzünü bir bilseler ah ,ah , hiç biri bu cehennemi  yaşamak istemez,

yinede şükür can sıkıntısından yok olup gideceğime sistem köleleri gibi ben de başkalarının verdikleri talimatları harfiyen yerine getirerek ve onların sayesinde yapacak bir şeyler bularak mezarı boylarım daha iyi. Hem saygın bir yurttaşım, ezberlediğim teorileri, mucizeleri, bayrak sevgisini ve tüm zaferleri talebelere öğretim programına uygun gazlayıp, kafalarını karıştırıp bomboş hayatın eziyetinden kaçarak salıncakta sallanıp oyalanıyorum ne güzel. Ağzımdan çıkan her söz de can kulağı ile dinleniyor, çevremde hayran kitlem hiç eksik olmuyor, internette Adnan Oktar’ın mürit’lerini andıran beyni hırsla dolu Hollywood yüzlü fotoğrafım tıklanma rekorları kırıyor, daha çok insanın dikkatini çekebiliyorum üstelik yaşamak için bir gayem var,  medeniyet benim gibi  heyecanlı vatansever müptezeller sayesinde dorukta, ha ha ha, kaymak sarışınları da  hak ediyorum, derya kuzum hep çalışıyor, Türk tarzı yaşam beni sonsuza dek diri tutacak ne güzel.

Güneşin bile işi var, toplumun arkasını döndüğü, kıymetini bilenlerin azaldığı İşsizin Aziz Sancar, Alev Alatlı gibilerin bile inkar etmekte zorlanacağı bir bilgeliği olsa da salla gitsin, o ancak kahvelerde pazaryerinde nutuk atabilir. Türkiye’de eşek bile olsan diplomalıysan ve bir kalıp içindeysen ve ekmeğini yediğin hıyara desteğini sürdürüyorsan ölümsüzsün anasını satayım,

Ama şu zaferi de gizliden kıskanmıyor değilim vallahi. İnsan,  olmaktan korktuğu kişiliği başkalarında gördüğünde, hayran olurmuş öylelerine...... Herifçioğlu belleğini işletmesini biliyor, hiç canı sıkılmadan kimsenin pisliğini çekmeden, dışarıdan da çok fazla şeye ihtiyaç duymadan boş vaktini ruhuna değer katacağına inandığı konular üzerine yoğunlaştırıyor şiirler yazıyor, insanlardan uzak durma akıllılığını da gösterebiliyor kerata. Elbette farkındalığı gelişmiş insan yalnızlıktan şikayet etmez.....,

Bayılıyorum böyle gruplaşmalardan uzak durup kendi işini gören insanlara. Maalesef genç vatan evlatları korunaklı kümeslerin de ötmezlerse güneşin doğmayacağını sanan kart horozlar gibi ben ve benzerlerim pek çok aslında bireyselleşmekten ödü kopan sözde dahi ve değerli kıymetli harikulade beyin yüzünden sisteme giremiyor:(((((((, ah ahh Rabbimize nasıl vereceğiz bunun hesabını, her b.k olduk ama Adam olamadık! Bizi ayakta tutabilmek için ne çok taze gariban kanı akıyor ah ,ah.., Oysa vatanseverlik gelecek nesiller için gerektiğinde top yekun her fedakarlığı göze alabilme şuurudur. Kutsal Türk erkeğinin ruhundan da iyi anlıyor inek ha son yazdığı “ cinayet ve sex “ adlı  müstehcen öykü kitabı da en çok satılanlar listesinde, gerçekten muhteşem adam, hiç bir Türk yazar onun okunurluğuna ulaşabilmiş değil, helal olsun.…… ”

 

 

İŞTE SEN

Ödenek durumunu ve aylık sarfiyat raporunu arz etmek için odana girdim,

Masan da oturmuş, önündeki dosyaları incelemekle meşguldün,

 

Hafifçe başını kaldırıp nedir konu dedin,

Yanına doğru gidip hizmet dairelerine tahsis edilen ödenekleri,

sırayla  sundum,

Yapılması gerekenler hakkın da talimatlar verip, teşekkür ettin, güzel bir çalışma yapmışsın dedin,

İzin isteyip odandan çıkarken,

Eğer kötülük diye bir şey varsa hatırı sayılır bir parçası gibi, gözlerini kısarak uzun süre öyle dik dik baktın ki bana,

Bir zamanlar öğretmenliğini yapan rakip olarak gördüğü memuruna eziyet eden müdürün gözleri gibi bakıyordu gözlerin, 

Yansıman müşfik değildi, midem bulanmıştı,

İğrenç bir cehennemin kirli duvarlarını gördüm onlarda,

Sadece o anın değil o ana dek geçen iki yılın özüydün,

Söyleyecek sözüm yoktu,

6 ay sonra da tayinimi çıkararak yanıltmadın beni,

 

Ama kızmadım sana,

Asıl çetenin işiydi bu,

Ve senin oltaya çabuk gelecek kadar salak olduğunu da biliyordum,

Ve üzerinden henüz bir yıl bile geçmemişti ki senin de kıçına tekmeyi vurdular,

Hakkın da düşündüklerim ne kadar da doğruydu,   

 

 

VATANSEVER

Kadın karşısından gelen yüzbaşıya kışkırtıcı bir bakış attı,

Yüzbaşı sıkı bir selam vererek yoluna devam etti,

Kadın şaşırmıştı kendisine yediremedi,

Arkasından küfür etti subayın, 

Sanırım bu yüzden haşmetli bir askerdi yüzbaşı,

Başka bi b.k bilmediğinden.

 

  

Sabahleyin,

Akranın, dayın, amcan, devlet zihniyetli hâkim, aldatıcı çağrılar yapan, partici, kaprisli topçu, torbacı, emekli dernek, kurul vs başkanı bencil paşa, otuz yıl profesörlük yapıp ortalıkta dolanan sütuncu akademisyen, beyni yıkanmış şakşakçı, anaokulu olan magazinci profesör, pastacı, fırıldakların çarpık rezidanslarını pazarlayan emekli subay, dağılmış siber alem hatunları, fetöşün el bombası müritleri, araç bayiliğinin yanında arazi işi ve inşaatçılıkta yapan, insanların zaaflarından çıkar elde eden  para manyağı ihtiyar efe, pompacı duble yol mühendisi, kasap, ürün pazarlayan televizyon gülü sıhhiyeci, yüz yıllık çakal topçular,  villada oturup soyuluyoruz diyen rolex saatli hırsız, dört ayak üzerine düşen hacı, hem danışman, hem sütuncu hem ekonomist hopbidik, Atatürk'ün neferiyiz deyip hastalıklı beyinleriyle, dümenleri iktidarda olan, güç odaklarına kur yapan, koltuğuna sımsıkı yapışık, başkası ne halde diye dönüp bakmayacak kadar bencil, hala bir kalıp içinde yazarcılık oynayan, Ait olmaya tapan, psikozlu dede, ölmekte olanlarla, sıhhiyecilerin titreşimlerini artırmaya çalışan şıkıdım hemşire, burjuva hukukun temsilcileri adliyeciler, kaybedecek hiç bir şeyi olmayan işsizler, ordusuna hainlik yapan ve onun başına gelen korkunç trajediyi komedi gibi izleyen sözde demokrat geçinen vatan hainleri, piç ve ülkenin felaket tellalı kukla küçük sıçan çocukları dışarıda güçlerini pekiştirmek için yeni hamlelerini tasarlarken,

 

Köle ruhlu dünya adamları, özgürlükleriyle ne yapacaklarını bilemeyip, boyundurukları altına giren ahmaklara evcil hayvan muamelesi yapan, yeni sahiplerini ararken,   

 

Katiller, hırsızlar, rezaletler, küresel casuslar, uluslararası fuhuş ve uyuşturucu kaçakçıları, intikamcılar loş odalarda, karanlık tezgahlarda apış aralarını kaşıyarak yeni dünya düzeni için ulusların kaderini belirlerken,

 

Yaralı ruhlar bela ararken,

 

Dayısı, amcası, devlet sultasında referansı olmadığından umutları nefrete dönüşen eğitimli genç nesil gün be gün kindarlaşırken, 

 

Sen,

Mezar gibi bir odada,

Kendi yalnızlık kılıfında,

Çift kişilik koltuğa uzanmış,

Elin ç..de,

Ağzında nikotin sakızı,

Önünde kocaman göbek,

 

Ahlak olmadan vatanın da olamayacağı bilinciyle, kimsenin sana bulaşmamasından memnun, budaklanmış gözlerin kapalı, perdenin aralığından süzülüp yüzüne vuran eğimli güneşin kımıldamasını bekleyip, gülümsüyorsun……, 

 

 

 

TÜRKİYE'NİN EN ÇOK GÜVEN DUYDUĞU ÜNLÜ İSİMLER

 
1.Uğur DÜNDAR,
2.İlker BAŞBUĞ,
3.Hande FIRAT,
4.Fatih TERİM,
5.Ahmet HAKAN,
6.Nihat HATİPOĞLU
7.Fatih ALTAYLI, 
8.Hülya AVŞAR,
9. Ertuğrul ÖZKÖK,
10.Gülben ERGEN, 
11.Erkan TAN,
12.Falan FİLAN….


Gezici Araştırma Merkezine göre Türkiye’nin en güvenilir isimleri yukarıdadır.Ne denir ki buna Tanrım! Nafaka, akşamdan kalma bulaşık tezgahı, başarısız intihar denemeleri, seçimlerinin her zaman kötüyle daha kötü arasında olması, öngörülemeyen kredi kartı borcu ve yalnızlık osurukları - hiçbirisi bu araştırmanın sonucundan daha hüzün verici olamaz ah....

 

 

 

KAÇIŞ

Korkaktı,

Giydiği ütüsüz kazak ve pantolon,

Aynı zamanda pijamasıydı,

İçinde sadece pet su olan Bond çantası olmadan dışarı adım atmazdı,

 

Başının ön kısmı kel, yandakiler de her daim kınalıydı,

Cılız, özenle perdahlanmış sakalları vardı,

 

Hayatının anlamı itibar demekti,

Bu yüzden, haftanın üç günü üstüne para verip çalıştığı şantiye bekçiliği için arabasıyla şehir dışına çıkar,

Yakıt ve bakım masrafları yüzünden girdiği maddi sıkıntılardan da yarı aç yarı tok gezerdi,

Yinede zaman zaman gözlerini göğe diker rabbinin ona sunduğu imkânlar için şu boktan varoluşa şükrederdi,  

 

Makam ve mevki konusunda o kadar takıntılıydı ki,

Beni başkalarıyla tanıştırırken Hâkimin oğlu diye lanse ederdi,

İnsanlarla konuşmaya hevesli olduğundan yanız bırakılmaktan korktuğu için zayıf konuma düşme endişesiyle, keşfedilme endişesiyle herkesle iyi geçinir, her denileni de harfiyen yerine getirirdi,

 

Onu küçük gören kadınlara sırnaşıp, âşık olur,

Sürekli sorun yaşardı,

 

Takıntılarını bir yana bırakırsak günümüz insan modelin de pek sık rastlanmayan, kariyer ve yükselme imkanını tehlikeye düşüren kimseye bilerek zarar vermeme gibi özelliği ile üstüne yoktu, çıkar için bir birini ısıran her dönemin görünürleri gibi de değildi, sırf bu yüzden severdim onu, ayda bir kaç kez den fazla görüşmemek koşuluyla elbette,

   

Her muhabbetimiz de yaşına uymayan bir hafiflikle kendisinin ihtiyaç duyduğu şeyi bana nasihat etmekten hoşlanır, artık akıllanmam gerektiğini dile getirip hiddetlenir  “Bak zafer, artık aklını başına al insanların içine gir onlardan kaçma, üstelik hiçbir şey de yapmıyor aylak aylak geziyorsun hayatın kökeni mücadeledir, yalnız dahiler ve deliler başı boş dolaşırlar, bir işe gir " diye söylenirdi,

 

Onunla aynı ruh ve zihniyeti paylaşmamam onu irrite eder,

Benim de sırtımda, kendinin taşıdığı pis ağır küfeyi taşımamı, çektiği çileleri çekip aynı acıları öfkeleri yüklenmemi istediğinden, kariyer için iki paralık insan müsveddelerine boyun eğmemi arzulardı,

 

Neyse, uzatmayayım bir gün gazeteler de, bu unvan fetişisti hastalıklı adamı onu güce tutsak eden gardiyanlarıyla birlikte elleri kelepçeli fotoğraflarını gördüm,

Kendine değil de bir başkasına sığındığın da olan buydu, 

 

Oysa ben çok iyi biliyordum ne yaptığımı,

Kendisinin paraya ihtiyacı olmamasına rağmen,

Prestij için boyun büküp birilerinin emri altında çalışırken,

Yalan söyleyen, saldıran, kurnazlığa başvuran, tüm davranışları kişisel hedeflerine yönelik, hayata asılmayı güçlülerin g.tünü yalamak olduğunu sanan güzelim günü birlik yaşayan doyumsuz alkış alma peşindeki sosyal hayvan türüyle bir arada olmayarak, kaldırımlarda saatlerce volta atarak, sinek öldürerek, pencereden insanları seyrederek, yalnızlığımı ezberleyerek, nefis bir yağmur akşamının hoş kokusunu ciğerlerime çekmenin dışında hiç bir şey talep etmeyerek ve onun dışında her şeyin bedelinin farkında olarak ve sıra dışı hiç bir şey yapmayarak ve elbette ara sıra da olsa  bağımsız,  içimden geldiği gibi kabuksuz bir şeyler karalayarak doğrusunu yaptığımın o denli idraki içindeydim ki………,

 

   

 

 TİKSİNDİREN HAYAT

İyiler,

Beceremiyor,

Tıkanıp kalıyor,

Bir köşeye atılıyor,

Yalanı,

Sahteliği,

Merhametsizliği reddediyor,

Kendilerini ateşe atıyor,

Cayır cayır yanıyor,

 

İyiler tek başına yalnız, düzülmeye mahkûm küçük insanlar,

 

İyiler eylemlerde ölüyor, şehit feryadı her daim, 

 

Kötüler,

Kötülerle dost,

Gökdelen ofislerde hiç ellenmemiş hatunları cılkı çıkıncaya kadar s..yor,

Vatanın bekası deyip kendi refahı için  mücadele ediyor,

Hiç kimsenin gözünün yaşına bakmıyor, hiç bir şey umurlarında değil, 

Adaleti hep iyileri yok ederek sağlıyor,

Kabul görmek için k.ç yalıyor,

Her şeyi satın alıp ırzına geçiyor, alamadıklarını da yok ediyor,

İyilere silah satıp vatanın kutsallığı hakkın da nutuk atıyor,

 

 

İyiler kutsanmış bayrak altında öldürülüyor, dağlara çakılan helikopterler, yatağında intihar eden adamlar ve bilumum trajik tesadüfi cinayetlere maruz kalıyor, korkunç tecavüzler sürüyor,

İyilerin üzerlerine gazete kâğıtları seriliyor,

Kötülerin anıtları dikiliyor,

 

Kötüler koltukların babalarının malları olmadığını, her şeyi vatan  ve Allah için  yaptıklarını söyleyip aksini düşünüyor,

 

İyiler düşman edinmeden adım atamıyor,

 

İyiler böcek gibi bir taşın altına saklanmaya çalışıyor,

Kötüler erk için dua edip kadınla parayla oynaşıyor,  

 

Kötüler taş yürekli,

İyilerin kalbi kırık,

 

Kötüler gül bahçesin de yürürken,

İyiler fırtınaya direniyor,  

 

Evet, sonunda kötüler şanlı tarihleri ile baş başa kalıyor,

 

Tanrım yeter,

Tanrım yeter,

Merhamet…….

 

 

 

DİNLE DOSTUM 

Her zaman düzenli ve tertipli ol,

Giyimin kuşamın temiz,  pantolonun ütülü olsun,

Cep mendilinle takım elbiseni  bütünleştir,

Dolma kalem kullan, kullan ki yaptığın işe ne kadar önem verdiğin çevren tarafından takdir edilsin,

 

Kimseyle sürtüşme,

İçinden nefret bile etsen insanlara gülümse,

Amirlerin çok hassas olurlar, davranışlarına dikkat et, pek çoğu zirvelere başkalarının hayallerinde kullanılmak üzere, benzerlerince paraşütle indirildiğinden kapasiteleri hassasiyetlerinden düşüktür  ve orantısız biçimde hırslıdırlar ve  delilik derecesinde koltukçudurlar. Her zaman astlarından, kendilerini üstün ve zeki hissetme ortamını yaratmalarını beklerler. Gücünü, onların önemsizliklerini daha da göze çarpar hale gelmesi için asla kullanma eğer bunu hissederlerse celladın olurlar. Onları her fırsatta hak etmedikleri övgülere boğ, olmak istedikleri kişiymiş gibi davran,

Zaaflarından faydalanmayı bilirsen  ellerindeki gücü de ele geçirmiş olursun.

Unutma değerli olan işin esası değil görüntüsüdür. Başarı, yetenek ve onur işi değil tavır işidir, çevrendeki  her zaman zirvede kalmayı başarmış üst düzey yaratıkları iyi gözlemlersen neredeyse tamamının ne kadar duygusuz, kaba ve klişe olduklarını keşfedersin. Fark yaratmalarının sebebi ; koşullara kolayca ayak uydurup, İşlerini toplum yararına olmamasına rağmen, öyleymiş gibi zevk alarak yapmalarıdır.            

Eğilmeyenin önünde  kimse eğilmez, k.ç yalamayanın  k.çını kimse yalamaz  ve böyle sürer, matematikseldir.  Ahlaksızlığın galebe çaldığı iş dünyasında Ne kadar melanet ve soysuzsan o kadar çok karşılık bulup, kabul görür dürüst addedilirsin ve bir çukurda, bir kalıpta yer bulursun ve orada sivrilirsin,   

 

Başarının anahtarı konsantrasyondur, her ne yapıyorsan o işe tamamen odaklan. Sonuçlarını gördüğünde sen bile şaşıracaksın,

 

İş yerinde kimse sana kötü bir adam demesin,

Çevrende olumlu bir hava yaratırken, hata yaptıklarında karşılık göreceklerini, acımasız bir söze muhatap olup cehennemi boylayacaklarını bilmeleri için de arana mesafe koy,

Mümkün olduğu kadar konumun gereği sana tanınan ayrıcalıkları da kullanma,

Çay içmek için bile olsa  ayağına gelmesini bekleme, piar yapmak için üşenmeyip bayat kalabalıklarla birlikte sıraya gir. Eylemle düşünce arasında bağ yoktur,  halk adamı gibi yaşa ( yerli ve milli ) ama  güçlünün sözünden çıkma ( yerli ve milli olmayan! ),

İnsanları sürekli onları meşgul edecek fikirlerle oyalamalısın ki, sen zihninin sessiz, uzun koridorlarında  asıl hamleni yapacak ortam ve zaman bulabilesin,

Başarısızlıklarını gizleyip başarılarını abartarak itibar sahibi ol. Bir üst dişliye, ancak başkalarının senin hakkındaki olumlu düşünceleriyle geçebileceğini unutma,         

İnsanlar liyakatleriyle değil sadakatleriyle değerlendirilir. Efendinin keyfine değil de işine sıkı sıkıya bağlı bir adamsan bitmişsin demektir. Kıçını yırtıp yinede  küçük evlerde maaşıyla geçinmeye çalışan, takla atmaktansa ölmeyi yeğleyen, şerefli ve gururlu, onaylanmayı, görmezden gelinmeyi umursamayan sapık ruhlu kıskanç adamlardan biri  gibi davranma sakın, her aptal bunu yapabilir,

 

Rakiplerini asla küçümseme, sandığından zekidir insanlar ve her iletişime geçtiğin insan senin bilmediğin bir şeyleri biliyor olabilir ki mutlaka biliyordur,    

 

Ve onların açıklarını iyi gözlemle ki  zamanı gelince koz olarak kullanabilesin,

 

Her erkek bir süre sonra karısını dü.mekten sıkılır, sıkılsa da başarısız olma korkusuyla yeni bir ilişkiye başlamaya korkar, sen öyle yapma, cesur ol, yedeğinde çıtır bir zargana her daim bulunsun,

 

Yanında, sana karşı pusuya yatmış hırslı adamları püskürtebilecek yetenekli, yönlendirebileceğin tasmalı adamlar mutlaka olsun, 

 

O birden alçalan falsolu toplara çakmayı da öğren,

Sonuçları ne olursa olsun yapman gereken şeyi geciktirmeden uygula,

 

Adam harcamayı, insanı sırtından hançerlemeyi beceremiyorsan gelecek şansın da yok demektir,

Kimseye de merhamet gösterme, merhamet merhamete ihtiyacı olanlar da olur,

İş dünyası acımasızların başarılı olduğu bir alandır. Daha önce kaç kez kazanmış olursan ol yenilmeye hatta tökezlemeye hakkın yok! Kaçış yok! Türkiye burası, Ya zafer ya ölüm. Ya canlı kalırsın ya da hiç olursun. Unutma, arenada başarı kanla gerçekleşir. Ayakta kalmak istiyorsan her an  tetikte  bekleyen bir kedi gibi sürüden uzak, tasmaya takılmaya boyun eğmeyen, düşmeyi bilen, kontrollü, atik, fırsatçı, meraklı ve özgüvenli ol,

Gıybet başarının temel taşıdır bunu da sakın aklından çıkarma,

Şerefiyle yaşamaya çalışan her namuslu insan, er geç şerefsizce katledilir bunu da kulağına küpe yap,

Yalan söylemeden önce o yalana önce sen inan, yoksa ustalıkla karşı tarafı ikna edemezsin,

 

İşler tıkırındayken hayatı çok seveceksin inan,

Ve tanrılara şükredip,  rakının da hurilerin de dibine vuracaksın,

 

Arifin havaya savurduğu Yeryüzü Ayetlerine harfiyen uyan cenk,

Dünyanın şeytanı ( vicdansız, hayasız, kaba ve ihtiraslı ) olarak,  zirveye çıkmakta hiçbir problem yaşamadı,

 

 

MUHTEŞEM ADAM

İri yarıydı,

Uzun boylu,

Ve bakımlıydı,

Yürüyüşlerini her sabah düzenli yapardı,

Vitaminlerini almadan yatağa girmezdi,

Profesör gibi dik yürürdü,

Küçük gözleri, tombul yanakları ve kırmızı dudaklarından kaynaklanan, i.nelere has bir yüz ifadesine sahipti,

Ama bilindiği kadarıyla i.ne değildi,

Aklı başında olduğunu, kendinden başka herkes bilirdi,

Hırsı yoktu,

Her şey önüne gelsin isterdi,

Sağlıklı bir yaşam, insan için yeterli diye düşünürdü,

Hastalık hastasıydı da,

Ne zaman başı ağrısa ya da aksırsa öleceğini sanırdı,

 

 

Zaman, zaman kankalarını etrafına toplar ve her seferinde de bekârken aynı evi paylaştığı ikiz kız kardeşleri, kendisine sahip olmak için rus ruleti oynarken yakaladığında çok kızıp aleti mosmor oluncaya kadar kızları nasıl tokatladığını ve sonunda öfkesini perçinlemek üzere kollarından tutup nasıl yatağa fırlattığına dair anısını farklı dürtüler eşliğinde  anlatırdı, 

Bazen de resmi toplantılarda  pratik yemek yapma tarifleri verir, "yaprak  ciğer şöyle pişirilir" diye başlar, " önce  tavaya koyduğunuz  bol sıvı  yağı ateşte iyice kızdırın sonra da ince ince doğrayıp unladığınız ciğerleri  kızgın yağda1dakika kızartın ardından havlu kağıdın üzerinde alıp yağlarını süzdürün ve kırmızı soğanla birlikte hemen  afiyetle  yiyin" diye  tavsiyeler de bulunurdu, 

 

Otlakçıydı da,

İnsanlar yanında sigara içmeye çekinirlerdi,   

Hemen yeşillenirdi,

 

Sürekli bela arar gibi maço bir tavırla ortalıkta dolanırdı,

İri cüssesiyle,

Bir şeye kızıp görev yerinde ki çalışma arkadaşlarının üzerlerine doğru yürüdüğünde,

Kaçacak delik arardı zavallılar,

 

Bir defasın da çalışma odasındayken etli ve kayıtsız yüzüyle “ Hey ben senden kıdemliyim her şeyi önce ben hak ediyorum” deyip dellenerek şimendifer gibi zaferin üstüne geldiğinde, koridora kendini zor atmıştı zavallı adam,  

Yine de cesur olup gayretlerinin sonucu hakkı olan Yılın En Başarılı Öğretmeni ödülünü ona yedirmemişti,

 

18 yaşında delikanlı gibiydi davranışları,

Ruhsal hiç gelişim göstermemesine rağmen,

Zihinsel olarak donanımlıydı,

Her soruya mantıklı cevaplar verirdi, sözcükleri seçer, tane tane siyasetçi tonlamasıyla telaffuz ederek anlaşılır olmasına özen gösterirdi,

Ağzından çıkan her şey can kulağı ile dinlenirdi,

 

Boynunda Cevşen ül Kebir,

Arka pantolon cebinde cümlelerin yarısının altı yeşille çizilmiş Yasin-i şerif taşırdı,

 

Derken olayların kaçınılmaz akışıyla üst düzey bir mevkie atandı,

Kendinin farkında olmadığından ve geleceğe dair hayalleri de olmadığından,

Görevini kaldırmakta zorlandı,

Deliler gibi talimatlar yağdırıp rahatsız bir görünüm sergilemeye başladı,

Emrindeki zavallı memurlar üstleri başları ter içinde  onun verdiği saçma sapan görevleri yerine getirmek için çırpınırken,

O da katıldığı toplantılarda sık sık söz alıp aptallara mahsus cesurca bir kayıtsızlıkla onun adına utanacağınız cümleleri marifetmiş gibi dillendirerek küçülüp, kendini de, katılımcıları da şaşırttı,

 

Aradan iki yıl geçti,

Terfi edemedi melun adam,

Personeli de bitkin düşmüştü ama,

 

Kalan son altı ayını da, hazırlıksız yakalandığı görevde yaşadıklarının ne kadar kabusvari olduğunu düşünmekten başka yapacak bir şey olmadığından koridorda bir yukarı bir aşağı volta atarak geçirdi,

Elemanları koltuklarında yayılmış onu seyredip, esnerken,

 

 

BİLDİĞİNİ YAPMAK

Ülke topu topu 200 doyumsuz kişinin egemenliği altındayken,

Sadece yanlış insanlar  itibar görürken,

Sadece  harikulade insanlar görmezden gelinirken,

Halk, sadece mecliste koltuk sahibi olmanın vatanseverlikle eş değer olduğu düşündüğünden, ülkenin durumu ortadayken,

Hayat, sadece sıçanları ve benzerlerini dayanıklı kılarken,

Tarihin ışığı ve onun yansıttığı yeni ideolojiler vatan toprakları üzerine yayılırken,

Eskiden üzerlerine işenip haksızlığa kurban gidenler şimdi kıytırık bir güce sahip olunca, bayat hayatlarına biraz heyecan gelince, rövanş anlayışıyla beslenen nefretle, kürsülerin üzerinden herkesin üzerine işerken, 

Eskinin güçlüleri anılarını yazarak ayakta kalma mücadelesi verirken,

Yeninin yüce kudretlileri halka “ Sizi askerin çarmıhından kurtaracağız adalet yerini bulacak ” dedikten sonra eski düzene rahmet okutacak bir hırsla kendi çarmıhlarını yaratıp ahaliye paşalık yapmaya başlarken,  

Egemen sınıf saflarına ak parti de dâhil olup kalanlar yine üçün birini alırken,

Ergen kızlar ağızlarında sigara ilk seks deneyimi arayışı içindeyken,

Karmaşayı fırsat bilen sapıklar çoluk çocuk demeden önüne gelene tecavüz edip bıçaklarken,

Herkes herkesi kavrayıp hücreye tıkarken,

Gardiyanlar meclis müdavimleri kadar asabileşirken,

İnsanlar ufacık menfaat sağlamak uğruna birbirini satarken,

Zamane moda soytarı sütuncular genç beyinlere iğrenç bir salya gibi akmaya devam ederken,

Pamuk helvası beyinli, iç huzurları hariç her şeyleri tam olan, şehitler söz konusu olunca ağızlarını bıçak açmayan ama Ergenekon - Balyoz tezgahında ön sıralarda yer alan, konuşma biçimleriyle ne menem bir şey oldukları galiz  liboş müsveddesi  "yetmez ama evet " çığırtkancısı asker düşmanlarının,  dertlerine derman olacağını ve darbelerden iyidir umuduyla yenilgiye uğramışların tarafını tutuyor sanarak peşlerine takılıp gazete deliklerinden yazdıkları yazılarla onay verdiği adamların, bir süre sonra vesayetçi dedikleri adamlarla aynı sofrada can ciğer yemek yediğini ve dangalak vesayet düşmanlarını kullanıp, un ufak edip  kodese tıktıktan sonra kendilerine parmak gösterip, el sallayarak gülümsediklerini görüp maskara yerine konulduklarını idrak ederken,

Güçlü her dönem olduğu gibi şükrederek değil de ancak kıçına tekmeyi yiyerek köşesine çekilmek zorun da kalırken,

Dindar adamların bir yandan puta tapmayın tiratları atıp öte yandan Allahın ilahi ayrıcalığını kazanmış oldukları için heykellerinin dikilmesini arzu ederken,

Kimsenin yaptığından kazançlı çıkmadığına, gün gelip hesabın döndüğüne şahit olunurken, 

 

Ve hiçbir şey değişmeyip pekişirken,

Hatta tüm insani değerler 1o0 yıl ya da daha fazla gerileyip karanlığa gömülürken,

 

Sen,

Geçmişte yaptığın gibi,

Ruhunu kemiren, tüm nefretleriyle haksız konuma düşmek istemediklerinden ellerini kollarını sallayarak dediğim dedik diye haykırıp duran öfkeli ölü gözlü korkak adamların sığ ve bayat sezgileriyle muhatap olmamak için onlardan uzak durarak,

En büyük servetin olan yalnızlığına sımsıkı sarılarak,

Kimsenin adamı olmayarak ve sonunda da trajik bir sonla yüz yüze gelmeyerek,

Tansiyon ilaçlarını sabah kalkar kalkmaz alarak,

Spora giderek,

Sanki hayatta olmaları suçmuş gibi gelişmesi önlenmiş, mirastan mahrum edilmiş,sunacak hiçbir şeyi olmayan, feleğin sillesini yemiş, okul okuyup oyunu daha ileri götürmeyi reddettikleri için, kandırılamadıkları için lanet sistemin görmezden geldiği, güneşin altında Kızılay meydanın sefaletiyle kavrulup duran, yine de gözlerinde biraz pırıltı seslerinde biraz hassasiyet olan, ölüme peşrev çeken başkentli hemşerilerinle bir arada olmayı tercih ederek,

Akşamları habire aynı kandırıkçı heriflerin musallat olduğu televizyonlarda, eskiden tanıyıp da katma değer yaratmadıkları gibi zarar da verdiklerini bildiğin için kusup öğürdüğün,  yeni sığınak olarak gördükleri özel akademi dünyasına muhtemelen birilerinin vasıtasıyla kapağı atmış, gurupçu, can sıkıcı, kuralcı,yaygaracı, hesapçı, proje, kullanılmaya müsait ve kendilerinden son derece emin, sıfır kumkumaların, pek çok insanın okul okumuş olduklarından hiç olduklarını zor anladığı , sistemin gözdesi  kırbaçlanası her yeri oynayan, yumuşak, sosyal, liberal, pejmürde vaizlerle birlikte mide bulandırıcı egolarıyla kendilerini pohpohlamaya, içinde yaşadıkları cemiyetin, kucağında, himayesinde yaşadıkları güçlünün, benimsediği fikirleri kullanıp onların yıldızlarını parlatmaya yönelik saatlerce süren bayağı, buruk, ödlek ve yararsız zırvalamalarını dinleyip ağır bir tiksintiye sürüklenerek kusmamak için klavyenin başına geçip, asla merhamet dilenmeden erkek gibi ülkenin su başlarına tutmuş bütün o eşkıyalarına direnen karşı duruşun temsilcilerine, mazlumlarına, mağdurlarına, hakkı yenmiş fırsat yoksunlarına dair bir şeyler karalayarak ,  

Karanlıklarda yağmurun sesini dinleyerek,

Aynı cehennemleri yaşadığın iyi dev adamların, kâbuslarını düşlere çeviren gerçek hayattan ve seninle ilgisi olan şeylerden söz edip yaşama azmi veren kitaplarını okuyup devam etme cesareti bularak,

Etrafındaki, birilerinin onlar adına düşünmelerine alışş bağırsaklarında b.kla gezmek için yaşayan ve tek başarısı çocuk peydahlamak olan ve onları takip edenler gibi kendilerini bir b.k sanan itaatkar küçük piyonların paramparça edilerek oyun dışına itilip --- ki bir insan kendini hamamböceğine dönüştürdüğünde üzerine basılmasından şikayet etmemeli --- bir başlarına bırakıldıklarında içine düştükleri çaresizlikten salyalı ağızlarıyla bebek gibi zırlayıp sızlanmalarına tahammül ederek, 

Biri olduğunu kanıtlaman gerekmediğini, hatta hiçbir şeyi kanıtlaman gerekmediğini idrak ederek,

Kendin için olması gereken ama olmayanın eksikliğine mümkün olduğunca duyarsız kalıp kendini iyi hissetmeye çalışarak,

Ve iyice yaş aldığını düşünüp kutsal cehennemin şeref konuğu olmak için özlemle beklediğin sona yaklaşmanın sevincini yaşayarak,

Hayatı harcamaya devam edersin……..,

 

 

 ZİRVEYE ULAŞMAK

Onlarca psikiyatri uzmanı kendisiyle aynı görüşte olmamasına rağmen,

Babam, Allahın cezası Dislektik bir çocuk olduğuma inandırmıştı kendini, 

Gerçeği söylemek gerekirse, her ne kadar, hastalığımın akıl doktorlarınca kanıtlanamaması sebebiyle babama layık bir evlat olamamam yüreğimde derin yaralar açsa da, bende bu durumdan hiç rahatsızlık duymazdım hatta hoşnuttum. Zaten okulda hocaların zorla ezberletmeye çalıştıkları palavralardan hiç haz etmezdim. Hala merak uyandırmayan, anlamlandıramadığım beni heyecanlandırmayan bir şeyi hayatta sevmem ve pek çok şey hala hiç ilgimi çekmez,.

İyiydi çabalamaya ilham perilerimi kırbaçla çalıştırmaya gereksinim duymadan  tahsil hayatım sorunsuz devam eder böylece bir üst sınıfa  kolayca atlardım,

Ya  özel ders alır ya da  hocaların, karılarına aşık tiryaki  kocaları filtreli Silahlı Kuvvetler sigarası tellendirme heveslisi olduklarından, asker  babam yetişiverirdi imdadıma,

Hiç unutmam kocasına her hafta karton karton sigara taşıdığım 6. sınıftaki ipek ağdalı uzun bacaklı sosyal bilgiler öğretmenimi. Adı Ayşe’ydi yanılmıyorsam,

Derste, laik cumhuriyet kavramlarının önemini anlatırken, yanıma oturur kolunun birini omzuma atıp yüzünü kaplayan öğretmen sevgisiyle kulak mememle usul usul oynar,  ben de  başımı omzuna hafifçe yaslayıp her zaman diz hizasının epey yukarısında giydiği dar eteği ile naylon çorapları  arasında kalan o  dolgun pembe  butları dikizlerdim, bazen de elimin tersiyle o yumuşak  tüylü şeftaliyi andıran dolgun uyluklardan birine dokunmaya çalışırken bulurdum kendimi. Sevgili hocam da durumu çakıp işin dozunu kaçırdığımı anlayınca hemen bacaklarını uzaklaştırırdı Yazık o sinirle anlattığı konuyu karıştırıp  “ Erozyonu önlemek için alınacak tedbirler ” falan diye gevelemeye başlardı nasıl da kusursuz dizkapakları vardı öyle, olması gerektiği gibi… Tanrım, evet itiraf ediyorum şimdiye kadar o bacakların benzeriyle henüz karşılaşmadım,

Ya da İngilizce hocam Nergis, o zamanlar nişanlıydı hatta   

Hafta sonları da ondan yabancı dil dersi alırdım,

Ve her seferinde anlamadığımı fark edince,

Hafifçe bana doğru eğilir,

“Neyin var zafer? Biraz dikkat etsen? ….., Zeki çocuksun sen  ” diye yakınırdı,

Ben de, Nergis hocanın,  o iri göğüslerinin bende nasıl bir tesir yarattığının farkında olmadığından gayet emin, derin dekoltesinden kullandığı Fransız parfümünün kokusunu ciğerlerime çekip o muhteşem çatalı uzun ve kısık gözlerle süzüp   “Çok haklısınız hocam, yes ” diye karşılık verirdim,

İmkanım olsa  ömür boyu İngilizce dersi alabilirdim Nergis hocadan , sırf o çatalın gizemi için…..

Zavallı babam bir keresinde de küçük şişman öfkeli  boynundaki keçi b.ku büyüklüğündeki et benine rağmen yine de  yüzüne bakılabilir kaçık  Türkçe öğretmeni Neriman teyze şoför ehliyeti alsın da beni ikmale bırakmasın diye Ankara Emniyetini alarma geçirmişti ah,

şünüyorum da, dönemin o şuh kadınları şimdinin yaşlı bebekleri ne haldedir acaba? Ayşe hocam mesela; muhtemelen kocasını akciğer kanserinden kaybedip geri kalan ömrünü bir huzur evinde lazımlıklı tekerlekli sandalyesinde, dişsiz ağzıyla ekmek içi didikleyerek mi sürdürüyordur? Veya tıknaz Türkçe öğretmenim, boyundan büyük çantasında ehliyeti, trafikte arabasıyla giderken bir aydınlanma yaşayıp, ders kitaplarında yazılan şeylerin saçma, boş olduğundan, çıkmaz sokağa yönlendirdiğinden şüphelenip intihar mı etmiştir?  Yâda bir zamanlar yuvarlaklarıyla soluk kesen Nergis hocam, sarkık göğüsleri, kat kat olmuş gerdanıyla aptal kocası kolunda çarşı pazar dolanıp duruyor mudur?    

197o li yıllarda henüz 13-14 yaşlarında buluğ çağında bir çocukken, başkent Ankara Mimar Kemal Ortaokulunda benim dışımda hiç bir ergenin karşı cinsle yaşadığım o sıcacık yakınlaşmaları, o ilk ısınmaları deney imlediğini sanmıyorum ve onlar hala, ortaokuldaki bütün erkek çocukların evlerine kadar takip ettikleri kızlar gibi benim de her gün evine kadar takip ettiğim sarışın kız Merih Sofyalıoğlu kadar zihnimi işgal etmeye devam ediyorlar,

O sıcak temaslar,  sevgili ebeveynim, hiç bir şeyim olmadığını bildikten sonra bile, hastalık derecesinde başarısızlık korkusundan muzdarip olduğundan, ikna olmayıp, katı disiplin yoluyla tedavi edilmemin daha doğru ve gerekli olduğu önyargısıyla ve şüphesiz elinde kalırım endişesiyle beni Kuleli Askeri Lisesi nizamiyesindeki üsteğmen kamyon vahit ( aşağılık o. çocuğu babamın gözüne girmek için günde üç posta döverdi ) ve benzerlerinin beton gibi yumruklarına teslim etmesi ve gözden kaybolmasıyla sona erdi maalesef,   

Sonrası malum,

Ömrümün ilk çeyreği, ailemden aldığım iyi bir eğitimle :)))))))) az çok oyunun kurallarını öğrenip ne yapmam gerektiğini keşfettiğimden gerisinde de aptalı oynayıp hayatta kalmanın kariyerle eş değer olduğunu sanan başarının beyhudeliğin den habersiz can sıkıcı ihtiraslı ahmakların hâkimiyetindeki toplumda acısız bir yaşam sürdüm,

 

Tozdan,

Kirden,

Zulümden,

Zalimlikten,

Tırmanan tutsaklıktan,

Yalnızlıktan,

 

Aşağılanma arzusundan,

Yaltaklanmaktan,

Boyun eğmekten,

Kolay hedef olmaktan,

Konfor için kendine işkence etmekten,

Kibirden,

Menfaatlerin dışına çıkamamaktan,

Hoppalıktan,

Yavşaklıktan,

K.ç yalamaktan,

Kötülükten,

Döneklikten,

Mutsuzluktan,

Tutsaklıktan,

Yapmacıklıktan,

Bencilce mücadeleden,

İt gibi çalışmaktan,

Başkaları için yaşamaktan,

Kocaman egoyla anlaşılamamaktan ötürü dünyanın ona borçlu olduğunu bunu hak etmediğini biteviye hayıflanmaktan,

Tır misali gelip geçen ıstıraptan,

Kuru yapraklardan,

Düşlerin, hırsın utanca hatta kabusa  dönüşmesinden,

Arzu edilenin, idealize edilenin, gökkuşağının ardındaki düşün,  zihinsel ya da duygusal dünyamızda bizi en çok meşgul edenin, ışıkta bekleyen şeyin çıkış yolu olmadığını ve ne kadar boş, karanlık ve yıkıcı olduğunu keşfedip, mücadele boyunca yaşanan rezilliklerin hiçliğini pişmanlıklarıyla, görkemli hayal kırıklıklarıyla ödemekten,

Geçmişe dönmek istemekten,

Kırık kalpli bir b.k çuvalına dönüşmekten, 

Başka bir şey değil,

Başarı.

 

Öngörüsüzlük, toplumda başarılı diye nitelenenlerin, uyumsuz olanlara kıyasla daha çok acı çekip, hayal kırıklığına uğramasının sebebidir,

 

Gerçek başarı, seni başka biri olmaya zorlayan bu yapay gezegende korkularına yenilmeden kendine olabildiğince sadık kalarak inandığın değerlere hizmet edip ilerlemek ve bunu her ne pahasına olursa olsun ebediyete kadar sürdürebilmen de yatar.

VE ben hala bu büyük sanatı başarabilmenin mücadelesini yapıyorum,

Bilmem anlatabildim mi?

 

   

 

CUMA NAMAZI SONRASI

Rabbimin kalesinin avlusu,  

Suriyeli berduş kucağında çocuğuyla ellerini açmış dileniyor,

Yanında başörtülü elinde naylon poşet olan bir başkası,

O da Allah rızası için sadaka istiyor,

 

Gruplar halinde koyu takım elbiseli kravatlı adamlar da hızla onları umursamadan önlerinden geçip cilalı makam arabalarına doğru ilerliyor,

Onlarda istiyor,

Para değil istedikleri,

Arzu ettikleri daha çok güç ,

Birinin umurunda olan diğerinin değil,

 

Ve cemaat,

Kravatlılara yol vererek,

Sadaka isteyenlerin yanından geçerek,

Evlere dağılıyor,

Onların hiçbir şey umurunda değil,

 

Sistem şimdilik tıkırında işliyor,

 

 

 

 

BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ

Bütün gece uyumaya çalıştı,

Ama uyuyamadı,

Aklında, sabah on da iş yerinde üst düzey yetkililere takdim edeceği yeni çıkan lanet yasa vardı,

Ş müdürü 100 yansıyı kendisine teslim edip hastaneye kapağı atmıştı,

Oda anlamadığı için 80 nini çöpe atmış,

Kalanlarla da iki saatlik takdimi nasıl yapacağına dair bir karara varamamıştı,

En iyisi akışa bırakmak diyordu içinden,

5 gibi yataktan kalktı,

Karısı yanında olmadığı için panikleyip onu arama koyuldu,

Baktı kızının yanına büzülmüş yatıyor,

Üzerlerini örttü,

Gitti kendine sert bir kahve yapıp günün ilk sigarasıyla içti,

Ardından giyindi,

Arabasına atlayıp işyerine gitti,

Güvenlikçiler onu görünce uyandı,

Babacan tavırlı komutan edasıyla onlara gülümseyerek selam verip içeriye girdi arabasını otoparka bıraktı ve odasına çıktı,

Çekmeceden yansıları çıkarıp tekrar göz gezdirdi,

Cılız beyniyle anlamadığı 10 tane daha yansıyı fırlatıp attı,

Ayaklarını masaya atıp,

Mesai başlayıncaya kadar kestirdi,

İşe gelen hatunların sivri topuklarının parke zemindeki tıkırtılarını duyunca da  mesainin başladığını idrak etti,

Tam doğrulduğunda Daire Başkanı odadan içeri girdi,

Ve baştan yukarı onu süzdü,

“Hazır mısın?”

“Evet,”

“Suratın hasta bir kurbağayı andırıyor, akşam uyuyamadın mı?”

“Gençken de aynı görünürdüm, uykusuzluktan değil” diye cevap verdi,

“Tamam karşılık verme, bu toplantı çok önemli, rezil olmayalım,”

Elini son kalan on yansının üzerine koyup başıyla doğruladı,

“Bu arada yürürlüğe girecek Kanun bir yıl ötelenmiş ”diye devam etti Bşk konuşmaya,

“Biliyorum " dedi adam,

“Nasıl iki saati dolduracaksın?”

“Siz merak etmeyin,”

“Hadi bakalım güveniyorum sana ” deyip kapıdan çıktı ve yan odadaki iki çıtır la sohbete tutuştu,

 

Oda hemen toplantı salonuna gidip,

Kürsüye yansıları koydu,

Ön tarafa da dinleyicilerin  göreceği şekilde hiç anlamadığı birkaç hacimli mevzuat yerleştirdi,

İnsanların önce gözlerini doyurmak gerektiğini ilkokul öğretmeninden öğrenmişti,

Yasanın ötelendiğini de sona bırakacaktı yoksa dinlemezlerdi, ölümü gösterip sıtmaya razı edecek böylece  yüce yöneticilerden de  takdiri koparacaktı, çok karmaşık anlaşılmaz bir yasa olduğu için ertelenmişti zaten,

Her şey hazırdı,

Oturup,  takdim  saatine kadar zaman öldürmek için akıllı  cep telefonunun ana ekranına kayıtlı tuğla kırma oyununu oynamaya başladı,

Sıkılıp, Keloğlanı, Pamuk prenses ve yedi cüceleri, Dr kımble’ı, Bonanzayı,  çocukken anasının  her  yaramazlık yaptığında iki elini birden cimcikleyip yara bere içinde bırakmasını, bir keresinde ilkokul bahçesinde miskette yürüttüğü sınıf arkadaşlarının mızıkçılık yapıp bütün misketlerini alıp kaçmasını ve ilk kez orada insan ırkına, sevgiden önce nefret duymayı öğrendiğini ve  ne kadar y.şak olduklarını anladığını, genelevde ilk ham seks deneyimini yaşadığı ucuz parfüm kokulu sarışın kadının sahte inlemelerini, gözlerinden hırs parlayan makamperest amirlerinin yıldız savaşlarını, yüzlerinde geri zekalı maskeleriyle kendi rezilliklerinin farkında olmayıp gülünecek rezil hallerine rağmen, başkasına gülmek ve onları küçük görmek için bahane arayan yalaka  mesai arkadaşlarını, uzun vadede kendilerine hiçbir faydası dokunmayacak olan güçlülerin göt..nü yalayan yaşayan yığınları ve beraber olduğu kadınlara aptalca ruhunu  açtığı için onu hep kullanmalarını  ve lanetlenmiş hayatını ve hayatın çekilmez olduğunu ama pek çok insana yaşamın mutluluk ve sevinç demek olduğu öğretildiğinden çıkmazlar içinde kıvrandıkları halde her şey yolundaymış gibi devam etmelerini düşünüyordu ki, uykusu gelmeye başlamıştı,

Birden ikbal sahipleri bilgilendirme salonuna girmeye başladı,

Daire başkanı tekrar yanına gelip gülümseyerek “Sana güveniyorum ” dedi,

Ardından dikkat çekilip en üst yetkili de içeriye girdi  ve arz başladı,

Adam gür bir sesle hiç duraksamadan aklına gelen her şeyi döktürüyor, 

Kimsenin soru sormasına fırsat vermiyordu,

Bir şey gevelediklerinde de,

O konuya daha sonra değineceğim deyip soruları savuşturuyordu,

Bu arada sırf iş olsun diye kalas gibi yönetmeliklerin birini havaya kaldırırken öbürünü  hızla indiriyordu,

Kimsenin bir bok anlamadığından emin, haykırıyor abartıyor zırvalıyordu,

Herkes pür dikkat kesilmişti,

Seminer salonunda tık yoktu,

Sesi sanki bir ahırın duvarlarında şaklayan kırbaç misali patlıyordu salonda,

O, ne anlattığın farkında olmadığı fakat herkesin anlamış gibi yaptığı pek çok şeyi arka arkaya söylerken,

Bazıları da söylenen harikulade zırvalıkları can kulağı ile dinleyip önlerindeki büyük, hediyelik, şık  bloknota  not etmekle meşguldü,  belki de bunu  "bloknotu karalayarak onu gerçekten sahiplenelim eşantiyon almadığımızı ispatlayalım" diye yapıyorlardı, ne de olsa serde  dürüstlük  vardı.

1 saat 45 dakika bağırdıktan sonra saatine baktı sürenin bitmesine on beş dakika kalmıştı,

Feci hüzünlü ve vızıltılı bir ses tonuyla yasayı uygulayabilecek bilgi ve beceride olmamıza rağmen maalesef Genel Kurul kararıyla bir yıl sonra yürürlüğe gireceğini söyledi,

Amir bu duruma çok sevindi, iyi bir sunum yaptığını söyleyip ayağa kalktı ve alkışlamaya başladı,

Bunu gören fare gözlü  vasıflı! şakşakçılar da gösteriye katıldı,

Ve toplantı kopan yüksek bir alkış eşliğinde bitti,

Daire başkanı da ona bakıp tezahüratın büyüsüyle  oldu bu iş der gibi gülümseyerek baş salladı,

Ama adam, devletin makam koltuklarına aşık bu madalyalı, takdirli, plaketli, yurt dışı eğitimli, lisans üstlü palyaçoların ciğerini bildiğinden, eylemlerinde alışılmadık ya da olağan dışı bir şey hissetmediği için umursamadı,

Aslında adam ve dinleyiciler hak ediyorlardı birbirlerini,

 

Sonra  lavaboya gidip kendini özgür kılmaya yetecek geri kalan b.ku da, icra ettiği brifing  gibi tutkusuzca boşaltırken ,

Zaman geçirmek için, oturduğu klozetten kapının arkasında gariban, kasvetin dibinde yaşayan memurlarca kaleme alınmış,  astlarını ısırıp üstlerine kuyruk sallayan, güçlü olmanın i.ne olmakla eş değer olduğunu düşünüp sürekli parmaklatma fantezileriyle terfi düşleri kuran, gaddar fesat hırs küpü lanet olası amirlerinin yüzlerine söyleyemedikleri oldukça manidar şiirlerden birkaç tanesini okudu gözleri doldu, üzüntüden ıkına ıkına s.çmaya başladı bu sefer,  sonra  işini bitirip silindi slip ve pantolonunu kaldırıp fermuarını çekti kemerini iyice sıkıp bağladı  sifonu boşalttı ve çıkıp lavabo da  ellerini,  b.k kokup insanlar sıçıyor demesinler diye iyice  sabunladı ve havluya kuruladı,

Ardından çalışma odasına gidip özenle bir sigara yaktı,

Çok geçmeden Daire elemanları tebrik etmek için odaya akın etmeye başladı,

Muzaffer bir komutan edasıyla kabul etti takdirleri,

 

Aradan iki ay geçti,

Üstün hizmet madalyası sahibi Daire başkanın, kaymak sarışın sekreteri kıçını kıvırtarak adamın odasına gelip eline bir sarı zarf tutuşturdu,

Zarfı açıp okuduğun da,,

Yurtdışı geçici görevle ödüllendirildiğini gördü,

Bu da en az üç bin dolar ek gelir demekti ,

Devamında da aynı hırs ve azimle çalışıp emekliliği hak etti daha sonra,   

 

 

 

DÜRÜST ADAM İÇİN BİR TANE

Evde otur,

Sokağa çık,

Yürüyüş yap,

Yolda yürüyen hatuna sırıt,

 

Açık oturumlar da korunmalı tiplerin yapay demeçlerine kulak ver,

Tiksin,

Küçümse,

69 u denerken osur,

Hayallerini gerçekleştirip kabusu yaşa,

Başkasına tahammül edeceğine kendine et,

Horlamanı dinle, 

 

Kuran, İncil Tevrat oku,

Keşiş ol,

Dağın tepesinde tepin,

Babanın kemiklerini düşün,

Dişlerine kırmızı ruj sür,

Vejetaryenlerin başı ol,

Sinekleri izle,

Geceleri pencere dikizle, artık yeterince ruhlarını kıpırdatmayan kocalarını püskürtmeye çalışan kariyer sahibi  özgür azgın iş kadınlarını seyret,

Buldoğa gülümse,

Küfret,

Kutusu her daim ıslak, nemfomanlara takıl,

Sirkte palyaço ol,

Öl,

Gazetelerde, şöhretli çakallara bikinisiyle öne eğilen hatunlara bak,

Scrabble oyna,

On adım ileri iki adım geri git,

Gündüz uyu,

Gece patenle dolaş,

Tellak olup Tuğba Ekinciyle hamam da kese yap,

Keserle kafana vur,

T.şaklarını kes, iki misket gibi eline alıp oyna,

Osururken öksür,

Kafanı usturaya vur,

Yağmurda halay çek, horon tep,

Sümüğünü sevgilinin yüzüne sil,

Gündüz camide dua et, gece olunca pavyonda konsomatris parmakla,

Kar da yüz,

Köpek kulübesin de yaşa,

 

Sokaklarda tek bacak üzerinde yürümeye çalış,

Kedileri kuyruğundan yakalamaya çalış,

Muhtarlığa adaylığını koy,

Hacı ol,

Kapıcıyı döv,

Karından kaç,

Kendini jiletle,

Bixi ağır makineli ile, birbirlerinin yalanlarından beslenen lanet güç düşkünlerinin lanet kafalarını, kızıl lanet bir nefretle  kalbura çevir,

Kolunu ısır,

Uzayan ayak tırnaklarını dişlerinle kopar,

Gülerken ağla,

 

Ama sakın, azıcık avantaj sağlamak için gölgesine sığındığın gücün, ahlaksız zekasını görmezden gelip sessiz onay vererek  aldatıldığını bildiğin  halde susan bok suratlı proje bir Kavat, Dümbük, Kodoş, Deyyus olma  sAkın,saKIN ,SAKIN…. 

 

 

Yazmak

Çaresiz, küskün, hüzünlü kaldığın anlarda intihara karşı silahtır,

Yaşamın sinsiliklerine karşı elinden başka türlüsü gelmediğinde ve ya yapılacak bir şey kalmadığında sana yapacak bir şey sunar,

Her şeyin kötüye sardığı hayatın üzerine üzerine geldiği zamanlarda

İlacın olur, nereye baktığını ne  gördüğünü  ne istediğini  kendine anlatırsın, kendinle barışırsın, seni ayakta tutar, diline dökemediklerinle bağlantı kurup dengeni kurarsın,

Cehennemini cennete çevirir,

Yaşama azmini ateşler,

Canının istediğini - zorlamalardan uzak, dilersen söylemeyebilirsin -  dile getirmek ve arkasında durmaktır,   

Neşe verir, hayatına anlam katar,

Yaşayan ölü yığınlara katlanmana veya onlardan kurtulmana yardım eder,

Ölüm düşüncesinden uzaklaşmanı sağlar ya da bir süre için geciktirir,

Kendi potansiyelini idrak etmeni sağlar,

Ruhunun eksik kalan taraflarını keşfedersin,

Asıl kişiliğine yaklaşırsın, sözün en büyük tatmin aracı olduğunu keşfedersin, sözcüklerde kendini bulursun ve giderek iyileşirsin, kötüleşeceğine,

Dünyanın zehir’i panzehirin olur,

Hele bir de dönen dolapları idrak edip zamanın güçlüleri gibi olmak için öykünenleri gördükçe rezilliğe güler, kendine gülersin.

Korkunç kalabalıklara karışmana, beraber otlayıp beraber geviş getiren insan sürüsünün zarar vermek ve içine sızmak için sende çatlaklar aramasına mani olur,

Katilleri, o. çocuklarını,  iblisleri, soytarıları, zorbaları senden uzak tutar,

Korkunç işlere tahammül gücü verir, acını hafifletir, korkularından arınmayı, dayanma azmini ateşler,

Günün pisliğini alır üstünden, bokun içinden çekip çıkarır,

Sevişme gibidir, sözü kâğıda çaktıkça, kelimeler sayfayı dişledikçe müthiş zevk alırsın,

Sözden daha büyük bir gücün olmadığını keşfedersin,

Saf gerçeğin boğazına sarılıp seni öldürmesine mani olur, kalkandır,

Bastırılmanın, derdin sonucudur, karşılığı da  eğer kağıda iyi dökülüp biçimlenirse  vahşi özgüvendir,

Başkalarının ne yaptığına, sana ne yapacaklarına aldırmamaktır, kumardır ve her kumar hiç bir şey yapmamaktan iyidir. Bir de dümene başvurmayıp bağırsaklarını da sergileyebilirsen alacağın tepki daha az olabilir,  

Seslerin yüzlerin bayağı davranışların seni hasta etmesini engeller,

Anlamsızlığın canına okur,

Kendi cehenneminden kurtuluştur,

Yaşam canını acıttığında sessiz çığlıktır,

Psikiyatrların babasıdır, akıl sağlığını korur, paran da cebinde kalır,

Ailen, Allah, Vatan, Bayrak,  Amerika, Silahlı Kuvvetler, AKP .... vs her kes her şey dur dediğinde tek yoldur devam etmek için,

Beyninde cehennem zilleri çaldığında, elinden hiçbir şey gelmeyip yanıklar dayanılmaz kıldığında ve hiçbir şeyin değeri ve önemi kalmadığında tek çıkış yoludur o,

Hatta bir de  en büyük haz alma kaynağın oldu mu, ölüm hariç kimse tutamaz seni,,

Hayatı alt eder.

Devadır,

İnsanlarla konuşmak zorunda olmak istemeyeler için,

Sahteliği reddedenler için…

Başka türlü yaşamayı beceremeyenler için.....,

 

 

 

Cumartesi

Hafta sonu insanları ile dolu Kafeler,

Çoğunluk, işlerinin cehenneminden bir an olsun uzaklaşmak isteyen genç insan türü,

Sigara tellendirenler,

Önündeki abartılı yemeği keşfe çıkanlar,

İçkisini yudumlayıp yanındakiyle ondan bundan laflayanlar,

Sırf sohbet olsun diye birbirlerine saçma salak sorular soranlar,

Tanıdıklarını ve bir sürü sevimsiz iş arkadaşını çekiştirenler,

Hiç yüzünden heyecanlananlar,

Konuşma zorunluluğu hissetmeden gelen geçeni seyredenler,

Her renk var,

Çevrelerine kayıtsızlar,

Kendilerini iyi hissetmek istiyorlar sadece,

 

İçlerinde, azametli, tasasız ve etkileyici yüzlerle daha şimdiden köşeyi dönüp sahil kasabalarının birinde rahat bir yaşamın hayalini kuran tipleri de görüp hissedebiliyorum,

 

Kısa pantolonları, imamları çağştıran heybetli kırçıl sakalları, kulaklarında küpeleri ve ayaklarında sandaletleriyle yanlarında sırtı dik oturan pantolonları tenlerine yapışık o büyüleyici kızların kendilerinden hiç kopmayacaklarından da öyle eminler ki! Talihli ve özel olduklarını düşünüyor dünya da başka hiçbir erkeğin sahip olmadığı bir kadına sahip olduklarını sanıp mutlu oluyorlar,

 

Henüz sezgi yoksunu hepsi, bir kadının erkeğini konumu için değil  kişiliği ve samimiyeti için sevdiği yanılgısı içindeler, 

Ve bu gençler için bir kadına bağlanmak demek, bundan böyle bir tanelerinin kendilerinden çok onların mutluluğunu düşünecek demek, 

Zavallılar,   ilişkinin en kolay kısmı olan kariyer yılları bitip, o iki paralık lanet işlerini terk etmek zorunda kaldıklarında, o çok özlemini duydukları az çok tatmin duygusuyla evde pinekleme dönemi başlayınca,

Dünyada hiç kimsenin sahip olmadığı bir şeye sahipmiş gibi düşündükleri, bir zamanlar bir tebessümleriyle onları uçuran o iri kıçlı şık yüksek ökçeli uzun bacaklarını sallayanlar,

Öyle ya da böyle o iki kişilik mezar da sorun yaratıp bütün o acımasız sahte tavırlarıyla sudan sebeplerle kavgalar çıkarmaya başladıklarında,

Ya da onları terk ettiklerinde,

Geç de olsa anlayacaklar işin gerçeğini,

Ve elbette çok geç olacak,

Ve çok geçten daha kötü hiç bir şeyin olmadığını idrak edecekler,  öteki, güçsüz  yaşlı  buruk zokayı yutmuş, hayatları henüz kendilerine aitken değerini bilemeyip akılları başlarına gençlikleri tükendikten sonra gelen yitik kahramanlar  gibi……, 

 

 

 

 BAKIŞ  

Bazen ulus haline gider dolaşırım,

Bu kısa gezintileri hem kenti daha iyi tanımak için hem de belki sahici insanlarla karşılaşırım umuduyla yaparım,

Yaşadığın şehri tanımak istiyorsan önce alttan başlamalısın ve sokaklarında yürümeli ve çarşı pazarında gezmelisin,

Bahçelievler, Tunalı ya da Çankaya ya gidip güzel lokantalar barlar oteller gökdelenler görerek o kent hakkında bilgi edinemezsin, 

 

Ve elbette hayal kırıklığına uğrarım çoğu zaman,

Yoksul bölge sakinleri ile zengin semtler de ikamet edenlerin insani meziyetleri neredeyse aynıdır,

Sığlıkları,

Açgözlülükleri,

Yalan söylemeleri,

Kendileriyle barışık olmamaları, 

Acı çekmelerine rağmen mutluymuş gibi yapmaları,

Karıları ile geçinmenin yolunu bilmemeleri,

Parayı sevmeleri,

Metres tutmaları,

Çıkarlarına olana sesiz kalmaları,

Otuz b.r çekmeyi sevmeleri,

Başarı için çaba sarf etmeden hemen tatmin olma arzusu,

Tüm çabalarının,  bütünün değil  kendi arzu ve isteklerine gerçekleştirmek üzerine olması, 

Yanlış şeylerden şikayet edip, kalıcı olmayan şeylerle mutlu olmaya çalışmaları

Ellerine geçen her fırsatta kaşla göz arasında seks yapmaları,

Böbürlenmeleri,

Aynı şeyleri istemeleri,

Gerçeklere ilgisiz kalmaları,

Aynı şeylere - yalana, dolana-  heyecanlanmaları,

Hayata sözcü gazetesi  okuyarak tutunmaları,

Birbirlerinin aptallığından, itliğinden  söz etmeleri,

Birbirlerine kazık atıp yok etmede becerikli olmaları,

Kendilerine yapılan her iyiliğin ve merhametin karşılığını kötülük ve nankörlük yaparak ödemeleri bu sebeple de kıçlarından sopanın hiç eksik edilmemesi gerektiği,

Birbirlerinden kız alıp vermeleri,

Karşısındaki sıkıntılarını ona aktarıp yakınırken araya girip kendini sorunlarından söz etmeye başlamaları,

Televizyon, cep telefonu tutkuları,

Eğilip bükülmeleri,

Zaman zaman dayak yiyip, mental ya da fiziki işkence görmeleri,

Azıcık avantaj uğruna hileye başvurmaları,

Sonunda ihanet etmeleri,   

En az anladıklarına itaat edip, en kolay anladıklarını görmezden gelmeleri,

Kendilerini olduğundan farklı gösterip abartmaları

Kabul görmek için sahteliğe ihtiyaç duymaları,

Bir şey ne kadar eski ve güvenliyse ona tapınmaları,

Düşünmekten nefret ettikleri için bir kalıp içinde olma arzuları,

Cambazlık yapıp alkış beklemeleri,

Gıybet yapmaları,

Uzun evlilik dönemleri  gerçekleştiğinde, geveze kadınlarınca, koca dilleri koparılıp siğilli aptal bir yaratığa dönüştürülmeleri,

Başkalarının iyi vakit geçirmesinden rahatsız olmaları,

İyiliğin karşılığı kötülük yapmaları,

Aynı düşünceyi aynı yaşam tarzını aynı ruh ve zihniyeti paylaşmayanları taciz etmeleri,

Düşünce yetilerini bir başkasının emrine tahsis etmeleri,

Hep göz önünde olmak istemeleri,

Bilgiye yoğunlaşmaktan ziyade onu dile getirenin kişiliği ile  ilgilenmeleri ( Nasıl bu kadar cüretli konuşuyor, kimlerin altına yatmıştır acaba?, Söyledikleri şeylerle uyumlu bir hayat yaşıyor mu? Zengin evlinde oturup yoksulluktan mı söz ediyor falan)

Başkalarının onlara verdikleri değeri, kendilerine verdikleri değerden daha çok önemsemeleri, 

Dırdırı sevmeleri,

Konumları itibariyle doğal olmamaları,

Merhametlerine sığınanlardan kuru kemiği bile sakınmaları,

Küçük nefretler, kinler beslemeleri,

Kendilerini  kazıklanmış aldatılmış hissetmeleri,

Yanlışları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaları,

Menfaatleri için sorunları göz ardı etmeleri,

Fakir olanların  zengin, zengini olanların da yoksul görüntü vermeyi sevmeleri,

Bir konuya saplanıp kalmaları,

Yaşadıklarını hissetmek için kavgaya ihtiyaç duymaları,

Rol yapmanın, göze batmamanın önemli olduğunu bildiklerinden kaldırımlarda,  kadınların kalçalarına göğüslerine, apış aralarına, dudaklarına, ayak bileklerine ve bilumum iblisleri hala çekiciliğini muhafaza eden bölgelerine kayıtsız kalmaya çalışmaları. Gizlenmenin, fark edilmemenin  yolunun başkaları gibi davranmaktan geçtiğini bilmeleri,

Şiddet söz konusu olduğun da ışıldamaları,  

Kendilerine benzeyen  iktidar adaylarına oy vermeleri diğerlerini yuhalamaları,

Ve her seçim sonucunda olduğu gibi, bir kötü yönetimden kurtulmak adına başka bir kötü yönetime geçiş yaptıklarından üçün biriyle yetinmeleri,

Genellikle yenilgiyle nasıl baş edeceklerini bilmemeleri, 

Konuşma tarzları ve aksanları hesaba katılmazsa hep aynıdır insani özellikleri, 

Ayrıca zenginin zengini sevmediği gibi fakir de fakirden hoşlanmaz, hepsi içinde müzmin bir canavar barındırır,

 

İnsanın tohumundaki bozukluk yalnız ağalara paşalara sultanlara has değildir her sınıf insanda görülebilen dürtülerdir,  

 

Demem o ki, neredeyse herkesi kapsayan harcanmışlıktan hüzün duymayan, yapılabilecek her ne varsa en boktan şekilde yapmaya çalışan, bireyselliğin zevkine, zihnini geliştirme zahmetine katlanmadığı için ulaşamamış, kendi gibi, mutluluğu içinde değil de tuzaklarla dolu dış dünyada arayan, benzerleriyle bir araya gelip bıkkınlık ve taşkınlıklar üreten, karanlık,  çıkarcı beyinlerden oluşmuş bir varoluş işte,

 

Bir başka muhteşem özellikleri de, üzgünüm söylemek zorundayım, hepsinin ölecek olmasıdır ki bu harikuladedir……, Pes etmekte olan bir ruh için BASTON ha ha ha,

 

  

 

NOT

Çenelerinden başka hiç bir yerleri çalışmayan arkası kalınlar,

Güçlerini ölünceye kadar bırakmazsa,

Her fırsatta çıkıp, bizsiz olmaz naraları atarlarsa,

Ve garibanlar da sormazsa bunun nedenini niçinini,

Dünyayı onlara devretmiş olurlar,

Ve onların aslında sinek kadar değeri yoktur,

 

 

 

BOZGUNUN GÜCÜ

Posta kutum,

Bu aralar,

Şirazeden çıkan devlet destekli, Fetö'nün Mezar taşı yapım firmalarına ait broşürlerle,  belli periyotlarda çivi sokularak patlatılan arabamın lastiklerinin onarımı için tamirci adresleri, 

Ve devletin, bankaların, apartman yönetiminin borçlarımı ödememi isteyen tehditleriyle birlikte,

Eski karım ve oğlum tarafından açılan,

Dava dosyaları ve polis celpleriyle dolup taşıyor,

 

Bu insanlar bir zamanlar benim en yakınlarımdı,

Mahkeme dosyalarında söylemlerimi ve yaptıklarımı,

Uzun uzun ifade etmişler,

 

Bir kısmı gülünç,

Bir kısmı abartılı,

Çoğu da kendi çıkarlarına yönelik,

 

Beni,

Evine bakmayan,

Bu yaşa kadar inşa ettiği istikrarlı bir kişiliği olmayan,

Sorumsuz,

Psikopat gibi gösterirken,

Kendilerini,

Aslında,

Çıkarcı,

Can sıkıcı,

Para cambazı,

Başı ve ruhu iki büklüm aptal birkaç adama biat edip bir süre daha yola devam etmediği için aile reisi suçlu ilan edilen,

Maskelerini çıkarmış, hak etmediğim şeyleri atfeden irin saçan küçük yaratıklar yerine,

Saygın,

Yuvasının bütünlüğü için kendini feda eden ailesinin geleceği adına tek başına savaşan kartal bir anne,

Ya da babasına, baba annesine saygılı, dolandırıcılık yapmayan ölmüş dedesinin kemiklerini sızlatmayan harbi klas bir evlat gibi,

Yalan söylemeyen,

İftira atmayan,

Mahkemeye yanlarında getirdikleri şahitlere yalan söyletmeyen,

Dürüst,

Hayat aşığı,

Zoru görünce kaçmayan,

Geride bırakmayı zevk edinmeyen,

Normal insanlarmış gibi  

Sunuyorlar,

 

Fakat hakkımda düşündükleri herzelerden ötürü nefret duymuyorum hiç birisine,

Cesur, dürüst, şeffaf ve karakter sahibi insanların temiz olduklarından başkalarınca pislik atmak için oldukça elverişli görüldüklerinin bilincindeyim. Elbette Kara çalma temize yönelir, yönelir ki kendine benzesin,

Yine de,

Kazanıp kaybetmek istemiyorlarsa,

Görevdeyken, kurumun güvenirliğini ayakta tutmak yerine kendilerinin şartlarını ,çıkarlarını, menfaatlerini  ayakta tutan, kendilerini yüceltmeyi amaç edinen,  yılışık, mafya, zevahiri kurtarmakla meşgul, rantiye, işgalci sınıfındaki ağzı parlak, mutlu yüzlü zeki amirlerimin -ortalıkta neler dönüp bittiğini bildiğimden- kendilerini emniyette hissetmedikleri için beni "yanlış adam,  tekin değil, geçimsiz  - fırıldaklar asla kimseye güvenemezler - olarak yaftalayıp yerime kendilerine benzer, kendileri gibi olan, sömürüp kullanabilecekleri çıkarcı, müzevir, çarmıha uygun mıymıntı birilerini buldukları gibi,

Onlar da beni boş verip kendi türlerinden,  örtüşen çıkar anlayışlarıyla birbirlerine iyi gelen,  bir velinimet aramaya başlasalar daha iyi ederler,

 

Ne ben onları , ne de onlar beni hak ediyor ve elbette onlar ve benzerleri hiç bir zaman fedakar insanların sevgisine asla sahip olamayacaklar....,

 

Benden iş çıkmaz onlara, özne ben isem eğer bu onların son nidası olur umarım, 

 

Benim daha da çok  gözlerimi açmama, kendime güvenmeme, farkındalık  kazanmama, bağımsız olmama, yükselmeme, ve sağlamlaşmama  neden oluyorsunuz oysa. İnanın düşmanlığınız dostluğunuzdan daha yararlı oluyor, terapi oluyor, gülüşüm güzelleşiyor, anlamlı oluyor, mutluluğum artıyor.

Bir kez daha,  elinize düşüp   kullanışlı aptal pozisyonuna düşme olasılığına  karşı duyduğum derin korku,  beni  daha güçlü  kılıyor,

 

Elbette rabbimin ilahi adaletini de inanıyorum ve sizde hakkım varsa haram ediyorum ve keşke daha az vicdanlı olsaydım diyorum. Unutmayın kuyu kazan gün gelir içine düşer! Her ölümlü gün gelir yaşattığını tadar,

 

Ayrıca, sağlıklı insanların, onlara iyilik edenlerden, koşullar uygun olduğun da intikam almaktan az çok keyif alabileceklerini,  lütuf ve ihsan duyguları, minnet duyguları ne kadar büyükse, nankörlüklerinin de o kadar  korkunç olabileceğini, iyi bir aile reisinin de aile efradınca fedakar iyi bir aile reisi olduğu için içlerinin gözle görülmez öçle dolu olabileceğini biliyorum,

 

Öpüyorum sizi,

 

Mutlu yıllar……

 

1.1.2012

 

(Bu yazı üç yıl öncesine aittir.  Şimdi, yanılmışım,  gerçekten acınası ve rezil  adamın tekiydim. Haksızdım. Bu dünyada benden daha zararlı bir canlı yoktu ve o gün yazdıklarım bütünüyle sahteydi dememi bekleyenler, yıkılın karşımdan! Asla ele geçiremeyeceksiniz beni. Bir sonraki dönemeçteyim ben şu anda, SOL YUMRUĞUM ÖNDE SAĞIM HER DAİM HAZIR  bir sonraki hayat tarzını katlanabilir kılmakla ( daha çok kendimle kalarak,  kendimi besleyerek, yaralarımı sararak, sadeleşip yavaşlayarak) ve kendime daha iyi yaşlanma fırsatı tanımakla meşgulüm,tamam mı! )

 

 

 

ŞLER VE GERÇEKLER

Belki başkan Trump’ın gözdesi olup bir ülkenin kralı olurum,

Belki yıllardır medya da her gün görmekten bıktığım miyavlayan fosilleri görmemek için dağa çıkarım,

Belki bana kafayı yedirtmeyecek, günümün içine etmeyecek ender bir insanla karşılaşırım,

Belki florinli bir lezbiyenin canı jigolo çeker ve beni bulur,

Belki canım acı çekmek ister ben bir kadın bulurum,

Belki çıkarı için itip kalkmayan, bağırmayan bir vatanseverle karşılaşabilirim,

Belki adileşmeden, çirkinleşmeden ilişki kurabileceğim beni hayal kırıklığına uğratacak biriyle tanışma şansım olur,

Belki talihim döner kötüden kaçarken daha kötüsüne yakalanmam,

Belki yakında , tarihin ışığıyla aydınlanan yüksek mevkilere çöreklenip tek amaçları hükmetmekten haz almak olan,   ve her şeyi  Vatan, Millet, Atatürk, Allah, Peygamber sevgisi içinmiş gibi yapıyor görünen ama  bunları neden yaptıklarını herkesin bildiği  doyumsuz,  orgazm manyaklarının perişan olmasını görme şerefine erişirim,   

Belki güç uğruna sürekli kıvıran ama sonunda yakayı ele veren küçük  adamlardan birinin  idam sehpasındaki  pişmanlıklarına şahit olurum,

Belki,  sadece güçlünün hakimiyeti altındaki gazete köşelerinde özgürce yazıp, ulaşılabilir ve görünür olabileceklerini bildikleri için  yalnız bırakılmaktan korkup boyun eğen,  ----  labirentteki farede labirentte kaldığı müddetçe istediği gibi hoplayıp zıplayabilir -------  güçlünün kuklası olan eski kaşar  acınası köle sütuncuların arkalarından yas tutulmayacak rezil  sonlarını görecek kadar yaşarım,  

Belki âlemlerin rabbi bu dünyanın giderek genişleyip yırtılma noktasına gelen ve her an patlayabilecek bok dolu naylon poşetten farkı kalmadığını idrak edip olaya el koyar,

Belki insanların konumuna ve yaşadıklara muhite göre dikkate alınıp hesaba katılmadığı bir var oluş keşfedebilirim, 

Belki her istek başka bir isteği doğurduğundan hayatından hiç hoşnut olmayan doyumsuz tavuk kafalı yarmalara birileri şükretmeyi öğretir bende bunu görmek şerefine erişirim,

Belki fetöcü Yargıtay üyeleri ya da cemaatçi bir avukatla karşı karşıya gelmem,

Belki bir çengelin üzerinde asılı lanet hayatımdan kurtulmak için en kolayı pes etmek deyip mutfaktaki ocağı alevsiz açarım,

Belki akrobat olup siyasete atılırım,

Belki  zihinlerde ölmüş kalması yeğlenecek unutulmuş adamlardan söz edilmeyecek bir yerde yaşama şansım olur,

Belki öteki dünyaya göçmesine rağmen ahlaken özlenen birisine bu ülke tanık olur,

Belki , gömülünceye kadar ha bire aynı heriflerin suratına maruz kaldığım  lanet sistemin değiştiğini görebilirim,

Belki hangi meslekte olursa olsun, iyi veya kötü, huzur ya da çöküş getirsin, insanların birbirlerine mutlaka ama mutlaka gerçeği söylediği  bir dünya ya şahit olabilirim,

Belki sahtekarların  yarattığı mağduriyetlerin bedellini dürüstlerin ödemediği bir dünya da yaşarım,

Belki ileride  başımızda asil  devlet adamlarını görmek isteyip asil halk kitlelerine  sahip  oluruz,

Belki  çapsız, kahpe o. çocuklarının, Azrail canlarını alıncaya kadar gençliğin kanıyla beslenemeyeceği, soykırıma neden olamayacağı,   dürüst, hak ve hukuku gözetenlere de  o .çocuğu diye seslenemeyeceği bir ortam inşa edebiliriz,

Belki  ülkenin gençliğine "başkaldırmadan bilinçlenemezsiniz" diyen biri çıkar,

Belki toplumun asgari ücretle belini kıran garibanlarını zerre kadar düşünmediğim halde  düşünüyormuş  gibi hükümetin yaptığı zamları eleştirip kahraman ayaklarına yatar, güçlü bir yazar olarak  telakki edilir böylece   işlerini ve sevgililerini kaybetmekten Azrail den korkar gibi korkan, kaçık sahte züppelerin  mabedinde son nefesime kadar  ikamet etme  şansını elde edebilirim,   

Belki insan acısından, onların mutsuz olmasından beslenen yaratıkların her gün, her koşulda karşıma çıkmasını rabbim  benden esirger,  böylece bende ruhumun her zerresinde hissettiğim o karşı konulamaz öldürme tutkumu dizginleyebilirim,  

Belki  evlilik hayatları boyunca  eşlerine hiç hakaret etmemişler gibi, kendilerinden on on beş yaş küçük işsiz adamların  yuvalarını aynı gerekçeyle yıkan  yılan gözlü atmışlık  adalet tanrısı adliyecilerin kimsesiz kaldıklarında korkudan donlarını gübrelerken görüp,  yüzlerine kusmak da cehenneme gittiklerinde cehennemin bile yandım Allah dediğini hissetmek bana nasip olur, ,

Belki tekrar devlet memuru olup üst düzey bürokrat olmak için yasalardan yönetmeliklerden iki kat daha hacimli laf salatası aptal yönergeler yazarım,

Belki kendi zor durumdayken bile kendinden zorda olanlara yardıma koşabilen bir T.C vatandaşıyla karşılaşabilirim,

Belki kendime,  merhamet ettiğim, iyilik yaptığın insanların  kötülüklerine maruz kalmayacağım bir dünya yaratabilirim,

Belki kütüphanelere gider duvardan duvara rafları dolduran temposu şaşırtması kumarı ateşi lezzeti olmayan başkalarının büyüklük ve gizemlilik diye tanımladığı ama bana öyle gelmeyen, uzun durgun köhne salya tarzı paragraflardan geçilmeyen boşuna yazılmış binlerce kitabı yakar üstüne de binayı ateşe veririm,

Belki her yeri oynayan fahişe adamların yaşam tarzlarını çekici bulup onlara öyküneceğime içlerinden bir kaçını marizleyip bu gezenden kayda değer bir şeyler  yaparak gitmek nasip olur,

Belki bir kedi olarak yeniden dünyaya gelir günde 20 saat uyuyarak hayatla daha az irtibat kurmanın mutluluğunu yaşarım,

Belki sinemaya gider karakterlerin o asap bozucu bilindik dürtülerini izlemektense daha anlamlı bulduğum karanlıkta patlamış mısırımı yiyerek huzur bulmaya çalışırım,

Belki saadetlerini eylemsizlikten kırılan gençliğin   üzerine kuran  gözü dönmüş züppe takımının yok oluşunu görebilirim,

Belki eleştirdiği yazar kadar uzun, ayakta kalabilmeyi başarmış eleştirmen sıfatlı çetenin bir  mensubuyla karşılaşma imkanım olur,

Belki  bir zamanlar aptalca nedenler bulup kendinden olmayanları kodese tıkıp  ıstırap çektiren ama şu sıralar ifşa olmamak için  sokak köpekleri gibi sinip,  ortalıkta dolaşan fetöcülerin yüzlerine tükürebilirim, 

Belki yirmi kusur yıl zirvelerde kalıp bir çok insanın ahını alan k.çına tekmeyi  yiyince de böceksi egosuyla ayağımı kaydırdılar diyen sistemi gerekçesiz işgalle pisleten  deve ayaklı müstehzi yaşlı küçük tasdikçi ruhlar taşıyan  adamların olmadığı bir gezende yaşamak nasip olur,

Belki pis zihinli,  ahlaksız, yontulmamış hödüklerin toplum içinde onurlu bir insanmış gibi davranış sergilemelerini  görmek zorunda bırakılmayacağımız bir yönetim  iş başına gelir de, bana da görmek nasip olur,    

Belki bir erkekte güç değil, çük arayan bir kadınla tanışma fırsatı bulabilirim,

Belki ileride sevip benimseyebileceğim gerçek bir Müslüman la ya da bir  Atatürkçü ile tanışma fırsatım olur,  

Belki eskiden ailemin öğretmenlerimin komutanlarımın yaptığı gibi biri çıkıp bana yapılabilecek en kötü şeyi yapıp,  ne yapmam gerektiğini söyler bende her zamanki gibi onunla tartışmaya  tutuşur bir meşguliyet edinebilirim,

Belki kendimi kurtarmak için, harcamak zorunda kalmayacağım birileri karşıma çıkar,

Belki can sıkıntısından mağaralardaki yarasalara göz takar kayaların arasına sıkışş flamingoları kurtarır bok çukurun da çiçek yetiştiririm,

Belki puştluğa özenirim, gül gibi büyüyüp açan yenilgilerimi  karşı atakla lehime çevirmek için hikmet sahibi kudretlilerin arkasında el çırpar önlerinde eğilirim güçlünün daha da güçlenmesi için elimden geleni yaparım,

Belki de her şeyin insanın hayrına bir yol izlediğini olması gereken ne ise o olduğunu başka türlüsünün olamayacağını idrak edip sızlanmayı bırakabilirim,

 

Şu anda mutfakta balkonun demirliğine tüneyen kuşlara bakarak,

Geri dönüş düşleri kuran,

Ağrıyan dişlerim, üç tel saçım,  elli küsur yaşına rağmen çok az şeyi bilebilen çorak ruhum ve beynimle,

Gençlik ve ihtiyarlık arasında,

İki arada bir derede,

Bu dünyanın kemirdiği iyi adamlardan biriyim belki,

Yok yok sakın yaklaşmayın yinede böyle iyiyim ben,

 

  

 

YAŞ 55

Güneşli bir gün,

Tunalı Hilmi caddesin de aylak aylak dolanıyorum,

Arkadaşları ile bir Kafe de oturan psikozlu bir hayat aşığı eski dost,

Elini kaldırıp,

“Hey arkadaş nasılsın? ” diye selamlıyor alaycı bir yüz ifadesi ile,

“ İyiyim” diyor,

Ve duraksamadan yoluma devam ediyorum,

 

Tanıdığım en iyi, en güçlü adamların,

Yalnızlığı tercih ederken,

Tanıdığım en aşağılık adamların,

İç seslerini bastırmak için kalabalıklara, gürültülü ortamlara ihtiyaç duyması, muhabbetçi olması enteresan diye geçiriyorum içimden,

Üstelik bunlar değer yargıları olmayan,

Şekilden şekle giren düşünmeyi de pek sevmeyen tipler,

 

O sırada yanından geçtiğim jilet yüzlü bir genç sesleniyor,

“Amca çakmağın var mı?”

"Yok" diyorum,

Somurtarak  “ Derman da yok sende !” diyor,

Yürümeye devam ediyorum,

 

Yanılıyor ama,

Hayatın, genç insanlardan gizlediği şeyleri sezebilmek, başlarına ne gelebileceğini öngörebilmekte  yaşlılığın dermanı oysa!   Bu elbette, benim gibilerin daha çok yaşayıp görerek katlanmasından ve daha çok düş kırıklığına uğramasından ve tabi ki finale de daha yakın olmasından  kaynaklanıyor.

Umutlarla kandırılmak. Beklentilerin beyhudeliği. Keşkeler alemine yuvarlanmak. Hayat tecrübesi denilen şey....,

Yine de bu yaşta,

Onu yere serebilir,

Ya da performansımla yarı yolda bırakabilirim,

 

Yaşımdan da gayet memnunum,

Güzelim ülkemde,  arzu ettiğin her şeyin  kendi iraden dışında zamanla ağıta dönüşmesine tanıklık etmek zorunda bırakılmak ve bunca tamahkârlık zorbalık ve sahteliklere rağmen, seni içeride tutan şeyin infilak etmesine müsaade etmeyip, tımarhane ya da kodesi boylamamak,

Kanser olmamak,  

Birkaç kez ölmeye yetecek kadar yaşlı olmak,

Kederli varlığını son noktadan önceki dönemece kadar ulaştırabilmek,

Önemli bir  eşiktir hatta mucizedir,

Bakalım yıllar,  ülkemin  bereketli topraklarında bu delikanlıyı nasıl sınayacak diyorum içimden,

Talihi açık olur umarım,

 

Güzel bir akşamüstü,

Yürüyüşe devam ediyorum…….

 

  

 

YAŞAMLA DANS

Yaz aylarında ordu evlerinin dış mekânları cami avlularına benzer,

İkisi de üretemeyeni  ya da işi olmayanı zapturapt altına alıp altına alıp boş zamanı standardize eder, 

Tek fark, çay kahve eşliğinde sohbetler ve arada kahkaha olması,

Ne zaman Tıraş olmaya gitsem bizimkiler orada,

Koltukları birleştirip, saygın bir biçimde bir arada oturarak günlerini ziyan etmekten zevk alıyorlar,

Aslında birbirlerinin yararsızca orada oturduğunu hissediyorlar,

Bütün sene oradalar,

Ortak yanları bir kalıbın içinde olmamaları,

Hayatın durup acımasızca köşeye çektiği yalnız adamlar bunlar,

Gidecek yerleri yok,

Ev de karıları var,

Buluşmak için vesileler yaratıp bir araya geliyorlar,

Neyse,  çay kahve eşliğinde geçmişten söz edip durmadan konuşuyorlar,

Sosyalleşmeye ihtiyaçları var,

Canları sıkılıyor,

 

Giysileri artık  üniforma değil kıyafet kodları daha çok spor kıyafetler, kot pantolon, tişört, mokasen ,

Çoğu sakal, bıyık ve bira göbeği bırakmış,

 

Dayıları Amcaları yaşındaki pek çok kalın kafalı, yarım akıllı, her şeyi ben bilirim tavırlı, palavra beyinli, korunmalı, parlak, vicdansız salaklar var oluş arenasında bir birleriyle mücadele ederken,

Onlar, dünyadan ve kendilerini ilgilendiren bir şeylerin peşinde koşmaktan ve gelecek kurgulamaktan  yaşıtlarına kıyasla  çok daha erken yaşta mahrum bırakıldıklarından,  bir yandan kendilerini kandırılmış  hissediyor  öte yandan  sanki bomboş geleceğe nasıl dayanılacağını ve her şeye rağmen ileriye doğru nasıl gidilebileceğini göstermek istercesine bitişin muhasebesini yapıp bir birlerine bayat hikâyeler anlatıp duruyorlar,

Adamlardan biri gerçek anlatılamayacak kadar utanç verici olduğunda sürekli uydurulmuş efelenmelerden söz ediyor, böbürlenerek meslek hayatında komutanlarına nasıl posta koyduğunu dillendiriyor,

Sarf ettiği süslü sözcükleri duysanız şaşarsınız,

Biliyorum bu uyanığı kuzu gibiydi komutanlarının karşısında,

Bir diğeri kendi gibi birkaç cesur vatansever adam sayesinde ordunun hala ayakta olduğundan söz ediyor,

Bir başkası,  silahlı kuvvetlerin kendisine yaptığı şeyler hakkında matrak geçip espriler patlatıyor,

Kimisi, elli yaşında hayattan tamamen yoksun bırakılsalar da devletin  sunduğu imkandan ( orduevlerinin varlığından) dolayı mutlu oluyor,

Kimisi de, kendileriyle gururlanacak bir şeyleri kalmadığından iyi eğitim almış çocuklarını ön plana çıkarıyor,

Diğerleri de ülkenin geleceğinin parlak olmadığından iktidar partisi dışındaki partilerin bir araya gelip koalisyon kurmasının gerekliliğini falan tartışıyor  ( Siyasetle gerçekten ilgilendiklerini sanmıyorum yapacak başka işleri yok, zaten amaçta  konuşmanın içeriği değil sohbetin, söylenenlerin devamlılığı,,,,,,,,   )  

 

Ben neden yanlarındayım bilmiyorum,

Lavaboya giderken yakalandım bunlara,

Ne zaman kalabalıklar arasında bulunsam içimde bıraktığı kötü hislerin etkisinden günlerce kurtulamıyorum,

Karşılıklı küçümsemeler, sözün,  muhatabını incitebileceğini, pek çok dertle boğuşup içinden çıkamadığı sorunları olabileceğini hesap edip doğru mu yapıyorum diye düşünmeden sırf dikkat çekmek, birilerine hoş görünmek ya da kendini mutlu etmek için için adice aşağılamalar, pat diye  alay etmeler, ezmeler, birbirlerinin acılarından beslenmeler, kırmalar, incitmeler, hamlıklar, çiğlikler, kabalıklar, küçük sürtüşmeler,  yılışıklık, kötülük etmek için açık arama, lafı gediğine koyup sözel alt etme çabası her şey rekabete çirkinliğe dönüşüyor. Tonla saçmalık.  İğrenç. Bazıları buna sosyalleşme der. Tiksinmemin nedeni de bu kıyıcılık  belki. Kalabalıklar içinde  tepki göstermeden durmak, çevren de insan sayısı arttıkça nefretini dizginlemek güçtür,

 

Onları dinlermiş gibi yaparak,

Yanlarından kaçış planları yapıyorum,

Ama nezaketli davranmam gerek,

Başkalarına müşfik davranmak başımı en çok belaya sokan, ruhumu kırbaçlayan zaaflarımdan biri de olsa, sonuçta benimle birlikte büyüyen bu moruk adayları, ne de olsa arkadaşlarım, 

Onların duyduğu heyecanı duymasam da, insanları en çok inciten şeyin fikirlerine kayıtsız kalınması olduğunu bildiğimden, kendimi ele vermeden ara sıra yüksek sesli muhabbetlerine katılıyor yavan esprilerine, hoş sohbet arkadaş canlısı uyumlu adam ayaklarına yatıp onlarla birlikte yapay da olsa kahkaha atmak zorunda kalıyorum,

Ama beni kendilerinden birine çevirmeleri mümkün değil,

Ne kadar gergin olduğumdan haberleri yok,

Adamın teki,

“ Hey zafer keşke çay yoluna taşınmasaydın eskiden ne güzel daha çok görüşüyorduk ” diyor,

İşte konuşsun da ne söylerse söylesin,

Adamı eskiden de görmezdim,

Üstelik herifçioğlu, okul hayatında kabul gören biri olmayışım, rahat tavırlarım, boş vermişliğim sebebiyle beni çok önemseyen biri de değil,

Tek arzum onu küçük düşürmek olsa da sinirlendiğimi gizleme çabasıyla sessizce gülümseyip  “Olsun, yine sık sık bir araya geliriz ”  diye karşılık veriyorum,

Ailecek görüştüğümüz bir başkası " karın evi terk etmiş,  yoksa eşinin hayatında  başkası mı var " diye mırıldanıyor, bir eliyle de  pantolonunun üzerinden  s.kini okşuyor,

O. çocuğunun bilinçsizce yaptığı pis hareketini görmezden gelerek-,  "sanmıyorum" diye cevap veriyorum. Her zaman, Yaratandan ötürü Yaratılan sevilemez............,

 

Neyse, İçlerinde, ülkenin ya da başka şeylerin zayıf taraflarını saptayıp, yanlışları tek cümleyle özetleyebilen zeki, enerjik, ışığı olan, oturup kalkmasını bilen, efendi, nezaketli,  iyi niyetli adamlar da var elbette,

 

Bir ara bir boşluk doğuyor bir saniye arkadaşlar diye ayağa kalkıp sıvışıyorum yanlarından,  

Paslı yaşamlarıyla ve koca göbekleriyle yalnız bırakıyorum onları,

Arkamdan onlardan neden uzaklaşmayı isteyebileceğimi asla anlayamayacaklarından, sevecence sesleniyorlar “ Hey nereye? ”

Sırf,  ben de onların muhabbetine katılıp kendileri gibi hayran paspas rolü oynuyorum diye ruh ikizlerini bulduklarını sanıyorlar,

Duymuyorum,

Sonunda ruhumda kötü hisler uyandırmayan, sinirlerimi harap etmeyen, ait olduğum duygusuna kapıldığım, konuşulanlar ve tartışılanların her şeyi daha kötü kılmayıp iyi bir şeyler hissettiğim hiçbir kalabalığın içinde bulunmadım henüz,

Dışarı çıkıp ilk huzurlu anımı yaşıyorum,

Bir sigara yakıp derin bir nefes çekiyorum,

Oh,

Benim için olması gereken varoluş biçiminin geri döndüğü duygusuyla kendime gelir gibi oluyorum,

Sanki hücreden çıkmış gibi bir his var içimde,

İçimdeki çocuk yüzeye çıkıyor,

Münzevi Ruhuma nur doluyor,

Hayatım normale dönüyor……,

 

  

 

ANAM AĞLADI BUGÜN

Spor dönüşü eve gidip internetten Motorlu Taşıtlar Vergisini havale etmek,

Tam tamına iki saatimi aldı,

Birkaç kez parola ve şifreyi yanlış girmekten,

Sistem bloke oldu,

Allahtan telefonla banka çalışanı devreye girdi de parayı vergi dairesine aktarabildim,

Destekli de olsa başarılı oldum sonunda,

 

 

O özgüvenle koşturup uzun süre tutmak zorunda kaldığım idrarımı klozete boşalttım,

Sonra, organik  Seylon çubuk tarçınlı doğal çay demledim,

Üzerimde annemin sosyete pazarından aldığı çakma ama markalı, kumaşı sentetik eşofman ve elimde fincan,

Koltuğuma gömülürken, 

Bacaklarımı beş yıllık bekar tozu biriken sehpanın üzerine atıp,

Yukarıda Allah var, yalan yok, geniş kalçalı cariyeleri, pırıl, pırıl tepe evleri, kömürde kuzuları, lagos şişleri, önümde eğilecek liboşları, ispiyoncuları, soytarıları, yalakları özetle ölümsüzlüğü hak ettiğimi düşünerek,

2023 ün yeni Türkiye sinde Trump destekli başkanlık düşleri kurdum, 

İçimden de " Hasbin trump ve nimel vekil " deyip durdum,

 

 

 

 

GÜÇ OBURLARI  

Salı öğleden sonra,

Sıhhiye Ordu evi,

Saat 15 30,

Henüz yaşlı denmeyecek dönemlerinde,

Koltuklarda oturup zaman öldürdükleri bir dünya,

Gülen insan yok denecek kadar az mekanda,

 

Değerleri kalmamış bir eşya gibi fırlatılıp atılmış,

Suskun hareketsiz heykeller misali,

İnsanı kayboluşa canlı canlı gömülmeye sürükleyen bir anlayışın eseri gibiler,

Kaçılması imkansız yıllara çok erken maruz bırakılmış, bozguna uğramış  dışlanmış  aldatılmış  kazıklanmış gibi çok derin ve haklı öfke hissetmelerine rağmen,

Bir yandan,  genç kuşakları mağdur etmeyip onlara sistemde yer açtıkları için şükür ediyor bu kutsal görevi yerine getirdikleri için mutlu oluyor haklı olmanın verdiği doyum ve doğruluk sevinciyle ülkenin diğer az miktardaki yetinmeyi bilenleri gibi, hiç olarak var olmaktansa,  acı çekilse bile hayatlarını anlamlı kıldıklarını düşündükleri eylemleriyle, dimdik ayakta durup devam etmeyi başarıyorlar,

Öte yandan da  bu ülkede kendilerinden başka neden  maddi sıkıntı çekmeyen hatta servet sahibi tefekkürsüz  izansız gözleri gibi kalpleri de kara  yaşıtlarının dayılarının amcalarının  tekinin bile aynı fedakarlığı yapmadığını görüp isyan ediyorlar, aynı kuralları bu bencil pervasız birey olamayan bir araya gelip çay kahve eşliğinde ölü beylik fikirleriyle sefil ihtiraslarıyla samimi gevezeliklerinin tadını çıkarmaktan başka halt işlemeyen itaat ve ibadet edip bedelini ödemeden neredeyse ölünceye kadar kalıp sistemi pisleten genç kuşağın hayat alma hakkını çalan hırsız insafsız tefekkürsüz  özel kamu her sektördeki  kanlı terörün işsizliğin yoksulluğun açlığın fuhuş’un dolandırıcılığın madde bağımlılığının ülkede ne kadar kepazelik varsa baş sorumlusu bu  gücün üzerine yapışıp onunla yaşamaya çalışan  düşünme yetilerini  kendi dışında bir başka birilerine teslim ettikleri için de fare misali  hiçliğe sürünen ölü ruhlu  altmış yetmiş  seksen küsurluk marazi güç düşkünü küflü girift yolların uzantısı bu acımasız  adamlar için de koyamayan  sayıları roket hızıyla artan acı çeken dibe vuran üzerlerine bayrak serilen iman etmesi istenen gencecik hayatların  ıstırabını dert edinemeyen  trajediyi küçümseyip sözünü bile etmeye tenezzül etmeyen çok kötü mevcut durumu ıslah etmeye kendi kontrollerini kaybetmek kaygısıyla cesaret edemeyen ülkelerin tarihlerinden daha çok, insanlarının nasıl yaşadıklarının önemli olduğunu rekabetin ve adil  gelir dağılımının bir hayır işi değil adalet olduğunu göremeyecek kadar dar görüşlü ülkenin yığınla gencinin okumuş olsa bile  atıl kalmasına hayatlarının kararmasına sebep olan  fırsat eşitliğinin neredeyse sıfır olduğu tek düze anlamsızlıklar ve kötü duygularla dolu  çok kuru soğuk  tuhaf  şiddet dolu anlaşıldığı kadarıyla da işkenceden başka hiçbir şey bırakmayacağı aşikar olan  bu  bereketsiz kutsallıktan uzak dönemi  bize yaşatan , dini bütün tarihin ışığının kendilerini aydınlattığı devlet büyüklerini  asla  affetmiyorlar, feci bileniyorlar,  kıyamet gününü bekliyorlar ve onun çok tatmin edici olduğunu idrak ediyorlar. Vatanını en çok seven adamın  da  bütünü düşünüp  kendinden sonrakilere alan açan adam olduğunu, vatan  hainliğinin  sadece  klasik  darbelerle olmayacağını çok iyi biliyorlar ……,

Oysa halk siyasetçileri yüksek nüfuz elde edip kolalı gömleklerini tüvit ceketlerini giyerek pırıl pırıl yüzlerle her gün ekranlara çıkıp ahkam kesmeleri ölünceye kadar neredeyse ölünceye kadar devlet imkanlarından faydalanmaları için seçmiyor. Ayrımcılığa sosyal adaletsizliğe gençliğin sorunlarına çare bulsun şatafat  şan şöhret peşinde koşarak geçici doyuma ulaşacağına yetinme yeteneğine sahip olup ebedi haz peşinde koşsun milli iradeyi milli düşünceyi güçlendirip her bireyin özellikle gençlerin insanca yaşamaktan mutlu olacağı bir adalet sistemini kursun ülkesinin kendilerinden beklediği davranışları sergilesin  zamanı gelince de kendi isteğiyle erdemli sıradan bir yaşam sürmek adına köşesine çekilmeyi bilsin diye seçiyor,  ülkenin hırs hastalığına kapılmış insanlarına hırstan arınmayı öğretsin, insan olmalarına yardımcı olsun diye seçiyor,

Öte yandan muhterem paşalar da kafa kafaya verip 49 yaşındaki silah arkadaşlarını yığılma var bahanesiyle dışarıya sepetlediler  sanki yığılmanın sorumlusu yönetimi ellerinde tutan zatı alileri değil de küçük rütbeli subaylar.

Üstelik  bağlı olduğu  “Büyük Türkiye,Yeni Türkiye ” idealini gerçekleştireceğini iddia eden egemen siyasi irade, toplumdan dışlanan bunca acı çeken mazlum  genç işsiz aşsıza rağmen atanamayan sayısı her yıl katlanarak artan öğretmen ordusuna rağmen ideallerine sevgilerine, yaratıcılıklarına yer bulamayarak  layık oldukları işleri yapamayıp  ayak işlerinde çalışmak zorunda kalan üniversitelilere rağmen içlerinde neredeyse hamdolsun deyip 60 yıldır kamu kurum ve kuruluşlarında özel sektörde üst düzey görevler de fink atan ihya olmuş  çoluk çocuğu torunları ya asker kaçağı ya bedelli kolejlerde eğitim almış yurt dışı mastır yapmış başkalarının yaşadığından  habersiz kendilerini  koltuklarına perçinlemiş  yığınla aşırı yağlı kocamış ölü zihinli köhne sarp  bir birinin karbon kopyası aç gözlü toplumsal düzeni tehdit edip gençlerin bireysel haklarına tecavüz eden yaşanılan bütün sıkıntıların BAŞ SORUMLUSU acımazsız koltuk bağımlısı eski adamı  yığılma var diye sistemden çıkarmayı, Hatta, tarihin ışığında ülkemizin üzerine yansıtılan ve sonu hayırlı olacak ideolojiyi babalarının malı sanıp 15 yıldır hep beraber aynı geminin güvertesinde devletin imkanlarıyla yüksek standartlarda saltanat süren şirket sahibi torun tombalak sahibi  “ Benim yaptıklarımı genç vatan evlatları da  yapar mutlu olmak bu ülke için tuğla üzerine tuğla koymak onların da hakkı kendime olan saygımdan dolayı bencilliği bırakıp artık  kenara çekilmem gerekir  ” deyip  kendi isteği ile bireyselliğine dönemeyen gökten zembille indiğini cenabı Allahın  gözdesi onun himayesi altın da olduğunu falan olduğunu düşünen mebzul miktardaki  vicdan yoksunu hep daha fazla ortalıkta olmak isteyen  koca koca  ihtiyar tebaasından kendi inisiyatifi dışındaki üç beş kişi hariç  birini bile feda etmezken zerre kadar merhamet duyup  bütün kötülüklerin anası metastaz yapmış bu güç düşkünlüğü illetinden kurtuluş için milli seferberlik ilan edip yeni kuşağa yer açmayı  sistemi rahatlatmayı reform yapmayı aklının  ucundan bile geçirmezken  hem de….. , 

M.Kemal Atatürk ün kurtuluş savaşını başlattığında 38 yaşında olduğunu  bilmelerine rağmen şimdi aynı yaştaki pek çok insanın  bir yer edinemediğini  görüp  bu insanların ne zaman bir kalıba girip para kazanmaya başlayacağını  ne zaman evlenip  ne zaman çocuklarını dünyaya getireceklerini  ve zavallı evlatlarının  göçtüklerin de daha emekleme aşamasında olacağından zavallı yavrucaklarına  ana babalık  yapamayacaklarını da  akıllarının ucundan bile geçirmezken hem de …,

Hatta bu yığılmayı körükleyip daha çok karmaşaya sebep olsun diye oldukça büyük çoğunluğu ahbap çavuş mantığıyla hatır gönül gözetilerek (Bunlar değimli geçmişte kendilerine bile huzurlu bir ortam  yaratamayıp ülkeyi şimdi  duvara toslatan? Bu timsah adamlar dertlere deva olsaydı bu günlere gelir miydik? ) İş bulan yüksek emekli maaşlı  geçmişin gözdesi tek başınalığı öğrenememiş  kendilerini sevmedikleri  için vatanın mazlumlarını da sevmeyen bir  başına hiç olan ölü gözlü bir yerlere kafayı sokup oyalanmaya çalışan, altlarında Audi, ellerinde Vakko, Beymen alış veriş paketleri eksik olmayan teneke babaların üzerinden gelir artırıcı reformlar yapmak ( lüks tüketim vergilerini artırmak vs..) yerine yüzde on beş sosyal güvenlik destek prim kesintilerini yüzde seksene yükseltmek yerine sıfırlayarak hem de….,

Otorite aşığı çeyrek asır Millet Vekilliği, Belediye Başkanlığı, Kurum başkanlığı yapan aynı adamlarla yola devam ederek hem de..

Parlamenter sıfatlılara -ki hemen hemen senelerce aynı adamlardır bunlar- maaşlarının üzerine emekli maaşları vererek hem de,

Hava kirliliğine neden olan eski araçlardan ek vergi almayı evlilik programlarına bile sınır getirmeyi akıl etmesine rağmen, köşe kapmış sistemi kirletip yozlaştıran 55, 60 yaşın üzerindeki bencil kalantorlardan gelir adaletsizliğini önleme yeni kuşaklara istihdam yaratma adına servet vergisi almayı düşük gelirlilerden de vergi almamayı  aklının ucundan bile geçirmeden hem de…… ,  

Devlet yönetimi ne işe yarar ki? Kurallar koyup, ŞÜKÜR EDEN  İNSAN  yetiştiremedikten, ahlaklı soylu ve mutlu TOPLUM yaratamadıktan bireylere İslam dünyasının ortak değerlerinin en yücesi YETİNME DUYGUSUNUN sevincini  özveri duygusunun mutluluğunu, dayanışmanın kutsallığını yaşatamadıktan, her insanın içindeki iyilik damarını besleyemedikten, onlara insanlık için daha iyi hedefler, idealler göstermedikten sonra  …………. ( ki bu meziyetler insanı ayakta tutan insan yapan  huzura katkıda bulunan en  güçlü  motivasyondur  tersine kağıt üzerinde ülkenin yüzde doksan dokuzu Müslüman bile olsa Allah'ın insanları bunlardan yoksun bırakıldığı için katile hırsıza açgözlüye uğursuza, şehvet düşkününe, soytarıya yavşağa i.neye dönüşüyor, salyalı ağızlarıyla kuduz köpekler gibi önüne gelen her şeye doyumsuzca  tıkınır gibi saldırıp nice felaketlerin yaşanmasına sebep oluyorlar. )

Hem İslam'ın  kelime anlamı teslimiyet değil midir? Müslüman inancının özü yetinmenin  ve bunun sonucu olan iç huzurun mutlulukla tezahürü değil midir? 

18 yaşını bitirmiş her TC vatandaşına hak ettiği istihdamı yaratamadıktan, insana yatırım yapamadıktan sonra gelir adaletini fırsat eşitliğini sağlayamadıktan sonra ruhen ve bedenen çalışmaya hazır insanların yarısı işsizken torun sevecek yaştaki hayatta kalma nedenlerinin başkalarına fırsat vermemek olduğunu düşünen acımasız  zübüklere caydırıcı kurallar koyamadıktan sonra mağdur edilen hep aynı olduktan sonra ruhunu yitirmiş bu ülkede imparatorluklar kursan ne yazar? Devrim yapsan ne yazar? Gezegenin ekonomik açıdan en güçlü ülkesi olsan ne yazar? 185 değil 500 havalı üniversiten olsa ne yazar? Her devrin adamı kaşar tayfayı güncelleyemeden her gün eğitim güncellesen ne yazar? Garibanların cebinden son kalan üç kuruşu da aşırmak için, eğitim eşitsizliğini körüklemek için  her köşe başını havalı, sıfır katma değerli profesör, içinde gelecek garantisi hariç her olanağın bulunduğu  hormonlu havalı özel okul cennetine çevirsen ne yazar? Eğitim eşitliğini sıfırlasan ne yazar? Yeterli  eğitim veremediğinden  kontenjanları boş kalan devlet okullarına öğrenci bulmakta zorlanıp TEOG' u kaldırsan ne yazar? Süslü devlet binaları yapsan, ne yazar? Alamanın parasıyla havalimanı yapsan ne yazar? Aynı adamlar hem hastaneci, hem rezidansçı, hem özel okulcu, hem kreşçi, hem ithal araç bayici, hem avmci,  hem her b.k çu olsa ne yazar? Her sene eğitim müfredatını yenilesen ne yazar? Miili eğitimin başına boş işleri reform diye yutturmaya çalışan şovcu herifleri bakan atasan ne yazar ? İhale karşılığı yandaşa  her mahalleye görkemli cami diktirsen ne yazar?  Gençleri baş örtüsüne ısındırmak için altlarına  havadan cip  çeksen ne yazar? Askerlikten haz etmediğin halde şimdilerde iktidarını  uzatmak adına, Askerliği işsizliği örtmek, istihdam açığını kapatmak için paralı iş kapısı haline getirsen ne yazar? Her saat anayasa değiştirsen ne yazar? Yeni cezaevleri inşa edip eski cezaevlerini ıslah etsen ne yazar? Silahlı kuvvetleri bir yerlere bağlasan ne yazar?  Büyük şehirlerin en değerli arazileri dava uğruna parsel parsel Allahın cezası  fetöşcülere, yandaşa, sözde ılımlı İslamcılara peşkeş çekilse altlarına da son model arabalar alınsa ve bu büyük şehirler sahtekarlar cennetine döndürülse  ne yazar? İnlerine girip cinlerini yakalasan ne yazar? Polisi üç katına çıkarsan ne yazar? Lozan bizi kesmez deyip Halep’i alsan Kerkük’ü alsan ne yazar? Birileri kendi çıkarı için Avrupa birliğini sana bağlamayı taahhüt etse ne yazar? Terör neredeyse sona erdikten sonra TARIM, HAYVANCILIK VE ORGANİK GIDA  ile  övüneceğine savaş teknolojileriyle  İHA'larla, SİHA'larla övünsen ne yazar. Saltanat sürüp ekmek elden su gölden ya Allah ya bismillah deyip aynı adamlarla törenle yüzlerce paralı otoyolları hava alanları açsan ne yazar? Buraları kullananlar bir ayağı mecliste dolar MANYAĞI iş adamları veya bir gücün şemsiyesi altında yaşayıp ölünceye kadar ona korumalık yapan kalpleri mühürlü zavallı tatminsizler zaten,

Güzelim duble yollarmış köprülermiş  paraymış güçmüş .Yok bunların şükretmekle ilgisi ve hiçbir şey yaratmaz bunlar yeni tatminsizlikler bulmaya yarayacak daha uzun ıstıraplı bir hayattan başka…..

Ülkenin gerçek mağlubu gençliğin önünü açıp onların ülkeyi kalkındırmasıyla eserler vermesiyle  övünen, başarılarını birlikte kucaklayan, vizyoner  liderlere ihtiyacımız var bizim “ Çok çalışıyoruz, karıncalar gibi çalışkanız, durmadan koşuyoruz hizmet adamıyız ” deyip kendilerini koltuklara vidalayan yarım asrı çoktan geçmiş samimiyetsiz palavracı adamlara değil !

Bütün bu olumsuzluklar yaşanırken yukarıda da değindiğim gibi paşa hazretleri henüz yaşlı denmeyecek ömrünü ülkesinin bekasına adamış harp sanatında uzmanlaşmış bu insanları bu yaşta bunları yapamaz hale getirilirse ne yapar ne eder ne düşünür diye zihni hazırlık yapmadan sorgulamadan sıkıntının içine uçurumdan aşağı yuvarlamaktan hiç üzüntü duymadılar. Hiçliğe mahkum ettiler. Sanki sivildeki muhteremlere nazaran devlete daha az hizmet ediyorlarmış gibi, daha kırklı yaşlar da "Siz uslu uslu dolmuş durağında ölümü bekler gibi oturun, hiç bir şey yapmamanızın karşılığı  aldığınız maaşla cehennemi günleri  zifiri karanlık günleri, takım elbise, kravat, uzun etek sahibi ve çok bilgili   Burhan Kuzu Cemil Çiçek Melih Gökçek, Meral Akşener ( görevli olsa bile!) , Doğu Perinçek  bu zat da muhtemelen görevli vs gibi torun tombalaklı yüz binlerce SOYU TÜKENMEYEN dünya çapındaki başkaları ne halde diye dönüp bakmayan kahraman, soylu dedelerinizin, soylu amcalarınızın, soylu dayılarınızın, soylu ninelerinizin, soylu teyzelerinizin sergiledikleri vatan kurtarmaları, şirinlikleri, kahkahaları , edepsizlikleri, yalanları, dolanları dışarıdan izleyerek, dünyanın duvarlarına bakarak atlatmaya çalışıp ölümü bekleyin”“ diyorlar taşaklarından kesip sokağa bırakıyorlar, meslek dışı bırakarak, işsiz bırakarak  sistemin dışına tükürüyorlar, amaçsız bırakıyorlar, tek başınalığa mahkum ediyorlar, hayattan koparıyorlar, yaşama sevinçlerini öldürüp cinayet işliyorlar,  daha yaşlanmamış karıları da kocalarından  25, 30 yaş daha geçkin varlıklı kullanılmaya müsait kendinden korkan tek başına hiç ruhu çekilmiş ürkünç öfkeli kambur terörden fetöden daha tehlikeli Türk malı  hala kendilerini ispatlama göze görünme derdindeki altmışlık yetmişlik seksenlik halkı vatanın bekası yalanlarıyla kandıran, otuzluk karıların unvanlarına kesik olduğu için onlarla izdivaç yapan, su başlarını tutmuş mütedeyyin karşı devrimci dede hacı Bekir’in kaydıraktan kayıp ortalıkta  dolandığını görüp henüz yaşlanmamış evde oturan  işsiz güçsüz yavan, ahlaksız olmasına rağmen  kabul gören bir toplumdan izole bir erkeğe tahammül edemeyeceği  için ya onları kırklı yaşlarında terk etmesine ya da  kendisini taktir etmeyen karısına ve onu küçümseyen ortaokul lise tahsiline devam eden çocuklarına hoş görünüp aile bütünlüğünü koruma pahasına, işe yaradıklarını kanıtlama adına, sadık eşlerini sadık olmayan p.çlere kaptırmama pahasına her yeri oynayan aşağılık akranlarından geri kalma endişesiyle, yararsız konuma düşme endişesiyle, aptal konuma düşme endişesiyle Allahın cezası vasıfsız işlerde elli beş altmışlarına kadar heba ettikleri gençliklerinden harcadıkları hayatlarından pişmanlık duyarak  onurlarını kırıp ruhlarını öldürerek bayağılaştırmak zorunda bırakılarak  üç kuruşluk lanet adamların  geçmişin  alay komutanlarına  götüyle gülmesine sebep oluyorlar, orospu çocuğu patron kılıklı her kalıba giren askerde onbaşı rütbesiyle paşa çaycılığı yapıp teskere alan zibidi onun bunun çocuğu sahtekar, piç, çantacı adamlar arkalarında güçlü sözü geçen paşaların devre arkadaşı pardösülerini taşıyan “ Adileşmek zorunda bırakılan ” işsiz albaylar dolaştırıp kışlalarda mobilya  ihalesi kovalıyorlar köşe başı büfelerde ailesine sırf işim var diyebilmek için su satmak, ev sigorta poliçesi pazarlamak, tabela reklamcılığı yapmak, sitelere temizlikçi kadın hizmeti sunmak! bir ayağı mecliste para manyağı kanunların ve insanların zaaflarından faydalanan aşağılık  fırıldak rezidansçıların çarpık evlerini satmak için gayrimenkul danışmanlığı  vs aklın almayacağı gündelik işler yapmak zorunda bırakılıyorlar, böyle işler bulanlar da kendilerini şanslı sayıyorlar. Zenginlere araç kiralama şirketlerinde araç pazarlıyorlar. Akücülük yapıyorlar. Bilmem ne sigortasının acenteliğini alıp kasko pazarlıyorlar, Zibidi bankacıların genel müdürlük binalarının korumasını sağlayıp  bekçiliğini yapıyorlar, Emlakçılık yapıyorlar, Hırsızın malını korumak için şantiyelerde bekçilik yapıyor market sorumlusu oluyorlar, hiçbir becerisi olmayan, ağzı dümen tutmayanlar da, sırf kendileriyle yüzleşme korkusuyla  ya ikinci kez vatan kurtarmaya soyunup partizanlık yapıyor ya da ( tıpkı devletin yüksek makam koltuklarından koşullar gereği  ümidini kesmiş, geçmişin nüfuzlu ihtiyar adamlarının  devlet hizmetinde de aradıkları  tek şey " başkalarının karşılarında yaltaklanmaları  "  devam ettirebilmeleri için vakıf üniversiteleri, özel okullar, özel hastaneler kurmaya el atmaları gibi...)    bir yirmi beş yıl daha kurtuluşu, KORUNAKLI CENNET  olarak gördükleri altın üniversite dünyasına kapağı atabilmek de olduğunu düşünüp bir yolunu bulup, bir adamını bulup hurraa akademisyenliğe soyunuyor. Onuruna düşkün olanlar da bütün bu olan bitene, bütün bu olan biten de rol alanlara lanet edip tek başlarına hayata aslanlar gibi katlanıyor. Genç zabitler de bütün bu olan biteni görüp gelecekteki olası dramatik hallerini resmetmek zorunda bırakılıyor mesleklerinden utanç duyuyorlar ve bu insanlardan  belki de ileride Misakı Milli sınırları içerisinde  Dünya Enerji Merkezi olacak olan ülkesini cesurca müdafaa etmesi  isteniyor, işe bak sen!.S.tir....

Hem kimleri savunmak için, kimlere hizmet etmek için ölüme gidecekler ki? Birilerinin koruması altında veya çıkarları gereği iyi geçinmesi gerekenlerle iyi geçinerek  ömürlerini geçiren, görünür olmaktan daha iyi bir yaşam hayali olmayan, kendilerinden başka bu ülke de yaşayanlardan,  açlık çekenlerden, fırsat yoksunlarından, insanda iğrenme duygusu uyandıracak kadar habersiz ve sorumsuz, edepsiz, ilkesiz, GENÇLİK DÜŞMANI, GENÇLİK KEMİRİCİ, kendilerine ait bir yaşama iradesi olmadığından koltukları adına kaos pazarlayan, kendilerini bir halt sanan, sokaklarda başıboş dolaşan sayıları bir kaç milyonu bulan kafayı sıyırmış mutsuz yeni kuşağın ıstırabından kendilerinin sorumlu olduğunu idrak edip utanç duymayan maddi sorunları olmadığı halde köşelerine çekilip onlara alan açmayan sürü halinde yaşayan onların hayatlarını zindan edip, geleceklerini heba eden  yaşamdan kopuk yakınmayı meziyet sanan merhametsiz, ülkeyi babalarının tapulu malı sanan, var oluşlarının devamını benzerleriyle beraber oluşturdukları çukurlarda, oyuklarda arayan, sözüm ona mürekkep yalamış profesyonel gariban düşmanı, kalıpçı, bireysel hayattan açlık, yoksulluk, ölüm kadar korkan, tek başlarına ölü,  kendi çıkar çevreleri dışında ufacık saygınlığı güvenirliği olmayan  her şeyi biliyorum ego'lu nefret edilesi düzen adamları müzelik murat Belgeler, melih Gökçekler, abbas Güçlü’ler, ilnur Çevikler, reşat petekler, fatih Terimler, üstün Dökmen’ler, güngör Uras’lar, ümit Özdağ’lar,deniz Baykal’lar, umur Talu lar, altaylılar, Selçuk yöntemler, doğan Hızlanlar,  reşat petekler, yavuz Donat’lar, osman Müftüoğulları, ilberler, şevket Eygiler, kadir topbaşlar, kürşat Tüzmenler, ışık kansular,  Mehmet Metinerler, uğur Dündarlar, Osman Baydemirler , hasan Cemaller, fikri Kısarlar ,rauf Tamerler, hülya Avşarlar, lütfü türkkanlar,  sedat Erginler,armağan Kuloğlu’ları, Güneri Cıvaoğul’ları, Ayşenur Arslan’lar, Sırrı Sakık’lar, veysel ereoğlular, Cinerler, Tansel Çölaşan’lar ve muhterem aziz Emin isimli eşleri, Mehmet Barlas’lar ve pek saygı değer  canan adlı hanımefendileri,, Gülerce’ler, İlhan Kesici’ler, Mustafa Elitaş’lar, Fatma Şahinler, hilmi gülerler, Özdilekler,  Can Paker’ler, Şenol Güneşler, Binaliler, Engin Ardıç’lar, murat bayarlar, rifat Hisacıklıoğlu’ları, güngör Mengi’ler, gürsel tekinler, abdurrahman Dilipak’lar, nuh'lar, özdağlar, Orhan Erinç’ler, kısarlar, Övürler, Hayrettintin Uzunlar, Öztraklar,soliler, ışıllar, abdullatif şenerler, temizeller, öztraklar, bal çiçek ilterler, enisler, Nihat Hatipoğulları, Çeviközler, durmuş yılmazlar, özhasekiler, tiryakiler, zeybekciler ve bunlar gibi  bi dolu "acınası hazcı  specıal boy" vesaireler  için mi? Yoksa vazgeçilmez olduklarını düşünüp sistemi kokutmaya devam eden ancak birilerinin hayatını zehir edince tatmin olan  varlıklı altmışlık yetmişlik seksenlik avukatlar sıhhiyeciler inşaatçılar, tüccarlar  için mi? Ya da ülke gençliğine ülkenin dokusuna,  fetö , pkk,uyuşturucu fuhuş kadar zarar veren , asker kodese girdikçe kaos tırmandıkça bombalar patladıkça, sonu gelmeyen adaletsizlikler arttıkça durmadan güçlenen ve kendi içlerinde züppeleşip çoğalan tek ihtiyaçları  sahnede olmak, çalkalamak,  konuşmak ve kendisinden konuşulması olan kapitalizmle yüklü boş suratlarla yeşil kordonlu takoz gibi saatleri, özel tasarım kırmızı deri bileklikleri  ile yüz iki yüz dolarlık köseleleri sokak yüzü görmemiş rugan pabuçlarıyla yaylana yaylana dolanan her yeri oynayan, laçka  binlerce şöhret budalası plaza canlısı kırılgan cinsel olarak tohuma kaçmış teneşirlik, savaşçı, cuntacıoğlu cuntacı teneke vesaire için mi? Harikalar diyarlarında piknik yapıp ölümü bekleyen y.vşaklar için mi, o o çocukları için mi ? Ülkenin asıl anarşistleri, asıl düşmanları, asıl hainleri  için mi ?  Kendilerine rağmen kendilerini bu milletin has evlatları gibi hisseden marabalar için mi? Gün gelecek bu adamların ülkeye çok ihanet edenlerin en  başında geldiği ortaya çıkacak!  Lanet olsun böyle çıkarcı, menfaatçi, bencil, güce tapıcı, lanet, şahsi çıkarlarını toplum çıkarıymış gibi sunan yalaka onursuzların önünü açan bunları ADAM yerine koyan,  ahlaki değerlerden yoksun aşağılık sisteme..... .......

Kibirli bir görkemle yalnız kendini düşünen insan davranışı modeli çoğaldıkça, toplumun kendini sınırlama gücü kalmadıkça değerini yitiren vatan için mi? Konumlarını kaybetmemek için ülkenin arkası olmayanlarının refahını, emeğini, geleceğini çalan her adımlarında çıkar gözeten İNSAN SIRTLANLAR için mi? Akıllarında vatan, Allah düşüncesiyle gizli evlerde zina yapan, hırsızlık yapan, kul hakkı yiyen i.neler için mi? Bütün o asker eğilimli kitaplardan sonra cemaatin saflarında yer alan kaşarlanmış, harcanmış i.ne Mercangiller için mi?  Genç subay astsubaylar buna mı heyecan duyacak? Bu vurdumduymazlar için mi kılını kıpırdatacak? Bu kokuşmuş yaşlı bebek teneşirlikler son nefeslerini verinceye kadar kalıplar içerisinde oyalansınlar diye mi gencecik canını onların pis bedenlerine kalkan yapacak?  Bunun için mi liderlerinin emirlerini yerine getirip itaatkar olacak? Vatanına milletine sadık olacak? Paşa sıfatlılar da bütün bu olan bitenden çok mu mutlu olacaklar? Bağlı oldukları kahraman egemen siyasi sınıf aynı fedakarlıkları, felaket tellalı sivil eşrafından, ülkenin diğer tuzu kurularından istemeyi aklının ucuna bile getirmezken ( belki de akıllarına geliyordur da amerikalı tayfa izin  vermiyordur sırf asker  s.kilsin diyordur kim bilir? ) beyzade paşalar hakkaniyet prensibiyle hiç uyuşmayacak etik olmayan değerlerle bu daha yaşlanmamış binlerce silah arkadaşını toplum dışına fırlatıp atmaktan akranlarından çok önce hayal kırıklığı yaşatmaktan mesleki hüsrandan dolayı zillete düşmelerinden paramparça olmuş darmadağın olmuş  çamur deryasına dönmüş berhava edilmiş aile hayatlarından hadi egemen siyasi iktidarın umurunda değil- umurunda olması da zaten beklenemez-  haz mı duyacaklar? Hiç mi vicdan azabı duymayacaklar? Zerre kadar da mı utanmayacaklar?

NEDEN AYNI FEDAKARLIĞI BENZER SEVİYEDEKİ KIRKLIK, ELLİLİK BİR İNANÇ UĞRUNA BİLGİSİ GÖRGÜSÜ AĞIR BAŞLILIĞI GELİŞMEMİŞ İNSANLAR GİBİ ONURLU ÖLÜMÜ SEÇEN HALBUKİ İNANCI GEREĞİ OLGUN OLMASI ŞATAFATTAN UZAK OLMASI BAŞKALARINI DA DÜŞÜNMESİ VE YAŞAMA AZMİ İÇİNDE OLMASI BEKLENEN NUR TOPU GİBİ SON NEFESLERİNİ VERİNCEYE KADAR KOLTUKLARINA YAPIŞIK B.KLARI BONCUKLU UTANMAZ ZIPIR DAVA ADAMLARININ, ASKER DÜŞMANI, HER ŞEYİ KILI KIRK YARAN TERAZİLİ , NECİP HALK KİTLESİ TUZU KURULARININ ( ADLİYECİ, SIHHİYECİ, GAZETECİ, ESNAF, ÜST DÜZEY BÜROKRAT VS UMARSIZ YIĞINLARIN ) YAPMADIĞINI BAĞLI OLDUKLARI EGEMEN SİYASİ SINIFA SORMUYORLAR?  NEDEN SESLERİ ÇIKMIYOR? ELBETTE ONLAR  BU ÜLKENİN GERÇEK DÜŞMANLARININ, gerçek cellatlarının KİM OLDUĞUNU ÇOK İYİ BİLİYORLAR!!!!!!!!!!! Ama şunu bilin bu çocukların hiç biri kendilerine reva görülen bu cezayı hak etmiyor size de haklarını  helal etmeyecek, size duydukları öfke hiç dinmeyecek, utanç verici! Yazıklar olsun size!!!!!!!!!!,   pes, pes de pes .   DİLERİM KENDİ ÇOLUK ÇOCUKLARI, TORUNLARI  DAHA BETERİ İLE KARŞILAŞIRLAR, SÜRÜM SÜRÜM SÜRÜNÜRLER...........,

Yeniden şekillenen dünya düzenin de bütünün hayrı için beli bükük inleyen yığınlar için ne kadar heybetli sistem kurmuş olursak olalım daha iyisi inşa edilmesi isteniyorsa bu sebeple de kurulu düzen yerle bir edilecekse temel yıkılıp baştan yapılacaksa ve bu iş için de KIYIM gerekiyorsa bu daha büyük ölçekte olmalı genele de yansımalı, bu eylemi gerçekleştiren dava adamları, karşı cephede oynayan bile bile g.vatlık yapıp cahilleri, budalaları kandıran, gençliğine yer açmayan tohuma kaçmış pişkinler, zirvelerde göreve başlayıp sıfır meslek deneyimiyle paşa yapılanlar da dahil, işin sonunda  Ali TATAR kardeşim kadar olmasa bile mutlaka ama mutlaka herkes en az Reis kadar, en az ben kadar ( özellikle  beraber yürüdüğü - beş parmağını yüzüne siper edip  ağlamalarına ve inandırıcılığına kurban olduğum binali dayı da  dahil  -  adamlar! ) ZARAR görmeli, bedel ödemeli, bu eylem onlara asla ve asla artı değer kazandırmamalı KİMSE BANA BİR ŞEY OLMAYACAK AMA BAŞKALARI ACI ÇEKECEK DEMEMELİ! Devrim olacaksa herkesin her VATANDAŞIN şu ya da bu şekilde canı yanmalı!  zellikle ticarette medyada siyasette eğitimde ticarette hala ortalıkta dolanan/dolanmakta ısrar eden SİSTEMİ PİSLETEN 50 yaş üstü yeterli maddi güce sahip her TC vatandaşı  bu bedeli ödemeli.  İşe de,  24 ocak 1980 kararlarının uygulanması  için yapılan  12 eylül 1980 darbesinden  nemalanıp yurt dışından bir malın ( otomotiv, inşaat, iş makineleri vs) Türkiye de dağıtım ve satış yetkisini 5 e alıp 35’e satan, yasalara uymak için karşılarına çıkan herkesi yok edebilecek kadar şizofren, çoluk çocuk, torun  tonbalağına  bisiklet niyetine porsche çeken, vergi kaçırarak elde ettikleri haram parayla işçi çalıştıran, garibanların kursaklarına haram koyan, bu kahpe eylemleriyle istihdam yarattığını sanıp, şişinip duran üstüne de sırat-ı müstakim yolunda ilerlediklerini düşünen, bir çok aptalca da " bu ahlaksızların ülkeye yaptıkları katkılara saygı duymak lazım" dillendirilen, daha bir dünya markası bile çıkaramayan içimizdeki en kirlenmiş, arsız, pislik yapa yapa dürüstlüğe duyarsızlaşmış, hiç bir şey umurlarında olmayan  sümüklü böcek gibi vurguncu darbe zengini köşe başlarını tutmuş sistemin kanseri, haram servet sahibi,sersem sözde başarılı adamlara ve ailelerine makas atarak başlanmalı elbette.... İşte fırsat, herkes kazanabilsin ve verimlilik artsın diye, KHK lara kamuda elli yaşın üzerinde yoksulluk sınırı üzerinde geliri olanlardan çok azını elde tutacak, özel sektörde de örgütçü aynı yaş ve üzerindekilerden ---- maddiyatla ilişkili olmayan hobi ve benzeri faaliyetleri özendirmek adına ---- kazanç artışına endeksli artan oranlı CAYDIRICI servet vergisi tahsil edilmesini sağlayacak gelir artırıcı düzenlemeler koyun ve hayata geçirin……

Şu başkentin  lanet olası caddelerinin haline bak! son beş, on yıldır Lanet olası p.şt heriflerin altlarındaki Lanet olası  volvo90 lardan, audi a 6 lardan, mercedes, bmw lerden geçilmiyor. Güçten,Amerikadan beslenen, ÜLKEYE HİÇ BİR HİZMET VERMEMİŞ , KATMA DEĞERİ OLMAYAN hırsız o. çocukları evet hırsız o. çocukları............

Tarihe not düşmek; Makam sahibi olmayı tek din,  fedakarlığı hastalık, dürüstlüğü pislik, bireyselliği zayıflık, yalaklığı erdem, kötülüğü beceriklilik, adaleti  burun kıvırma,  kodesi de kendileri dışında herkes için mubah gören aşağılık  adamları özenle koruma altın da tutmakla, ülkenin yararına olan projeyi "ılımlı Müslüman'ım" deyip sahiplenmekle, dünyaya hükmetmekle, vatan büyütmekle değil sosyal adaleti fırsat eşitliğini  adil yaşam hakkını sağlamakla olur.…….

Şimdiye kadar, beyin hücreleri hayat tarafından kemirilmiş altmışlık yetmişlik  utanmaz bilimci muamelesi gören teröristler TV lere çıkıp " KHK larla bizi üniversitelerdeki işlerimizden ettiler, bizi işsiz bıraktılar" diye edepsizce  bas bas ciyaklarken ve  siyaset koltuğu için kendilerini paralarken ve bu yaşlı LANET adamlara chp denen parti bunca genç enerjik donanımlı işsiz varken çirkince, lanetçe  kucak açarken, yüzlerinin derisi çürümüş ve geride  kendilerinden arda sadece sonu gelmeyen hırs ihtiyacı kalmış ve o da küçük SIÇAN  gözlerinde birikmiş rezil dehşet edepsiz pis  sütuncular işsiz kaldıklarında, maymunlar gibi tepinip vahşileşirken, seksenlik adamlar  hesap günü geldiğinde kaçmayı tercih ederken (zorda olmasalar sistemi kemirmeye geberinceye kadar devam ederler bu utanmazlar........) genç nesil için ellili yaşların başında yiğitçe her şeye katlanıyor mesele etmiyor hiçbir meslek sahibi asker düşmanı, ORDU DÜŞMANI  insan geçinenin para sorunu olmayanın Vatan, Allah Peygamber, Atatürk, Namus, Şeref, Ahlak  diyenin yaşamaya katlanamayacağı, kürek cezası gibi göreceği hayata  biz katlanıyor, YAPMAMAK İÇİN HER PİSLİĞİ  MUBAH SAYDIĞI yeni nesillere yer açma fedakarlığını biz asker ve polisler ( generaller ve üst düzey emniyet takımı hariç ) yapıyor, elli yaşında işsiz kalmamamıza rağmen sorgulamaksızın kabulleniyoruz gıkımız  çıkmıyor ama artık bu kadarı da ÇOK FAZLA …...  

Sorunlar varsa çözülmesine karşı değiliz fakat sorunları çözerken ileriyi görme veya görüp umursamama ( Bence umursamıyorlar çünkü kendileri özne olduğun da emekli olsalar bile bir yerlerde kendi gözdeleriyle  kadrolarını oluşturup köşe kapmaz bir gücün gölgesinde volta atmaya devam etmezlerdi ) yoksunu bu adamlar tarafından  ayrımcılık yapılarak KERİZ  yerine konulmaya karşıyız.

Ne işe yarar ki bir ordu bütünlük sağlayıp GÜVEN tesis edemiyorsa? Subay astsubayların aynı yaşam tarzını paylaşmayan, onları yok saymaya çalışan, KALPLERİNİ KIRAN,  birlik beraberlikten kopuk niyetli ve afaroz yetenekleri gelişmiş, önlerini sadece kendileri için gören, bir fazla yıldız için birbirlerinini hatta emri altındakileri  yıpratıp, parçalayan,  vatan kurtarmak yerine kendilerini kurtarmakla meşgul, emekli olsalar bile belli mevki ve ayrıcalıkları ve zevki ve tantanayı kendilerine mubah sayan ve "rütbeye özel" makamlar yaratan sözüm ona keskin zekalı, derinliksiz, hissiz, hep banacı, şekilci, bencil, sarp, vicdansız, kendilerine Atatürkçü paşa sıfatı yakıştıran tilki liderlerine zerre inançları, bağlılıkları yoksa Muharebenin ne anlamı kalır? Savaşmanın ne anlamı kalır ?  Askerini koşulsuz ölüme götürme becerisi en büyük sanatıdır ordunun gerisi hikâye….

Ama  bu  efendiler, küçük rütbeli yığılmasından rahatsız olsalar da  emekli oldukların da dahi sanki çok nadide değerli parçalardan özenle tasarlanmışlar gibi kendilerini ve ailelerini kutsal hissettiklerinden bu güzel ülkenin ayağı sürçen cayır cayır yanan hayvan muamelesi gören neşesi heyecanı ümidi olmayan sefalet ve isyana yakın savrulup duran, üzerlerine çökmüş karabasanı duyumsayamayan, analarının yüreği kan ağlayan diplomalı diplomasız işsiz yığılmasından  zerre rahatsız olmaz, kendi başlarına gelmediği canları yanmadığı için acılarını zerre hissetmez genç nüfusun yaşam imkanlarının çok sınırlı olmasından dolayı toplumun çürüdüğünden  dertlenmez onlar için  fedakarlık yapıp kapıları açmaz başkalarının ne halde olduğunu önemsemez, vicdan azabı duymaz 2002 den beri  Genel Kurmay Başkanlarının uyum içinde çalıştığı ikizleri egemen  siyasi sınıf üyeleri gibi, sistemdeki diğer sadece menfaatlerine bakan, insan içine çıkıp utanmadan vatandan milletten kelam eden tuzu kuru  mutlu azınlık bülbülleri hayranlık duydukları arkadaşları gibi  ( Oysa normal zamanlar da  eğitimli, nitelikli  bir VATANSEVER, ALLAHINA, PEYGAMBERİNE inanan  ATATÜRKÜN ilkelerine sıkı sıkıya bağlı, İNSAN OLMA ONURUNU KORUYAN bir  VATANSEVER  mesleği gereği ne kadar çok  ayrıcalıklar içinde yaşıyorsa  dar zamanlarda da   bir o kadar büyük fedakarlıklar göstermek  zorundadır ) geleceklerini çaldıkları insanlar için hiç kaygı duymadan( halbuki güneydoğu da, 15 temmuz da bu milletin binlerce gariban vatandaşı ülkesi için canını vermiştir) milletten ve memleketten hala alacaklı olduklarını ayrıcalığı hak ettiklerini ve ölünceye kadar  efendi olmakla payelendirildiklerini düşünüp maddiyat kaygısı duymadıkları halde altlarında makam arabalarıyla süslü mevkilerde görev yapmaya birbirlerine ikram ettikleri vakıf  ofislerinde, oyak larda, tesud larda  bir arada esas duruşta gurur dolu bakışlarla poz kesip fotoğraf çektirmeye sonra da bunları nasıl da kahramanca  vatan kurtarmaya ( bunlar vatan severse ben değilim! bunlar Mustafa Kemalin askerleriyse ben değilim! Bizim bu adamlarla işimiz olmaz. ) devam ettiklerini cihana göstermek istercesine dergilerin de yayınlamaya devam ederler! Bari şu zor zamanlarda ülkeye örnek olun, elinizi taşın altına koyun be utanmaz adamlar!

Ne kadar manidar değil mi? Yakında sanki  vatan kurtarıcı milli ordunun mümtaz  milli paşa takımı!  emekliliklerinde de saltanata devam edebilsin, altlarında lüks makam araçlarıyla ortalıkta turlayabilsin diye çarıklı erkanı harp kurnazlığı ile kurulan arpalıkları Oyak, Tesud, Vakıflar ve Bağlı şirketlerindeki görevlerine de  bu iktidarın adamları el koyacaklar ( Bunların bu empati yoksunu, kendileriyle yüzleşemeyen adamların emeklilikten sonra çöreklendikleri yerler önceleri daha çoktu,  onları ayakta tutanın kim olduğunu önemsemeden biz sb, astsbları yaşlı denmeyecek çağlarında korkunç kaderiyle utanmazca, rezilce eşek gibi yüz üstü, işsiz bırakarak sahadan şutlayıp, şimdiki general zihniyetli  ılımlı İslamcılar gibi Bankalara, Savunma Sanayinde köşe olmak isteyen edepsiz onun bunun holdinglerine, Danıştay üyelikleri YÖK yürütme kurulu üyelikleri bilmem ne danışmanlıklarına  falan birbirlerini destekleyerek  kafalarını sokup, sızıp yama olurlar senelerce daha şakır şakır saltanata devam   ederlerdi  (şimdi aynı,  çirkinliği, adaletsizliği, vurdumduymazlığı başları secdeye değen, güçle iktidarla sınanan - ki bunlar paşa ahalisinden belki de bin misli daha çoktur - akp'li sözde muhterem milletin yerli ve milli  senelerce hükmettiklerinden yüzlerinden kan damlayan proje adamları, tövbekar dava adamları yapıyor!!!!!!!!!! Döne döne, sallana sallana, yuvarlana yuvarlana saltanat!!!!!!!!!.) . Çoluk çocuklarını da TSK şirketlerine lehimlerlerdi, adaletsizlik ekip öfke biçerlerdi) Düşmez kalkmaz bir Allah ne oldum değil ne olacağım demeli --- elbette bir şeyin paramparça edilebilmesi için o şeyin önce var edilip yıldızlaştırılması  gerektiği gerçeğini de bilmeli !!!!!!! Ha ha haa.  --- şimdi de bazıları  ideolojinin değişmekte olduğunu sezip, hakimiyeti yitirme duygusunun yarattığı panikle   “ Zavallı ordum şanlı  milli ordum zanlı ordum, Türkiye yanıyor, kumpas, Paşam vs ” başlıklarını attıkları kitaplar yazmaya başlamışlar " be ey efendiler, be ey aynaya bakmayanlar, be ey vefasızlar siz bizlere itimat telkin edemediniz ki bu kitap adı altında çiziktirdiğiniz yakınmalarınıza  halk nasıl itibar etsin?" Etmedi de kodeslerde de paşa paşa tek başınıza bir aradaydınız.  Ergenekon ve balyozun dibine kadar kumpas olduğu bilinse de kimse yoktu arkanızda. VE SİZ BİR BİRBİRİNİZİ KODESTE SATARKEN AKP Lİ EKİP ARKASINDA KOCAMAN GÜÇ, SİZLERİN BU HALİNİZE  BAKIP " İŞTE BUNLARIN KUMAŞI BU " DİYE  KIS KIS GÜLÜYORDU. İşte gerçek buydu, iki paralık itibarınız bile yoktu, sıfırdı gücünüz kamuoyu nazarında, siz hücreye girdikçe  mübarek iktidar oylarını ikiye, üçe, beşe katlıyordu, bu adamlara  en çok oy da kalplerini kırdığınız askerlerin ikametgahı  Askeri Lojmanlardan çıkıyordu  .

Hem bu ergekon, balyoz vs den yatan paşalar değil miydi Orduyu bu hale getiren, sb astsb'yı sinek, kendilerini tanrı  gibi gören, yolda gördüğü götü boklu bir sivili bile bir albaydan daha değerli görüp gülücükler yollayan, albayı si.lemeyen, sinek gibi, s.kinin sol taşağı gibi gören ya da  görmezden gelerek sivile saygı gösteren, burnundan kıl aldırmayan, zerre öz eleştiri yapmayan,  adaleti bütünlüğü hakkı hukuku sağlayamayan, TSK'nın tüm imkanlarını edepsizce kendilerine mubah sayıp saltanat yaşayan. Kendi nefsini herkesten üstün sananların rezil sonu! Kendilerinki hariç tüm yaşamların değersiz, hiç  olduğunu düşünen yıllarca zirvelerde saltanat süren kibir abidesi, önemsiz hırslara kapılan, muzır yüksek egoların acı  sonu!

Bu ülkede başka insanların da yaşadığından habersiz güç oburlarına,  Uğraşlarını imtiyazlı kılmak için yapmadıkları p.çlik kalmayanlara. Müslüman'ım deyip vatanseverim deyip yeni nesil için kıllarını kıpırdatmayarak kul hakkı yiyen ŞEREFSİZLERE, pis işleri yaparken Atatürk'ün, Kışla'nın, Peygamber'in Cami'nin arkasına saklananlara, kendi saltanatlarını başkalarının eylemsizlikleri üzerine  inşa edenlere, daldan dala atlayanlara, şerefsiz oldukları halde kartvizitine şeref yazarak kendilerini pazarlayanlara, kuralsızlara, duyguları egolarıyla sınırlı dümbüklere, makam araçlarıyla avm gezenlere, devletin tahsis ettiği araçları özel işlerinde kullananlara, nüfuzunu kullanıp yakınlarına, hısım akrabalarına, kankalarına ballı işler bulanlara, güçlerini vatan millet çığırtkanlığı yapıp başkalarına zulüm etmek için kullanan lanetlere, ülkenin hayrına olan bir geleceği kendi menfaatlerine kullananlara, güçlüyü daha da çok güçlendirip zayıfı daha zayıf hale getirenlere, bilerek yalan söyleyenlere, kendi çıkarı için adam harcayanlara, marifeti fedakarlıkta, eşitlikte,  istihdam sağlamakta, gençliğine hak ettiği fırsatı yaratmakta  değil baş örtüsüne özgürlükte arayanlara, ülke menfaatine deyip pek çok insanın canını yakarken kendi konumlarından zerre fedakarlık yapmayarak  vatan kurtarıyorum güzellemeleriyle ortalıkta g.t gezdirenlere, vurdumduymazlıkları insanlıklarını aşanlara, gıybetçilere, yalaka, y.vşakların önlerini  açanlara,  paşaları yapmakla kınayıp suçladıkları şeyin aynısını neredeyse çeyrek asırdır yapanlara,  patronlarının hırsızlıklarını yalanlarını perdelemek için havlayıp duran köpekleşmişlere, helal haram kaygısı olmayanlara, hamdolsun deyip köşelerine çekilmeyen dertleri para olmayan pislik yapmak olan allahın belası tuzu kurulara, asker düşmanı oldukları halde  şükretmeyip subay ,astsubaylar gibi elli yaşında köşelerine çekilmeyen yenilere alan açmayan, çoluk çocuğa kapı aralamayan,  ahlaki çürümeye yol açan allahın belası kafirlere, çobansız yaşayamayanlara, senelerce 22 bin maaş + 10 bin emekli aylığıyla milletvekilliğini MESLEK haline getirip yıllarca meclis denilen tapınaklarında, üniversite denilen gizlendikleri sığınaklarında, babadan oğula geçen köşe başı mabetlerinde, gazete deliklerinde, on metrekarelik polikinlik denen kafeslerde  bu millete yapılabilecek en büyük kötülüğü zulmü yapıp gerçeklerden uzak,  başkalarının ne yaşadığından habersiz arsızca edepsizce, ahlaksızca, utanmazca düzeni kirletip ömür sürenlere,TÜM MAŞALARA, gençliği hedefsiz bırakan onların düşlerini, hayatlarını çalan, manevi ŞİDDET uygulayan HIRSIZ, arsızlara,  ayrıcalıklar içinde yaşayıp gariban halka vatan, millet, sakarya nutukları atanlara, bütün bu haysiyetsizliklere rağmen marifetmiş gibi oruç tutup namaz kılan pisliklere, yumuşaklara, bok parçalarına, kayırmacılara,  kendini farklı görenlere, gücü ele geçirir geçirmez hedefleri geberinceye kadar saltanat olanlara,başkalarının çektikleri acılara umarsız kalanlara, seksenlerine merdiven dayamalarına rağmen  hala  sığınakları üniversitelerde çene çalmaya devam eden yeni akademisyenlerin ilerlemesine, gelişmesine  engel olan  kendinden başka kimseyi düşünmeyen profesör sıfatlı kalpsizlere, içlerine girdiğin zaman dışarıdan göründükleri gibi büyük  görünmeyen sağduyusuz aşağılıklara, kalpleri temiz olmadığından izandan uzak olanlara, kaşar vahşi  koltuk savaşçılarına, ayrımcı, gayrımcı, yalancı, çıkarcılara, eşitsizliği yoksulluğu derinleştirenlere, ortak refaha katkı yapmayanlara, EĞİTİM EĞİTİM DEYİP SENELERCE GAZETE KÖŞELERİNİ ELLERİNDEN BIRAKMAYAN GADDAR  ALTMIŞLIK ÇIKARI OLMADAN FEDAKARLIK YAPMAYAN ŞEREFSİZLERE , milliyetçiliği ezanı cumhurriyeti üç kuruşluk çıkarları için yozlaştıranlara fırsat verme, onları tuhaf zamanlarda yaşat, bildiğin gibi yap, günahlarını affetme iradeni göster Yarabbi.  Onların sülalesine de, çoluk çocuğuna da torun tonbalağına da merdivenin alt basamağındaki atıl bırakılan, sömürülen, gelecekleri karartılan her kesimden gariban gençlerin hayatta olmaları suçmuş gibi ilelebet katlanmak zorunda kaldıkları güçlükleri, yaşadıkları karabasanları, hissettikleri elemleri matemleri misliyle yaşat, eylemsiz işsiz bıraktıkları gençleri bunların başına bela et Yarabbiiiii, Cehennem azabı neymiş görsünler Yarabbiiii. Başkalarıyla empati yapmadan yaşadıkları hayatlar önce ayaklarına sonra boyunlarına dolansın Yarabbii. Sen bencilin ölmeden önce pişmanlık duymasını sonra da sürüne sürüne yok olmasını istersin Yarabbiii. O gösteriş için kıldıkları namazları, tuttukları oruçları burunlarından getir, kıtlıklar yaşat Allahım, Hep kendilerini düşünenlerin, yoksulluklara, incinmişlikere  neden olanların alayının  üzerine gökten belalar yağdır onları kahret bir kez olsun şu gariban kulunu sevindir Yarabbiii, Umarım sağır değilsindir  ve beni işitiyorsundur Yarabbiii. Darısın diğer sektörlerdeki dünyevileşmiş sözüm ona vatansever, Türk mümini, hizmet adamı kahraman babayiğit dar kafalı altmışlık,yetmişlik,seksenliklerin ve akbaba ordusu benzerlerinin ve bütün bunlara göz yuman kuralsız ilkesiz ahlaksız benden sonrası tufan diyen hep aynı eşeklerle yürüyen SOSYAL ÇÜRÜMEYE NEDEN OLAN tüm sektördeki  ele başı akbabaların topunun başına Amiiin...... 

Kimse gerçeği sonsuza kadar gizleyemez ..) Şimdi ne yapacaklar bakalım ama korkmasınlar güçlü güçlüyü acıtmaz, korur,  (çoğunun  kodesten çıkıp servet sahibi olacak olması bunun ispatıdır zaten, artık çıtları çıkmıyor, kodesteyken durmadan nasıl vatan kurtardıklarını, nasıl vatanlarını çok sevdiklerine dair destanlar yazarlardı ne oldu şimdi? Tık yok efsane sıfatlılardan! Bitti vatan sevgisi! Bitti vatan kurtarma işi! Sırada eskisi gibi  kendilerine katlanamadıklarından kendilerine benzer birilerinin holdinglerine şirketlerine, gazetelerine bilmem nerelerine  kafayı  sokma işi var!  Ülke battı bitti senaryolu hikaye kitap yazma işi var, Huzurla fenerbahçe koyu seyretme işi var! Edindikleri servetle oya ağaçlı yazlık satın alma  işi var! Korunmalı ayaklarında devlet tahsisli makam jepleriyle AVM gezme işi var! Hem bu hengamede, başkalarının yanlışlarından ötürü BİZ ALLAHIN KULLARI DA  DEVLETİN İHANETİNE UĞRADIK,  BİZ DE ÇIĞLIKLAR ATTIK, biz de mağdur olduk ama bu mağduriyetin bize getirisi  günahkarlar gibi  servet, itibar iadesi olarak geri dönmedi, Her sıradan gibi,  her mazlum, her  doğru, her elektrik, su, havagazı parasını bilmemne bankasından havale eden gibi (krediyle yalı alsan, üst düzey, nasıl yurt dışına çıktıkları, kim tarafından korundukları muamma olan! fetöşcü olsan  sorun yok!) her güçsüz her mağdur her sesini duyuramayan, her suskun gibi  saltanatçıların, eğrilerin bedelini  biz ödedik, Üçün birini aldık  VE EN ÇOK MAĞDURİYETİ BU PAŞA BENZERİ, ZİHNİYETLİ TEK GEREKSİNİMLERİ SAHİP OLDUKLARI GÜCÜ KORUMAK OLAN, SALTANATÇI ADAMLARIN DÖNEMİNDE  GÖRDÜK, HİÇ KİMSE BU ADAMLAR KADAR ABANMADI BİZE,  HAYATLARIMIZ ZEHİR ZEMBEREK OLDU  VE ZERRE FAYDALARINI DA GÖRMEDİK VE  DIŞLANDIK, İSTENMEYEN ADAMLAR İLAN EDİLDİK  VE  DEVLET BİZE ACI ÇEKTİRMEYE HALA DEVAM EDİYOR!) lanet olsun! lanet olsun, LANET OLSUN  Amerika! Doğa kanunudur bu şu anda dekor arkasında bu büyük seçkin dünya adamları birbirleriyle canciğer kuzu sarması kanka.

Özelikle 2002 den beri  Reisle Genelkurmay Başkanlarının (özne kendilerine yakın hissettikleri paşalara yapılan sözde haksızlıklarsa!) isteyip de makamı ne olursa olsun sütuncu hatta Bakan bile olsa kapı dışarı etmediği tek bir Allahın kulu yok. Allah muhabbetlerini artırsın zaten vatan aşkı söylemleri sistemden çıkmamak için gösterdikleri çabalar birbirine benziyor farklılar ama aynılar devletin çıkarları ( yani kendi güçlerini garantiye almak için sergiledikleri milliyetçilik) söz konusu olduğun da uyum içindeler kimin umurun da halkın çıkarları? Kimin umurunda hayatlarını cehenneme çevirdikleri milletin genç işsizlerinin çıkarları? Kimin umurunda dibe vuran, aç vatandaşın çıkarları? Kimin umurunda şehitlerin gazilerin çıkarları? Kimin umurunda hırsız iş adamlarının garibanları aldatması? Kimin uğrun da ırgatların parasızlıktan çocuklarını özel okullarda  okutamayanların çıkarları? kimin umurunda para yüzünden ayrımcılığa uğrayan gençlerin çıkarları? Kimin umurunda mahkeme kapılarında senelerce adaletin tecelli etmesini bekleyenlerin perişanlığı. 

Rabbime dua ediyorum inşallah  bundan sonra bizi,  bu ılımlı İslamcılarla paşalar arasında bir seçim yapmak zorunda bırakmaz, ne tarafa dönersek dönelim sikiliyoruz......,

2oo2 den beri temelde hiç  bir bir şey değişmeyip hatta pekişse de, her dönem olduğu gibi gariban garibana kırdırılsa da, kurnaz zengini aynı, kaşar sütuncusu aynı, tozlu kampus siyasetine uyumlu kaşar profesörü aynı, bir yerlere kapağı atmakla meşgul paşası aynı,  fırsatçı etçi yumurtacı sebzeci sıhhiyecisi aynı, ömür törpüsü aç gözlü, duygusuz, yüzsüz siyasetçisi aynı, sahtekar edepsiz mümini aynı, sahtekar edepsiz Atatürkçüsü aynı, sahtekar edepsiz cahil tüccarı aynı, budalası aynı, garibanı yoksulu ezileni kimsesizi  ahlaklısı edeplisi yavşağı uğursuzu g.t yalayanı aynı, puştu  b.k yiyeni aynı  olsa da........Yine de belli olmaz tabi belki iğne kendilerine batarsa o zaman bizi anlarlar  yine belki o zaman akılları başlarına gelir, AMİİİİİİİİİİİİİN. …….  

Ama güçlüler şunu unutmayın dışlanmışların üzerinde bıraktığınız etki aynı zamanda sizin değerinizi gösterir birilerinin acıları üzerine inşa edilen her haz  evrensel yasa gereği günü zamanı geldiğinde en dayanılmaz ıstıraplarla intikamını alır. Ne ekerseniz onu biçersiniz. Şu anda yapıyor olduğunuz ne kadar bencillik aç gözlülük doyumsuzluk vurdum duymazlık varsa Bumerang gibi ebediyette yargılanacak ve size  mutlaka geri  dönecek. Yaşattığınızı yaşamadan asla ölmeyeceksiniz ya da çoluğunuz çocuğunuz bir şekilde etkilenecek. Şimdi çok kalabalıklar ve bu kadar kalabalık olmaları sizlerin hatası, tükenmişlerin yürüyüşünden ölülerin dirilişinden köşeye sıkışmışların intikamından dibe vuranların  silkinişinden korkun. İzole edilmiş edilmiş insanların cesaretinden çekinin. Adalet umup elde edemeyenlerin bir süre sonra yumruklarını kaldırarak,  arkadan destekli LANET GÜÇLÜLERDEN haklarını  talep etmeleri kimseyi şaşırtmamalı! Hem ne demiş peygamberimiz “ Mazlumun bedduasından sakının o dua ile Allah arasında perde yoktur  …… ”

Kendi acıları ve kendi rahatları dışında fazla pek fazla bir şey hissetmeyen bu ulu Guruların silah arkadaşlıkları, başkalarını iletişim kurmaya değer bulmadıklarından geneli kapsamasa da, kendileri gibi alçak vesayet düzeninin baş aktörlerinden, kaybedenlerin yılmaz savunucuları kimsesizlerin sesi  talimat almak için eğitilmiş, kendin pişir kendin yeci, pohpohlanmaya alışkın, sözüm ona doğruluğun timsali, inançlı, liyakatli, ehliyetli, gerçekleri olduğu gibi aktaran ,dünya markası Ak partili ılımlı imam müttefikleri gibi, yandaşları gibi kendi içlerindeki  "Grupçuluk Ruhu ” hayata tutunmak için gösterdikleri çabalar görevleri sona erdiğinde bile takdire şayandır törenlerde, kokteyllerde, yemeklerde, düğünlerde, saraylarda, devlet konuk evlerinde, vakıflarda, şirketlerde, korunmalı evlerde, cenazelerde, oralarda buralarda baş köşelerde, makam araçlarıyla hep birlikte, bizler gibi basit köhne insanların anlayamayacağı şeyleri konuşup dayanışma içerisinde olurlar. Bazıları fırsatını bulsa saltanat için mezara kadar vatan kurtarmaya devam eder. Yarabbi bizi  bu zihniyeti taşıyan güce, şöhrete, koltuğa, tantanaya, şaşaya, saltana doymayan dediğim dedik çaldığım düdük diyen hiç kimseye fırsat vermeyen kibir hastası toplumdan kopuk, merhametsiz; Generalleri olan orduyla, particileri, liderleri, tüccarları, eğitimcileri, medyacıları, soytarıları, şakşakçıları, hainleri, piçleri olan ülke de bir arada yaşamaktan koru  Amin.

Kendilerine ölünceye kadar koruma bahşedilip ordu evlerinde (endişem çok kısa süre zarfında ordu evi arazilerinin tamamının bu vatanseverlerin ikametgahına ayrılması )  özel tahsisli lojmanı olanlar hariç,  pek gelmezler sosyal tesislere  6o, 70 yaşından sonra belki.......,

Yine  belki benzer yaşlarda marka marketlerde vatanı başarıyla ayakta tutmanın verdiği özgüvenle başlarında kalpak üzerlerinde  şık marka kıyafetler  o güçten beslendikleri aşikar KENDİ TÜRLERİNDEN  Ak partililer gibi pırıl pırıl fizyonomileriyle, yanların da cep telefonlarıyla yakınlarına hal hatır sormakla haksızlıklardan söz edip  inançlarını doğrulatmakla meşgul süslü refikaları ile birlikte gezinip sakin bir şekilde  alış veriş arabalarını en kaliteli organik tavuklarla tuzsuz peynirlerle dana bonfilelerle sızma zeytin yağlarla  Washington portakallarla starking elmalarla,sivri biberlerle sera domateslerle, bol tuvalet kağıtlarıyla, bol abur cuburlarla doldururken görebilirsiniz yine bazılarının yorulmasınlar diye poşetlerini  telaşla almak için çıkışta bekleyen özel makam şoförlerini de  ……..  , Silahlı Kuvvetlerde sb, astsb'ların generallere güvenmelerini sağlayan nadir insanlardan biri olan  Saldıray Berk hariç ama, o  elinde poşetleri kimseyi özel işleri için kullanmadan evin yolunu tutacak kadar insanidir, 

Oysa ben bir zamanlar bu efendilerin bizi namerde muhtaç etmeyip bize kol kanat gereceklerini bizlerle aynı yolda yürüyeceklerini sanırdım demek ki gerçek sandıklarım hayal hayal sandıklarım ise gerçekmiş,  yazıklar olsun...............  

Diğer taraftan şu gazeteler de sırtını devlet / paragöz, banka ihale talancısı holdingci patron gücüne dayayarak  sütun kapmış  küçük fildişi dünyalarında stor perdelerini çekip mutluluktan genişlemiş dar kıçlarıyla plaza üretimi palavralarıyla boyunlarına zincir vurulmaktan hoşnut başlarını okşayan yumuşak ele prestij kazandırmakla methiyeler düzmekle ya da sahibine ve onun holdingine el uzatanlara da body gardlık yapmakla, gizli ilişkiler peşinde koşmakla, daha çok kullanılmanın yollarını aramakla meşgul  şu fanatik zıpır cahillerin onların eften püften karalamalarına hak etmedikleri kıymetler vererek popolarını yalamalarına bayılan bir kadın gibi ardı ardına sürekli orgazm olabilen (internette aldıkları her tıklanma serotonin hormonlarını harekete geçirir çünkü ) mutlu ve zeki gözlü eskimiş yakınmayı meziyet sayan aydın müsveddesi tık tıkçı maskeli esnaf tayfanın  haline bak, ölünceye kadar köşelerine çivilemişler kendilerini fedakarlık nedir bilmezler okeye dönen küllenmiş yıldızlar gibiler ne zaman ülke zor şartlardan geçse nemalanmayı umup sayfalarca süren sahtekar tipi kahramanlık antolojisi  “  Vatan yanıyor  kaostayız  yandık  bittik mahvolduk  her şey vatan için darbelere ölüm bölünmeye beş kala ” dilerinde pelesenk,

Terör kılıktan kılığa girip tırmandıkça sindikleri köşelerde “ Bize daha çok iş çıkar mı?   deyip avuçlarını ovuşturup duruyorlar. Tv lerde boy göstererek maddi açıdan beslendikleri zihniyeti desteklemek zorunda olduklarından kendilerinin bile inanmadıkları fikirleri cahillere yedirip duruyorlar,

Sistemin işleyen paslı çarklarından birinde yer almak uğruna gerçeklerden söz etmeyecek kadar da tehlikeli ve kurnazdırlar bu yakınma makineleri, ülkenin yazabilen YETENEKLİ  adamları diye söz edilmesinin sebebi de budur, sahiplerine korumalık yaptıkları ölçüde kullanılabildikleri sürece kabul görür BAŞARILI  diye addedilir pek çok pazarlama taktikleriyle zirvede tutulurlar, yaratıcı olmak cesaret ister bütüne hizmet  yalnız bırakılmak demektir çıtır düzememek demektir aptal insanların saygısından mahrum kalmak demektir, çıkarı için bazı kesimleri kötülemek adına kandırdığı insanlar üzerinden edindiği servetle yalılarda oturamamak demektir gerçekten yapmak istediklerini yapamayacak kadar ödlek oldukların dan bu goygoycu,  ensest medyanın  tayfası,  hayatla bireysel savaşma yerine biat etmeyi  benimser. Oysa inançların doğrultusun inatla yürümek  kadar mücadeleye değecek bununla  kıyaslanabilecek hiçbir yüce  duygu yoktur.  

Altlarındaki lanet fırıldaklarını tehlikede görünce gökdelenlerinde vatan millet bayrak sancak diye zırlayıp aynı kutsallara ihanet ederek çığlığı basmak temel karakterleridir bu patroncu uşakların, Terör bile bu sosyete adamların yanın da masum kalır ülkeye en fazla zarar veren kemirgenlerin ilk basamakların da yer alırlar. Uyuşturucunun ve dolandırıcılığın baş sorumlusudurlar. Hiç yerlerine yetiştirdikleri genç var mı? Kendilerine karşı dürüst olup birazda ülkenin imkanlarından nefesi kokan yeni nesil nemalansın diye empati yapan var mı? Bu mudur aydın olmak entelektüel olmak? Var olan sorunlara daha çok bok yüklemekten, sürekli şikayet etmekten, birbirlerine diklenip sövmekten başka ne yapıyor bunlar? Haksızlıktan, adaletsizlikten, istihdam yaratmadan, merhametten, fedakarlıktan, atıl genç üniversite yığınların çaresizliğinden, bilardo salonlarının doluluğundan, haftalığı 300  tl lik küçük bir meblağ karşılığın da süpürge sallayan iş yeri kazansın diye her şeyini veren uçurumun kenarındaki zavallılardan, arka sokakları farelerle paylaşan pes etmiş evsiz sokak insanlarından, yalnız nefes alıp vermenin hazzını yaşayabilmek için gözü mazgalda bir 1TL bulmayı umanlardan,  çöp bidonun da bulduklarıyla beslenenlerden,  işsizlikten,  göbekleri sarkmış hayatları sarkmış talih oyunlarına sardırıp piyango biletine dua edenlerden, küflü evlerinin  kirasını ödeyemeyenlerden,  bir somun ekmek için ömür boyu  kadınlar tuvaletinde ortalıktaki aybaşı bezlerini toplayıp yerleri paspaslayan altmışlık adamlardan, olsa dahi çalmayacak telefondan aciz kimsesiz fakir yaşlılardan, boş ceplerle elleri arkasın da genel evin önünde  dikilip akşamını renklendirmek için kadın seyretmekle yetinenlerden, sahtekarlığın fuhuş un uyuşturucunun zirve yaptığından feryat eden KENDİNİ SUÇLU HİSSEDEN  var m? Halkın yoksulluğundan gelir adaletsizliğinden fırsat yoksunlarından etkilenip bunu dert eden proje üreten var mı? Koltuklarından vazgeçen var mı? Bireysel mücadele eden var mı? Yetinmeyi bilen var mı? Tek bildikleri kıyım, birbirlerine diklenip ben böyleyim sen böylesin deyip pervasızca  pislik atmak, lanet olsun……. ,

Bu dinci devrimci Türkçü Kürtçü geçinen, egolarını, patronlarını beslemekten insanlığını yitiren, dünyadan kopuk, kokuşmuş ıstakozların tek gayesi, birbirlerinden nefret ederek, yakınarak,  gazetede köşelerinde gerçek hayatla hiç ilgisi olmayan süt beyaz zayıf  yazılar pompalayarak ifa ettikleri işlerin başkalarının varlığından daha önemli olduğunu sanacak kadar seviyesizleşerek oyalanıp,  zamanlarını tüketmek. Lay lay lom ve nihayetinde de cehennemi boylamak elbette bu eylemleri onların yaşama sanatıdır zaten,  topu adam gibi adam, her türlü aidiyetten uzak durabilmeyi başarabilen Nihat GENÇ  etmez bu tantanalı kuklaların.  

Bencil doyumsuz yapay hep banacı garibandan/güçten beslenen ne kadar karanlık yazarlarsa ne kadar sakat ve güç anlaşılırlarsa o kadar okurda saygı uyandıracağını sanan hiç eziyet çekmediklerinden mizah yapmayı bile bilmeyen kodese girseler bile uslanmayıp nemalanmak için bunu fırsat görüp çıkınca sistemi yine mastürbasyonlarıyla kirletmeye devam eden materyalist ruhlu ikiyüzlü sözde büyük beyinli her dönem kullanılmaya müsait kaşar çanak adamlardır bunlar. Sorgulama  kabiliyetinden iyinden yoksun beyinlere  yalan satmaktan başka bir işleri yoktur. 

Sıradan insanın gündelik gerçekliğinden, yapmakta zorlandıklarından başlarına gelenlerden söz etmek mevcut durumun çürümüşlüğünü fotoğraflamak kendisinden sonra gelenlere yer açmak şükretmek pek sevimli gelmez onlara   –   iki paralık işlerini,  şatolarını,  çimenlerini sulayan küçük taştan yunuslarının hasır şapkalı  adamlarının hamaklarının  olduğu martı/ saksağan sesli mangal partili muhteşem  yazlıklarını,  Londra ki  çiftlik evlerini, köşe yazarı dümencisi için olunacak tek yer Atiye sokakta house cafe de, cemiyetini s.ktiğimin karılarıyla yudumladıkları espressolarını, çok gezmiş kültürlü eğitimli olduklarını kanıtladıkları ve kapılarında boş masa için beklemekten keyif aldıkları farklı gastronomilerin sunulduğu tuhaf mönülü ve garsonları üniversite mezunu olan restoranlarını, bedava gidip yiyip içip sıçıp ardından deliklerinden reklamını yaparak ödeştikleri kulüpleri,  müdavimi oldukları bebek sahilindeki mekanlar da aptal kafeterya müziği eşliğin de birlikte geceyi organize ettikleri ilik gibi esin perilerini  ve çoğunlukla  orgazmın etkisi altındayken yaşadıkları ufuk açıcı ruhani esinlenmelerini, organik yaşamlarını, estetikçilerini, vücut geliştirme kulüplerini, evcil hayvanlarını,  ölüm korkusuyla leblebi tüketir gibi tükettikleri vitaminlerini,  güvenlikli kasalarını,  kalkan balıklarını,  rakıyı,  Atlantik ötesi mahremiyetlerini özenle korudukları fantezisi bol sex seyahatlerini,  mütevazi! kolejlerde okuyan biricik  zeki torunları /çocuklarıyla Dısneyland seyahatlerini, Broadway müzikallerini,  Meksika’daki ölüler bayramını,  İsviçre Alplerindeki trekkinglerini tekneler de apartlar da sarhoş çizmeli kızlarla tefekkür molalarını, New York  momofuku da yiyecek ,içecek alemini, lezzetli ithal çikolatalarını, “BEING THERE ” olmayı, parayı sülük gibi emen solgun müteşekkir bakıcı karılarının üzerine çıkmayı,  hoplayıp zıpladıkları sanat ve kültürün  kabusu,  kültür orospusu sözde avangartların gayretli  vasatlıklarıyla düzenlediği. tek bir insanı bile yaşama bağlamaktan uzak, debdebeli panelleri konserleri etkinlikleri festivalleri baloları, galaları, sergileri, hopbidikleri,  şovları , laylaylomları, açılışları aldatmaca ve dubaralarla  dolu salak  kakara kikirilerini özetle dönemin ruhuna uygun ne kadar manyaklık varsa varsa her şeyi kaybetmekle tehdit eder onları,

Servetin babadan oğla geçtiği köle taciri manken bezirgan ahalisinin umurunda değil zaten, bu endişesiz suratlı fazla besili statü sembolü olarak yanlarında gezdirdikleri, parlak sarı boyalı saçları at yelesi gibi havalanan kadın yüzünden cakalarından geçilmeyen şımarık kasıntı tavırlarıyla, kuru öpücükleriyle, yapmacık gülüşleriyle, ağızlarını yaya yaya gevşek gevşek, sözcükleri uzata uzata, yani, mani diye diye konuşmalarıyla, kendilerinin bile farkında olmadığı o üstünlük taslayıcı aptal giyim kuşamlarıyla,  farklı yemek kültürleriyle, bonfileleriyle,  farklı  envai çeşit otomobilleriyle, 40 metrelik tekneleriyle, yoksullarınki gibi 10 tl lik kasaların önünde oluşan iki üç sıralı acı verici kuyruklarda  dikinilip çişini tutmak zorunda kalmadığın farklı gross marketleriyle, seneliği 50 bin tl olan zeki çocuklarının/torunlarının eğitim aldığı farklı okulları ve bu pembe ayaklılara bakıcılık yapan yabancı uyruklu uşaklarıyla, otoparklarında vale hizmeti veren eşyaları için bel boy istihdam edilen ultra lüks hastaneleri ya da Amerika daki tedavi merkezleriyle, farklı bakım ürünleriyle, üç beş farklı sigorta poliçeleriyle,  golf otelleriyle, evcil hayvanlarıyla, haftada bir kez gittikleri ünlü psikiyatrlarıyla, yoga dersleriyle, Spalarıyla, ebeveyn banyolu jakuzili duvarlarında  boyaya batırılıp çıkarılmış neredeyse birbirinin aynı süslü  aptal  tabloların asılı olduğu kocaman malikhaneleriyle, geceleri neon ışıklarla aydınlanan dans eden fıskiyeli süs havuzlarıyla, hiç sıçılmamış gibi duran klozetlerindeki mavi akan sularıyla, yürüyüşlere çıktıkları arkadaşlarıyla toplanıp şampanya patlattıkları bir kilometre uzunluğunda yeşil bahçelerinin kapılarında üniformalı cani görünümlü  bekçilerin (Gerçi yüz okumayı bilirsen her insan az biraz cani  görünür ya! Neyse ) nöbet tutuğu yakıcı güvenlikleriyle, en nezih kulüplere üyelikleriyle, binlerce dolarlık şatafatlı cenazeleriyle ve daha bir çok caf caflı meretleriyle kim güçlüyse onun kanatları altındalar annelerinin kucağını arıyorlarmış gibi…….,  pek çoğu da köle pazarı çalıştırmaktan  memnun ürünlerini maliyetinin on  katına satarlar zenginleştikçe insanlıklarını yitirip  iğrenç işleri mümkün olduğunca az adama yaptırma telaşına düşerler.Tapındıkları inanç,  yasalara uyum sağlama uğruna pis numaralarla müşteriyi kandırıp para dolu kasalarına kayıt dışı yenilerini eklemek ve bedenlerinin ve bedensel vahşi lanet puşt fantezilerinin peşinde koşmaktır. Başkalarına duyarlıkları yoktur. YATIRIMLARI kendi hakimiyet alanlarını ve refahlarını artırmak içindir. Katma değerli üretimleri ve bu ürünlerin ihracatı yok denecek kadar cılızdır. İstihdamdan anladıkları da göz boyamadır, ayak işlerinde giyotinin altında zavallılara manevi işkence etmektir. Çocuklarını bile saadet zincirleri bozulmasın ele gitmesin diye kendileri gibi sözde seçkinlerin pıtırcık çocuklarıyla baş göz ederler. Gayeleri bir iblis gibi ilkel işkencelerle medeniyet ve kazanç adı altında uygarlığın posası zavallı yoksulları mezbahadan farkı olmayan hüzün verici mekânlarda gündoğumundan günbatımına kadar piç muamelesi yaparak lanetçe sömürmek beyinlerini yok etmektir.Çıkarlarına azıcık dokunulduğunda da ADALEEET diye haykırmaktır. Üç kişinin işini üçte bir yevmiyeyle bir kişiye yaptırmaktır yatırımdan anladıkları ileri teknoloji istihdam ve değer yaratan mal ve hizmet üretmek yerine yeni bir kadın yeni bir tekne hafta sonu kaçamakları için yeni bir ada yeni bir helikopterdir. İstihdam yaratıyoruz bahanesiyle hiç elemana ihtiyaç duymadıkları hal de internette iş ilanı verip insan kaynakları bölümünü aktif tutmaktır. Masraflı karılarını edindikleri servet olarak görmektir. Onlar için işten adam silkelemek ya da fazla mesai saatleriyle kar etmek akıllıca bir yöntemidir. Çalışanların hak ettiklerini vermeyip onların iyiliğini gözetmeyip şirketlerinin başarılarını ve gelirlerini tabana yaymayarak paylaşmayarak karlılığı artırdıklarını sanırlar gelir uçurumun olduğu şirazesi kaymış bu ülkede fırsat yoksunu köleler de arkalarında anlamsız aşağılık pis lanet işlerine talip bin kişinin beklediğini bildiklerinden gece /gündüz vardiyaların da saatine 6 yumurta karşılığı, yarısı vergiye yarısı kira ve bir kaç somun ekmeğe giden ücretlerinin karşılığı kamçının altında ıstıraptan kararmış umutsuz bıkkın deli bakan yüzlerle bakımsız bitkiler misali bedenlerle, tuvaletten beş dakika geç çıkarsa kovulma kaygısıyla her denilen berbat sıkıcı mekanik işi şaşkınlık ve acı karışımı bir cansızlıkla nerede olduklarının ne yaptıklarının ve neden yaptıklarının farkında olamayacak hale getirilinceye kadar katır misali yapmak ve ellerine geçecek üç kuruşu da arkaların da aynı çirkin işlere talip binlere kendileri gibilere  kaptırmamak zorunda kalırlar. Kurtuluşları yoktur….,

Allah razı olsun şu ali Koçtan soruna saltanata gözlerini açmış diğer servet sahibi insanlar gibi materyalist bir zekayla ya da zengin doğdukları için taksi sürmeyerek yük taşımayarak güvenlik görevlisi olmayarak işsiz kalmayarak bonzai satmayarak hayatı anlamaları gerekmeyenler gibi bakmayıp, ülkenin sürekli artan nüfusun tehlikeye dönüşmemesi için fedakarlık yapılarak hak edilen çalışma şartlarına uygun genç istihdamı yaratılmasını isteyen ve bunu henüz kırklı yaşlarda olmasına rağmen idrak edebilen, güçlü ama güçlü görünmek gibi bir kaygısı olmayan, herkesten daha çok insan ruhu olan tek adam. Topuna beş çeker.  Üstüne yok. Keşke bütün Türkiye ali Koç gibi olsaydı……, tek olumsuzluğu herkesle iyi geçinmek ama. Düşman edinmeyeceğim diye şeytanla da iyi geçinilmez ki....,

Diğer taraftan, seyyar satıcılardan, balıkçılardan, apış araları terli tahsilli  köşe başı yük taşıyıcılarından, mezbaha kasabından, tır şoföründen, kapı kapı dolaşıp plastik ev eşyası pazarlayanlardan,  boyahane  işçisinden,  sekiz saatlik vardiyalarda belini kıranlardan,  inşaatlar da öğlenin 35 derece sıcaklığında başlarına  güneş geçeceğini bildikleri için kafasını ıslak bezle sarıp kirli tırnaklarla çimento taşıyan amelelerden hayata dair daha az şey bilen hayatla sınanmamış sarp yetmişine, seksenine  merdiven dayamış ezberci kart akademisyen ahalisi  desen sisteme kilitlenmiş  para sıkıntısı çekmeyen otoriteye itaatkar, hayatların da semt pazarların da  tezgahtarlık dahi yapmamış, başlarına gelenlerden öğrenerek değil de onlara ne yapması gerektiği öğretilerek öğrenen diğer yumuşak, kaldırımların serliğinden habersiz  saygın görünümlüleri  gibi  nasıl bir saygınlıktan bahsediyorum fark ediyorsunuzdur! yağ bağlamış beyaz bedenleri çürüyünceye kadar  köşelerine çekilmezler diğer pörsümüş işsizliğin yoksulluğun baş sorumlusu güç sevicileri gibi bireysel meşguliyetleri becerileri yoktur, kendi yağıyla kavrulan dürüst çalışan işyerleri birer birer kepenk indirirken son elli yıldır gelişmiş ülkelerin çoğunda tek bir yeni üniversite açılmazken (  bizde  kuyumcusu da, eski başbakan karısı da, canı sıkılan arkası olan daha çok güç sahibi olmak isteyen her allahlık da vakıf işine  üniversite açma işine atlar.............)  öğrenci kitlesi, 

( o asker düşmanlarının nefret ettikleri paşalar bile ki mevcutları ikiyüzkırkbeşdir, en fazla 4 yıl  aktif görev yaparlar, terfi edemezlerse emekli olurlar, başarılı olanlar da orgeneral rütbesine kadar yükselip en fazla  16 yıl sistemde kalırlar ve sayıları da  erbaş ve er hariç 150 bin kişilik personel kadrosu içerisinde ON'u geçmez! Akademisyen kadrosu da neredeyse tsk kadrosu ile aynıdır (156 bin) ama profesörlerin mevcutları  YİRMİ BİNİN  üzerindedir ve REKABETSİZ, liyakate emeğe ve yeteneğe göre görevde kalma olmaksızın , 30 kusur yıl, sistemi verimsizce kadar işgal ederler!. Yani, sektör mevcutları benzer olmasına rağmen, TSK'de azami  10 general başarı kıstasları esas alınarak en fazla 16 yıl sistemde kalabiliyorken, YÖK'te 20  bin makaleci  adam, profesör adam, 30 kusur yıl, verimliliklerine bakılmadan aktif  sahada kalabiliyor, sistemi zehiliyebiliyor.Şu işe bak, bir tarafta başarı ölçütleri dikkate alınarak yükselmeye layık görülen en fazla 10 adam yaş haddine kadar sistem de yer işgal ederken, öte tarafta 20 bin profesör tayfası ölçme değerlendirmeye tabi tutulmaksızın, yeterlilikleri göz ardı edilerek yaş haddine kadar hatta ölünceye kadar sistemde kürsü gevezeliği yapmaya devam ediyor. Bu ne s.kim iştir yarabbi, lanet olsun ........  REZALET! 

Konuşmaya bile güçleri kalmayan akademik cübbenin arkasına sığınmış korkak,  F gülenle sık sık yurt içi ve yurt dışında buluşup dertleşen, okulları konuşan, hep güçlüden yana olan üstüne de aydın geçinen İlber Ortaylı ve türevleri, üniversiteyi bitirmiş torunu yaşındakiler eylemsizlikten  cinnet geçirirken, onlar para pul sorunları olmadıkları halde bir Alime yakışmayacak şekilde  hala üstün yetenekli genç insanların hakkı ollan birçok kalıbın içinde, bir deliğin içinde , bir sürünün, bir Oğulun içinde  ( hürriyet gazetesi, galatasaray üniversitesi, , mef üniversitesi yok bilmem ne dergisi, yok bilmem ne bakanlığının danışmanı, .yok ...neyse, ..Oysa aydın geçinen adam, "eğitimliyim" diyen herifçioğlu,  bir güç odağının içinde olmaz. AİDEYETİ YOKTUR.  Kalıpçı olmaz. okumuş adam mağdur insanı anlar ! FAKÜLTELERİN REKLAM YÜZÜ OLMAZ. BU FAKÜLTECİ ZİBİDİLERİN KASASINI DOLDURMAZ  SIRTI SIVAZLANIP " SÜKRET  ARTIK SEN DE AİLEMİZİN BİR FERDİSİN, GÜVENDESİN, TİTRİ OLAN YETMİŞLİK TOMBİK " DENMEYİ BEKLEMEZ..  Her ideolojiye her kuruma eşit  mesafede ve temasta olur. Sistemin içinde değidir Gözlemcidir. Adamdır. Bağımsızdır. Maddi ve manevi avantaj peşinde koşmaz. Ucuzcu değildir. Taraf değildir,   Söylecek bir tane bile olsa değerli bir sözü vardır, Her devrin soytarısı değildir.  Evrensel değerlere özen gösterir. Derdi ortalıkta dolanmak değildir )  sistemi tıkayıp, yozlaştırıp, kendilerini çene çalarak oyalamaktan başka ne işe yarıyorlar?  Bu ilber ortaylı denen adam sözüm ona engin tarih bilgisiyle ülkenin şu andaki gidişatında hangi rolu oynadı! Şimdiye kadar ne faydası oldu! Mıy mıy mıy, mıy mıy mıy, mıy mıy mıy, mıymıy da mıymıy. KÜSTAHÇA KÜÇÜMSEMELER, ÖZENLE YAKINMALAR,  YARARSIZ TARTIŞMALAR, ZAMANIN YÜZYIL GERİSİNDE SÖNÜK, DİDAKTİK, VERİMSİZ, AŞIRI ÇALIŞILMIŞ, UZUN, SONU HİÇLİĞE VARAN HAVALI BAYAT GENELLEMELER, DEĞERSİZ ÖNYARGILAR, ÜRÜN YA DA MARKAYA ASLA DÖNÜŞMEYEN DÜŞÜNCELER............, 

Oysaki insan ancak uygulayarak, yapması gerekeni bizzat kendisi yaparak, kürsüde ders anlatarak,  proje çizerek, tuvalet paspaslayarak, somun sıkarak,  pazarda bakla satarak, kızılay meydanında simit satarak, kartal kadıköy metrosunda üç kuruş için amatör müzik yaparak kısaca BAŞINA GELENLERDEN, KENDİ ÇABALARINDAN bu hayat hakkında zerre bilgisi olmayan adam ve benzerlerinin korunaklı cam fanus içindeki  mıymıylarını  dinleyerek öğreneceğinden çok daha fazlasını öğrenir.

Bu, normal şartlarda yazdıklarından yüzlerinin kızarması gereken  makaleci, tezci  profesör takımı içerisinde, kürsülerden yirmi, otuz yıl  havaya savurdukları teorileri sahada bire bir uygulayan ya da uygulama olanağı bulan ya da başarılı olan kaç tane yetenekli adam var acaba? Yemişim bu bağırlara basılan pamuklara sarılan heriflerin verdiği dersi. Hadi lan oradan!  Defolun. Kalitesiz, tek hedefleri kişisel ikbal olan, düzenin muktedirlerine hizmeti vatana hizmet sayan kifayetsiz  mıymıylarla kaliteli talebe yetiştirilemez................

Sonra da sen tut istihdamdan, verimlilikten, başarıdan söz et! SONRA SEN TUT BİR MİLYONA YAKIN ATANAMAYAN ÖĞRETMEN SAYSINDAN YAKIN! Neden benzer sayıda genç astsb, sb  kadrosuzluktan atanamayıp  kışlada mıntıka temizliği yapmıyor diye bir sor kendine dümbelek! Hem kim darbeci ulan? Kim gençliğine yer açıp fedakarlık yapıyor? Aşağılık herif,  Kim gençlik düşmanı? Edepsiz.........., Gençlik öğüttükten sonra, yetinmeyi bilmedikten sonra, tek başına bir hiç olduktan sonra, allamayi cihan olsan ne yazar!

Ülkede eşitlik isteniyorsa bu eşitliği önce çalışma hayatında başlatacaksın. iNSANLARIN İMKANLARI EŞİT OLMALI .  Yetmişlik çene çalıcılar hala sistemi pisletirken, pırıl pırıl otuzluk, yirmilik insanlar eylemsizlikten intihar etmemeli.,,,,,,,,,,,,,,  Şu yök başkanına bak, neymiş doktoralı insan sayısını artırmak öncelikleriymiş Yemişim senin doktoralı tuzu kuru insan sayına. Bıktık ulan gevezelikten,  bu ülkeye  çene çalan, nazari ihtiyar bebelere değil istihdam yaratan gençliğine yer açan fedakar, BİREY OLMAYI BAŞARABİLMİŞ,  KALİTELİ insanlara ihtiyacı var.  Zerre  katma değeri olmayan bu hantal, mıymıntı, yaşamdan kopuk niyetli, Kürsü  Budalarıyla, bu, eğitimin perişan hale gelmesinin ardında yatan gerçek bela,  kokuşmuş küfllenmiş akademik kalabalıklarla, bu sözüm ona destancı palavracı kuramcı, hep banacı, gençliğini yok etmiş yaralamış hevesini kırmış  ÜLKENİN EĞİTİM ÇIKMAZININ BAŞ SORUMLUSU, eğitimci çete tayfayla ülkenin hangi meselesini çözebilirsin? Sistemi daha da pisliğe  dönüştürmekten başka.......... İnsanda biraz yüz olur, inandırıcılık olur be!

Kimse giderek çığ gibi artan bu kaşar  profesör çöplüğünün, bu plansız programsız, rekabetsiz denetimsiz  köhne yığınların, bu aciz, bu vasıfsız  VAİZ bilimci yığınlarını yetiştirip, görmezden gelen YÖK' ün, sistemin b.kunu çıkarmadığını, nerdeyse iş aramaktan umudu kırılmış yığınlarla birlikte yüzde otuzu geçen işsizlik oranıyla, gençliğine zarar vermediğini, gençliğinin hayatını çalmadığını, atıl bırakmadığını, KATLİAM yapmadığını söyleyemesin bana.ve bir şey daha  neredeyse ölünceye kadar rekabetsiz kürsü gevezeliğinin baş sorumlusu bu çarpık   şirazesi çıkmış  allahlık, bilim üssü niteliği zerre olmayan,  büyük buhran YÖK'ün, YÖK kralığının  başına derhal KAYYUM atayın, TSK terfi sistemini getirin, kokuşmuş, hantal,  denetimsiz, 50 yaş üzeri,  yaşlı , aç gözlü,  sabah gün ağarmadan kampus denen sığınaklarına gelip akşam geç saatlere kadar gerçek yaşamdan uzak  transtaymış gibi orada öylece dolanan, sağa sola takılan, sağı solu koklayan, amfi bağımlısı, sıkıcı, ezberci, tehlikeli, yalnız, katma değersiz, saatlerini öldürmek için talebeyi katletmekten çekinmeyen, kürsülerden  senelerce yüzeysel bilgiyle gevezelik  yapıp kendilerini evrende çok önemli boşluğu doldurduklarını düşünerek kutsal hisseden ve ayrıcalığı hak ettiklerini düşünen, sokaktan bi haber, sert havadan bi haber, kaldırımların sertliğindeb bi haberi pırıl pırıl işsiz enerji dolu gençlikten bi haber  binlerce öğretim elemanı denen  saçma sapan performans çıktıları zayıf , işlevleri  gençliğe değil de üstlerine hizmet olan  torpilli, KALİTESİZ tuhaf  verimsiz denetimsiz  sekilci puancı  kuramcı içi geçmiş, kambur, her sektörde olduğu gibi  köhne  ihtiyaç fazlası akademik çürümenin sorumlusu mıy mıyı derhal kapı dışına koyun! Bir kez olsun şu garip  milletin yararına iş yapın hocalığa itibar kazandırın  be ne olur..............................)  

bu beyin köreltici kampus grubu parlak ayakkabılı yaşlı adamları meşgul edip hoş vakit geçirtsin izlenimini veren, kendileri gibi sayıları mantar gibi çoğalan- bazılarında profesör tayfa sürüyle, öğrenci yok!- sığınakları olan tozlu yerleşkeler de, ezber dolu beyinleriyle gerçeğe karşı olan  gizemli oyunlarını oynayıp, değer yaratmak yerine unvanlarını koruyarak, kibir afra tafra yaparak, şımarıklık yaparak, umut satarak, benliklerine anlamsızca mastürbasyon yaptırarak, dekan, rektör vs olma hayalleri kurarak, hava meydanlarında vip den geçerken " ne ulu adamım ben be " diyerek, kendilerine ve orta direk karılarına daha iyi ev araba mücevher Paşabahçe biblo ithal parfüm Vakko eşarp, tayyör alabilmek için talebe sırtından maaş yaratarak neredeyse ölünceye kadar rekabetsiz, elemesiz, verimsiz, emniyetli kaymak gibi bir yaşam sürerler, sistemin gelenek ve göreneğin devamı için de çıkmaz sokağa atılan ilk adım gibi,istikbalsiz gençlerin körpe  beyinlerini banka hesabı gibi gördükleri berbat dayatmacı, süslü,  yapay, tumturaklı bir terminolojiyle bezenmiş,  sorgulamaya, girişimciliğe, tartışmaya,  fikir alışverişine, yaratıcılığa, özgür düşünceye, yeni bilgilere, meraka,  okuduğunu anlamaya imkan vermeyen teşvik etmeyen sınav  kazanma odaklı,  kireçlenmiş dille süslü kuramlarla, imla kurallarıyla, aptal ne idiğü belirsiz öz değerlendirme raporlarıyla, nefes almadan yapılmaya çalışılan bilimsel projelerle, saate sıkı sıkıya bağlı mesai anlayışıyla    kendilerinin bile uyum sağlamakta zorlandığı aptal ve kafa karıştırıcı ve eksiltici ve azaltıcı anlamsız yapay gereksinimlerle saatlerce eğitip zehirlerler. Ama sonunda  gerçeklik,  kuramların hakkından yine gelir elbette …. .

Kendileri gibi, sorgusuz, alternatifsiz, sadakatin erdem olduğu öğretisiyle, biat kültürüyle yetiştirdikleri kendileri gibi yüzyılların klişe ve beylik şablonlarıyla donattıkları ve nihayetin de papağan gibi kendilerine benzetip taklit etmeye teşvik ettikleri kitaplarla yumuşamış, sokakların acısından habersiz miras kurbanı, duygusuz gençleri hayatın okul şemasına uygun bir yol izlemediğini farkında olan test kitapların vaat etmediği şeyleri bilen, hayatlarında hiç kitap okumamış, kendileri gibi vücutları kartlaşmasına rağmen yinede daha çok güç istenciyle yanıp tutuşan hala bir dünya markası bile çıkaramayan, dışa bağımlı, gücü iyi yalayan, hoşgörüsüz empati yoksunu niteliksiz, bencil, çoğu tahsilsiz öğüt verme konusunda, uzmanlık alanları sahtekarlık yapma konusunda olduğu kadar kendilerini iyi yetiştirmiş kurumlaşmış şapkadan holding çıkaran yarı okumuş  abra kadabracı milyarder köpek balıklarının cirit attığı fırsat eşitliğinin kuralların ahlakın emeğin adil paylaşılmadığı ezberledikleri teorilerin semeresini alamayacakları, öğrendikleri hiç bir şeyin gerçek dünyada karşılığını bulamayacakları, hayallerinin dışına sersemleyip, dirençlerinin zerresi kalmayacak kadar, düşünceye dek, henüz korumasız bedenlerine,  apış aralarına tekmelerin çakılacağı, enselerine dişlerin geçirileceği  karanlık deryaya iğrenç serüvenlerini yaşasınlar diye sözüm ona  fırsatlar ülkesi anavatana  salıverirler ( Oysa bu gençlerin hocalarından istedikleri şey,  gerçek dünya da kendilerinin bile uymadığı doğru olduğuna inanmadığı öğütler verip bilerek yalan söylenmemesiydi! ) YEM, o satış elemanı olsun, o rezidans/banka bekçiliği yapsın, o bulaşıkçılık yapsın bulaşıkçılık yapmak isteyen sürüyle akranı olduğu için işsiz kalsın, o asfalta yapışmamış materyallerle karnını doyursun,  o meramını anlatacak kimseyi bulamasın, o gerçekleşmeyeceğini bildiği için düş kurmaktan nefret etsin, o kasiyerlik yapsın, o kira ödesin,  o arabasının 36 ncı taksitini ödesin, o eğitim aldığı meslekte iş bulamayıp erbaş ve er olsun, çift üniversite diplomasıyla devlette fotokopici olsun, o dolmuş şoförlüğü yapsın, o üniversite de iktisat okuyup şirketlerin muhasebe bölümlerinde getir götür işlerine baksın, o döküntü pansiyon odalarında  i.nelerin, obez patron çocuklarının altına yatan dizi yıldızlarının fotoğraflarına boşalsın,  o açlıktan ölmeye hazır, dava için fedai olsun,  o rezidans inşaatlarında leş gibi yüzlerle taşaklarından ter damlaya damlaya  amelelik yapsın, o kız arkadaşını 50 tl yemek parası veremediği için simitçiye götürsün, o insanlara zorluk çıkarıp sorun yaratsın kendilerine  iş az düşsün diye zorba  olarak yetiştirilip büro şefi müdür yapılsın, o en iyi üniversiteyi bitirmesine rağmen mesleği ile alakası olmayan ilaç mümessili olsun,  o adiliğe boyun eğmek zorunda kalmamak için kendini vursun,  o plazalar da getir götürcü olsun, o  üniversiteyi bitirip uzmanlaştığı alanda çalışacağına inşaatlarda sıvacılık yapsın ya da uzman erbaş olup, astsb olup,sb olup kıçlarının refahından zerre fedakarlık yapmayan, her şeyi maymun gibi emen, stajyerlerle, sekreterleriyle yatan, hain, lanet, uğursuz,  dine imana Allaha vatana vicdana kabuk bağlamış gözlü, teneke ihtiyarlar için şehit olsun, o borç parayla veya cebindeki son metelikle, ekmek parasını kumar olarak değil aş kapısı olarak  gördüğü talih oyunlarından, at yarışlarından çıkarmaya çalışsın, o başkalarının bokunu temizlemek için  tuvalet temizliği işine bile torpil bulup girmeye çalışsın, o kendini şırıngalasın, o kredi kartı borcu ödesin, o Turan Dursun'un İslamiyet üzerine yazdığı kitapları okusun.  o kanını sağdırıp karnını doyursun,  o her sabah işe gelen  patronlarını kendilerini mutlu hissetmeleri için  aşağılık bir biçim de eğilip karşılayan uşak olsun, o iki üniversite bitirmesine rağmen asgari ücretle  balık halinde kabzımal köşe başı kolejler de kayıt kabulcü benzinlikte pompacı eskort sitelerinde fahişe fuhuş sektöründe aracı olsun, o belki iş bulurum da sürünmekten kurtulurum diye toplumu güdümleyen büyük  ılımlı İslam korkusuyla başını kapatsın, o üniversitelerin beden eğitimi  bölümünden mezun olup spor kulüplerin de döşeme paspaslasın, o inşaat mühendisi olsun baştan savma tasarlanan rezidansları pazarlasın,  o ucuz hayaller kursun, o yevmiyenin üçte birini alan yük taşıma şirketlerine abone olsun, o bayrağa saygı duysun, o vatan savunsun,  o terörün üzerine sürülen nefer olsun, o kadınsız işsiz ülkesiz geride kaybedecek hiç bir şeyi olmadığından hesaba katılmak umuduyla daha iyi bir yaşam umuduyla çelimsiz bedeniyle bot giyip tankın önüne ölüme yatsın, o bir avuç hala sistemi pisleten bencil, pis, sahtekar hak ve adaletin ne olduğunu bilmeyen! Ve hiç bir zaman kendine bu konuda şans tanıyıp sahip olmamış şişman ihtiyarın gözünde; iyi adam, adanmışlık gösteren adam sıfatlarını kazanabilmek için,  sırf sadakatini onaylattırabilmek için, terörde ruhunu, kollarını bacaklarını versin,  o pis  getirisi olmayan sıradan tiksinç ne kadar ayak işi varsa yapsın,  o günah keçisi olsun, o servis elemanı olsun, o yürüyüş bandın da ki biri gibi koşup dursun ne kadar hızlı koşarsa koşsun yerinde saysın,  kafasının için hava dolu olsun, o kendisini değersiz hissetsin, o yerlerde sürünsün, o ha babam hak etmediği işlerde çalışıp kendisini gebertmeye zorlansın,o her gün ebesinin a.ını görsün,  o düşsüz açlık çeksin, o burnunda gerçeğin leş kokusuyla karanlık bir köşede hiç bir şeye sahip olamamanın çaresizliğiyle, ipini koparmış deli danalar gibi daldan dana atlayan kaşar  o, çocuklarını nefretle izlesin, o kendi cehenneminde alev alev yansın, o  gelecek kaygısı yüzünden intihar etsin mezarının üzerin de kanlar biriksin ama hiçbir zaman parası gücü  kalıcı işi olmasın varını yoğunu eğitime harcayıp  ter döküp okumanın karşılığı olarak özgüvensiz düşünemeyen aldığı bilgiyi işleyip üretemeyecek olan zavallı milli servetin israfı NAZARİ EĞİTİM KURBANI buna mı, bu korkunç soysuz düzenin olumsuz koşullarına mı, ülkesinde büyüklerinden asla bulamadığı paylaşma duygusuna mı  heyecan duyacak? Yakınları, kadeşleri, anaları, babaları da işsiz  İDEALSİZ, İDDİASIZ RUHSUZ Genç  bunun için mi davranış biçimini değiştirip tutkulu yaratıcı hayalperest olacak? Bunun için mi dünyadaki baş döndürücü değişime gelişime ayak uydurup kendini şekillendirecek paralayacak gelecek tasarlayacak? Bunun için mi PISA (uluslar arası öğrenci değerlendirme programı ) sınavlarına yoğunlaşıp muhteşem olacak? Bu yüzden mi vatanını milletini bayrağını sevecek?  Bu yüzden mi enerjisini diri tutup, meraklı olacak? Güç ve para ha, hiç bilmedi ki, daha başından köpek balığı gibi yılan balığı, sümüklü böceği  gibi adamlara  yem olmak için üretilmiş ve yetiştirilmiştir çünkü……,

Eğitim seferberliğine önce para sorunu olmadığı halde kendinden korkan hayattan korkan düşünmekten korkan yenilikten korkan pısırık ülkenin bütününü değil kendi çıkarını kollayan bu yüzden kendisi gibi bencilce amaçlar güden başkalarına düşmanca davranan bir güç grubunun üzerine kene gibi yapışıp nefes almaya çalışan nefislerinin istedikleri şeyler yüzünden başkalarının sefil olduğunu idrak edemeyen neredeyse ölünceye kadar içine sızdığı cemiyetin esiri, o üstün kısırlıklarını ört bas etmek için  ezik bir enerjiyle ikide bir “Eğitim şart! ” diye dayılanıp hava basan günü ve postu kurtarma derdindeki düzen düşkünü orta yaş üstü iliği ruhu kemiği olmayan besili, eğitimli şımartılmış kibirli kaçık sakat zihinli DÜNYA ADAMLARINI/KADINLARINI eğiterek başlanmalıdır. Bu insanlara 1500 yıllık Müslüman kültürünün ışığında peygamberimiz üzerine kurulmuş ahlaka rağmen sokakların bu kadar dolu olmasının  yoksulluğun  sefaletin  açlığın asıl sebebinin aç gözlülüklerinden dolayı kendileri olduğu statü odaklı çıkarcı ilişkilerle şerefli iyi insan olunamayacağı toplumda sözde başarılı kişilerin, yalanın  daha inandırıcı daha etkileyici  olduğuna inanıp  kitlelere   dalkavukluk eden, seyircinin zayıf kaçık ve bayağı istençlerine hitap eden, yaratıcı olmaktan çok seyirciye şaklabanlık yapan, ortamı daha da berbat hale getiren kötü ruhlu sırnaşık  insanlar arasından çıktığı ( Halkın çoğunun katlanmak zorunda olduğu güçlüklerden bi haber kaşar adamların çıkıp kendilerini pek  zeki bulan plaza inşaatçılarının  broşürlerindeki  gibi yapmacık  göstermelik bayağı klişe mor sözler " Şimdi dünya turundayım yarın güzel ülkeme döneceğim enerji ve yaratıcılık depoluyorum bir haftacık izin istiyorum, üç,beş yazılık af istiyorum,  sizleri çok özledim canlarımmmm sonra yine etimle budumla, g.tümle her şeyimle her zamanki gibi emrinize amadeyim sakın beni izlemeyi ihmal etmeyin beni hiçliğe terk etmeyin edepsiz anti sosyal ağzı pis adamları okuyarak zamanınızı piç etmeyin beni okuyun bana takılın beni izleyin ne yapıyorsam  bu yaşta ( 70+) hala sizler ve vatanım için yapıyorum, yoksa ben de rahat etmesini köşeme çekilip mutlu bir hayat yaşamasını ( meali, " hayattan ve tek başınalığımdan korkup ödümün bokuma karışmasını  istemem" demektir.) bilirim ama nasıl özveriyle maddi zerre talepte bulunmadan hatta fakir fukara okutarak günde 25 saat çalışıyorum biliyorsunuz, sizler yani takipçilerim sağ olsun yeter bana.  Size ilerisi için ilham verecek arındıracak ne yörüngeler  sunacağım, moda ve felsefe ve sanat alanında yenilikleri  bir bilseniz şaşarsınız canlarım benim,  sabredin beni takip edin beni terk etmeyin..... PEK YAKINDA......, sevgiyle kalın efendim kaleme alırken öteki elleriyle,   kokan sidikli dar yarıkları okşarlar,  biz aptalız ya! Kimsenin yaptıkları şeyi  bilmediklerini sanan zavallı şapşal benlikler, egolarına nedensiz  mastürbasyon yaptıran Allahın belası dengesizler …. )  ve cehennemin de bu tıynetteki sürekli kendinden kaçan deyyus hasta insanlara hizmet ettiği gerçeği öğretilmeli ve sistemi daha fazla yozlaştırmamaları için parayla örtüşmeyen zihinsel gelişimlerine hizmet edecek bireysel meşgalelere yönlendirmeye teşvik edilmelidir. Ayrıca yaşıyor olmanın pek çok farklı şey yapmayı  gerektirdiği  çünkü yaşama içgüdüsünün  tek bir tabandan beslenmek ve  her zaman aşikar olanı yapmak istemeyeceği gerçeği  öğretilmelidir  İnat edenlerden de kazançları oranında yeni kuşağa istihdam yaratmak adına ek   vergi tahsil edilmelidir bu marazlı, bu insanı insan yapan merhamet duygusundan aciz güce tutsak silkelenip düşünce yeteneğini kendi dışında birisinin hizmetine sunmayacak kadar şerefli olamayan örnek alınacak ahlaki meziyetleri neredeyse sıfır göz doldurmayan neresinden tutarsan tut sapır sapır dökülen, tek arzusu paketlenmiş programlanmış sahte zırvalarla başkalarını bir kez daha kandırıp lanet yoluna devam edebilmek olan insan cinsi eğitilmeden ne öğretimden ne işsizliğin azaltılmasından ne yolsuzluktan ne de gelir adaletinin sağlanmasından ne pkk’nın fetöş’ün yok edilmesinden (yok edilse bile yerlerini başka terör örgütleri alır çünkü ) ne de refahtan söz edilebilir ayrıca  ülkeye  terör örgütleri, Avrupa ,Amerika kadar zarar veren adamlardır bunlar,  Daha sonra eğitim sırası  gençlere gelmeli üniversite eğitimi taze soluklu ve cazibeli ve  umudu yeşertecek şekilde dizayn edilmeli ve  olanakların el verdiği ölçüde parasız eşitlikçi olmalı şekilcilikten çok içeriği esas almalı işe vatanına milletine sadakat ve güzel Müslüman olmanın erdemlerini öğreterek başlanmalı  sonra sıra eleştirel düşünmeyi  belirsizliklerle baş etmeyi  sorgulamayı ve düşünmeyi öğrenmeleri için felsefeye gelmeli ardından da güncel  nazari temel /mesleki  eğitime…. Ve gerçek  bilgi UYGULAYARAK  kazanılacağından , ( nasıl ki ,  nazari direksiyon eğitimiyle şoförlük  öğrenilemiyorsa )  okulunu bitiren her genç hiç beklemeden hemen sisteme müdahil olabilmesi sağlanmalıdır  böylece  talebe de geleceğini bilmenin özgüveniyle hayata  sımsıkı tutunacak sentez ve analiz becerileri gelişecek ve her söyleneni öğrenmeye çalışacaktır ayrıca öğrenciye gereğinden fazla bilgi yüklemekte zararlıdır. İnsan ancak başına gelenle, uygulamayla,yaşayarak, TEPKİYLE  tam manasıyla becerisini geliştirip öğrenebilir.…..  

 Asıl savundukları şey eğitim olunca büyük ölçüde  karşı  koydukları şey de ortaya çıkıyor çeteci  cambaz  lanetlerin, genç  istihdamını  ertelemek!!!!!!!!!!

Gerçek anlamda gelişimin bu köhne hantal  yapıdan kurtulmanın tazeliğe yeniliğe yer açmanın  tek yolu budur, gerçek DEVRİM  lazım bize. Güç değişimi çözüm getirmez. Maske değişimi sorun çözmez. Eğer bir güç yok edilecekse o gücün karbon kopyası çare değildir.Halkın gücü de, sokağın gücü de  yeterli DEĞİLDİR. Hakimiyette kayıtsız şartsız milletin DEĞİLDİR. Ama temel sarsılmalı, diş gösterilmeli elbet Aslan pençesini gösterirse kara kurt ürker sığınacak delik arar topluma sırt çevirenin, hakkını olanı istemekten vazgeçenin intikamı da  korkunç olur, en beter zalimler  de görmemezlikten gelinen yok sayılan mazlumlar arasından çıkar çaresiz kaldığında av avcının üzerine atlar.Fırsat eşitliğine olanak sağlayan işsizlere yoksullara çalışma olanağı  yaratan projeleri planları programları olmayan sistem sistem değildir  ÖZVERİLİ YURTTAŞI olmayan vatan vatan değildir,  taze pırıl harikulade bir güç ziyan ediliyor evlilik programları sunmanın kıçını başını açıp gazeteler de poz vermenin, seks yazarak  tecavüzcülere sövmenin, ruhsal tatmini kendi içinde aramak yerine dışarıda aramanın, tetikçilik yapmanın, altmış yaşında kendinden yüzleşmemek için hala bir kalıp içinde olup "eğitimde çığır açmak şart " demenin, insanları mutlu edeceğim diye şaklabanlık yapıp bok yazmanın ( Oysa  insanları adaletin olmadığı sadece gücü olanın haklı görüldüğü  bu gezegende bir gün daha ,bir ay daha bir yıl daha devam etme cesareti veren şeyler okumak isterler) sağa sola çamur atmanın, onun bunun adamı olmanın, Mecliste Vatansever, Camilerde İmam, Kışlalarda Atatürkçü, Yatakta jigolo, Holdinglerde vergi kaçırıp, rüşvet veren zeki, vatanperver patron kılığına bürünmemin, tek ayak üzerin de seksen yalan kıvırmanın, Azrail onları bu hayattan kurtarıncaya dek  televizyonlarda çığırtkanlık yapmanın, masal anlatmanın, bütüne hizmet görünümü altında güçlünün taktirlerine hitap etmenin üç kuruşluk menfaat için adam harcamaya can atmanın, haksızlığın ancak başa geldiğinde kötülüğü simgelemesinin, hokkabazlığın, dayılanmanın,  sinsiliğin,  riyakarlığın, asaletsizliğin, ilkesizliğin, mantıksızlığın, çıkarcılığın, gamsızlığın, sığlığın YETENEK olarak görüldüğü piççe numaralardan BIKTIK.  Ölüm oyunundan USANDIK. Hiç bir katma değerleri olmamasına rağmen sadece kendilerini tatmin için sistemin her yerini  hamam böcekleri gibi işgal eden siktirici şarlatan,TİYATROCU lanet adamlardan TİKSİNDİK, Çürüklerin nümayişinden İĞRENDİK. Müsriflerin israfla ödüllendirilmesinden KAHROLDUK, Altmışlık yetmişlik vatan kurtarmayı kendilerinin tekelinde sanan,  genç öğüten, her köşedeki güçlendikçe insanlıklarını yitiren, vaazcı, kurtarıcı, çare bulucu, reformcu, kendini değeri bilinmemiş Alim sanan hilkat garibesi, korkak  arkası destekli yolları asfaltlanmış adamların tahakkümü altındaki lanet, cehennem sistemden YILDIK  .......,

Hem geleceği, eğitim sonrası hayatı garanti altına alınmamış kariyerinde geliştireceği beceri ve yaratıcılığını topluma sunma olanağı olmayacağı için neredeyse hiçbir şeyin hayalini kuramayan, onun bunun evladı olmadan içeriye giremeyen, umutsuz şevksiz imkânsızlıklar içindeki öğrencileri Nobellik yetiştirsen, dört dil öğretsen ne yazar?  Alacakları eğitimin karşılığında kazandıkları bilgileri azimle işleyip katma değer yaratan ürünler haline getirebilecekleri kalifiye iş  imkanı olmadıktan sonra! Edinecekleri  bilim ve ileri teknolojiye dayalı eğitim verimsiz kalmayacak mı? Şu anda arkası olmayan eğitimli, nitelikli gençlerin  neredeyse yüzde sekseni ya  işsiz ya da uzmanlık alanları dışında alelade, getir götür işlerde çalışmıyorlar mı? Hatta hayata tutunmak için sığındıkları fabrika ameleliklerinde yaşamlarını yitirmiyorlar mı?  Hem onlara bir varlık sahası açmak için yetinen sağlıklı düşünme melekesini kaybetmemiş vatansever mi var? Hizmet adamıyım palavralarının arkasına sığınıp, feragat için yarışacaklarına köşe kapmak için yarışan altların da dövizle alınan lüks araçlar kaşar hükmeden buyuran emir veren kamu  görevlilerinden uçak helikopter tekne afet sevgili edinmekten devlet imkanlarını söğüşlemekten fırsat bulup sürdürülebilir istihdam yaratan bir ayağı parlamento da burjuva sıfatlı adamlardan yeni bakış açıları geliştirip bu işe kafa yormayan ama  senelerce zamanın ruhundan faydalanarak  çocukları işsiz gariban milletin oyuyla vekillikler de saltanat sürdürdükten sonra yine  özel statülü görev  olarak gördükleri üniversite hocalığın da nerdeyse geberinceye kadar oyalanmak için geri dönüş düşleri kurup emekli maaşlarını da yanların da götürmeye kafa yoran daha fazla kazanma ve güç elde etme hırsıyla yanıp tutuşan  zavallı yüzsüz girişimci nutukçu kasıntı dertleri vatan kurtarmaktan ziyade kendini kurtarmak olan  egoist sazan GÜÇ FAHİŞESİ  siyasetçi biraderlerden, akp ile uyumlu her meslekteki dayılardan, amcalardan, dedelerden ve bunların dert görmemiş yumuşak pembe topuklu süt kuzusu  yıllık ücretleri 80.ooo tl ye varan üst düzey işsiz yetiştiren özel okullarda - ileride babalarının, büyük babalarının, büyük serüvenlerini yaşasınlar diye ayarladıkları şirketlerde de patronculuk oynayıp, yoksul çıtırın g.tünü oyarak,  çalışmadan ömür geçireceklerinden- eğlencelik, şaka gibi derslerle iyi notlar alıp oyalanan, ellerinde çanta, kitap nadir görülen, gevşek kravatlı,  marka kıyafetli, gariban asker at etiyle beslenirken, kampusların yüksek kalorili ara ve ana öğünleriyle semirtilmiş pısırık it  yavrucuklarından / toruncuklarından fırsat mı var?

Ama aynaya bakmayıp  ilacı başka yerlerde arayan yetersizliklerini başkalarına yüklemeye çalışan gençlerin sorunlarının neredeyse tamamı kendi çürümüşlüklerinden kaynaklandığı halde meselenin özüne inmeyip yüzeyini eşelemekle yetinen asıl amaçlarının o Yeşilçam aktörlerini aratmayan tarzda içi acı ve yapaylıkla dolu laklaklarını daha çok koltuğa tahvil edebilmek olan insan numarası yapan iki yüzlü, mız mız lanet olası şarlatan sürüsüne bereket. Bir de eğitimmiş ille de eğitimmiş yok yeni eğitim stratejileriymiş yok liyakatmiş, yok kaliteymiş,  yok ahlakmış  yok pedagojiymiş yok bütçeymiş yok kurtuluş  diploma temelli değil, nitelik temelli eğitimdeymiş, yok s.kimin mor başıymış falan........ Bu yalap şalap gayretli vasatlıklarıyla ölü beylik fikirleriyle kuru gürültü yapanlar aynı şeyleri tekrar tekrar söyleyip farklı sonuç bekleyenler palavra beyinli hala sistemin ırzına geçmeye devam eden, hep daha fazlasını isteyen, gençlerin işe duydukları açlığı görmezden gelen,  gençliğin bekasına, amacına kan doğrayan doğradıkça da  daha da rezilleşen ellilerinin çok üzerin de,  rasyonel hiç bir gelişme gösterememiş, tek başlarına k.çlarını silmekten aciz, mutlaka bir bir ele bir kılavuza, bir çukura, bir cemiyete, bir çöplüğe,  bir çeteye ihtiyaç duyan, öğrencilerin hayallerini çalan, onların geleceğini karartan, onların kanıyla beslenen, diplomalı donanımsız, allahsız, vizyonsuz, vicdansız, kalitesiz, ahlaksız, imansız, cahil, kibirli, aç gözlü, fırsat eşitliğine kör, hayıflanma makinesi aşağılık, yavşak ,  - eğitim çukurunu daha da kazıp derinleştiren, içinden çıkılmaz hale getiren - DEĞER  üretemeyen GEVEZE, g.t  oğlanı,  KİRLİ, süzme  s.ktimin ibne zübük çetesi. Eğitimli adam önce yetinmeyi bilir, çukurcu, toplulukçu, kalabalıkçı  değildir., fedakardır......!  Herkese iş istihdam yaratmaya , eşitlikçi bir ortam kurmaya , uyumlu ve kültürel gelişmeye kafa yormaya zaman harcamak varken bir köşe kapmak da kesmiyor artık bu çeteyi çoğu hem hocadır hem editördür hem reklamcıdır hem ekonomisttir hem tv programcısıdır hem imamdır hem particidir hem üst düzey emekli kamu görevlisidir hem danışmandır hem sıhhiyecidir hem sütuncudur, hem kampus'çudur, hem o. çocuğudur, hem şerefsizdir,  hem bilmem nerenin rektörüdür, hem bilmem ne ülkesinde diplomattır,  hem şirketi vardır, hem topçudur, hem popçudur hem magazincidir hem lokantacıdır hem avukattır hem mektepçidir hem her boktur ve hep çoğunlukla bireysellikten uzak onun bunun emrinde, orada burada, tarikat tekke arkadaş çıkar ilişkisiyle bir yere ait, birçok KOVUK’ un içinde, her birinin nimetlerini diğerleri için ( Akademiciyse, ömrünü geçirdiği yaşam sığınağında sokak hakkında bir b.k bilmeden, dış dünyanın hakikatlerinden uzak boş nutuk atmakla yetinmeyip  gazete deliğinden de nutuk atar,  sıhhiyeciyse o da hem köşe yazar hem özel muayenehanesi vardır veya hem profesördür, hem de mektep işletir bir de üstüne televizyonlara çıkıp  fırsat eşitliği, ahlak dürüstlük hakkında ahkam keser veya ekonomiden anlıyor geçiniyorsa (ki hiç biri önceden ortaya çıkan krizleri bilemez) hem sarayda danışmandır hem gazete deliklerinde sütuncudur,hem hocadır ya da hem ithal araç bayisi vardır hem arazileri vardır hem rezidansçıdır, hem bilmem nedir,  vs...Ne lan bu! )  konsolide ederek  sistemi HOYRATÇA kirletip yozlaştırırlar . Bu güç ve kadın nevrozu, hamam böcekleri gibi her yerde görebileceğiniz bu köşe başlarını tutmuş  edepsiz bencil  adamlara bir koltukta kaç karpuz taşınır diyen yok sistem de  sıçmak için bir kalıp yeterli diyen yok sizin  ulaşmak  zorunda hissettiğiniz hedefler yüzünden sizin iflah olmaz tatminsizliğiniz bencilliğiniz hasisliğiniz cambazlığınız insafsızlığınız biat kültürünüz yüzünden sizin kendi iğrençliğinizden uzak durmak için kalabalıklara karışmanız yüzünden gevşeyip halkın  nerede ne halde ve nasıl bir kara cehennem de yaşadığını anlayacak zamanı bulamamanız yüzünden bir kalıp  bulamayıp  evinde tenceresi kaynamayan açlık çeken açlıktan ölen yığınla insan var diyen yok sisteme girebilmek için insanlar sizin çıldırmanızı gebermenizi mi bekleyecek diyen yok yeni nesil, siz hayatla tek başına mücadele etme iradesinden özverisinden yoksun, zayıflıklarının üstesinden gelememiş, varoluşları diğer canlıların düzeyine inmiş, arzularının önyargısıyla, kabile içgüdüsüyle birbirlerine benzer şekilde damgalanmış sürüler gibi yığınlar halinde yaşayan, özgüvensiz amcalarının dedelerinin teyzelerinin ninelerinin makam mevki uğruna şan şöhret uğruna yalnız bırakılmamak uğruna şeytanca debelenip durduğunu gördükçe sanki bir laneti miras alacakmış gibi hırs küpüne döndüğünü şahsiyet erozyonuna uğradığını ve ilk fırsatta ele geçireceği koltuğu bırakmamak için sadistleştiğini, vatanını milletini, bayrağını, sülalesini, kıçını dahi satacak -  tıpkı sizin gibi demiyorum! - kıvama geldiğini fark edin artık diyen yok bu ülkeye verdiğiniz zararın haddi hesabı yok diyen yok höst diyen bu ne lan bu diyen yok eğitimli adam önce sosyal adaleti önemser başkalarının da ülkede iyi yaşamı hak ettiğini önemser kendiyle barışık olur diyen yok, sorunlar onları yaratan çarpık tutarsız çürük güdük çatlak zekalarla, çölde balık avlamaya çalışan ampute  kafalarla çözülemez diyen yok, sorunun değil çözümün parçası olun diyen yok, iş imkanı yaratmayan, katma değer üretmeyen, eşitliği, fedakarlığı, empatiyi, rekabeti, özveriyi ıskalayan başarılı eğitimin a.mına koyayım diyen yok, önce siz değişin ki yeni açılımlarla yeni Türkiye den söz edilebilsin diyen yok, çoluk çocuğumuzun istikbalini çaldınız yaşamlarını heder ettiniz Allah bildiği gibi yapsın sizi  korkak mıymıycı lanet vasatlar diye beddua eden yok, hırsız, uğursuz rüşvetçilerden ne farkınız var, yaptığınız işi s.keyim sizin diyen yok, insanlar ne kadar güçlüyse ne kadar yetinmeyi bilirse şükür ederse  o kadar bireysel yaşar, bilimseldir ve bu  böyle sürüp giderken yaşamdan aldıkları keyif  azalmaz ..., acıları da diyen yok, hiç mi yüzünüz kızarmıyor içiniz cız etmiyor diyen yok, aranızda atıl yığınlara bakabilen özel beyne sahip  biri hiç mi yok diyen yok,  napıyosun lan sen diyen yok, hadi yallah diyen, edep yahu diyen yok, yuh diyen yok, artistlik yapma lan diyen yok, ayıptır be diyen yok, çüş ulan diyen yok, insanlığınızdan utanın be diyen yok,  s.ktir git ulan diyen yok...... , YAZIKLAR OLSUN HEPİNİZE !!!!!!.

Maalesef ülkemizde sayıca çok fazla kendine söz geçiremediği için fazlasıyla itaatkâr bu yaşlı külah kapma sevdalısı sahte vatanseverler bırakın başkasını kendilerinin bile farkında olmadan önlerine çıkan her kalıbı edepsizce işgal edip memleketin her yerini pislerler sonra da vaftiz babası kesilip alışıla gelmiş kalıplar içinde koro halinde salya sümük “ Ne olacak göz bebeklerimizin, yavrularımızın, ciğerparelerimizin, taze fidanlarımızın hali? ” diye cıvık bir duygusallıkla, tıraş yapıp dururlar Mağdur edebiyatı yaparak şerefsizce, lanetçe konumlarını pekiştirirler. Hep gençlere hitap eder ama aslında zerre kadar ilgi duymazlar. Onları sürekli çarmıhta, dağılmış sefil saç sakal birbirine karışmış görmek isterler. Kandan beslenirler. İnsan sevgisinin ne olduğunu bilmediklerinden aklı başında da düşünemezler. Bazıları da haksızlılardan, uğursuzluklardan, uzman erbaşların astsubayların haklarını yiyen paşalardan kelam edip, uzman çavuşa öt paşaya baş diyenlere lanet yağdırırlar. Sonra da  lanetledikleri  baş krema tabakası paşa elitler gibi sistemin balını emmeye devam ederler, terfi ederler, itibar görürler, Paris temsilcisi bile olurlar,  defolup sistemde GARİBANLARA yer açmazlar, kaybedenlerle aynı safta yer almazlar. fedakarlığa ahlaka etiğe dürüstlüğe eşitliğe CÜRET edemezler.. Bunlardır ülkenin yenilenmesinin, gelişmesinin, tazelenmesinin önündeki BÜYÜK FELAKET. SOYKIRIM.  Bunlardır gençliğin önündeki en ustaca tasarlanmış TUZAK. Allah kahretsin! Yaşama karşı yapılan iğrenç, haince, edepsizce, lanetçe, şerefsizce, p.çe bir oyundan başka bir şey değil bu! Sinsice atılan bir yumruktan farkı yok bunun.

Be ey ölünceye kadar yetinmeyi bilmeden sistemi tatminsizce dişlemeye devam etmek için yetiştirilmiş bir kuşağın mensupları, be ey empati yoksunu eğitimli adamlar, be ey sistemin hamallığını yapan cahillerin omuzlarına basarak zirvelere yükselmiş statükocu birey olmak yerine birinin elini tutmadan adım atamayan tek başına hareket etme yeteneğinden yoksun itaatçi şuursuz kapıkulları, maddi sıkıntınız da olmamasına rağmen yalnız kalmaktan, tek başınıza hiç olmaktan KORKUP zayıfların toplanma yeri olan güçlünün gölgesine sığınıp onun bunun çobanın himayesin de kovuluncaya kadar kalarak sistemi tıkayan sizler değimlisiniz ulan! Daha da mı doymadınız? Hala mı kendinizi kullandırmaya, parmaklatmaya devam edeceksiniz? Nesli tükenen dinozorlar gibisiniz birbirinizi yiyip sağa sola çamur atacağınıza aynaya bakın eğer az biraz kafanızın çalıştığını iddia ediyorsanız eğer az biraz  sizi siz yapan özelliklere güveniyorsanız kendinizle barışıksanız, eğer az biraz özgün cesaretiniz varsa eğer az biraz özgürlüğü savunuyorsanız eğer az biraz merhamet duygunuz varsa eğer az biraz hakkaniyeti  adil paylaşımı sosyal adaleti sevgiyi savunuyorsanız Toplumun sıradan  genel çizgisinden uzaklaşır biat kültürünü reddeder sürü dışında tek başına bir yerler de adamlığınızı ispat edersiniz.  Hodri meydan. Sıkar değil mi? Kalıpçılar sizi. Tosuncuklar sizi. Güce tapınıcılar sizi . Götoşlar sizi. Özgürlüğü ile kıçını bile silmekten acizler sizi, Bireysel davranış ve düşünce özgürlünden  Azrail den korkar gibi  korkanlar sizi. Çok bilmiş şımarık yaşını başını almış harika hiçler sizi. İnsani duyguları gelişmemiş, sinsi, hesapçı karanlık meziyetleri gelişmiş katma değer üreteceğine, topluma hizmet edeceğine, ahlaksızlık üreten gudubetler sizi,  Sadece mevkilerini daha da sağlamlaştırmak için açıklayıcı demeçler, öğütler, vaazlar veren küçük burjuva kafalı ukalalar sizi. Bir güç odağının içine kafayı sokmaktan başka bir meziyeti olmayan edepsizler sizi. Aranızda bir tek kişi bile yok diğerine benzemeyen, bari biriniz başında güdücüsü olmadan, çıkar gurubuna ait olmadan, başkalarının mülkü olmadan farklılıklarını kendisinin, bütünün, ülkesinin iyiliği için kullansın, empati yapsın, insanda kıskançlık duygusu yaratacak yüce bir amaca hizmet etsin, insan olmak ağır gelmesin,  fark yaratmaya cesaret etsin, hayata yakışır yaşamaya çalışsın, heyecan uyandırsın be!

EY ASALAKLAR, EY ÇITKIRILDIMLAR, EY GÖZLERİNDEN SAHTELİK, APTALLIK, ÖLÜM YAYILAN DALY.RAKLAR, EY ALLAHIN BELALARI,  EY GÜÇLÜYE ALLAH'MIŞ GİBİ TAPANLAR  YÜREKLİYSENİZ, ERKEK OLDUĞUNUZU DÜŞÜNÜYORSANIZ ÇIKIN SIĞINDIĞINIZ MAĞARALARINIZDAN KİMSENİN YARDIMI OLMADAN TEK BAŞINIZA AYAKTA DURUN, KENDİ BİLEĞİNİZE GÜVENİN. GEREKTİĞİNDE SİZİ KULLANMAK İSTEYENLERE S.KTİR ÇEKEBİLİN, SIKAR DEĞİL Mİ ! HODRİ MEYDAN! ALLAH BİLDİĞİ GİBİ YAPSIN SİZİ HOLDİNGCİ, VAKIFÇI, ÇUKURCU ZİBİDİLER YUH SİZE .........

Gidin Ankara İstanbul  rezidanslarını bir dolaşın bakalım oraları işgal edenlerin neredeyse alayı  dalavereci, konaklarda oturan bezirgancı hacı babaların lise tahsilli  25 .30 yaşlarındaki kendileri gibi bezirgancı şımarık gürültücü edepsiz yavruları  hani eğitim? Nerede o ?Attaya gitti puşt   …...

Yoksa nefret palavraları sıkıp adalet  eğitim eşitlik diye cap cup edip ortalıkta gezinen, eline beline diline söz geçiremeyen zayıf ruhlu sakıngan yurtsever  fırsatçıların söylemleriyle bu ülke de gerçek DEĞİŞİMİ  asla başlatamayız. Gençlik  lehine, geleceğe umutla bakabilen delikanlılar, genç kızlar adına KURALLARI EZİP GEÇME ÇİĞNEME YIKMA ZAMANI. GERÇEK TEPKİ VE EYLEM ZAMANI …..  

Sırası gelmişken benim oturduğum apartman da karı koca profesör yaşlı bir çift var   bunlar her sabah  sarkık suratları portakal rengi kırışık ciltleri takma porselen dişleriyle süslü püslü takım elbise ve döpiyeslerini  giyip pahalı parfümlerini tenlerine sıkar sonra da yeni  model  pırıl pırıl cilalı siyah ciplerine atlar kendilerine vakit geçirmek için geniş bir oyun parkı sunan köşe başı mabetlerine gazlarlar orada  bütün saygınlıklarıyla, ürettikleri de kendilerine benzesin diye  güya çok derin gizemli  neredeyse anlaşılmaz sokağa çıktığında sana asla faydası dokunmayacak her sene aynısını tekrar edip durdukları alışıla gelmiş çoğunlukla yaratıcılığa engel ve sınırlamaya neden olan müphem ve can sıkıcı kökleşmiş akademik dandik standartlarla  gençliğin kafasını darbeleyerek morallerini bozar geriye kalan zamanlarında da arkadaşlarıyla oturup çay çörek eşliğinde,  beş, on yıl sonrasında çöp çıkan fikir ve eylemlere anın büyüsüne kapılarak nasıl aptalca onay verdiklerinden ya da sistemin veya başka bir şeylerin yolunda gitmediğinden birkaç bin yıl daha iyi gitmeyeceğinden yakınır, kıkırdar, fokurdar akşam üzeri de tıngır mıngır  evlerine dönerler. Ara tatiller de Uludağ’a kaymaya iki aylık yaz tatillerinde de  servet değerindeki yazlıklarında bronzlaşmaya  giderler. Bazen bu Bilimcilerle asansör de karşılaştığım olur, içimden “ Ey büyük Allahlım ben Albay olarak,  fedakarlık yapıp Teğmenime yer açmak için bunlardan 25 yıl önce köşeme çekiliyor tek başıma mücadele ediyorum hayata katlanıyorum da bu pörsümüşler, bu mıymıylar bu allahlıklar, BU ŞÜKÜRSÜZLER genç Akademisyenlere, milyona yaklaşan atama bekleyenlere, yeni kuşaklara yer açmak için neden aynısını yapmıyorlar “ derim kafa atmamak midelerine yumruğumu gömmemek için kendimi zor tutarım,

Üstelik bırak  fedakârlık yapmayı yargıç sıfatlı yaşlı başlı adamlar da aynı çeşmeden su içtikleri müttefikleri hoca takımına ölünceye kadar neredeyse ölünceye kadar kürsülerde gevezelik edip oyalansınlar diye destek olmak ve sistemde daha çok dehşet yaratmak için oyunu daha da ileri götürüp üniversiteyi bitiren oğlu iş bulamayan yoksul hane ebeveynlerini suçlu ilan edip nafakayı dayarlar,    

Maalesef sistem bu duyguları sınırlı, üst eğitimli, sadakat karşılığı  elde ettikleri unvanlarıyla şişinen emir erleri cübbeli eşkıya, yürüyen ölü ruhların egemenliğindedir, gariban vatandaş yasalar aleyhlerine uydurularak haksızlıklara kurban giderken onlar nereye doğru yürüyeceklerini oyunu nasıl oynayacaklarını bildiklerinden birbirleriyle tam bir dayanışma içerisinde hazır durumlara hazır tepkiler vererek sistemin ve muktedirin bekçiliğini yaparlar. .   

Sıradan insanı başarısız olduğu için suçlayamam elbette fakat sorumlu, birbirinden beslenen  düşünme yetilerini ancak  kendi çıkarları söz konusu olduğunda kullanan, adaletsizlik sadece kendi başlarına gelince  adalet isteyen, ederleri ruhlarına iliştirilmiş, bu cübbeli çarpık beyinlerin başarısız olup, iş olsun diye çala kalem yazdıkları kararlarla, sümüklerini hiç günahı olmayanlara bulaştırdığı için suçlarım evet, suçlamak ta  haktır …… ,   

Sıhhiyeciler de farklı değil ilk dürtüleri bunlarında güç  bazıları korkunç hastalıklarla boğuşsa da , çoğu paraya  ihtiyaç duymasa da nefeslerinin yettiği kadar  tezgahın başındalar. Şu  sağlıkta çağ atlıyoruz, reform yapıyoruz deyip popülist  bir düşünceyle  kurdukları uyduruk verimsiz kaynak israfı aile hekimliklerinin haline bak !  Hayatları meslekleri olmasa hiç olan -" hakarete uğruyoruz, saldırıya uğrayıp yoğun bakımlara düşüyoruz"  diye ağlaşmalarına rağmen işlerini terk edecek kadar ruh yoktur çünkü !-  bunca genç  atıl yığınlar sisteme girememenin çaresizliğini yaşarken onlar bütüne hizmet  etmek adına  köşelerine çekilip kendi zihinsel zenginliklerine hizmet edecek  meşguliyetler bulamadıklarından (Oysa insan ne kadar eğitimliyse ve nitelikliyse herhangi bir nesnel ilgi alanına o kadar ihtiyaç duyar ve bireyselliği arar) rezidanslarında karılarıyla torunlarıyla oturup bunalıma girmektense hem boş zamanların da mecalsiz  ölmekte olanlardan daha itibarlı kısrak gibi hemşirelerle neşelenmek, çevresindekilere karılarının ne kadar korkunç olduklarını anlatıp rahatlamak, hem de egolarını tatmin için fırsatını yakaladı mı hastalara laf sokup onların özür dilemelerinden, üzüntüden gözlerinin  yaşarmasından, depresyona girip delirmelerinden kendilerini daha iyi hissetmek için  yanıp tutuşan ( T.C devletinde sistem maalesef birinin ezebilmesi ötekinin de buna rıza göstermesi( güç, statü ) üzerine kuruludur)  zavallı üç derece miyop gözlükleriyle  bile bilgisayar ekranını görmekte güçlük çeken emeklilerden daha emekli (Şimdi de çok aktif oldukları için miatları 72 ye kadar uzatıldı amcaların, REZİLLİĞE BAK.) birkaç ÖLÜ adamı toplamış 10 metre karelik kafes gibi muayenelerde sanki hastanın TC kimlik numarasını sisteme  girmek tıp dalında uzmanlık gerektiriyormuş gibi emeklilerin raporlu ilaçlarını yazdırıyorlar aynı işi eczacı kalfası hak sahibinin kimlik kontrolünü  yapıp raporlu ilaçlarını  süresinde veremezmiş gibi. İnsanlar vergilerini Hizmet almak için ödüyor taciz edilmek için değil! Ayrıca kamu hekimi olmak özel hastane hekimi olmamak onları fırça atma çirkeflik yapma hususunda haklı da kılmıyor! Garibanların vergileriyle, bu adamlar  oyalansınlar, hastaya çirkinlik yapsınlar diye hem cepleri dolduruluyor hem de ofisler kiralanıyor! ( eczacılarla kurdukları menfaat işbirlikleri dedikoduları da cabası - ki bunlardan bazıları,  diğer meslek sahibi bazı tıynetsizler gibi bir yerlere ait olmak,  sığınmak, kafayı sokmak  için ceplerinden ofis bile  kiralarlar!  .......) İlaçlarımı  sırf bu yaşlı adamların kapısın da  dilenci gibi bekleyip  kapris çekmemek için  paramla  aldığım zamanlar oluyor Hem niçin raporlu İlaçlarımı almak için  bir dolu acayip bürokrasiyle uğraşmak zorunda bırakılıyorum, neden bir sürü çirkin insanla muhatap olmak mecburiyetinde bırakılıyorum, bana zorluk çıkaran, hayatımı kolaylaştırmayan,  bana faydası olmayan hizmeti ne yapayım ben, benden önemli ne olabilir ki?  Hem böyle çürümüş, sahte, yozlaşmış, bir sistem de, her şeyin çok çok çirkinleştiği böylesi bir dönemde  ihtiyacımız olan tek şey, ilişkileri daha da zedelememek adına MESAFE değil mi?  Zulüm bu ….. ,

Sonra da bu işlerin baş sorumlusu adamı  iktidar, her şey vatan için deyip bu ülkede başka insan yetişmiyormuş  gibi Türkiye  anahtar teslim onlara aitmiş gibi Rabbim Türkiye’yi BÜYÜTSÜN diye AK partiyi elçi olarak seçmiş gibi ülke yalnız onların toprağıymış gibi zamanın hiyerarşisi gereği ülkenin menfaatine olan bir ideoloji babalarının mallarıymış gibi 4 kez dinlendire dinlendire  (şimdi Taner Yıldızların, Egemen Bağışların, Efkan Alaların veya başka mübareklerin nöbet değişimi için dinlendirildikleri gibi …) bakan olarak atıyor özelleştirmeye ağırlık veriyorum deyip  devlet destekli yeni kadrolar yaratıyor  o da  televizyonlara çıkıp bangır bangır askeri hastanelerdeki harp cerrahlarının ellerindeki imkanları başkalarına kaptırmamak adına yerlerine kimseyi yetiştirmediklerinden  yakınıp efeleniyor aynaya bakmadan hem de!, Boş tapınakta karanlık ilahiler, Dinime dahleden bari Müslüman  olsa,  ya sen  söyle bakalım ya senin bağlı olduğun iktidar kesintisiz- daha da sürecek- 15 yıldır birilerini yerinize yetiştirdiniz mi ha! Soluklanıp soluklanıp  bakanlık yapıyorsun, had bildirip boyun eğdirerek olabildiğince hazza ulaşma  gibisi yok değil mi?  Aynı mayanın ürünü, makam saplantılı, düşman general kardeşlerin de çok sever sen ve senin ekip gibi emekli olsalar bile döne döne efendi olup had bildirerek insanlığa hizmeti ve bunun sonucu  mümkün olduğu kadar çok doyuma ulaşmayı.  Sizden başka ülkeye kimse hizmet edemez değil mi? Siz olmasanız bu ülke felaketi yaşar değil mi? Ülkenin tüm  gücünün tamamı sizde olmazsa, nüfuzunuzu biz garibanlarla paylaşırsanız  Allahu teala belanızı verir değil mi? Allah devreye girinceye kadar sizin  ALLAH ADINA VATAN BÜYÜTME, ATATÜRK ADINA VATAN KURTARMA azminizi, ardı ardına yazdığınız sözüm ona destanları sürekli ateşleme zorunluluğundan dolayı sıradan yaşamın kıyısındaki biz aptallar, biz aylaklar, biz lanetliler,  biz vızıltılar, biz cahiller, biz marabalar, biz zavallılar, biz varoluş sebebi sizi şakşaklamak olanlar, biz dal.y.raklar,  biz çerçöpler, biz daha az kutsallar, biz itler  biz nasipsizler, siz  hükmeden buyuran büyük beyin zatıalilerinize şakşakçılığa devam  etmeliyiz  değil mi? Bakar mısınız şu harikulade demokrasiye? Sizlersiniz, siz korku imparatorluğunun bekçilerisiniz  bizi Dinden, Atatürkçülükten, hayattan, Allahtan,  her şeyden soğutan.  YAZIKLAR OLSUN AYNI ZİHNİYETLİ  size.

Zaten cumhuriyet kurulalıdan beri  ben demeyip biz diyen sözüm ona bizler için kendilerini feda ettiklerini, ömürlerini insanlığın kurtuluşu için feda ettiklerini düşünen bu sözde önemli ve büyük ve ölümsüz denilen,  KOLTUK SEVİCİ, millet diyen, dava diyen, bayrak diyen, ümmet diyen, ulusal diyen vatan severler  yüzünden milyonlarca insan hak ettiği konumlara gelemedi, aç susuz, perişan işsiz  ve maalesef kendileriyle bir başına kaldı . İşini iyi yapan, kalabalıklara karışmayan, biz demeyip ben diyen insanlar da bize hep iyi, güzel şeyler bıraktı ve bırakıyorlar. Yaşar Kemal gibi, Vehbi Koç gibi, Fazıl Say gibi, Dücane  Cündioğlu, prof Doğan Cüceloğlu,  gibi....

İyi ki şu an ciddi bir uluslararası tehditle karşı karşıya değiliz! Tanrım kime güveneceğiz biz.....,

Unutmadan, ülke normalleşir normalleşmez vatan kurtarıcı kankileriniz paşalar için yine eskisi gibi GATA da krallar gibi muamele görsünler diye yeni düzenlemeleri hayata  geçireceğinizden de adım gibi eminim …… ,

Keşke bunları yazmak zorunda bırakmasaydınız beni!  Siz vatan büyütüp kurtarmaya poz ,caka satarak devam ettikçe, siz son nefeslerinize kadar milletvekilliklerinde, vakıflarda, meclis üyeliklerinde, danışmanlıklarda, kurullarda  hırsla şan,şöhret statü peşinde dünyevi yaşam peşinde koştukça,  ülkenin zenginliklerini kimsesizlerle, acının dibine vuranlarla paylaşmadıkça, fedakarlık yapmayarak nice hak eden yeni neslin canını  yakmaya devam ettikçe ben de sizin vatanı kurtarışınızla ilgili yazmaya, siz, başkalarının yaşadığından habersiz olan, siz beraber dans eden, siz kendi kuklacılarını yaratan,  siz beraber  güçlenen, siz ülke ahlakını yok eden, siz kayıp nesillerin yetişmesine sebep olan, siz beraber nefes alan kaşar  ölülerin tepesini attırmaya, mahvolmanız için dua etmeye devam edeceğim elbette!  Bize yaşattığınız bu duyguları bu zor yılları bu lanet yılları hiç bir zaman unutmadık, UNUTMAYACAĞIZ..........,

Gençliğine yer açıp fedakarlık yapan hayatını büyülenmişçesine bir güce adamayıp  kendine güvenen  tek başına  kendini mutlu edebilecek amaçlara yoğunlaşan, vasatların cezp edici tekliflerle gelip iğrenç oyuna katılma davetlerini reddeden sorumluluğunun idrakin de,  iyi   olanı ortaya çıkartarak birkaç kişinin çıkarına değil bütünün çıkarına hizmet etmeye çalışan refahı paylaşmasını bilen ezber bozan bağımsız ağırbaşlı mert diğerkam adamların umursanmadığı eşek yerine konulduğu görmezlikten  gelindiği  şerefsiz bir biçimde katledildiği, paraya ihtiyaç duymadığı halde kişiliklerinde önemli bir şey eksikmiş gibi kendinden ürküp fellik fellik hala bir güce yamanmaya çalışan “Çalışkan adamım, hizmet adamıyım, görev adamıyım” martavallarının arkasına saklanıp  sığındıkları  gücün emrinde kendi özgün fikirleri olmadığından onların  benimsediği düşünce yapılarında hareket edip ellerinden geldiği kadar kalarak bedelini ödemeden sistemi pisleten kendi yararına olacaksa önüne gelen herkesi yaralayan karmaşadan yalandan beslenip rezidanslarını kukularını çoğaltan fedakarlık yapmayarak bu ülkenin yetenekli çocuklarını yıkım içinde bırakıp boktan işler yapmaya zorlayan onları bozuk para gibi harcayarak en ufak şans tanımayıp kul hakkı yiyen  yoksula çaresize elini cebine bile atmaktan üşendiği için görmemezlikten gelip yok sayan gençliğin yaşama hakkını çalan haksızlıklara köhne uygulamalara riyakarlık yapıp seyirci kalkan nasıl davranması nasıl yaşaması nelerden mutlu olup nelerden kaygı duyması bir başkasının elinde fındık kabuğu ruhlu oldukları için  de kalabalıktan beslenen yalnız bırakıldıklarında  da muhabbet kuşu gibi cavlayan hep banacı  göz boyayıcı altta kalanın canı çıksın zihniyetli mevcut durumdan suyunu çıkarıncaya kadar nemalanan küçük devlet kafasına sahip gestapo, kendini beğenmiş, yaşlı, sürtük sever, zayıf, fiyakalı,  özlerinin monotonluğunu katlanamayan cambazların defterleri dürülmeyip el üstünde tutulduğu, ödüllendirildiği kutsal sayıldığı belki de cehennemden daha beter böyle kahrolası kepaze düzene de aynı çukurdaki tavşan sürüsü misali  sisteme olumlu yönde hiçbir katkı yapamayan milli irade gösteremeyen değer ve katma değer üretemeyen onlara yaşama azmi veremeyen aksine köhne adamların sakatlıklarına devam edebilmesi için yollarını asfaltlayan cilalayan parlatan iktidar muhalefet tüm siyasilere de yazıklar olsun…… 

Oysa insanı havyadan ayıran en büyük özellik yardımlaşma ve utanmadır, vicdan ve özveriye duyulan özlemdir zayıfın ayağa kalkışına yardım etmektir ,bunca genç işsiz sürüm sürüm sürünürken  bu tuzu kuru adamların onlara yol  açıp köşelerine çekilmesi parayla örtüşmeyen bireysel meşguliyetler bulması gerekmez mi? Ama bu özelliklerin izi bile yok hiç birisinde ……, şu yaşını başını almış tuzu kuru  Abdüllatif Şener' in  can sıkıntısından bir yerlere kafayı sokmak için sergilediği  rezalete bak , yazıklar olsun, .......

Kardeşlerim elbette bu ülkenin yozlaşmışlığının  genel görüntüsünü yansıtan, bu güç oyunu ellerinde tutan Türkiye’nin devinip yenilenme refleksine takoz nefretin gücü  cezalandırmanın sevgi olduğunu sanan, garibanların çığlıklarından nefret eden fırsat veriyorlarmış gibi onlara bu çarpık savaş alanında  AHLAKİ EKSİKLİKLERİNİ, HIRSIZLIKLARINI meziyet sanarak  “ Sen de bizim yaptığımızı yap, sen de takla at, sen de domal, sen de kullanışlı ol, sen de adam harca sen de gıybet yap seninde arkanda adamın olsun, sen de güçlü ol sen de çal ” deyip meseleyi rafa kaldırıp kurtulmaya çalışan at gözlüklerini takıp sadece önlerini kendileri için gören, güçten başka maddiyat tanımayan ülkenin kaynaklarını hoyratça kullanıp  gençliğin soyunu kıran bütüne hizmet için fedakarlık yapmayıp onur duyabilecekleri hiçbir şeyleri olmayan, dış dünyanın gerçekliğiyle bağdaşmayan uygulamalarının, başkalarına nasıl zarar verileceğini çok iyi bilmelerine hatta kime ne yapılması gerektiğinin farkında olmalarına rağmen kul hakkını gasp etmenin, çalmanın  günah olduğunun bilincinde olanlarca kıskanıldığını düşünen. Ülkenin ışığını gavur a.mı emer gibi emen, izzetinefsini, öz saygısını,vakarını koruyacak haysiyetten yoksun, bencil güç delisi güç sarhoşu güç tutsağı güç doyumsuzu müttefiklerin bu refiklerin  bu yeknesakların bu ülkeyi babalarının çiftliği zannedip, kendilerine ihtiyaç duyulduğunu sanan neredeyse ölünceye kadar sistemden çıkmayan hayatı savaş ve çatışma ortamı olarak görüp tanrısı dini imanı makam olan gücün onlara değer ve ün kazandırdığını zannederken tavırlarıyla değersizleştirip zayıflattığını farkında olmayan  kaprisli kendilerini bile aldatmaktan korkmayacak kadar vicdansız genç işsizlik  boyunların da  asılı kaldığı sürece de aldıkları her nefes de  zorlanıp alnı ak yaşayamayacak olan  en önemlisi hızla değişen dünyaya  ayak uyduramayacak kadar enerjileri eksik ruh yorgunu  çok azı dünyaya kendi çentiğini bırakabilmiş  ama hiç biri yaptığından kazançlı çıkmamış görünümleri çirkin konuşma tarzları çirkin yürüyüşleri çirkin her günü yaşayış biçimleri çirkin kendilerine hesap verme bilinci oluşmamış meziyetleri de hiç bir zaman kendilerini sandıkları biri gibi olmaya yetmeyen beyinleri yüzyılların mirasına sahip çıkan öğretilmiş klişe beylik deyimleriyle dolu bu yerleşik düzenin duyguları körelmiş hırslı onaylanma peşindeki bekçileri ağaları sultanları paşaları imamları ağabeyleri ablaları şefleri patronları efendileri siyasileri klanları üfürükçüleri profesörleri soytarıları hükümdarları sütuncuları üst düzey bürokratları bunların hala güçten beslenen eskileri ve diğer her sektördeki bir birlerine benzemek için yarışan arkalarında bize güvenebileceğimiz neredeyse hiçbir şey bırakmayan, icraatları ölümcül benzerlik gösteren bize sürekli bütün o yalnız, yitik ve kıyıma uğramış hayatları hatırlatan, yaşattıkları bağışlanamaz adaletsizlikleri saçma sapan acıları asla unutmadığımız, unutmayacağımız ve asla asla unutturmayacağımız ve hep BEDDUA ederek, hep SÖVEREK anacağımız  Atatürk'le ya da Din'le bizi aldatan her dönemin  ensesi kalın aynı sınıfın üyesi ayrıcalıklı, karışık, birbirlerinden beslenen , hep ezdiklerinden ------- neler yaşandığını yalnız ezilen duyumsar-------  hiç bir şey hissetmeyen  MASAL ANLATICI kukla  mutlak muktedirlerini, gücü elinde tutuklarını sanan ama o gücün kölesi olduklarının farkında olmayan geri zekalılarını, afacan hasta ruhlu şirket üyelerini, tabutlarına düşünceye kadar güçlerini bırakmayan çok bilmişlerini, kan emicilerini ( bunlardan kanı emilenleri şimdilerde çok işitiyoruz), ÜLKEDE KOLTUK İÇİN  RUHSAL YA DA FİZİKSEL SAĞLIKLI  GENÇ  BIRAKMAYAN LANETLERİNİ ben de sizin sevdiğinizden daha fazla sevmem. Beni dünyanın patronu da yapsalar sevmeyeceğim onları üstelik  ülkemi ülkesini çok seven  siz  Türkiye cumhuriyeti vatandaşları  kadar da  çok  kızıyorum  VE DERİN BİR NEFRET DUYUYORUM onlara ………,  -

Çünkü bu mutlu azınlığın gerçek amacı ne hizmettir ne de para,

Çalışmak zorunda da değillerdir,

Tek gereksinimleri vardır o da sahip oldukları konumlarını iktidarlarını  korumak bunu da birbirlerinin ve gençliğin kanından beslenerek pekiştirmektir,  

Fehmi koru örnektir buna, böyleleri hiçbir gazete de yazamamasına rağmen yine bir yolunu bulup gazete çıkarmaya reklam alıp gelir elde etme derdine düşerler, amaçları para da değildir aslında amaç katma değer yaratıp kendilerinden sonrakiler için proje üretmek de değildir amaç bilgisayarlarıyla yatıp kalkmak, mümkün olduğunca kurdukları internet gazeteleri  ile  ortalıkta gözükmek, mümkün olduğunca yapmakta olduklarını yada onların türevlerini yapmak,  mümkün olduğunca kendinden kaçmak mümkün olduğunca aferin almak mümkün olduğunca pohpohlanıp birileri tarafından üniversitelere, televizyonlara oraya buraya çağırılıp yalnız bırakılmamaktır bunun içinde nihai ve tek hakikat olan YARIM ASIRDIR YAPTIKLARINI YAPMAYA yarım asırdır yaptıklarından nemalanmaya  gözlerine perde ininceye kadar devam ederler çünkü önceden bildiği iş ve türevleri dışında başka meşguliyetler edinmek zihin tellerine fazla yük bindirir önceden bildiklerini yapamamak başlarına gelme olasılığı yüksek riskli bir duruma kayıtsız kalmaktan daha ürkütücüdür kodese tımarhaneye hatta mezara gideceklerini bilseler de yola devam ederler. Kanser bile onları yollarından geri çeviremez bırakıp tedaviye yanaşmaz erteler de ertelerler çünkü değişim onlar için kayıp anlamına gelir yitirmeden, acı çekmeden, sancı duymadan de değişim de olamayacağından küçük bir kaybı kabullenemez ve sağlıkları dahil her şeylerini yitirirler sonları hüsrandır üst düzeyler de görev yapanlarda  böyle vakalar çok  yaygındır, Bakanlıkta çalıştığım dönem den biliyorum,  şube müdürünün teki kanser tedavisini, cerrahi müdahale ile tekrar sağlığına kavuşabilme şansı da olmasına rağmen iki yıl daha işini sürdürürse daire başkanı olma ihtimali yüksek olduğunu düşündüğünden tedaviyi reddetmiş ve altı ay içinde de vefat etmişti zavallı. Keşke kaybetmekten korktuğu şeyin çok da büyük olmadığını idrak edebilseydi belki de şimdi hayatta olacaktı. İşte bu sebeple kelepçeli tıpkı eroin gibi alkol gibi sigara gibi  bağımlı, kapıdan kovsan bacadan giren ( ki bu topraklarda  çuval dolusudur)  5o yaşın üzerin deki refah seviyesinin  üzerinde gelir elde eden kötü ruhlu, tatminsiz her vatandaştan ve bunlara çanak tutup, mevki veya nüfuzlarının yaydığı ışıltının yansımasından reklam gelirleriyle sebeplenmeyi uman allahın cezası teneke fırsatçılardan sistemi işgal etmeye kirletmeye fırsat eşitliğini engellemeye devam ettikleri müddetçe kazançları nispetinde bel büktürecek  ek vergi tahsil edilmeli - böylesi kodese tıkmaktan daha etkili bence - toplanan vergilerle de ülkenin açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayan neredeyse % 51 bulan vatandaşına istihdam ve gelir artışı yaratılmalı ve en önemlisi, zamanı geldiğinde eldivenlerini çıkarıp asması gerektiğini bilen bir boksör kadar vicdanlı olamayan, izandan uzak, bağımlı bu adamların yaşamın onlardan ne beklediği, toplumdaki görevlerinin ne olduğu yakışanın ne olduğu  gerçeği kafalarına vura vura  öğretilmelidir. (Bağışlayın çünkü sorumluluktan, doğru yaşam biçiminden kaçan insanlara söyleyecek başka söz bulamıyorum) . İşte sana gelir adaletsizliğini gidermenin yöntemi. İnsanlar doğası (her şeyden üstün gördükleri çıkarları) gereği emir, kural ve yasalarla yönlendirilmedikçe tatmin edilmesi çok zordur  ve herkes ilke ve talimatlarla adilce idare edilmeyi arzu etmektedir. Ayrıca bu ülke onlara çok şey vermiştir. Geride parayla örtüşmeyen, yaptığı işi yapmadan devam edebilecekleri hiçbir şeyleri olmayan nüfuzlarını, isimlerini kullanarak başkalarının yaşama hakkını çalan ve bunun sonucu şu zamanın şartlarında içinde barınılması lüks olan sistemi katleden, zayıflamasına neden olan, VATAN EVLATLARINI SİSTEME GİREMEZ HALE GETİREN bu sorunsuz sorumsuz taş yüzlü  yerleşik düzenin sözde muteber utanmaz Müslüman  adamları değişimi reddettikleri sürece de reklam ve sporsorlu yayın kazançlarının çok büyük bir bölümünü adil paylaşım prensibi gereği varlık  vergisi olarak geri ödemeleri vatan borcudur.., Ayrıca insan eylemsiz kalmamak için elinden ne geliyorsa her fedakarlığı yapar, bazıları götünü bile verir.........,

Kendilerini insanlara egemen kılma imkânı sağlayan güce tapmak ve her şeye hükmetmek isterler,

Güçsüze merhametleri yoktur onlar ihmal edilmelidir, ezilmelidir ayaklar altında yuvarlanmalıdır onlar yoksul kalmalıdır ki saltanatları devam edebilsinler,

Özgürlükten korkarlar,

Adil olmak empati yapmak kitaplarında yazmaz, acımasızdırlar,

Kendilerini yönetmek yerine birbirlerine biat ederler, bu işte ehildirler,

Yaşama ve bu ülkenin evlatlarına  karşı vazifelerinin ne olduğunu düşünmezler,

Onlar için insanlık makam ve rütbedir ruh değil!,

Sürekli ahkâm keser özenle yakınmayı severler,

Terör örgütlerin den farkları yoktur eğer şayet şeytanın evladı o çocuğu  değillerse kendi bireysel güçleriyle bir şey yapacak inançtan yoksun oldukları için sorunu az veya çok kayırıcılarına  ( FETÖŞ YA DA DAYILARI) teslim ederek bulundukları konuma gelmişlerdir. Şu yıllardır sistemde en üst düzeyler de  güç sahibi, hayranlık uyandıran, derin gizemli bilgelik dolu diye nitelendirilen altmışlık yetmişlik dokunulmazların altlarını iyice bir kazıyın bakalım neler çıkacak? Fondan yardım almadan bir yerlere gelen var mı ?  Büyük meziyetler insanı onurlu kılar. Şahsiyet sahibi insan dürüst sahtekarı oynayıp her denilene evet diyerek otoriteye itaat etmez, ikbal beklentisiyle özünü yok sayıp boyun eğmez kula kulluk etmez, adileşmez. Gücünü başkalarından değil kendinden aldığı için de her zaman  zayıfların hedefindedir. Bu meziyetlerinden dolayı da yalnız Türkiye de değil dünyanın neresin de olursa olsun hak ettiği değeri çoğu zaman bulamaz ve bir baltaya sap olamaz olması da karanlık bir dolabın içine tükürüp fareyi gözünden vurması kadar mucizedir bu sebeple de ya dışarıda kalır ya da cümbüşe çok çok geç katılır)

Çoluk çocuklarına yakınlarına kendi kulvarlarında koşanlara, özgürlüklerini bağışlamak için kendileri için çalışmalarına  izin verilenlere bunca aç varken işsizlik yoksulluk adaletsizlik bir kement gibi toplumun boğazını sıkarken bir lokma ekmeğe çalışmaya muhtaç insanlar inim inim inlerken televizyonlar da meydanlar da bu  "çürük şahitlerin " huzurunda sevgi dolu gözlerle mazluma yoksula yanınızdayız deyip gizliden parmak gösterirler sanal da kandırmaca!  Dombıramı alırım yürek sazımı çalarım Yaşaaaa  Varoool  HER ŞEY VATAN İÇİN, NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE, NE MUTLU DİNDARIM DİYENE  heeeey , oleeeey ! Her yer de dağ gibi büyümeye devam eden  bunaltıcı çaresizlik  inlemeleri arasında…..    , oysa  kendimiz, ülkemiz için daha iyi bir yaşam istiyorsak ülkeyi bölmek parçalamak yok etmek isteyenlerle savaşırken aklımızla da savaşıp  sadece cennete gitmek için kendilerini yakan post kapma peşindeki Budistler gibi vatan millet din Allah, hizmet, eğitim  heeeyyyy, oleeeeyyy demeden önce sosyal adaleti sağlamamız gerekir.  İyi yaşam istiyorsanız  -------  Eğer, siz yüzde birlik kesim, geri kalan yüzde doksan dokuzun da çıkarlarını gözetirseniz bu hem işinize gelecek hem de  Allaha olan inancınızı da pekiştirecektir unutmayın akılsız herifler! -------  başkalarının da iyi yaşamasını arzulamalısınız. Yoksa yönetemezsiniz ve !

Yerlerine yetiştirdikleri kimse yoktur,

Bu adamlar varken cehenneme de gerek yoktur,

Özgürlük nedir bilmezler,

Sürekli sorun yaratıp yararsız tartışmalarla hoşnutsuzluk üretirler üretirler ki zalim yollarına devam edip karılarına sevgililerine ballı işlerine devam edebilsinler, 

Başkalarının alkışına ihtiyaç duyarlar kendi değer yargılarına göre değil toplumun sahte değer yargılarına sanki tanrı buyruğuymuş gibi taparlar,  değil vatanı sevmek kendilerinden bile nefret ederler,

Saygınlığın soyluluğun ve şerefli olmanın ölçütü ruhani değil dünyevidir,

KAYITSIZ olduklarından kul hakkı yemek, kendileri dışında başkalarının da bu vatanın evladı olduğunu düşünmemek  o kadar da kötü değildir,     

Cehennemin ömürleri yettiği kadar yüksek statün keyfini sürüp başkalarına merhamet etmeyen onlar için fedakarlık yapmayıp kul hakkı yiyen zalim bencil bireylere ev sahipliği yaptığından habersizdirler,

Çoğunlukla sonu felaketle bitkinlikle bitse bile statü merkezli sahte saygınlık (Makam mevki nüfuz) dışında başka hiçbir şey onlara zevk vermez,  

Utanmazdırlar gücü yakaladıkların da sorgulamayı reddederler. Kendi rahatlarını amaçlamaktan başka hiçbir düşünce ve eyleme tahammülleri yoktur bunu da Vatan Bayrak Din Hizmet kılıfı altında gerçekleştirirler,

Gerçek umurlarında değildir gerçeğin ört bas edilmesidir önemli olan,

Hepimiz öleceğiz hepimiz yenilginin bok çukuruna yalnız düşeceğiz hepimiz. Ne kadar zirvelere aşık olmuş olursak olalım. Konumumuz ne olmuş olursa olsun Ekonomist, Yönetmen,  Asker, Yumurtacı, Casus, Tellak kaçış yok. Ne kadar mutlu olmuş olsak da Azrail er geç  gelecek ve  suratımızın ortasına yumruğunu çakacak. Bunu bilmek empati yapmak için yeterli bir neden olmalı ama değil hırs delileri bu ülkenin yüzde onunu oluşturan derdi para olmayan ahlaksızlığını zamanın ruhundan alan bu kumaşı kibir bir avuç güç emperyalisti, bu sonradan görmeler bu imparatorluğun diktatörleri bu kötülüğün efendileri bu vurdum duymazlar  geri kalan yüzde doksanın hayatını sürekli işkenceye çeviriyor. 

Yetinmeyi bilmeyen insan müsveddelerinin kirli niyetleri yüzünden, nihayetinde değmeyeceği son derece aşikar şeyler yüzünden yeni neslin geleceği rehin alınıyor hayat onlara çok görülüyor.  Neden bu rezil döngü kaderimiz oluyor? Neden bu düzeni imha edecek, sistemi kirletenlere bedel ödetecek- birileri bu topraklardan çıkmıyor? Lanet olsun!

Vatan KURTARAN değil daha az ZARAR veren insana ihtiyacı var bu toprakların. Ülkenin b.k muamelesi  gören genç evlatlarına bari son dönemleriniz de ihanet etmeyin. Onların akla nasihate öğüte ihtiyacı yok,  sizlerin bir zamanlar düşündüğünüzden çok daha iyi düşünüyor şimdiki gençler, tek istekleri anlayış. Çok ezilen topraklarda çim bitmez. Bağrında yaşadığınız toprakları hoyratça kullanıp zarar vermeye devam etmeyin. Bu ülkenin gençliğine de çizmesine de güvenin. En temel vatandaşlık görevinizi yerine getirin düşün yakalarından, s.ktir olun gidin   …… ,

 VATANSEVERLİK FEDAKARLIKTIR.  ÇAĞDAŞ UYGARLIK SEVİYESİNE ÇIKILABİLMESİ İÇİN, İLERİ EĞİTİM ÖĞRETİMİN YANINDA, KENDİ DÖNEMLERİNDE YETİNMEYİ BİLEN KONFORUNDAN VAZGEÇEN  HAYATLA YOKLUKLA EŞİTSİZLİKLE ADALETSİZLİKLE TEK BAŞINA MÜCADELE EDEBİLEN ÇAĞI ŞEKİLLENDİREN  YOL GÖSTERİCİLERİN DE  VAR OLMASI GEREKİR...........,

EN BÜYÜK TEHLİKE DUYARSIZLIKTIR. ARTIK YETER, Gidin kendinizi oyalamak için başka meşguliyetler edinin. Düzüşmekten de nefret ediyorsunuz, yaprak kımıldamıyor, mavi hap bile derman olmuyor artık farkındayım, Kendinizden de nefret ediyorsunuz onun da farkındayım. Bari dünya turuna çıkın, Balık tutun, torunlarınızla saklambaç oynayın, türbe ziyaretleri yapın, zeytin ağacı dikin, çapraz bulmaca çözün, her gün bir araya gelip acınası, lanet geçmişinizi kıyaslayın, bahçenizdeki ayrık otları temizleyin, mevlüt okutun, çizgi roman okuyun, bu yaşta hala işeyebildiğinize şükredip namaz kılın, halı silkeyin, gazoz için ya da ölün! Temiz gidin mezarlarınıza.................. Zaten akranlarınızın çoğu ölü ve yıllardır  kemirilmekteler, Neden  Müslüman rabbim ölümü bile size gecinden veriyor anlamış değilim. Ayna da  şu suratınıza bir  bakın yahu, ölmeyi unuttunuz mu nedir? Mezarınızı sevecek kadar yaşlısınız ulan DALLAMALAR ! Anlayın artık. S.tir olup gidin.  Ey ulu rabbim sanki sen emekli olmuş gibisin bu zararlı elli yaş üstü dinazor dişsiz ağızlı adamları ( dizşiz ağızlılara ne denir bilirsiniz) hiç mi görmüyorsun?.... .

Bütüne hizmet etmek ayağıyla içindeki hırslı yavşağa söz geçiremeyen yaptıkları kirli işlerin ağırlığını az da olsa hafifletme uğruna   “, vatan millet vicdan  aile bayrak ”  gibi  hazır kıta kutsal enstrümanlarla  gerekçe yaratıp bir gücün gölgesine nalları dikinceye kadar otlanan koltuklarını şükür edip terk etmeyerek gerçekte tiksindikleri bu milletin çocuklarının işine, aşına ekmeğine engel olan yaşlandıkça, ölüm mızrak gibi yaklaştıkça daha da çok hırslanıp içlerindeki bütün o sadist nefretleriyle birbirleriyle “ Kim daha çok sistemi kirletebilir, KİM DAHA ÇOK KÖTÜLÜK YAPABİLİR ”  düellosuna giren, her güne yok etmek, zarar vermek için başlayan sisteme yük ellilik  altmışlık  yetmiş seksenlik o kadar çok varlıklı saygın zina sever asalak  silik  var ki bu ülkede, ah   …… Bunları eleştirmeye de kalkamazsınız,  eleştirmeye kalkanları, sorgulayanları da vatan sevgisinin ne olduğunu bilmediklerinden eleştirenleri vatan haini diye yaftalayıp ülkeye ve kendilerine karşı yapılmış hakaret olarak görür  nefret ederler ve nefret söz konusu olduğunda her şeyi mubah sayarlar ve  nefretleri onların uzmanlık alanıdır  ve Zülfikar kılıcı gibi  mükemmeldir…..  

Vatan Millet Adapazarı söylemi yüzyıllardır sahtekarların mabedi olmuştur. Bu yapıştıkları mühimmatı sağlam değerleri yaylım ateşi gibi dillerinden hiç düşürmemelerinin nedeni geri planında mevki çıtır sevgili şan şöhret fırıldak para gibi getirisi hoş beklentiler olduğu içindir, dilleri her daim sütre gerisinde tetiktedir. " Hadi Müslüman madem dindar  adamsın madem hizmet için yanıp tutuşuyorsun  git camii inşaatlarında çalış ya da hadi Vatan sever git Uludere kaya tepe karakolunda nöbet tutup Vatanı koru  ülkenin hizmetkarı ol " desen suratına bön bön bakarlar. Dünya mı yoksa kendilerinin mi daha değerli olduğu sorulduğunda da  seçimleri de tahmine gerek duyulmayacak kadar aşikardır, bencil yaratıklar sizi ……  

“ Menfaate dayalı dünya düzenin de yükümlülükleri ve tarihi misyonu itibarı ile yüz yıl sonrası planlanarak geçmişi adil dizayn edilmemiş garibanın garibana kırdırıldığı güçlünün güçlüye tutunduğu ezilenin hep aynı mazlum olduğu her türlü maceraya açık yönetim modelinde gücü elinde tutan egemenlerin adil olmalarını sen nasıl oluyor da bekliyorsun? Nasıl oluyor da ilke kural ve adaletten bahsediyorsun? ” diyen birileri de çıkacaktır elbette,  

Haklılar belki de evet, çöpten adalet beklemek imkansızı ummak anlamına gelir.Yine de kapıyı açmanın mümkün olmadığını, duvarı yıkmaya gücümün yetmediğini, mücadelenin hiçliğini koşulların asla bana uyum sağlamayacağını  kimsenin sesimi duymak istemeyeceğini bilsem de - nasıl öleceğimi bildiğim halde pes etmiyorsam -  diz çöküp aşağılık bir adam  gibi yaşamayı da kabullenemem , yara alacağımı acı çekeceğimi bilsem de düşmanla, haksızlıklarla savaşmadan gerçek bir  dürüst sayılmayacağımı biliyorum Rabbime ve kul hakkı yemeyen insanlara verilmiş sözüm var    ……….,  

Bu tatminsiz İhtiyar sirkine dönen  ülkede, düşündüklerimi, tek kaygısı güç olan su başlarını tutmuş birbirlerine çıkar zincirleriyle sımsıkı  bağlı liyakat diye mızmızlanıp duran liyakatsiz,  düşmanlarını da kendi önemlerini de sıradan insanı kusturacak kadar abartan hep kazanmak için oynayan bencil nefret ve öfkeden kıpkırmızı gözlerle koruma ordularıyla yasemin kokulu yazlıkların da korunaklı yaşam alanlarında zina yaptıkları evlerde  kürsülerde gazete deliklerinde teknelerde dırdır edip, sanırım çene çalarak da öteki tarafa gidecekler, söylemleri ile eylemleri birbirine zıt nihayetinde de sanki senaryo ülke dışında başkalarınca yazılıyormuş gibi ya aldatan ya da aldatılan, gençliğine bu kadar umursamaz olma cesaretini nereden aldıklarını bilemediğim, kimsenin bilemediği, KENDİNİ BEĞENMİŞ, YÜZSÜZ, en iyi koşullarda bile zalim olan, pislik yapmadıkları zaman ahmaklık yapan    Azrail'in hemen yanlarında beklediği gerçeğinin farkında olmayıp hala  birbirlerini kandırıp muhtelif  kumpaslar kuran, yetinmeyerek işsizlerin aşsızları garibanların kimsesizlerin hayatlarını çalan, kendi çıkarlarını ulusun çıkarları ile bir tutmayan topluma faydalı olan bir tane bile referansları olmayan, bölüşmek paylaşmak kavramlarını yok sayacak kadar ahlak yoksunu, metal yorgunu, yılların yorgunu  BU ÜLKENİN İYİYE DOĞRU SEYRİNDE TEK KATKISI OLMAYAN HATTA EĞİTİMDEN ADALETE ÇİVİSİNİ ÇIKARAN, YENİ  NESLİNİ KOLTUKLARINDAN FEDAKARLIK YAPMAYARAK EYLEMSİZ BIRAKAN, ONLARA İHANET EDEN FIRSAT EŞİTLİĞİNE KÖR, HAK EDEREK ELDE ETTİKLERİ HİÇ BİR BAŞARILARI OLMAYAN, ARKADAN DESTEKLİ VARLIKLARINA SAYGINLIK KATACAK TEK BİR EYLEM VE DÜŞÜNCE GÜCÜNDEN YOKSUN GENÇLİĞİN KANIYLA BESLENEN, GENÇLİĞİN ENERJİSİNİ, EMEĞİNİ, GELECEĞİNİ HEDER EDEN ÖZETLE " SÖZ KONUSU PİSLİK YAPMAKSA GERİSİ TEFERRUATTIR " ÖZLÜ SÖZÜNE SIKI SIKIYA BAĞLI OLAN GURUPÇU ÜLKENİN NERESİNİ TUTSALAR ORASINI D.ZEN, ADALET VE EŞİTLİK UMURLARINDA OLMAYAN DARBECİOĞLUDARBECİ, kendilerinin saltanatlarına, koltuklarına, şan şöhretlerine, b.k yemelerine  biat etmeyenleri de hain diye yaftalayan, ahlaki kişilik sergileyemeyen aksine sağlam duruşu olanları da yok eden, tek gereksinimleri sahip oldukları şeyleri muhafaza etmek olan kaos olduğunda da sıvışacaklarını kestirmenin çok da zor olmadığı sözde güç bezirgancısı kendi seslerine aşık durmadan nutuk atan ak saçlı buyrukçu yurtsever EBEDİ ERGEN hep isteyen, istekleri olmadığında da her şeyi lanetleyen, vicdansız, vicdansız olduklarından acı çekmeyen, rezil hayatlarında layıkıyla yaptıkları tek iş  yakıp - yıkmak, ikili oynamak ve kıvırmak olan, yarı-erkek, acımasız, diktatör, salt kötülük, TÜRKİYE'NİN ASIL PROBLEMİ " VAİZ,  NİTELİKLİ TAZİZCİ " sömürü düzeni adaletsiz sistem sakini, haramzade, burnundan kıl aldırmayan  karanlık yığınların  kafalarına vura vura ( zihni felçleşme yaşadıklarından bu mesajı anlayacak tıynette insan olmamalarına rağmen) onlara nasıl tırışka, marazi, arızalı, kalitesiz, HAİN bir insan olduklarını belki hissettirebilmek  belki de  çoğunluğun  sessiz kalıp  adice yutkunduğu ve ortalığı koklayıp durduğu bu lanet olası dönemde az da olsa özverili insanların var olduğunu ve hala nabızlarının attığını gösterebilmek için içimde biriken enerjiyi şerefli bir biçimde tiksinme duygusuyla kâğıda döküp rahatlayamazsam muhtemelen şiddete doğru ilerleyip kendime ya da birilerine hamle yapabilirim evet,

Oh be şimdi iyi hissediyorum kendimi , bu çok iyi geldi işte   ……   …….

 

  

 

ROL

Geçen akşam sinemadaydım,

En uzun metrajlı film hangisi diye sorup,

Salona girdim,

Zaman harcanmak içindir,

Filmi seyretmeye koyuldum,

Orta doğu yapımı bir film,

 

Kadının iki oğlu var,

Kocasından kalan mirası büyük oğluna verip diğerini ihmal ediyor,

Bu miras senin hakkın değil diyor,

Ama asıl sebep büyük oğlunun karısı,

Sözde hiç hak yemez dini bütün bir kadın,

Küçük oğlanın karısı adamı kafese aldığı gibi,

O da Anneyi ve büyük oğlanı kafese almış,

Madem ikisine de hemşirelik yapıyor,

Kayınpederinin vasiyeti de benim hakkım diye düşünüyor,

 

Bu arada küçük oğlunun karısı da,

Adam güçten düşünce bir yolunu bulup boşanma davası açıyor,

Evden tüyüyor,

 

İçimden,

Ne aileler var diye geçiriyorum,

İnsanın çıkarı uğruna yapmayacağı hiçbir şey yok,

 

Sonra burada önemli olanının herkesin işini iyi yapması olduğunu idrak ediyorum,

Ailenin tek salağı küçük oğlan dışında,   

Rolünü kim daha iyi oynarsa,

O kazanıyor,

Sahici olan, saf olan da suiistimal   ediliyor,

 

Filimi seyretmeye devam ediyorum.

Adam sende,

Bana ne el âlemden, vicdanım o kadar geniş değil, kimsenin de çobanı olamam,

Herkesin cehennemi kendine,

İşim olmaz,

Hem her koyun kendi bacağından asılır ve tek başına meler,

Meeeee , meeeeee, meeeeeee,

 

    

 

AYAK KAYDIRMAK

Yıllarca öğretmenlik yapmasına rağmen tuhaftır mesleği ile hiçbir ilgisi olmayan bir eğlence merkezinin başına müdür yapmışlardı zaferi,

Aradan beş yıl geçip,,

Tüm iyi niyetiyle hizmet edip davullu zurnalı eğlence meraklısı ayyaşlara yaranamasa da görevini sorunsuz bitirmenin mutluluğunu yaşarken,

Bu sefer de başka bir iş yerine  proje işlerine bakan vasıfsız bir eleman olarak ataması yapılmıştı,

İnsan başına gelenlerin, hiç hayalini kurmadığı şeyler olduğunu yaşadıkça anlıyordu, 

Üstelik yeni görevindeki müdür de  eski talebesiydi ve atamayı yapan kurum da sözde  liyakate çok  önem veren  efsane kurumlardan biriydi,

Daha ilk gün adamın tehdidiyle karşılaşınca da neye uğradığını şaşırdı,

Öğrencisinin neler hissedebileceğini anlayabilecek tıynette olmadığından, kararlılık ve tehdit dolu bir ifadeyle “Bak arkadaş senle çarpışacağız, üç yıl sonra ya sen gideceksin buradan ya da ben ” diye çemkirip duruyordu adam,

Üstelik bu sözleri kendisiyle aynı koşullar da görev yapan rakibine  değil de emri altında çalışacak olan geçmişte öğretmenliğini yapan birine dile getiriyordu zavallı şişman şey,

Tabiî ki adam bu çirkin söylemini ; can alırken aynı metotları kullanan ve sayıca çok olduklarından göze batmayan  işgal ettikleri yeri koruma arzusuyla yanıp tutuşan, her tavizi veren, çıkarına olmayan her fitneyi görmezden gelen benzer layık olmayan heriflerin hakimiyetindeki, gıybetçi sistemin gücünden aldığı aşikârdı,

Neyse,  o gün hoca gözlerini kısıp hiç cevap vermeden ve garipsemeden sadece dinlemekle yetindi amirini çünkü ahlaksızca kazanılan başarılarla dolu kurulu düzenin ne kadar aşağılık olduğunu bildiğinden olan biten hiç bir şeye de şaşırmazdı,

  

Aradan birkaç yıl geçti,

Hocanın saf dışı edileceği gün yaklaşmaktaydı,

 

Adam planını devreye soktu,

Ahlaksızlığı meziyetiydi adamın,

Ve sistemin ihtiyaç duyduğu biçimde hamuru bozuk,

Rakip gördüğü, kendinden ast yenebileceğini bildiği  hasmı  gözüne kestirip  iftira, tehdit gibi psikolojik yöntemlerle bel altı çalışarak yok etmede ustaydı,

Etkili ve derin bağlantılar kurar, karanlık kendine benzeyen güçlerle dirsek temasını da hiç aksatmaz, İnsanları kendi çıkarı için kullanıp sonra da ona hizmet edenlerin sırtına zalimce hançeri saplardı, en son kullanışlı kuş enveri hançerlemişti.

Şu andaki konumuna da geçmişte terfisi için merdiven olarak kullandığı karanlık bir gücü yok ederek ulaşmıştı zaten,

Son dönemler de var olmaya başlayan  gayri ahlaki sistemin hamuru aynı uygulayıcılarıyla uygun adım yürüyemeyen hocanın, öne çıkarılıp itibarsızlaştırılması gerekiyordu öncelikle,

Zavallı şişman şey karalama kampanyalarını, bölüm başkanın pis işlerinde kullandığı çapkın şamar oğlanı ( Whiıpping boy) soytarısı tetikçi üzerinden yaparak   “ Eğer ben gider o benim yerime gelirse ilişkilerinizde sorun yaşarsınız, bütün işinize it gibi ben koşturuyorum, yapmanız gereken ödevleri emrimdeki uzmanları birbirine kırdırıp onlara havale ederek sizin rahat etmenizi sağlıyorum, o hiçbir iş yapmaz, cümle yazmasını bile bilmez, sözcükleri kağıda sağlıklı dizemez yanarsınız, yapmanız gereken işleri yapmak zorunda kalırsınız ” vs gibi şantaj kokan aşağılayıcı sözlerle  göz dağı vererek onun ürküp korkmasına ve onunda bu durumu başkana yansıtmasına neden olur böylece de,  asıl  aşağılık pislik fitneci  kendisi değilmiş gibi zedelenmeden, hiç risk almadan olayların dışında kalmayı başarır, o koca kıçını da layık olmadığı koltuğa iyice perçinlemenin hazzını yaşardı.

Ona dokunulmasını, soruşturulmasını, nereden gelip nerelerde görev yaptığını gizlemenin, kendini saklamanın en iyi yolunun başkalarını fitneleyip, itibarsızlaşmaktan geçtiğine inanırdı, 

Bir süre sonra çirkin iftiralar etkisini gösterdi, hoca sözde ahengi bozduğu, sahtekarlıklara uyum sağlayamadığı ve başka hoşnutsuzluk yaratan sözde birçok özelliğinden dolayı yetkisiz kılınıp iş yerinden uzaklaştırılmaya başlandı amaç onu duygusal yalnızlığa itip bunaltarak başka bir göreve kendi arzusuyla atama isteğinde bulunmaya itmekti, kendi ipini kendisinin çekmesi daha hayırlıydı,

Hatta aşağılık adam,  hocanın iş yerinden görüştüğü, kendilerinden makam ve rütbece üstün gördükleri kişilerin önünde koşulsuz eğilen, söylenen ve öğretilen her şeye inanan ve küçüklüklerinden itibaren kabul görmek için  otoriteye ve dayatmalara  biat etmesi öğretilen kendisi gibi olmaktan çok birilerinin gölgesinde onaylanma, pohpohlanma ve ait olma peşindeki en az adam kadar aşağılık, köle ruhlu, sorgulama yetileri gelişmemiş, ilkesiz, vicdansız, fikir üretmekten uzak, haksızlıklara baş kaldıramayan,  yılışık, lisansüstü eğitimli ve madalyalı kahraman, boş bakışlı bir kaç devre arkadaşını da ---- hakikatleri akılsızları aldatmak için rezilce değiştirerek ----- kafa kola alıp ondan uzaklaştırmayı başarmıştı, artık tertipleri de hocayla karşılaştıkların da onunla küstahça alaycı bakışlarla zorlama konuşuyorlar, fırsatını bulduklarında da uzaklaşıyorlardı,

Aforoz edilmişti sanki,

Kimse aralarına katılmaya davet etmiyor, bir çay içer misin demiyordu,

Kediler diyarında bir kuş!,

Sürekli ayağına basılıp, hedefte olması ve aşağılanması,  bu kepazeliğe sesiz kalıp gözlerini kapayan!  Terbiye, Ahlak ve insani gelişimleri koşullara uygun! Uzman statüsündeki diğer personelin de işine geliyor, konumlarını sağlamlaştırıyor,  kendileri için rahat bir ortam yaratıyordu,

Onca haksızlığa ve kadre karşı yinede inatla görevine devam ediyordu zafer, 

 

Bir gün odasında bir başına oturup tam sigarasını yakmıştı ki,

İş yerinde çalışan kadınlardan birisi içeriye girdi,

Elini merhametle hocanın omzuna hafifçe koyup,

Bir fincan çayın üzerinden,

Öne doğru eğilerek,

“Haklısın ama bizim gibiler için bu çarpık düzene katlanmaktan başka yapacak bir şey yok,

Çaresiz dayanmak zorundayız,

İyi kalpli insanlarız biz, Allah yardımcımız olsun ” deyip usulca dışarı çıktı,

 

O da çekmecesinden angarya olsun diye verilen toplantı, bilirkişi vs dosyalarından tekini çıkarırken,

Kadının Söylediğini düşündü,

Mesleğinde hiçbir yerde görev yapma zahmetini yaşamamış, çilesini çekmemiş olmasına rağmen bulunduğu konuma paraşütle inip kısa sürede yöneticiliğe layık görülerek meslek hakkında vaazlar vermeye başlayan,  gıybetin gücüne güvenen yükselmek, saygınlık kazanmak, onaylanmak, menfaat elde etmek vs için her yolu, her o. çocukluğunu mubah gören vasat, kalitesiz, terbiyesiz, karaktersiz, ağzı şerbetli, her yalak  gibi efendilerinin taktığı maskelerle ve davranış  biçimleriyle donanmış kendine benzeyen aynı tıynetteki güçlünün kölesi, gözdesi, yalakası,  meslek dışı ilişkileriyle göz doldurup zirvelerde fink atan,  liyakatli! cihangir kahraman amirlerince de; sahanın her yerinden dedikodu, şantaj gibi aşağılık şutları çekebilme becerisine sahip, sıkı çocuk olduğu düşüncesiyle koruma kalkanı altında tutulan, yaptığı işe layık olmadığı halde yapan, sahtekar olduğunu kendisi dışında herkesin bildiği ya da herkes sahtekar olduğundan kimsenin onun sahtekarlığını hayretle karşılamadığı bazlama surat, zavallı şişman şeyi düşündü,

Bölüm başkanlarının, görev değişimi yaparken birbirlerine el senediyle teslim ettikleri ve kurgulanıp kolayca yönetilebilecek cibilliyette olduğundan,  Daireyi üzerinden kontrol altında tutup, gizli operasyonlarında  ve ayak işlerinde kullandıkları, bazılarının da atandıkları görevlere çanta gibi beraberinde taşıdığı  tomografisi çekilse beyni görülmeyecek kadar küçük, rüzgar ne taraftan kuvvetli eserse o yöne eğilen ve elbette mevkisini korumak için bunu  başarıyla yerine getiren,  terakkiyi dalkavuklukta görüp, yalakalık ve tetikçilik yaparak kariyer basamaklarını teker teker tırmanıp efendiler katına çıkacağını sanan güç yalakası  çapkın soytarı, kullanışlı kuş, hafiye enver’i düşündü,

Her şeyin farkında olmasına rağmen egemenliğini devam ettirebilmek adına aptalı oynayıp sahtekârlar lobisini bir arada tutmayı başaran derin dünyalarla enteresan ilişkiler kurabilen zeki başkanı düşündü,

Bunlara baş eğmemesinin, yalvarmamasının, saygı duymamasının nedeni gerçek nefret duygusunu düşündü, 

Ülkenin dört bir yanının böyle adamla dolu olduğunu düşündü,

Sistemi ve bütün günahların kaynağı ihtiras duygusunu düşündü,

Her ne şekilde olursa olsun başarı arayışıyla haykıran kendileri gibi aşağılık sahte insanların gözünde saygınlık kazanıp kahraman olmak için öne geçip azıcık avantaj elde etmek uğruna harala gürele hileye başvuran, temiz, idealist insanları dışlayıp yok eden, ölülerle dolu çalıştığı TATMİNSİZLER ALEM' ini düşündü,

Ve en kötüsü de bütün bunların vatan millet aşkına diye yapılıyor olması diye düşündü,   

Sonra kadının söylediğini bir kez daha düşündü,

 

Ve çaresizliği üzerinden atarak sigarasından derin bir nefes daha içine çekip,

Dış göreve gitmek üzere hınçla odadan dışarı çıktı, 

Ve bir ay geçti geçmedi çete, kendisine benzeyen her şeye evet diyecek birini bularak hocayı görevden uzaklaştırdı,

Nihayet başı vurulmuştu,

Kurul  başkanı Ahmet in  bile bu atamayı durduracak yeterli gücü yoktu, kötülerin dayanışmasıyla oluşmuş çarpık sistemin cazgırlarına karşı  kendi geleceğini düşünerek hocayı da tanıdığı halde bu olaya tepkisiz kalmak zorundaydı yoksa onu da bitirecek kadar kirli düzenle uyum içindeydi yılan gözlü cazgır mafya …… ,

Bazen, aradan yıllar geçip, ülkede karanlıklar yerini aydınlığa bıraktığında, bütün bu olumsuzlukların nedenleri az çok ortaya saçıldığında veya sıra yukarıda bahsedilen sistemi kendi çıkarı için kullanan  gıybetçi, fetöcü adamlara geldiğin de bile insan kendini çok iyi hissetmez. Neredeyse bir ömrü hak, hukuk, adalet içinde geçirmek varken bunlardan mahrum kalınmış ve eksikliği yaşanmıştır, asıl nedeni hakkın da düşündükçe bırakın iyi hissetmeyi ruhunuzda derin köklü yaralar bile açılabilir,

 

 

    

DAYANMA GÜCÜ

Bazen ıssız sokaklarda tek başına volta atmak bile güzel duygudur,

Güç komasından çıkmaktan ürken böceksi kibirli kaşarlanmış silik adamların seni yönlendirmek zorunda olmaması,

Sana kendini iyi hissettirir,

 

Kullanılmaya müsait mutluluğu yükseklerde arayan, olmayanı kovalayan hep daha fazlasını isteyen tamahkâr ayak takımının,

Sonunda nasıl psikolojik bunalıma girip biyolojik olarak hastalandıklarını ve keş kelerle baş başa kaldıklarını keşfedersen eğer,

 

Yine de yaşamın asıl mucizesi nedir biliyor musunuz?

Mesela kaldırımda yanınızdan elinde bastonuyla yönünü bulmaya çalışarak hızla ilerlemeye çalışan görme özürlü genç adamın sanki çok şey biliyor ve görüyormuş gibi bakan müşfik canlı yüzüne bir göz atın,

Nasıl da kusursuz bir kayıtsızlıkla yaşama tutunmuştur,

Veya bir su şirketinin dağıtım elemanı genç delikanlının tertemiz giysileriyle kapınızın önünde yaptığı işin bedelini almak için çakmak çakmak gözlerle gururla bekleyişine bir göz atın,

Ya da Kızılay da dolaşırken işine yetişmeye çalışan iki ayağı doğuştan özürlü genç bir kızın o gülümseyen yüzüyle akülü tekerlekli sandalyesinde gerçeğe tutunuşunu fark edin,

Ya da çıldırtan kalabalıktan uzak tertemiz giysileriyle belli bir biçimde park banklarına oturmuş titreyen elleriyle coşkuyla gazetelerin okuyan birkaç beyaz saçlı şerefli yüzü,

Ne yaptıklarını çok iyi bilen tutkusunu yitirmemiş olması gerektiği gibi olan gerçekçi binlerce sıradan güzel insanlardır bunlar,

 

Utanırsınız,

Aptal gibi hissedersiniz kendinizi,

İçinizden ben niye zorlanıyorum diye geçirip,

Dik yürümeye başlar,

Sanki hafiflemiş gibi salarsınız kendinizi hayatın içine,

Aksın güzelim zaman istediği gibi,

 

  

    

MÜMTAZ GÖKÇE

Kırk yaşlarında,

Dimdik,

Uzun boylu,

Yapılı,

Güler yüzlü,

Mavi gözlü,

Kalın çılgın siyah kaşlı,

Zeki,

Asil,

Doğal bir adamdı,

 

İşiyle meşgul olur,

Çıkarı için gıybet yapıp insanlara zarar vermezdi,

 

Her zaman doğruyu savunur,

Zor durum da kalacağını bilse bile hiç yalan söylemezdi,

 

Makam odasına saygı ve sevgi içerisinde ürkmeden girerlerdi genç çalışanlar,

Üstleriyle paylaşamadıkları sıkıntıları,

Ona açar, sızlanır, yardım beklerlerdi, 

Her zaman güçsüzün yanındaydı,  özellikle kabul görmek için kıç yalamayıp canı yananların,

 

Bir keresin de haksız yere sürgün edilmek istenen iki meslektaşına kalkan olmuş,

“Bu arkadaşlar işleri ne gerektiriyorsa onu yapıyorlar eğer onları sürgün ederseniz beni de gönderin bu işyerinden ” diye kapışmıştı yetkililerle,

 

Personelini koruyan bu alçakgönüllü, insancıl ve kurtarıcı  yaklaşımlarından dolayı da, içinde  yığınla sefil  fetöcü  barındıran ve onların saltanatına izin veren kurumun, birbirlerine benzeyen  tepe noktalardaki ölü ruhlu  amirleri onunla yakın ilişki kurmaz,

Dedikodu yapmadığı  ve gerçekleri savunduğu için hiç sevmezlerdi,

Cılkı çıkmış sistemden beslenen vasıfsız, beyinsiz ve kalpsiz ölü o.. çocukları,  soğuk davranırlardı o mavi gözleri pırıl pırıl parlayan tarz ve zarafet sahibi  adama,

Üstelik zamanlarının çoğunu onun hakkında gıybet yaparak geçirirlerdi,

 

Sonra birden,

Bir başkası olamadığından ötürü baskılara dayanamayıp kendi isteği ile terfisine iki yıl kala işi bıraktığı duyuldu,

Muhtemelen fetöcülere karşı çıkıp doğruyu savunduğu için, fetöşün askerleri hudutigillerden talimat almak için mevzilenmiş  imamlarca taciz edilerek ekarte edilmişti,

 

Ve özgün, idealist, coşkulu  genç iş arkadaşları da,

Hayatları boyunca,

Başlarına böyle şeyler geleceğinden,

O adam gibi,

Güçlü, görkemli ve onurlu insanları,

Zirvede görev yapan akıl ve yürekten yoksun, yok sayılabilmeleri için önce  var edilip pohpohlanarak yüceltilen, daha çok şöhret peşindeki sirk şeytanlarının aralarında istemeyeceklerinden ve birçok dürüst ve yetenekli insanın da  bu yüzden başarılı olamayacağından endişe ettiler.

 

.

 

KEŞİF

Genelde bir hakikat dile getirildiğinde kahkahalarla gülünür,

Gerçek böyledir aslın da, komiktir,

Herkes gerçeği söylemeye pek cesaret edemez,

Nadiren duyarsınız,

Duyduğunuzda da gözünüzden yaş gelinceye kadar gülersiniz,

O göz yaşının için de biraz da hüzün vardır, sefillik vardır memnuniyetsizlik vardır, içiniz acır aynı şeylerden sizde şikayetçisinizdir,

Hatta bunu dile getirdiği için karşınızdakini hiç olağan üstü bir şey yapmamasına rağmen övebilirsiniz de,

 

Görüştüğüm insanlar tuhaf olarak niteler beni,

Ne zaman ciddi ne zaman şaka yaptığımı pek anlayamazlarmış,

Çok sevimli olduğumu mizah duygumun gelişmiş olduğunu söyleyen eski çalışma arkadaşlarımdan biri başka bir sefer benden nefret etmeye başlar, 

Şaka yaptığım zaman hemen tepki verir,

Ciddi misin?

Çünkü içinde uydurma vardır gerçek abartılmıştır,

Bu da komik olmaktan çıkar,

Bir daha böyle şakalar yapma der,

 

Ciddi bir şey söylediğim de de,

Zevkten dört köşe olup kıs kıs güler,

Ya yeter artık hiç gülecek halim yok,

Çünkü gerçeğin kendisi ciddi olmaktan çok komiktir,

 

İnsanları nelerin cezp ettiğini görmek ilginç,

 

Neyse işte eksantrik adamın tekiyim onların gözünde,

 

 

 

BAŞKENTTE YAŞAM VE ÖLÜM

Konut kentten Kızılay otobüsüne bindim,

Meşrutiyet caddesi son durakta indim,

Karanfil sokağa dalıp yürümeye başladım,

Saat 11.15 suları,

Havada bayat ter sidik ve ucuz şarap karışımı bir koku var, 

Üstüme üstüme geliyorlar,

Akın akın bana doğru,

Şekilden şekle giren memnun ve aptal görünümlü kravatla beyinlerini sıkmış iblisler,

Ömürlerini ruhlarını emen rutin işlerde heder etmelerine rağmen kendilerini saçma ve bağışlanamaz adaletsizliklerle akılsız ve yoksul bırakan sisteme öfkelenip sızlanan çelimsiz gözleri kanlı ve eski kürdanlar gibi dışarı çıkık özlerine kadar yanmış süzgün görünümlü emekliler,

Güzelliklerinin sürekli bilincinde etiket fiyatları beyinlerinde yazılı dik ve sıkı yürüyen görsellik gururu taşıyan mini etekliler,

Ufak tefek bir adam ve kolunda her güzel dişi gibi toplum içinde bir erkeğe ait olmaktan hiçte hoşnut görünmeyen sarışınlardan biri,

Düzgün kesimli bıyık, biblo göbek, temiz bir gömlek, duble paça ütülü bir pantolon ve parlayan ayakkabılarıyla muhafazakar Türk tarzında giyinmiş siyasilerden daha siyasi görünümlü nefretleri önyargıları ve gelecek düşleriyle yüzlerinden kan damlayan yumuşak yürüyüşlü birkaç orta yaşlı  ılımlı Müslüman güç simsarı,

Sıçarak salak ve titrek boyunlarını ileri geri oynatarak yürüyen, zıplayan ortalıkta dolanan güvercinler ve onlara küçük plastik bardak içinde bir evliya gibi yem fırlatan gürbüz bir çocuk,

Kadınların ihtiyaç duyduğu biçimde tamamen şahsiyetsiz yüz hatlarına sahip ciddi donuk yüzlü kereste duruşlu kara yağız delikanlılar, 

Güzellik meraklısı Ankara erkeğinden umudunu kesmiş orta yaşlı başörtülüler,

Bildik denklemin dışında kalmayı, aşikar olana savaş açmayı marifet sayan düzeni elinde tutanlardan nefret ettikleri için onlardan merhamet dilenmeyi ret eden, aşağı yukarı üniversite rektörleri iş adamları ağır ceza hakimleri mühendisler veya köşe yazarları kadar mutlu ve bilge tuhaf adamlar,

Yalancı şahitler,

Uzun ömürlü meslek sahibi deyyus bulma arayışıyla dolanan üniversite mezunu gizli fahişeler,  

Dır dır yapıp kan emmeye hevesli karılarının heveslerini kırmanın yolunu sabah erkenden evden tüymekte bulan ve onların son dönemlerde neden bu kadar huysuzlaşıp, değiştiklerini, neden aşkla sevdikleri, akşamları özlemle yollarını bekledikleri biricik  kocalarına olan ilgiyi aniden yitirdiklerini ve çok tuhaflaştıklarını ve nezaket sınırlarını fazlasıyla aştıklarını bir türlü anlayamayan, vatani görevlerine emeklilikte de Silahlı Kuvvetlerin vakıflarında, cennet bilim anfilerinde,  bilmem nerelerinde, oralarında buralarında  azimle " önce vatan, kutlu dava için canımız feda  " diye çığlık atarak makam koltuklarıyla ve saltanat arabalarıyla, hiçlik dolu süslü dergileriyle  devam eden madalyalı,  genelkurmay başkanlığından sonra şimdi  milli savunma bakanlığına da yeşillenen, kırk küsur yıllık hizmetiyle övünüp duran! Dost yüzlü! Fehmi korunun arkadaşı, Paşa sıfatlı komutanlarınca, sırtlarına  tebeşirle "X" atılıp  49 yaşın da kadrosuzluktan cehennemin  ya.şaklarına şölen için kapı dışarı edilen işsiz albaylar,

Evlerini bok götürmesine rağmen  parlamentoda erkeklerle eşit şekilde temsil edilmeleri gerektiğini savunan güçlü kadınlar platformu üyesi bir gurup temsilci,

Özgürlük, adalet, faşist Türkiye diye haykırarak halay çekip tepinen çılgın nefret dolu genç işsizler,

Emekli yargıç, mühendis, doktor vs hali vakti yerinde, matkabı işlevini tamamı ile yitirmemiş yetmişlik koca düşleriyle ava çıkan mavi tenli şişman bacakları varisli, bir birlerine benzeyen,  fazla uzun bakılmazsa hala az da olsa cinsellik yayan ellilik bakireler,

Ağızlıklı sigaralarını tüttüren Makasçılar,

Hem profesör hem akademisyen hem klinik psikolog, hem hastaneci, hem yazar hem çizer hem sapık  kariyer sahibi bir p.ç,

Yoksul hırpani kılıklı ama geldikleri yerlerdeki hayata kıyasla mutlu görünen yabancı uyruklularla onlara sevgi göstermek tripleriyle  çocuklarının başını tükürük salgılayarak uzun ve hırıltıyla  meşe ağacının kabuğu gibi  ellerle okşayan kel edep yerlerindeki kılları andıracak kadar sıçan rengindeki ince sakallarıyla sözde dini bütün birkaç sokak sakini,

Çöp bidonunun tepesine tünemiş bulduklarıyla beslenmeye çalışan sıska bir kedi ve ağzında fare “ kimin gücü kime yeterse bu işler böyle yürür ” der gibi kuyruğunu hava da ortalıkta dolanan bir başkası,

Kibirli pelikan gözlü ev sahipleri,

Zihninde dolar düşleri kurarak turlayan geniş hasır şapkalı yaşlı bir goril ve yanında bir sürü erkeğin arzuladığı piercingli göbek deliklerini sergiledikleri sertleşmiş atmık lekeli kan kırmızı  mango askılı bluzlarıyla teksas çizmelerini kaldırım da tıkırdatarak dolanan pazara teşhire çıkmış boş anlamsız çok dizi yüzlü tenleri ekşi sperm kokan üç dört genç  fahişe,

Sokak boyu sigara izmaritleri ile travesti kartvizitleri,

Emekli olur olmaz,  halkın üzerinde kendilerine daha mutlu refah düzeyi yaratsınlar diye yolu asfaltlanmış, bir ateş böceği gibi yalnız kendisi için yanıp sönen, sistemi içeriden çürüten ve kokuşturduğu sistemin balını  emen çoğu soylu soplu, imtiyazlı sözüm ona vatan aşığı madalyalı gibi Silahlı Kuvvetlerin paşa şirketlerin de ( pırıl pırıl yeni mezun hukukçular böyle yozlaşmış sistemde yer edinemezken,eylemsizlikten hayatları  hiçliğe, nevroza, sıkıntıya, korkuya dönüşürken, 17 milyonu yoksulluk içerisindeyken hatta borçları yüzünden intihar ederken ) adalet ilkesine  zarar veren bir davranışla-- zaten hukuksuz bir ülke-- ahbap çavuş mekanizmasıyla, yasa dışı çıkar ilişkisiyle, yaygın bozulmanın fırsat bilinmesiyle, "  kurmay paşalara var da bana yok mi " deyip eşitsizliği kendine dert ederek! Hukuk müşavirliği görevini kapmış, benliğinden başka hiç bir şeyin umurunda olmadığı aşikar fizyonomisiyle, adliyeci altmışlık, kendi Atatürk severliğine inancı tam, karakterli, gemisini yürüten bir paşa eskisi ve kolunda muhtemelen işler yolunda gittiğinden, kravatıyla kaydıraktan kaymaya devam eden vatansever zeki kocasına aşkı hiç bitmeyen, her eş gibi kocasına sımsıkı ve güçlü nefret bağlarıyla bağlı muhterem zevcesi,

Kırk yıllık çalışma hayatından sonra, bir 7 yıl daha, sevimli çocuklarının da başarıyla görev yaptığı (el alemin çocukları çarmıhta çıldırmış! Kimin s.kine, kırılsın belleri......, vatan belli sınıf ve zümreye yani  mübarek AK partililere, bu paşa amca gibilere, diğer güç vesayetçileri ile bunların  çocuklarına, torun tonbalağına, damatlarına, yeğenlerine, bilmemkimlerine ait, zor zamanlarda bile bunlar hiç eksik olmaz her daim baş köşededirler ) TSK vakıf ve şirketlerinde hoplayıp zıplayıp efendilik yapan, ardından da  kendine  benzer tarz kişiliklerin harmanı holdinglerden birine hemencecik atlayarak, savunma sanayinde elde ettiği  nüfuzunu, kendisini çıkar elde edilebilecek mal gibi gören Küçük Efendilerinin emrine tahsis edip onların  cebini dolduran,  ve "önce vatan, önce millet "deyip sürekli bir üst dişliye sıçrayıp sistemi kirletmeye devam eden, özgürleşmekten ölümden korkar gibi korkan,silah arkadaşları balyoz, Ergenekon vesaire den mağduriyetler yaşarken eşleri ya da  kendileri kanser olurken umru olmayan, baba, ileri gelen, yol gösteren olması beklenirken acizlere, var oluşsal ihtiyaçları engellenen arkası olmayan genç hak edenlere, lanetlenmişlere, bataklıkta yaşayanlara anlamsızlık duygusunun, eşitsizliğin, yararsızlığın, ıstırabın ne olduğunu öğreten yetmişlik korgeneral eskisi sözde entelektüel, çıkarını her şeyin üstünde gören profesyonel düzen adamlarından bir başka zavallı Mask Atatürkçüsü bir Atatürk sever. YAZIKLAR OLSUN ( İşte ta Osmanlıdan beri sivil ya da asker her meslekte böyle bencil, kendine yetmeyen, kendi gücüyle ayakta duramayan, kendilerine ait dayanacak bir şeyleri olmadığından tutunacak efendiye, çobana, abiye  ihtiyaç duyan,  her gel diyene giden, her gel diyen zibidi holdingciye, şirketçiye ayakları kıçında koşa koşa gidip onların cebini dolduran ardında da sırtlarının sıvazlanmasını, başlarının okşanmasını  bekleyen   bir psikopat gibi, bir  çocuk gibi tek arzusu  kendini tatmin olan başkalarının arzu ve isteklerine kayıtsız, egoist, kişisel özgürlüğü kendine ağır gelen,  topaç, ömürlerini kendilerini zeki ve üstün görünmeye çalışarak tüketmiş, vatan vatan, Atatürk Atatürk, ümmet ümmet  deyip hedef şaşırtarak gerçek yüzlerini özenle saklayan kafesçi, hastalıklı insanlar yüceltilip, sivriltildiğinden ülkenin iki yakası bir araya gelmiyor, oradan oraya bir yaprak gibi sürükleniyor. Dikkate bile değer bulunmayan Bulgar bile  1. Balkan harbin de çatalca ya kadar gelip İstanbul'u tehdit edebiliyor. Ağzımızdan çıkan kelimeler bize ait olmuyor, ibadetimize  bile karışılıyor ılımlı olsun, ılımsız olmasın falan diye........... .)

Kafelerin dış mekanların da, Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşleri'ndeki ivan'ın " kim babasını öldürmek istemez ki?" ifadesini kanıtlamak istercesine, babalarından nefret eden hacı sakallı sıska vücutlu ağızlarında sigara siyah kemik gözlükleri, minicik küpeleri,  daracık tişört ve kot pantolonları ve kalçalarıyla ünlenmeye aç 9-6 çalışmak nedir bilmez hayatların da hiç delik ceplerle yüzleşmemiş, hiç kirli çorap giymemiş, bacak bacak üstüne atmış,  penislerinin büyüklüğündeki arabalarının anahtarlıklarını  çevirip, sokağa ahmakça sırıtan  temiz ve entel görünümlü Türkiye'ye ve Tanrı'ya inan güneş yanığı tıfıllar,

Çizmeyi aşıp kabadayılığa soyununca o pembe kıçlarına şaplağı yiyen gazete sütuncusu eskileri, 

Tapınaklarından beslenmeye devam eden,edep timsali paşa veya ak parti eskileri,        

Altın çağını yaşayan yargının ruhundan kaynaklanan para hırsıyla gözleri alev alev yanan ellerine fırsat geçtiğinde de müvekkillerinin iki ta..ğını birden alan, inşaatçılardan, sıhhiyecilerden, profesörlerden daha beter, DOLANDIRICILARDAN DAHA ACIMASIZ, DAHA TACİZCİ , MÜVEKKİLİ ANLAMAYAN YA DA ANLAMAYI UMURSAMAYAN YA DA UMURSAMAMAKTAN HAZ ALAN  PARAGÖZ TAVIRLARIYLA  ADALETE  ZARAR VEREN dar kıçlı şişman yanaklı hasta avukatlar,

Kodeste aldatılıp ihanete uğradığını düşünürken tahliye olunca harikalar diyarına gözlerini açıp - hızla girdiği siyaset dünyasın da aynı  hızla  emeksiz yükselip parlamenter olmuştur - geçmişine minnet eden olan bitenden habersiz yüzünde mantar bir gülümsemeyle şaşkın şaşkın ortalıkta dolanan, vatan büyütme projesinin figüranlarından  emekili bir zabit, 

İki kez evlenmiş iki kez boşanmış bir şeyler bilen ve yeni bir şeyler denemek isteyen, beyaz ırktan bıkıp özlemini duydukları damarları fırlamış nabız gibi atan şeytanımsı zenci babafingoyu iki elleriyle kavrama düşleri kuran, orgazm için yanıp tutuşan, aşk için ölen yine de namuslu kadın ayaklarına yatarak hiçbir erkeği umursamaz bir tavırla ortalıkta dolanan ve fahişelikle bakirelik arasında salınıp duran koca memeli  kırk yaş üstü, sağlıklarına önem veren,  "Erken tanı hayat kurtarır!" sihirli cümlesine sadık kalarak yıllık  jinekolojik testlerini ve mamografi çekimlerini ihmal etmeyen   " Pembe Benekler Derneği " üyesi bekar anneler,

Başında el örgüsü yeşil takke, elinde otuzüçlük tespih kolları dizlerinde kurtsu kısık gözlü bulanık bakışlarla kıpırdamadan durup şeyini küçük bir kıza teşhir etme hayalleri kuran pusuya yatmış sübyancı bir yılan,

Kimsesiz kalmış yürümekten aciz çaresizliği soluyan yelpazeli teyzeler,

18 nci yüzyıl kıyafetlerini andıran giysileriyle hücreden tahliye olmayı bekleyen hükümlüler gibi sokakları arşınlayıp yaş haddinden emekliliği bekleyen açelya yüzlü bildik ölçülerde idari hizmetler kadrosundaki devlet memurları,

Gençlik uçunca, baştan çıkarıcı cinsiyet kimliğinden çıkınca, feminist olmak zorunda kalmış erkeklerden nefret eden, altlarında reno clio ları, gerdanlarında beşi biryerdeleri üzerlerinde basit desenli pazen elbiseleriyle saçları kına ayaları kına iri güneş gözlüklü, şoset çoraplı  ucuz babetli, boyunlarından kalın ayak bileklerine ve sarkık memelerine ve matah olmayan yüzlerine  rağmen şekilli kıçlarıyla mavi damarlı ağdalı bacaklarında hala iş olan hafta da bir kez düzenli terapiye gittikleri parlak zampara psikiyatrlarına aşık, arada hırsız sermeyenin desteklediği siyasi mitinglerde broşür,parti bayrağı, poster dağıtan özgür kadınlar hareketi üyesi, spastik çocuklar vakfı gönüllü elçileri, feministleri yüceltme platformu şakşakçısı ellilik kokoşlar,

Sözleri denli güçlü olmayan karafatmayı andıran fizyonomisiyle toplumun çıkarından çok tüccar patronunun çıkarına hizmet eden paytak yürüyüşlü efsane bir gazeteci ve yanında al yanaklı sinsi gülüşlü  baş parmağını emip duran yeni bir afet,

Belaya ihtiyaç duyan, görevlerini yapmanın huzurunu hissedecekleri ve garibanların üzerinde çalışarak edindikleri iyi eğitimleriyle kendilerini kanıtlayabilecekleri birilerini bulup kodese atmak için can atan dar siyah pantolonlu kasklı, joplu çelik yelekli biber gazlı spreyli kelepçeli ağzı kafeslenmiş köpekli parazit yapan ilahi telsizleriyle sakalları henüz terlememiş donuk yüzlü tertipli liseliler gibi bir arada manga düzeninde bekleyen düzen bekçisi genç iri polis çocuklar ve yanlarında tepe ışığı açık ekip otosu,

Ve onların önlerinden geçerken, ulu polislerin maaşlarını hak ettirecek bir suç işleyememenin utancıyla başlarını önlerine eğerek yürüyen ve bir polisin hayatta kendilerine hiç kimsenin zarar veremeyeceği kadar zarar verebileceğinin de bilincinde olan sıradan ulu vatandaşlar,

İşlerinden nefret eden yinede işlerini kaybetmekten korktukları için fizyonomileri görünmesi gerektiği gibi görünen amirlerinin göz tacizinden bıkmış parlak siyah zarif topuklularıyla asfaltı takırdatarak yürüyen bakire memureler,

Gömleklerinin yakaları açık,  sıradan bir erkekte olmayacak kadar iğrenç kıvırcık kıllarla kaplı göğüslerinde, kıllarına karışmış gümüş Türk bayrağı kolyeleriyle siyah el çantalı saçları boyalı züppelik sınırına dayanmış,   ağızlarında kürdan dünyaya metelik vermez kabız hayatlarıyla ortalıkta zik zak  dolanan açık alan manyağı kamburu çıkmış bok çuvalı maçolar,

Çuvallayan asap bozucu muhasebeciler,

B.k muamelesi görmekten yakınan  ve gösteriler düzenleyen küçük gruplar,

Üfürükçüler,

Kendilerini bırakıp karılarına aşık olan daha sonra da çok pişman olan hayat bezginleri,

Restoranların kapıların da kalabalığı tavlamaya yönelik kara tahta üzerine yazılı ucuz menü ilanları ve içeride kendilerinin önemli bir şahsiyet olduklarından emin bahşişin  iri ümitlerle ortalıkta fırıldak gibi dönüp bahşiş koparmaya çalışan garsonlar,

Gösteriş budalaları,

Kovboy şapkalarını laubali bir şekilde öne yatırmış günümüzün modası kişisel gelişim filozofları gibi hiçlik dolu özgüvenleriyle şişinip çaresizlere gelecek sinyalleri veren her gördüğüne “ Başarı İkliminin Sultanı sensin ” diyerek (o ne lan !)  kendi geleceklerini garantilemeye çalışan zavallı medyumlar,

Edebiyat, siyaset, ekonomi veya başka alanlarda kendilerini yaşama taşıyacak bir fırsat bekleyen yedek oyun kurucular, 

Yüzü efendimize dönük kara gözlüklü dilenciler,

Aktif yaşamlarını  asap bozucu, ayak kaydırıcı, kavgacı bir gürültüyle geçirdiklerinden, sessizlikten ürküp ve üstüne para vererek iş arayan yeni  emekli sığırlar,

Yol kenarlarında başı önünde kolları da dizlerinde oturmuş, saçı sakalı bir birine karışmış  muhtemelen  gidecek  yeri  olmayan  yaşlı bir adam caminin açılmasını ve içeriye alınmayı bekliyor,

Ve bu sadakayla var olmaya çalışan, yakarıp dua eden dilencilerin önünden geçerken ellerini cebine atmaktan üşenip hiç istiflerini bozmadan kayıtsızca geçen, yardımlarına muhtaç olanlardan nefret edip aslan kesilen, işlerine yarayanlardan merhamet  şefkat dilenip önlerinde el pençe  tapınıp domalan, devlet memurlarına küçük adam, gördükleri her kadına da fahişe gözüyle bakan ama konu vatan hizmeti olduğunda askerliğini bile bedelli yapıp kaytaran, ölmeden de hiçbir b.klarını elden çıkarmayan, piçliğe uyumlu kişiliğiyle;  fizyonomisi akranlarına kıyasla  en az on yıl genç gösteren ve  paranın sağladığı kolay hayattan her yerlerinden yağlar fışkıran yumuşak lanet kodamanlar,

Büyükçe gözlerle derin bakışlarla her yalnız erkeğe büyükçe ellerini aşk için uzatan fahişeler,

Sineklerin istilasına uğramış kirli beyaz önlükleriyle burunları akan sümüklü dönerciler,

Hayli sağlıksız zihinsel özürlüler yurdunu andıran simitçi kafelerde oturmuş bangır bangır rock müziği eşliğinde yalnızlığın yılgınlığını üzerlerinden atmak için soğuk ve kötü çay eşliğinde  sigara içen  paralarını harcarken bile keklenen  çoğu iyi erkek gibi talihleri tükenmiş kadınlarına bağlı olduklarından onların ihanetine uğramış muhtemelen kodesten ya da deli koğuşundan yeni çıkmış ölmeyi umursamayan ama oraya varmak için geçecek zamana tahammül etmek zorunda olan avurtları çökük  titreşimsiz somurtkan suratlı hapı yutmuş orta yaşlı kimsesizler ordusu,

Berduşlardan daha endişeli görünen korkuları ve kötücül aptallıklarıyla hırslı, can sıkıcı, kusturucu, Ertuğrul ÖZKÖK sosyete dedeleri kılıklı  genç daire başkanları,

Karşısına çıkan insanlar yüzünden çabuk yaşlanıp mecburen insanlığını yitirmiş saf bir idealist,   

Bir elli beş boyunda vazelinli saçlarını arkaya taranmış atmaca burunlu broşür dağıtan Erotik ürün satıcısı bir eşcinsel,

Bir aşağı bir yukarı gezinen göğüsleri yeni çıkmaya başlayan, dar etekleri ve ilk rujlarıyla sıska kıçlı sivilceli öğrenci kızlar,

Tekerli sandalyesinde Türk bayrağı dalgalanan azametli bir Kıbrıs gazisi,

Biricik kızını düşünüp damadının organik beslenmesine katkı yaparak ölmeden cennette yaşaması için çalışma hayatına "egemenlik milletin" deyip 25 yıldır meclise çivi çakarak devam eden bir siyasetçi kadar tohuma kaçmış, tüyleri keçelenmiş dili dışarıda derin derin soluyan hantal bir alaska kurdu ve yanında yirmilik bir delikanlı,   

Türk vergi hırsızı  kodamanlara ayak uyduramayıp sıkıntıdan patlayan vergi memurları,

Erkekler erişilmez olduğunu düşündüklerinden yalnızlığa terk edilmiş tek başına vitrinlere bakıp öylesine dolanan şuh bir kadın,

Tuzak birahanelerde işleri güzel görünerek, o..birci ahalinin kendisini  daha iyi hissetmesini sağlayıp  içki satışlarını artırmak olan ortalıktaki masalara  serpiştirilmiş,  bacak sallayıp  cilveli cilveli  bilek çevirip gerdan kıran, postallı, 10 yüzüklü, dil kulak piercingli, aşk dövmeli, reglli, tam teçhizat kendini sergilemekle meşgul birkaç iki ayaklı seks bombası,

Merdiven basamaklarına çöküp lolipop yalayan on, on bir yaşlarında yarı Kürt çıplak kirli ayaklı bebeler,

Portakal renginde tişörtlü baloncu şişman kız,

Kitapevlerinde dolanan bir yandan tanınmayı umup öte yandan yazdıkları butik romanların satışını denetleyerek binlerce genç kadının yastıklarının altında kitaplarıyla çırılçıplak uyuduklarını düşleyen aşk ve ekmek peşindeki üçüncü sınıf yetenekler,

Sokak bankında kırım savaşı tarihini okuyan, pipolu, saçını at kuyruğu yapmış, ateşle hiç karşı karşıya kalmadığı aşikar çekici fizyonomisiyle bir entel,

Aç gözlü olduklarından, düzenin p.zevenklerince tuzağa düşürülüp fahişeliğe zorlanan ve  işleri bitince de çiğnenip tükürülen farklı meslek gruplarından uygar, yetenekli erkek orospular,  

Sırt çantalı, pırıl pırıl kış güneşi gibi sarı saçlarıyla elinde Amerikan bayrağı taşıyan ergen bir kız,

Tercihini başını  belaya sokmak istemediği için yalnızlıktan yana kullanıp hiç evlenmemiş, yüksek mahkeme de boşanma davalarına bakan havalı bir  yargıç,  

Düşmanca olmaktan çok yorgun yüzleri sıska bedenleriyle güneydoğu kökenli belediye temizlik görevlileri,  (Bıraksan ortalığı birbirine katacaklar hiç olmadı greve gidecekler ama paraya ihtiyaçları var)

Kullanım süresi çoktan geçmiş ıskartaya çıkarılmasına rağmen yinede doymayıp bir şeyler uğruna harcanmışlık hissiyle altıncı dönem milletvekilliği sanrıları gören aç gözlü, nefret dolu, zirveye çıkmak için insanların üzerine çıkmaktan çekinmemiş güçle kafayı bozmuş her şeyi bildiğini sanan, dünyada benzerlerinden milyarlarca olan aydın, korkak, köle ruhlu, sümük kafalı ihtiyar bir yamyam,

Ağustos sıcağında kaldırımlarda ölü köpek misali uzanmış üzerlerini kalın lekeli battaniyeleri ile sıkıca örtmeye çalışan boş ceplerle baltayla yüzleşmek istemeyen eski siyah paltolu parmaksız eldivenli leş kokan sokağı tıkayan Kaybetmişler,

Azı, çıkarı için her haltı işleyen,

Çoğu, gülmeye kahkahaya şakalaşmaya ve yarını unutup günü yaşamaya hasret, karanlığa gömülmüş hayat mahkumları,

Fizyonomileriyle yaşamın ne boktan bir şey olduğunu bana hissettiren, düşünmeden itaat edip her saçmalığa inanan hemşerilerim,

Tanıdık yüzler…….

 

  

 

MUAMELE

Artık yolun sonuna gelmişti,

İyice tiksinmişti dalkavuk insanlardan,

 

Değişimi hissedebiliyordu,

Motivasyonu yok denecek kadar azalmıştı,

 

Hiçbir şey umurun da değildi,

Ve bu ona tuhaf bir özgüven veriyordu,

 

Belki de sonun değişmediğini bildiği içindi bu,

 

Çalıştığı iş yerinde yaşlı başlı adamların nüfuz sahibi kişilere yaranmak için etrafların da edepsizce koşuştuklarını görüp yalakalık yapmaları midesini bulandırıyordu,

Sanki, ölümlü oldukları ve Rabbimizin onları izliyor olabileceği hiç akıllarına gelmiyordu,

Kendi düşünceleri olmadığından güçlünün ışıltısından medet umup başkalarından sırf bu yüzden saygı beklemeleri iğrençti,

Evet ölümlü olmak insanı olağan üstü şartlarda tuhaf kılabilirdi ama asla güçlünün kölesi yapmamalıydı,

Hakanın çalışma hayatında, bütün bu olaylara kayıtsız kalması, uzaktan yalnızca teslim ve temaşa yeteneğiyle donatılmış bu adamlara bakıp kıs kıs gülüp ucuz üçkağıtlarına aptal aşikar muhabbetlerine dahil olmaması adamların da ona pis pis bakmalarına isterik bir biçimde çıldırmalarına ve fırsatını bulduklarında da o korkunç çocuğu taciz etmek için üstlerine şikayet etmelerine sebep olurdu,

Bu adamların prim yapmak uğruna hakanı yok etmek için ellerinden gelen ne varsa yapmaları zaman zaman hakanın belki de güçlülerle aynı yatağı paylaşıyorlardır diye muzipçe düşünüp kendi kendine gülmesine de yol açıyordu,

Güçlünün desteğini aldıklarını sanmanın özgüveni ile sürekli birilerini ekarte edip iş yerinin vazgeçilmezi olduklarını kanıtlama çabalarını da anlayamıyordu,

Oysa kullanılıyorlardı balık kafalar,

Daha önce birçok kez fırlatılıp atılmalarına rağmen,

Akıllanmıyorlardı da,

Kendileri de ezilen olmasına rağmen bir alttakini ya da bir başkasını hor görüp yok etme arzusu, gerçekte iktidar sahiplerinin  elini güçlendiriyor pisliklerini meşrulaştırıyordu,

Hayattaki en tuhaf şey mazlumun muzlumu ezmeye iştahlı oluşuydu  

Ve bir alttakini ötekileştirme, yok etme arzusu kadar cahil insanları keyiflendiren çok az şey vardı yaşamda,

 

Günahların en acımasızı garibanın garibana eziyet etmesidir kanımca,

 

Aradan bir yıl kadar zaman geçti,

Daha fazla dayanamayacağına karar verip,

Buraya kadar deyip istifayı bastı,

Kapıdan çıkarken geçmişte de görev yaptığı her işyerini terk ettiğinde hissettiği o huzur dolu dinginliği hissetti  ama bir kişi bile yoktu  etrafında uğurlayan,

 

Yıllar yuvarlanıp gitti,

Hoplayan zıplayan, başkaları için oynayıp kuklalık yapan, kendilerine ait düşünceleri olmayan yine de çok zeki olduklarını düşünen emekli olsalar bile amirlerinin kendilerini yalnız bırakmayacağını yine onların getir götür işlerine bakacaklarını sanan havuç kafalı küçük hesaplı çiğ ofis boyların tekiyle bir gün sabahın erken saatlerinde otobüs durağında karşılaştı,

Snob iyice solmuş iflas etmiş suratıyla ölüme iyice yaklaşmış gibiydi,

Yaltaklanacak, soytarılık yapacak adam kalmamıştı etrafında çünkü,

Hey dostum selam diye seslendi,  

Selam hakan nasılsın,

İyidir senden,

"Ya şimdi düşünüyorum da her şey boşmuş kayda değer hiçbir şey yok geriye kalan, ağzınla kuş tutsan da güçlüye yaranamıyorsun işleri bitince telefona dahi çıkmıyorlar" diye yakınıp dururken, hakan,  işte cesur bir hayat süremeyip yapması söylenenleri sorgulamaksızın harfiyen yapan sonun da kendi kusmuğunda boğulan biri daha diye içinden geçirerek gülümseyip boş ver dostum geçti artık yorma kafanı diye cevap verdi artık iş görmediği için fırlatılıp atılan bu sadık beygire,

Yine bir başka gün, güç sahiplerinden birini, hırsının etkisiyle yanlış yönlendirdiği ve yemlemeye çalıştığı eskilere benzer  imkansıza inanmanın tuzak olduğunun farkında olmayan bir kaç  tıynetsizle bir masa etrafında oturmuş parmaklayarak dostluk kurmaya çalışırken gördü,

 

Sistem değişmiyordu,

İktidar belli bir kesime aitti,

Bu işinde bir siyaseti vardı,

Ve onlar  iyi yaşama layıktı,

Geri kalanlar da itilip kakılmaya boyun eğmeye ve kullanılıp ıskartaya çıkarılmaya,

 

Seçtiği yolla,

Kendi işini yapıp derin mahfilin gücünden medet ummayışı üstlerine yılışıp ona yapması öğretilenlere temkinli yaklaşması gerektiğin de direnmesi ve mazlumlara kabadayılık etmeyişi,

Şimdi pişmanlıklarıyla yaşama eziyetine katlanmasına neden olmuyor hakanın,  

Çarmıha gerili ölümü beklemek  hiç hoş değil……, 

 

   

 

YAŞAMAK

Bazen çaresiz hissederim kendimi,

Tatminsiz,

Yitik,

Çiğnenmiş,

Düşsüz,

Fırlatılmış,

Dünyayla iletişimi kesik,

Evren de yapayalnız,

 

Herkes

Coşkulu

Azimli

Konusunun uzmanı

Yere sağlam basan

Hayatla ışıltılı

Daha dayanıklı gelir bana,

 

Sonra etrafıma bakar,

 

Ömürleri boyunca aklı başında davranmaya çalışan normal olmaya takıntılı  bir aptal gibi,  yaptıklarından ve hala yapıyor olmaktan pişmanlık duymaksızın  debelenip durdukça ortaya çıkan  kambur donuk bir beden, yaralı bir yüz, böceği andıran nefret dolu gözler, kusmuğu andıran bir cilt, çaptan düşmüş   her şey için geç çok kalmış,  koflaşmış, hiçbir şeyi umursamayan hiçbir şeyin de onları umursamadığı önceden bildiklerinin çöp çıkmasıyla da hayal kırıklığına uğrayan, uyumsuz ve kaçık olduklarından kuşkulanıp kaygılanan, mutluluğu yükseklerde arayıp yükseldikçe kendi gibi esini yükseklerde arayan kaygılı  mutsuz tatminsizler  ordusunu keşfeden, acı çektikleri için acı veren, var oluşlarını başkalarının acılarıyla besleyen,  suçlu damgası yemekten alaya alınmaktan korktukları için mutsuz olduklarını itiraf edemeyen, talihleri yaver gidip arzularını  gerçekleştirdiklerinde telafisi olmayan kayıplarla karşı karşıya kalan, sevemeyen, sevilmeyen  ve sonunda da kandırılıp  hiç kar bırakmayan kazançsız bu dünyayı ölümle yumruklanarak  geride bırakacak olan,

Özlerine kadar yanmış, boş kibir ve can sıkıntısından başka hiçbir şeyleri olmayan, kendilerine duydukları nefret yüzünden nefret edilen, hem dürüst hem sahtekar, hem haklı hem haksız olan,  zavallı, erkeğin erkeğe kadının kadına benzemediği pek çok insan profili görürüm,

Tıpkı benim gibidir çoğunun gecesi ve gündüzü,

Delilik, elem ve korku yalnız bana ait değildir,

Ve bakışları en az benimkiler kadar hüzünlüdür,

Vazgeçmişlerdir,

Aynı  kaderi paylaştığımızı idrak ederim,

Dehşete kapılırım,

 

Sanki birilerince t..ak geçilmek için yaratılan sürekli acılar içinde kıvranan ikinci sınıf aksak insan türü,

 

Aslın da o kadar da korkunç durumda olmadığımı  düşünür,

Ve Kendimi boş verip,

Onlara üzülmeye başlarım,

Yellenip dururum,

 

Kısa bir süre için ama,

Asla uzun sürmez bu ruh hali,

Ve yine kendi aptal yalnızlık kılıfımı çekiveririm üzerime,

 

  

 

YUMURTA KAFA

Bazı köpeklerin uykularında kemik düşleri kurduğu gibi,

Sende koltuğunda oturup o sahte masumiyetinin ardına gizlediğin kurnazlıkla bir sonraki aşağılık hamleni düşünür taç giyme hayalleri ile yanıp tutuşurdun,

Kaba saba, insanları  en acımasız yöntemlerle yok etmeye çalışan bir zalim olduğunu gizleyip  hak ve adalet peşinde vatanı ve  ülkesi için kendini feda etmeye hazır bağlı olduğun kurumun çıkarlarını her şeyin üstünde tutan  bir kahraman gibi görünmeye çalışan ama öyle davranmayan her sahtekar gibi …….,

O  yüz yıllık tozdan geçilmeyen masana  çıkarına olmayan hiç bir şeye kalem oynatmayan tombul ellerinle nasıl da yapışır,

Pek çok insanın  yirmi, yirmi beş yıl çeşitli görevlerde branşı için çalışıp EMEK VERDİKTEN, TER DÖKTÜKTEN, İHTİYAÇ DUYULAN BELLİ BİR SÜREÇ GEÇTİKTEN  sonra ancak layık olup oturabildiği ama senin havadan kaptığın, belirli tecrübe ve ihtisas isteyen o koltuğa, hiç bir yerden gelip her şeyi elde etmek isteyen pek çok haydut T.C vatandaşı gibi  nasılda perçinlerdin o bol pantolonunun içinde sarkıp duran koyunun kuyruğunu andıran o yumuşak aptal kıvırtgan yağlı poponu,

 

Nasıl da o el bombasının kokusunu andıran pis tenin,  işyerindeki zarif kancıkları ürkütmesin diye her öğlen topukların kıçında evine koşarak  gider duş alırdın,

Nefesin de öyle korkunç kokardı ki İstanbul zürafa sokak  orospusunun nefesinden beterdi,

 

Her şey kontrolün altında olsun isterdin,

Sana olumlu yansıyacak hiçbir şeyi atlamazdın,

Yazılarda, içerikten çok- ki içerikten bi haberdin-  noktalı virgüllerin doğru konulup konulmadığına dikkat ederdin, 

Kıçı kırık bir belge de bile adının geçmesini pazarlama taktiği olarak görürdün,

Tüm enerjini, yapmayı iyi becerdiğini düşündüğün ve elbette harikulade yaptığın hainliğe harcardın,

 

Cinayetlerinin ardı arkası kesilmezdi, rakibinin üstüne gitmez bir sonraki adımını iki kez düşünüp hesaplayarak atar serinkanlı gözükmeye çalışır paniğe kapılmazdın, bütün bunların altında senin yok etme yeteneğin gizliydi, habersizce açığa vurmadan haysiyetsizce  yok etme yeteneği.........,

Dedikodularının da ardı arkası kesilmezdi ama herkesin değil elbette   kendini parlatmak için hedef tahtasına koyduklarındı hedeftekiler,       

İtibarsızlaştırma yöntemin de, sıradan sohbetler de, harcamak istediklerinin ne kadar tembel ve görevlerini hak etmekten uzak olduklarını kendinin ise nasıl da vatan millet aşkı ile dolu olduğunu sinsice yaymaktı,

Çalışanlarına ergen tripleri atarak atarlanır, senin gibi yanar döner birinin takdirini kazanıp hem cinslerini alt etme peşindeki kadıncıkları  bir birlerine düşürerek müfsitlikle onlardan verim beklerdin. Yalandan da olsa önünde eğilip,  biat edene şefkat,  adil olana hırpalayıcı olduğundan diş bilerdin. Bazılarının sözde zayıf karakterli olmasının nedenini ahlaksızca, rezilce, utanmazca babalarının mesleklerine bağlardın. Neymiş "......mesleğini icra edenlerin çocukları hep böyle ağlak, nankör olurmuş " falan.   Aşağılık adam seni............,

Kendin dışında herkesİ düşman sayardın, Bazı insanlar nasıl doğuştan düşman doğarsa sen de onlardan biriydin. Dürüstler için, doğru  bildiklerini yapmanın aksini düşünemeyenler için  saf bir siyanürün ta kendisiydin..., 

 

Amirlerinin senden beklediği şekli- ki onlarda senle aynı kabın adamlarıydı - hiç zorlanmadan alan bir omurgasızdın,

Fesatlıklarının, hınzırlıklarının ardı arkası kesilmezdi,

Başarı için sefil çıkarların için her şeyi mubah görürdün, yükselmek için vatan aşkını, liyakati ve tecrübeye saygıyı  şiar edinmek yerine hıyanete, gıybete, zarar vermeye ibadet eder gibi tapardın,       

Gerçekleri ortaya çıkarmaktan çok hedef aldığın figürü yere sermeyi esas alan vururken de manipülasyon yapan merhametsiz bir şehir eşkıyası gibiydin,

Böylesine seri katil cüretini, edepsizce ya da sıra dışı bir şey yapmayanların dışlandığı içinde yaşadığın zamanın cılkı çıkmış ahlaki  değerlerinden beslenerek alırdın  elbette,

Zaman zaman köşeye sıkıştığında içine sığındığın “ Ben yapmazsam   aynısını  başkaları yapacak ” tuhaf  söylemin de bunu doğrular nitelikteydi,

Her çeşit övgüyü kabul eder her türlü eleştiriyi görmezden gelirdin. Tiksintisini belli edeni bile umursamazdın, alışıktın böyle şeylere,

 

Öyle küçük dolanmış bir salyangoz, öyle s.ktirici hamamböceği ruhluydun ki, seni görmezden gelmek bile bir zevk olmaktan çıkardı,

Her zararlı gibi,  öyle tehlikeliydin ki kendi gölgen de bile korkardın,

 

Ve nihayet senin gibi nitelikli erkek fahişeleri  koynunda besleyen p.zevenk sistem, mesleki tecrübe ve birikimin olmadığından var olan düzeni 30 yıl geriye götürmene rağmen arzulanan yetkinlikte -- pis tırnaklarını kahrolası sisteme ve tahta ve dürüst mesleğine emek vermiş insanların bedenine geçirmek için gösterdiğin muazzam sabır ve  çaba --- olman ve uyumlu iş birlikteliğinden ötürü sana elinden geldiğince yardım edip ve elbette seni parlatıp öne çıkartarak sıvışan korkak Amirinin de desteğiyle, istediğini verdi,

 

Sahici ahlaklı vicdanlı İnsanları kandırmak kolay olduğundan seyirciye  hayal kırıklığı yaşatıp imkansız olan  tacını giydin,

Normal şartlarda imkansız olan gerçekleşti,

Tebrikler olsun tosun,

Aradan yıllar geçti,

Şimdi hiçbir farkımız ve saklımız kalmamasına ve aynı şeyleri bilmemize rağmen,

Yaptıklarınla geceleri rahat uyuyor musun diye düşünmeden edemiyorum. Üstelik  o hançerleme becerinle elde ettiğin ve elbette ne kadar nafile ne kadar rezil olduğunu idrak ettiğin tacını,  zamanın ruhundan kaynaklanan nedenlerden ötürü o malum yerinde gizlemek zorunda kalırken hem de,

Ama cevabını biliyorum tabi her zamanki sığındığın kaleye sığınacak   “ Herkes öyleydi ” diyeceksin lanet olasıca seni...,

  

Çok yazık, sen aslında kendini, bu dünyada yerine getirdiklerinin, sonsuz varlığının yalnızca bir prelüdü olduğunu göremeyecek kadar kıç deliğine kaptırmıştın,

 

Gerçekten şu an merak ediyorum sergilediğin aşağılık girizgahla  ahrette nasıl arzularına kavuşabileceksin,

Söyle hadi şeker, mahşer de Tanrının huzuruna çıktığında bunca gadrin zulmün hesabını nasıl vereceksin?

Meslekte emeği geçmiş bir çok insana eziyet edip, tükürdüğün, ruhunu güce satıp hiç  hak etmediğin  konum da olmak sana haz mı veriyordu? 

Başın öne eğik, kuyruğunu kıstırmış gibi durarak Rabbine “ Böyle olacağını, beni nelerin beklediğini bilmiyordum? ” diyerek bağışlanacağını mı düşünüyorsun? Yoksa mantığını haklı çıkarmak için  " Başarılı Amirlerimi gözlemlediğimde dünyanın daha çok vicdansız, her yeri oynayan, karşısındakinin hislerine empati duyma yeteneği olmayan sahtekar insanlar için olduğunu hissediyordum. Benim yaptığım kepazeliklerin de göz ardı edileceğini, yaşattığımı yaşamayacağımı sanıyordum. En büyük günahın - Kebıra- olduğunu bilmiyordum. Ektiğimi biçmeyeceğimi sanmıştım. Ahlaksızlığın, yavşaklığın, dalyara.lığın bana yakıştığını düşünmüştüm. Kişisel çıkarlarım çok tatlı görünmüştü. Anın güzelliğine, güncelin şehvetine kapılmıştım. Gerçek çıkarımın nerede olduğunu bilemedim. Doğru yolda olmadığımı kaybolacağımı, kararacağımı düşünemedim. Keşke uzun vade de ilahi adaletin varlığını hatırlayıp   kendim için, hatta yaşadıkları sürece  huzur bulamayacak çocuklarım, torunlarım, sülalem için kötü olanı istemeyip hata yapmasaydım. Arzularımın zıddı aptalca şeyler istemeseydim. Hak edenlere, emeği geçenlere fesatlık, zalimlik yapmasaydım. Onları iteklemeseydim.  Gıybetle altlarını oymasaydım. Onların beddualarından sakınsaydım. Kötücül tarafıma yenilip başkalarının ve kendimin onurunu hiçe saymasaydım. Onursuz bir hayatı başarıya tercih etmeseydim.  Kolay elde edilmiş bir saadet yerine  insana saygınlık kazandıran bir acıyı tercih etseydim. Kul hakkı yemeseydim. Ben gibi; zirveleri hak etmeyen amirlerimi, aşağılık çevremi örnek almayıp " herkes öyle " demeseydim. Ahlakın, dürüstlüğün, Allah korkusunun sahipleneni az diye  doğru yoldan çıkmasaydım. Rabbimin, mazlumun hakkını kötülerle el birliği yapıp yiyenden;  onu er geç bu işi yapanlardan ( en yakınları, torunları da dahil)  tahsil edeceğini, adaletin değirmenin yavaşta olsa mutlaka döneceğini idrak edebilseydim:((((((.  Huzuruna Asil ruhlu Yüzü ak biri olarak çıkabilseydim:(((((((" mi diyeceksin? Kendini kandırdığın gibi Rabbini de kandırıp ayar vereceğini mi sanıyorsun?

Kimselerin adam yerine koymadığı, rezil seni, terbiyesiz seni, dedikoducu seni, müfsit seni,  yüzsüz seni, tosun seni,  merhametsiz seni adam yerine Rabbim mi koyacak  …. ?

Yoksa bulaşık yıkayarak yırtacağını mı sanıyorsun be ey aşağılık hırslı bozuk tosun ?

 

İnsan, ne kadar fırıldak olursa olsun, ne kadar kendini çok zeki bir şeytan sanırsa sansın bir şekilde bir yerlerde hiç ummadığı bir anda mutlaka yediği nanelerin hesabının sorulacağının fakında olma